İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalının akaryakıt, LPG ve madeni yağ bayilik sözleşmesini 16.04.2016 tarihinde imzaladıklarını, davalının 5 yıl süreli bayilik hakkı kazandığını ve …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1057 KARAR NO : 2025/2066 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI: 2017/941 Esas - 2021/1136 Karar DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalının akaryakıt, LPG ve madeni yağ bayilik sözleşmesini 16.04.2016 tarihinde imzaladıklarını, davalının 5 yıl süreli bayilik hakkı kazandığını ve 20.04.2016 tarihinde imzalanan asgari mal alım taahhütnamesine göre her yıl için toplam 1000 m3 beyaz ürün (benzini motorin) ve 5 ton madeni yağ alıp satmayı kabul ve taahhüt ettiğini ve taahhütnameye göre eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarının % 5 oranında cezai şart ödemeyi de kabul ve taahhüt ettiğini, davalının Kadıköy 30.Noterliğinin 26.07.2017 tarih ve ... yevmiye nolu İhtarnamesi ile bayilik sözleşmesini haksız surette süresinden önce 31.07.2017 tarih itibariyle tek taraflı olarak feshettiğini, sözleşmenin feshinin 31.07.2017 taihli yazı ile EPDK'ya bildirildiğini, EPDK kayıtlarına göre 04.08.2017 tarihi itibariyle davalının lisansının başka bir dağıtım şirketi adına tadil edildiği, bu durumun, davalının başka bir dağıtım şirketi ile anlaşarak sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini gösterdiğini, daha evvelinde davalıya çekilen Üsküdar 25.Noterliğinin 05.05.2017 tarih ve ... yevmiye nolu İhtarnamesi ile eksik ürün alımı yapılarak tonaj ihlalinde bulunulduğu, bu durumun sözleşmenin ve taahhütnamenin esaslı ihlali olduğunun bildirildiği, tonaj taahhütlerinin yerine getirilmesi için gerekli çabanın gösterilmesinin istendiği, kar mahrumiyeti yönünden hakların saklı tutulduğunu, davalının eksik alım yaptığı gibi sözleşmeyi de haksız olarak feshettiğini, diğer davalının sözleşme ve taahhütnamenin garantörü olduğunu, davalının tüm borçlarından sorumlu bulunduğunu beyanla bayilik sözleşmesinin başladığı 18.04.2016 tarihi ile bayilik sözleşmesinin feshedildiği 31.07.2017 tarihine kadar ki dönem için 10.000,00 TL cezai şart alacağını, sözleşmenin sona erdiği tarih ile sona ereceği 18.04.021 tarihini kapsayan dönem için 35.000,00 TL kar mahrumiyeti alacağını“ akdi faiz ile birlikte tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davalı taraflarca davaya cevap verilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Taraflarca kar mahrumiyeti sözleşmenin feshi halinde bakiye süre yönüden öngörülmüştür. Kar mahrumiyeti yönünden davacı, davalının ürün alımını bıraktığı tarihten sözleşmenin sona erme tarihine kadar hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak Mahkememizce davacı vekilinin bu talebi yerinde bulunmamış, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre davacının o bölgede başka bayiliği ne kadar sürede tesis edebileceği saptanarak bu süre için kar mahrumiyeti hesaplanması gereklidir. Bilirkişi heyetince bu süre bir yıl olarak belirlenmiştir. Buna göre de ilgili döneme ilişkin davacı tazminat alacağı 80.000-TL olarak belirlenmiştir. Ancak davacı taraf dava dilekçesi ile 35.000-TL kar mahrumiyeti talebinde bulunduğundan taleple bağlı kalınarak 35.000-TL kar mahrumiyetinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davacı taraf alacaklarının, talep gibi, dava tarihinden itibaren, Taahhütnamenin ilgili bölümünde öngörülmüş olan aylık % 7 faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekmiştir. Sözleşmede garantörün sorumluluğu düzenlenmekle taahhüdünün kesin ve süresiz olduğu belirtilmiştir. Diğer davalı ... davacı alacaklarından üçüncü kişinin fiilini taahhüt eden kişi olarak sorumlu bulunmaktadır. Davalı ... tarafından taraflar arasında sulh yapıldığı belirtilmiş ise de dosyaya sunulan kayıtlardan sulhun başkaca bayiliklere ilişkin olduğu, dava