T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/965 Esas KARAR NO : 2025/2209 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/172 Esas - 2022/844 Karar TARİH: 13/12/2022 DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/965 Esas KARAR NO : 2025/2209 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/172 Esas - 2022/844 Karar TARİH: 13/12/2022 DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/09/2011 tarihinde meydana gelen depremden dolayı köylerde yapılacak olan ağır hasarlı evlerin yapımı için ... Yapı İnşaat yetkileriyle görüştüğünü, görüşme sırasında bölgede yapılacak olan inşaat için ortak çalışma teklifinde bulunduklarını bunun üzerine İstanbul'daki fabrikalarını incelendiğini ve depreme dayanaklı ekolojik evlerin imalatını yaptıklarını, bunun üzerine yaptıkları hesapta nakliyenin fazla olduğundan dolayı Van'da ikinci fabrikayı kurmak istediklerini, kurulacak olan fabrikadaki işlerin patentli olduğu için kendisine %49 hisse teklifinde bulunduklarını, bunun üzerine ekolojik fabrikasını kurmak için şirket yetkili...105 metre karelik numune ev için 20 binTL para talep ettiklerini, bunun üzerine davacı taraf 10 bin TL nakit vereceğini, ayrıca 10 bin TL'lik çek de vereceğini, bunun üzerine 20 Haziran 2012 tarihinde banka hesap numarasını ve çeki yazacağı şirket bilgilerini davacı tarafın mail adresine gönderdiğini, 22/06/2012 tarihinde gönderilen Iban numaralarına değil de ...'tan yanlarında çalışan muhasebecisi olarak çalışan talat kılıcın hesabına Erçiş ... şubesinden 10 bin TL havale ettiğini ve dekontun da mevcut olduğunu, ayrıca 26/09/2012 vade tarihli ... nolu çekide acilen istediklerini, bunun üzerine tanıdığı olan otobüs şoför'ü ile gönderdiğini, bunun üzerine davacı taraf numune evi istediğini ve göndereceklerini söylediklerini ama bir türlü numune evi teslim etmediklerini bunun üzerine vermiş olduğu çeki ve parasını istediğini, yapılan isteğe karşı ortakları ile anlaşamadıklarını ve zarar ettiklerini beyan ederek yapılan telefon görüşmelerinde de ödemenin yapacaklarını derken hal böyle olunca çek günün geldiğini, hesabında parasının olmadığını ve ödeyecek durumunda da olmadığını, 15/10/2012 tarihinde ...'den arandığını ve çekin teminat olarak aldıklarını söylediklerini, ayrıca ödeme durumunun olup olmadığını sorduklarını ve davacı taraf da ödeyecek durumunun olmadığını, davacı adına düzenlenmiş olan sahte ve asılsız olan sahte imzalı faturadaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek, çekin ödenmemesi için tedbir kararı ödeme yasağı ve borçlu dolmadığının tespitini, yargılama sonucunda çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı ile diğer davalı ... arasında yapıldığı iddia edilen görüşmelerden, fabrika kurulması planlarından ve yapıldığı iddia edilen ödemelerden müvekkilinin haberinin olmadığını, Müvekkili ... Yapı İnş. San. Ve Tic. LTd. Şti'nin müşterek imzaya yetkili ortaklarından biri olduğunu, ancak diğer davalı ...'nin müvekkili olan şirketinde hiçbir ortaklığının olmadığını, bu nedenle davacı ile şirket adına yapıldığı iddia edilen görüşme ve iş ortaklığı planlarının da müvekkili açısından bir bağlayıcılığının olmadığını, dava konusu çekte her ne kadar ... Yapı Şirketi adına yetikli sıfatıyla müvekkilinin imzası yer almaktaysa da, müvekkilinin bütün müşteri çeklerinin altındaki ticari ilişkiyi bilmesinin mümkün olmadığını, önüne getirilen çekleri ticari ilişkilerde kullanmak için müvekkili olan şirket adına ciro ettiği çok sayıda çek bulunduğunu, ancak davalı ile yapılan görüşmelerinde ve alınan ödemelerden müvekkili olan şirketinin hiçbir malumatının olmadığını, yine davacı taraf kendisi adına sahte fatura düzenlendiğini ve dava konusu çeki ... ... şirketine teslim ederken bu sahte faturanın