konusu uyuşmazlıkla bir ilgisinin bulunmadığı tespit edilerek ve taleple bağlı kalınarak davacının davasının kabulüne," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının Yargıtay içtihatlarına, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi süresince bahis konusu bayiliklerin bir kısmının sonlandırıldığını, bir kısmının yeni işletmecilere devredildiğini, bir kısmı ile de yeniden bayilik sözleşmeleri imzalandığını, tüm bu bayilikler nedeniyle taraflar arasında onlarca ihtilaf (dava, icra dosyları vb.) çıktığını, asiller arasında yapılan şifahi uzlaşmada tarafların asıl ve gerçek iradesinin Balpet ile ... arasındaki tüm bayiliklere yönelik olduğunu, bunun aksinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi taraflar arasındaki ticari ilişkiye de uymadığını, ancak taraf vekillerinin sehven bir kısım uyuşmazlıkları protokol metnine yazmayı unuttuğunu, davacı dağıtım şirketi Balpet'in tek taraflı olarak sözleşmelere koyduğu ve zayıf konumdaki bayi aleyhindeki ceza-i şart, kar mahrumiyeti kayıtlarının haksız şart mahiyetinde olduğunu, bayi lehine herhangi bir yatırım, hibe, destek vb. de ödenmediğinden bu taleplerin geçersiz olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının bu yönü ile de hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; bayilik sözleşmesi kapsamında cezai şart ve sözleşmenin fesihle sona erdiği tarihten sözleşmenin devamı halinde sona ereceği tarihe kadar olan dönem yönünden kar mahrumiyeti talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karar karşı davalı ... vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, bayilik sözleşmesi kapsamında garantör ... vekili ile davacı şirket arasında yapılan sulh sözleşmesinin dava konusu uyuşmazlığı kapsayıp kapsamadığı, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshinin haklı olup olmadığı, cezai şart ve kar mahrumiyeti koşullarının oluşup oluşmadığı, hükmedilen cezai şarttan indirim yapılması gerekip gerekmediği, hükmedilen faiz oranının yerinde olup olmadığı noktalarındadır.Taraflar arasında 18/04/2016 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi ve 18/04/2016 tarihli istasyonlu akaryakıt bayilik protokolü, 20/04/2016 tarihli asgari alım taahhütnamesi düzenlenmiştir. Her üç sözlemede davalı ...'ın "garantör" sıfatıyla imzası bulunmaktadır.... tarafından taraflar arasında yapılan sulh sözlemesi nedeniyle davanın reddi gerektiği savunulmuş ise de yapılan sulh sözlemesinin ilgili olduğu mahkeme dosya ve icra dairesi numaralarının açıkça belirtilmiş olduğu, protokolde eldeki uyuşmazlığa dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, bir çok ticari şirketi ilgilendiren takip ve dava konusu edilmiş alacakların tasfiyesi konusunda avukatlarca düzenlenen sulh protokolünde dava konusu uyuşmazlığın da sulh kapsamında olduğu, ancak avukatlarca protokole yazılmasının unutulduğu yönündeki soyut iddianın dinlenebilir ciddi bir iddia olmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde değildir. ...'ın sözleşmelerde "garantör" sıfatının bulundugu, taraflar arasındaki istasyonlu akaryakıt bayilik protokolünün 8. maddesi ile TBK 128. Maddesi gereği üçüncü kişinin fiilini üstlenen anlamında olmak üzere garantör olduğu kaydı bulunmakla sorumluluğu bulunmadığına yönelik istinaf istemleri de yerinde değildir. Bahsi geçen Asgari Mal Alım Taahhütnamesi ile davalı/bayi, 5 yıllık sözleşme süresinin her yılında 1.000 m3 beyaz ürün ve 5 ton madeni yağ almayı aksi halde her bir yıl için eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5 oranındaki kârı, şirkete cezai şart olarak ödemeyi kabul ettiği, BPET nezdinde doğmuş ve herhangi bir nedenle doğacak borçlarına anapara faizi hariç tahsil tarihine kadar aylık %7 oranında akdi faiz oranında temerrüt faizi ve faize cari hadde göre hesaplanacak KDV'nin tahakkuk ettirilmesinin kararlaştırıldığı, yine bayinin taraflar