kullanıldığını iddia ettiğini, müvekkilinin sahte fatura tanzimi olayından da haberi olmadığını belirterek, öncelikle dava yetkisiz mahkemede açıldığından ve yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu ve davanın yetkisizlik nedeniyle reddini, davanın müvekkil ... ... açısından husumet yokluğundan reddine, davacı tarafından %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. Davalılar ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine açılan dava usul ve yasaya aykırı olduğunu, haksız ve mesnetsiz olduğunu ve davanın husumet yoklunda davanın reddi gerektiğini, davacı taraf müvekkillerine çek verdiğini ve çekin ödendiğini iddia ettiğini, müvekkillerine böyle bir çek tahsil edilmediğini belirterek, her bir müvekkil için vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesini karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/12/2022 tarih ve 2020/172 Esas - 2022/844 Karar sayılı kararında; " İşbu dava, kambiyo senedinin bedelsizliğine ilişkin menfi tespit ve kambiyo senedinin iptali davasıdır. Davacı yanın kambiyo senedinin iptali talepleri yönünden; dosyaya sunulan çek sureti ile sabit olmak ve davacının da kabulü de bulunduğu üzere davacı dava konusu 26/09/2012 ödeme tarihli, 0237587 seri nolu 10.000-TL bedelli çekin keşidecisidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 651/2. maddesi gereğince çek iptal davası açma hakkı, hamile tanınmış bir haktır. Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114.maddesinde dava şartları sayılmıştır. Bunlardan biri de (d) bendinde belirtilen "tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları" halidir. Aynı kanunun 115.maddesine göre, açılan bir davada dava şartlarının var olup olmadığı mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacaktır. Somut davada; davacı, iptalini istediği çekin keşidecisidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 651/2 maddesine göre keşideci olan davacının dava açma hakkı bulunmamaktadır. Keşide edenin çek iptali davası açmaya hakkı bulunmadığından davacının bu talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Davacı yanın menfi tespit istemi bakımından mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, davacının kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasının bulunduğu, bu nedenle de işbu çek sebebiyle davalılara borçlu bulunmadığının tespitini talep ettiği;Davalı ... Yapı İnşaat San. Tic. Ltd. Şti 'nın çekin lehdarı olduğu, çeki dava dışı kimseye ciroladığı, davacının bedelsizlik iddiaları bakımından çekin bir borç ilişkisine karşılık olarak alındığını ispat yükünün davalı ... Yapı İnşaat San. Tic. Ltd. Şti 'de olduğu ancak davalının davaya cevap vermediği ve dosyaya herhangi bir beyan da sunmadığı, böylelikle ispat yükü kendisine ait olan davalının senedin bir borç ilişkisine müteakiben verildiğini ispatlayamadığı değerlendirilerek davacının menfi tespit isteminin davalı ... Yapı İnşaat San. Tic. Ltd. Şti yönünden kabulüne karar verilmiş; Diğer davalılar ..., ... ve ...'nin ise dava konu çekte cirolarının bulunmadığı, lehdar olmadıkları, çekle ilgileri bulunmadığı, davalıların işbu çek sebebiyle davacıdan alacaklı bulunmadıkları değerlendirilerek ilgili davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;-Davacının dava konusu 26/09/2012 ödeme tarihli, 0237587 seri nolu 10.000-TL bedelli çek sebebiyle davalı ... Yapı İnşaat San. Tic. Ltd. Şti'ne BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,-Davanın davalılar ..., ... ve ... bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, -Davacının dava konusu 26/09/2012 ödeme tarihli, 0237587 seri nolu 10.000-TL bedelli çekin iptali taleplerinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı/davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılar; ... ..., ... ve ... bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, dosyaya mübrez 07/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin ticaret sicili kayıtlarında 16/01/2017 tarihine dek ... ..., ... ve Asiye Metozade olduklarıın tespit edildiğini, ticaret sicil kayıtlarında yer alan bilgilerden davalı şirketin 16/01/2017 tarihinden beridir organsız olduğunun, mevcut yetkililerin görev sürelerinin 16/01/2017 tarihinde dolduğunun ve bu tarihten sonra yeniden seçim yapılmadığının anlaşıldığını, dava konusu olayların gerçekleştiği tarihte davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin, ticaret sicil kayıtlarında davalılardan; ... ..., davalılardan ... ve Asiye METOZADE olduğunun görülmekte olduğunu; diğer yandan yine ticaret sicil kayıtlarında davalılardan ...'nin davalı şirketin eski ortağı olduğu bilgisinin mevcut olduğunu; bu hususların bahsi geçen Bilirkişi raporunda yapılan kapsamlı araştırmalar ve incelemeler sonucunda ortaya çıktığını; dolayısıyla dava dosyasındaki iddialarının gerçekliği ve haklılığının işbu bilirkişi raporuyla sabit hale geldiğini, Müvekkilin yargılama boyunca iddia ettiği gibi icra borcu olmamasına rağmen 12.550,00 TL'nin icra baskısı altında ödendiğini; ancak gerçekte olmayan bir icra borcu olduğuna dair beyanların bilirkişi tarafından incelenen bilgi ve belgelerle ortaya çıktığını; ek olarak; dosya kapsamında, müvekkili tarafından şirket adına yetkili olduğunu iddia eden ...'a gönderilen 10.000,00 TL'nin şirket kasasına davalı yanca aktarıldığına dair davalının haksız ve mesnetsiz savunmasının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunun ortaya çıktığını; bilirkişi raporuyla birlikte haklılığı ve gerçekliği ortaya çıkan iddialarının, yerel mahkemece dikkate alınmadığını; uyuşmazlığın vuku bulduğu tarihte şirketi temsile yetkili olan şahıslara yöneltilen davanın hukuka aykırı bir şekilde pasif husumet yokluğundan reddedilerek yanlış bir hüküm tesis edildiğini; buna da ek olarak, dava kendileri bakımından reddolunan davalı vekilleri lehine hukuka aykırı bir şekilde AAÜT'e göre vekalet ücreti kararlaştırıldığını, haklarında pasif husumet nedeniyle davanın reddi kararı verilen davalıların işbu dosya kapsamında davalı sıfatı ile yargılama sürecinde yer almalarının zaruri olduğunu; bu bağlamda TTK’nın 549 maddesi uyarınca limited şirketi temsile yetkili kişilerin, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduklarını, bu kapsamda talep ve dava hakkının; şirket tüzel kişiliğinin, ortaklarının ve şirket alacaklılarının bünyesinde doğduğunu, aynı zamanda TTK'nun ''Teselsül ve başvuru'' başlıklı 557. maddesinde ''Birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur. Davacı birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu belirlemesini isteyebilir. Birden çok sorumlu arasındaki başvuru, durumun bütün gerekleri dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir.'' düzenlemesinin yer aldığını, tüm bu sebepler ışığında; yerel mahkemece, ... ..., ... ve ... lehine davanın reddine karar verilmiş olmasının taraflarınca kabulü mümkün olmayan, hukuka uyarlığı bulunmayan yanlış bir nitelendirme olduğunu, buna ek olarak davalı vekilleri lehine AAÜT'ye göre hükmedilen 9.200,00 TL'lik vekalet ücretine ilişkin hükmün de yukarıda bahsedilen sebeplerle hatalı olduğunu, 26/09/2011 tarihinde meydana gelen depremden dolayı köylerde yapılacak olan ağır hasarlı evlerin yapımı için müvekkilinin; ... Yapı İnşaat yetkilileriyle görüştüğünü, görüşme sırasında bölgede yapılacak olan inşaat için ortak çalışma teklifinde bulunduğunu, takriben davalıların İstanbul'daki fabrikalarını incelediğini ve depreme dayanaklı ekolojik evlerin imalatını yaptıklarını gördüğünü, yapılan hesapta nakliyenin fazla olduğundan dolayı Van'da ikinci fabrika kurmak istendiğini, kurulacak olan fabrikadaki işler patentli olduğu için müvekkile %49 oranında hisse teklifinde bulunulduğunu, bunun üzerine ekoloji fabrikasını kurmak için şirket yetkilisi ... 