arasındaki bayilik sözleşmesini Balpet tarafından sözleşme süresi sona ermeden tek taraflı olarak feshedilmesi halinde sözleşmenin başlangıç tarihinden fesih tarihine kadar ve ayrıca sözlesmenin feshi tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar bayi tarafından taahhüt edilen beyaz ürün ve/veya madeni yağ miktarı üzerinden Balpet'in uğramış olduğu kar mahrumiyeti bedelini de hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın ödemeyi de kabul ve taahhüt ettiği, yine bayilik sözleşmesinin, sözleşmenin feshin sonuçlarını düzenleyen 47/d. Maddesinde, bayinin işbu sözleşme ile veya bu sözleşmeye ek protokollerde belirlenen cezai şarta ilaveten fesih tarihinde sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünleri (benzin, motorin, madeni yağ, kal-yak, fuiloil) miktarlarını fesih işlemi nedeniyle satamaması sonucu şirketin uğradığı tüm zarar ve ziyanın , bu meyanda fesih tarihinden, sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher m3 beyaz ürün için motorindeki şirket karı esas alınmak suretiyle belirlenecek toplam şirket zarar ve ziyanını hiçbir itirazda bulunmaksızın herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt ettiği, 48.maddesi hükmünde de bayi sözleşme veya eklerindeki hüküm ve taahhütlere aykırı davranışı sebebiyle sözleşmenin bayilik veren tarafından feshi halinde veya bayilik verenin rıza ve muvafakatini almaksızın sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi, başka bir bayilik alması halinde sözleşme ve ek protokolle kararlaştırılan cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.Taraflar arasındaki bayilik sözleşmenin 43.maddesinde süre beş yıl olup bayilik sözleşmesi ilişkisi normal şartlarda 18.04.2021 tarihinde sona erecektir. Ancak davalı şirketçe Kadıköy 30. Noterliğinin 26.07.2017 tarih ve ... yevmiye nolu İhtarnamesi ile" ticari koşulların uygun olmaması sebebiyle 31/07/2017 tarihi itibarıyla" feshedildiği bildirmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça feshinin haklı bir gerekçeye dayanmadığını anlaşılmakla davalının haksız feshin sonuçlarından sorumlu bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. TBK'nun 179/II maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740) TBK.'nun 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, TBK'nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Yani her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir(Yargıtay 19. HD'nin 04/12/2019 Tarih 2018/3380 E. - 2019/5428 K. Sayılı Kararı). Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen sözleşme 18/04/2016 tarihli olup, bu durumda yıllık alım taahhüdüne uyulmaması halinde cezai şart tutarlarının hesap edileceği dönemler; 1.Dönem 18/04/2016-17.04.2017, 2.Dönem: 18/04/2017-17.04.2018, 3.Dönem 18/04/2018-17.04.2019, 4.Dönem 18/04/2019-17.04.2020, 5.Dönem 18/04/2020-17.04.2021 şeklinde kabul edilmelidir.Dosyaya kazandırılan 05/11/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı tarafça birinci dönem sonu olan 17.04.2017 tarihinden sonra davacıya 18/04/2017- 27/04/2017- 06/05/2017 tarihlerinde ve devamında 26/07/2017 tarihine kadar motorin satılarak faturaların düzenlendiği, yeni dönem başlamadan davalıya herhangi bir ihtar gönderilmediği, 2. Dönem başladıktan ve 18/04/2017 ve 27/04/2017 tarihli mallar satılıp teslim edildikten sora 05/05/2017 tarihinde düzenlenip davalı şirkete 11/05/2017 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile 1. Dönem cezai şartın talep edildiği belirlenmiş olmakla davacının 1. Döneme ilişkin cezai şartı talep edemeyeceği ancak 2. Döneme isabet eden ve bilirkişi raporu ile eksik alınan 190.767 litre için hesaplanan 36.387,85 TL' nin talep edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince talep edilebilecek cezai şart tutarının ilk dönemi de kapsar şekilde 158.175 TL olarak belirlenmesi isabetli değildir.Davalı vekilince, mahkeme tarafından cezai şartın müvekkili şirketin ekonomik olarak mahvına sebebiyet verip vermeyeceğinin incelenmediği hususu ileri sürülmüştür. Kural olarak tacirler arasında kararlaştırılan cezai şart anlaşmalarındaki cezai şart miktarı, fahiş olduğundan bahisle tenkise tabi tutulamaz, tacir olmayan kişiler arasında hakimin takdiri ile uygulanan indirim, tacirler arasında söz konusu olmaz. Ancak, bu yönde bir savunmada bulunulması halinde cezai şart miktarı davalı borçlunun ekonomik mahvına neden olabilecek nitelikte ise o takdirde yerleşik Yargıtay kararlarına göre hâkim, cezai şart miktarında hakkaniyete uygun bir indirime gidebilir. Dairemizce belirlenen 36.387,85 TL cezai şartın dosyaya alınan bilirkişi raporlarındaki belirlemeler, ciro ve satış tutarları dikkate alındığında dahi davalının ekonomik mahvına neden olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Yine belirlenen cezai şart tutarı TBK 82/3. Fıkra gereği dairemizce "aşırı ceza koşulu" olarak değerlendirilmemiş ve takdiri indirim cihetine gidilmemiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince cezai şartın belirlenmesine ilişkin bölüm isabetli görülmemiş ise de dava kısmi dava olup taleple bağlı kalınarak hüküm altına alınan 10.000 TL cezai şarta ilişkin hüküm bölümü sonucu itibarıyla doğrudur. Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kar mahrumiyeti ise bir tarafın kusuruna bağlı olarak sözleşmenin devam ettirilememesi nedeniyle elde edilemeyen net gelir olup, kâr mahrumiyeti talep edilebilmesi için davalının borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerekmektedir. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 gün ve 2010/14-244-260 sayılı ilamı). Sözleşmenin haksız feshinde ancak sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde kar kaybı zararı istenebilir. Kar mahrumiyeti yönünden davacı, davalının ürün alımını bıraktığı tarihten sözleşmenin sona erme tarihine kadar hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak Mahkemece Yargıtay'ın yerleşik uygulaması ve sektör bilirkişisinin de bulunduğu heyetçe düzenlenen rapor ile davacının o bölgede başka bayiliği bir yıl içinde sağlayabileceği yönelik denetime ve dosya içeriğine uygun süre baz alınarak yapılan hesaplama 80.000-TL kar mahrumiyeti belirlenmesinde ve taleple bağlı kalınarak kurulan hükümde bir isabetsizlik yoktur. Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin "fiyat tespiti - ödeme - muacceliyet ve temerrüt hali" başlığı altında düzenlenen 42/2.maddesinde davalı bayinin , doğmuş ve herhangi bir nedenle doğacak davacı nezdindeki borçlarına tahsil tarihine kadar T.C. Merkez Bankası avans faiz oranına 20 puan eklenerek bulunacak faiz oranı üzerinden, yıllık faiz ve faizin cari hadde göre hesaplanacak K.D.V.'nin tahakkuk ettirmesini ve bu faiz haddinde aynen yansıtılmasını peşinen kabul edeceği düzenlenmiş ise de yine taraflar arasında imza altına alınan taahhütnamede, doğmuş ve doğacak borçlar hakkında tahsil tarihine kadar aylık % 7 oranı üzerinden faiz hesaplanacağı, yargılama ve icra takiplerinin uzun sürmesi, ülke ekonomik istikrarının bozulması gibi olası haller gözetilerek yıllık enflasyonun yıllık %10 un üzerinde olması halinde yılık artan enflasyon oranının aya bölünmesi ile ortaya çıkan oranda aylık %7 faiz oranına ilave edilerek, ortaya çıkan ve artan yeni oran faiz oranının talep edilebileceği kararlaştırılmıştır.6102 sayılı TTK 8. Maddesi ile Cari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir. Bu durumda taraflarca belirlenen aylık %7 oranında faiz uygulanmasında bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının sonucu itibarıyla doğru anlaşıldığından davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 3.073,95 TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yatırılan 800,00 TL harcın, bu davalıya iadesine, 4-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025