105 metre karelik numune ev için müvekkilden 20.000,00 TL para talep ettiğini, müvekkili 10.000,00 TL nakit para vereceğini, ayrıca 10.000,00 TL'lik de çek vereceğini söylediğini, bunun üzerine 20 Haziran 2012 tarihinde banka hesap numarasını ve çeki yazacağı şirket bilgileri davalılar tarafından müvekkilin mail adresine gönderildiğini, müvekkili 22/06/2012 tarihinde davalıların yanında çalışan muhasebeci ...'ın hesabına Erçiş ... şubesinden 10.000,00 TL havale ettiğini ve dekontu da ibraz ettiğini, ayrıca davalıların 26/09/2012 vade tarihli ... nolu çeki de acilen müvekkilden istediğini, bunun üzerine müvekkili kendisinin tanıdığı olan otobüs şoförü ile çeki kendilerine gönderdiğini, bunun üzerine müvekkil sözleşmeye uyar bir şekilde ödediği bedel karşısında numune evi istediğini, takriben davalılardan gönderileceğine dair şifaen dönüt almış ama davalıların bir türlü numune evi teslim etmediğini, akabinde müvekkili vermiş olduğu çekin ve paranın kendisine geri verilmesini istemiş, yapılan isteğe karşı davalılar ortakları ile anlaşamadıklarını ve zarar ettiklerini beyan ederek yapılan telefon görüşmelerinde de ödemenin yapılacağını ifade ederken müvekkili tabiri caizse oyaladığını, bilahare çekin gününün geldiğini, müvekkili 15/10/2012 tarihinde ...'den arandığını ve çekin teminat olarak alındığını öğrendiğini, ödeme durumunun olup olmadığı sorulduğunda müvekkili ödeme durumunun olmadığını söylediğini ve kendi adına düzenlenmiş olan sahte ve asılsız olan sahte imzalı faturadaki imzanın kendisine ait olmadığını belirttiğini ve neticeten çekin ödenmemesi için tedbir kararı olarak ödeme yasağı ve borçlu olmadığının tespitini, yargılama sonucunda çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmek amacıyla istinafa konu yerel mahkeme kararına sebebiyet veren davayı ikame etme yoluna gittiğini, davalıların, müvekkile herhangi bir ürün teslim etmedikleri, hukuki ilişkiyi doğuran bir sözleşmenin mevcut olmadığı iddialarıyla ikame edilen haklı davanın, başta bilirkişi raporu olmak üzere tüm dosya kapsamından anlaşıldığını; somut olayda müvekkili aleyhine davalılar lehine sebepsiz zenginleşme sübut bulduğu için müvekkilin yapmış olduğu ödemelerin müştereken ve müteselsilen davalılardan ticari faizi ile tahsiline ve talepleri doğrultusunda davalılar aleyhine tazminata hükmedilmesi gerekirken her ne kadar bahsi geçen sebepler aleni bir şekilde ortaya çıkmış olsa da yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapılarak aleyhe hüküm kurulduğunu, Dosya kapsamından iddiaları ispatlanmış olmasına rağmen uyuşmazlık konusu çekin iptaline karar verilmeyerek bu talebin reddedilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu; dava konusu 26/09/2012 ödeme tarihli, 02375787 seri nolu 10.000,00 TL bedelli çekin ivedilikle iptaline karar verilmesi gerektiğini; sebepsiz zenginleşme suretiyle menfaat elde eden davalıların sorumlu olmaları, TMK m.2'ye rağmen hakkı kötüye kullanan, ticari teamül ve örf-adetlere göre de müvekkilini mağdur etmiş olan davalıların dava konusu çeki usulüne uygun olmadan kullanmış olmaları hasebiyle çekin iptali gerektiğini; İleri sürerek, izah edilen sebepler ve resen göz önüne alınacak nedenlerle birlikte; davanın ve istinaf taleplerinin kabulüyle, usul ve yasaya aykırı olan İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin; 2020/172 E., 2022/844 K., 13/12/2022 tarihli kararının aleyhe olan kısımlarının istinaf yoluyla incelenerek ortadan kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından davalı ... lehine keşide edilen, 26/09/2012 keşide tarihli, 0237587 çek numaralı 10.000,00-TL bedelli çekten ötürü davalılara borçlu olunmadığının tespiti ve çekin iptali istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın davalı şirket yönünden kabulüne, diğer davalılar bakımından ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından eldeki davanın 18/10/2012 tarihinde Erciş Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame edildiği ve netice-i talebin dava konusu çekin iptali ile çekten ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkin olduğu, dava tarihinden sonra çek kendisine ciro edilen dava dışı ... ... tarafından 05/11/2012 tarihinde keşideci davacı ve lehdar ... Yapı Şirketleri aleyhine İstanbul 6 İcra Müdürlüğü'nün 2012/22612 esas sayılı dosyası ile kambiyo takibi başlatıldığı, davacı tarafından dosya borcunun takip alacaklısına haricen ödendiği, haricen tahsilatın icra dosyasına bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu TC ... Bankası Erciş Şubesi nezdindeki davacı hesabından keşide edilen çekin lehdarının davalı ... Yapı Şirketi olduğu, bu şirket tarafından çekin dava dışı ... ... Şirketi'ne ciro edildiği, çekin ibrazında karşılıksız çıktığı ve dava dışı ... Şirketi tarafından dava tarihinden sonra takibe konu edildiği, çek üzerinde davalı gerçek kişilerin cirolarının bulunmadığı, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere aleyhlerine menfi tespit davası ikame edilen davalı gerçek kişilerin kambiyo alacaklısı sıfatlarının mevcut olmadığı, bu nedenle menfi tespit talebi bakımından davalılar ... ..., ... ve ...'nin pasif husumetleri bulunmadığı gibi, esasen davacının bu davalılara karşı menfi tespit davası ikame etmekte hukuki yararının da bulunmadığı, eldeki dava yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkin olmadığından davacının, TTK'nun 553 ve devamı maddeleri uyarınca yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin hükümleri kapsamında gerçek kişi davalıların husumetlerinin bulunduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, mahkemece bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, yine haklarındaki dava pasif husumet yokluğundan reddedilen ve kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar ... ... ve ... lehine, red sebebi ortak olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT kapsamında tek maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece dava konusu çekin iptali isteminin keşideci tarafından zayi nedeniyle iptal isteminde bulunulamayacağı gerekçesi ile reddedildiği, zayi nedeniyle kambiyo senedinin iptali istemlerinin çekişmesiz yargı işi oldukları ve hasımsız olarak ikame edilecek davada ileri sürülecekleri, eldeki davada davacının talebinin zayi nedeniyle iptal değil, dava konusu çekin bedelsiz olması nedeniyle iptal talebi olduğu, bu talebin esasen menfi tespit istemine içkin olduğu ve TTK'nun 818/1-s bendi atfı ile aynı Kanunun 757 ve devamı maddeleri kapsamında değerlendirilemeyecek olması karşısında, olmayan zayi nedeniyle iptal talebine ilişkin ayrı bir hüküm kurulmasının gerekmediği, öte yandan dava konusu çekin hamilinin dava dışı ... ... olduğu, davacının dava konusu çekten ötürü davalı/çek lehdarı ... Şirketi'ne karşı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de, davada taraf olmayan ... ...'i bağlayacak şekilde çekin iptaline de karar verilemeyeceği, davacının çekin dava dışı şirkete ... sözleşmesi kapsamında ciro edilmesi işlemine dayanak faturaların gerçeği yansıtmadığına yönelik iddiasını dava dışı ... ... Şirketi'ne ikame edilecek bir davada ileri sürebileceği, bu durumda mahkemece bedelsizlik nedeniyle iptal isteminin reddine ilişkin kararın sonucu itibariyle doğru olduğu, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.