T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1726 - 2026/1198 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1726 KARAR NO : 2026/1198 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2024 NUMARASI : 2021/139 Esas, 2024/337 Karar DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNAN :…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1726 - 2026/1198 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1726 KARAR NO : 2026/1198 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2024 NUMARASI : 2021/139 Esas, 2024/337 Karar DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNAN : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 13/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/04/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.03.2024 tarih 2021/139 Esas 2024/337 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/03/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesi davacı ...'in ağır yaralandığını ve sakat kaldığını, söz konusu kaza mağdurun yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı motosiklet ile ... plaka sayılı aracın çarpması neticesi meydana geldiğini, kaza nedeni ile kovuşturma yapıldığını ve HAGB kararı verildiğini, ... plaka sayılı motosikletin KZMMS poliçesinin davalı ... Sigorta AŞ. tarafından keşide edildiğini, işbu trafik kazası neticesi; davalı şirkete 6704 sayılı yasa gereği gerekli belgeler ile başvuru yapıldığını ve davacı ...'in 18/03/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası kaynaklı kalıcı maluliyet zararının tespiti ve tazmini, davacının malul kaldığı döneme (tıbbi şifa dönemi) ilişkin geçici-tam işgöremezlik zararı, bakıcı gideri zararının tespiti ve tazmini talep edildiğini, ancak davalı sigorta şirketi tarafından taleplerinin karşılanmadığını, bu uyuşmazlığın çözülmesi için tarafımızca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuğa başvurulduğu ancak arabuluculuk görüşmeleri neticesi anlaşma sağlanamadığını, davacının 18/03/2019 tarihinde geçirmiş olduğu kazaya ilişkin olarak kusurlu diğer sürücünün kullanmış olduğu aracın KZMMS poliçesini keşiden eden ... Sigorta AŞ. karşı açmış oldukları ... Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/34 Esas sayılı dosyasında kusur raporu, maluliyet raporu alındığını ve yapılan tespitler sonucunda, dosya tazminat hesap bilirkişisine tevdii edildiği ve tazminat hesap raporu dosya içerisine alındığını, kusur yönünden: ... ATK 16/07/2020 tarihli kusur raporu sürücü ... %80 sürücü ... %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, maluliyet yönünden ... ATK 17/120/2020 tarihli maluliyet raporunda davacının maluliyet oranının %4 olarak tespit edildiğini, açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK m.107 uyarınca toplanacak delillere göre tazminat hesabı yaptırılarak meydana gelen kaza neticesi davacının ; kalıcı maluliyet zararının tespiti ve tazmini, geçici-tam iş göremezlik zararının tespiti ve tazmini, her türlü yargılama harç ve giderleri ile birlikte davalı şirketten müşterek ve müteselsilen tazmin ve tahsiline dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın basit yargılama usulüne tabi olduğundan iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı HMK md. 319 uyarınca dava açılmasıyla birlikte başladığını, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu deliller dışında delil sunmasına dava dilekçesinde usulüne uygun şekilde bildirdiği deliller dışında delil bildirmesine muvafakat etmediklerini, davacının dava dilekçesi ekinde ve müvekkili şirkete sunmuş olduğu kaza tespit tutanağı ile sigortalı araç sürücünün ehliyeti kullandığı motor için yetersiz olduğunu, sigortalı aracın sürülme yeterliliğinin /ehliyetinin olmamasının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nda Sigorta Şirketine rücu hakkını tanıdığını, Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı A.4 maddesi gereğince kaza sonrasında kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağı ile her ne kadar Müvekkili Şirket nezdinde sigortalı aracın sürücüsünün kusurlu olmadığının açıkça belirtildiğini, davanın sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından reddini talep ettiklerini, maluliyet raporunun ATK 3. İhtisas Kurulu'ndan alınmasını, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla; 6098 Sayılı Kanunun 52. Maddesi Gereği davacının maluliyeti kendi eyleminden kaynaklanıp var ise sigortalı aracın kusuruyla arasındaki illiyeti kestiğinden davanın tümden reddi aksi halde dahi müterafik kusur indirimi yapılmasını, kazanın gerçekleştiği/poliçe tarihinde geçerli mevzuat uyarınca davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla-geçici iş görmezlik tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, yine davacı geçici işgöremezlik giderine ilişkin iddiasını, buna ilişkin giderini ispatlaması gerektiğini, hesaplama yapılacak ise baz gelirin agisiz asgari ücret olarak belirlenmesi bunun üzerinden hesaplanması elde edilen yararların mahsubunu, ayrıca dava dilekçesi ile birlikte dosyaya sunulan bir gelir belgesi olmadığını, gelir durumunun tanıkla veya taraf beyanına dayanan kolluk araştırmasıyla da ispatlanmasının mümkün olmayacağını, açıklanan nedenlerle davanın usulden reddini, davanın ...'a İhbarını, usulden red taleplerinin yerinde görülmemesi halinde haksız açılan davanın esastan reddini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusur olmadığından davanın reddini, aksi kanaatte keşif icrası ile kusur raporu alınmak üzere dosyanın, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne sevkini, davacının maluliyeti kendi kusurundan kaynaklandığından öncelikle davanın reddini, aksi kanaatte dahi kazayla illiyetli maluliyet durumunun tespiti amacıyla Maluliyet raporu alınmak üzere davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne sevkini, maluliyet bulunmaması halinde davanın reddini, bulunması halinde dahi yine davacının eylemiyle illiyet bağı koptuğundan davanın reddini, geçici iş göremezlik gideri ZMMS poliçesi kapsamında olmadığından, iddialar ispatlanmadığından talebin reddini, tazminat sorumluluklarının doğması durumunda uzman bilirkişilerce, TRH 2010 Mortalite tablosu esas alınarak yapılmasını, faiz talebinin reddini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmasını, yargılama giderleriyle, vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 26.03.2024 TARİHLİ KARARI: Davacının davasının hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle kısmen kabulü ile; 495,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 35.358,72 TL kalıcı iş göremezlik tazminatından oluşan toplam 35.854,08 TL tazminatın 04/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; Hesap raporunda güncel veriler üzerinden hesaplama yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerektiğini, tazminat hesabına etkili unsurlardan birisi olan asgari ücretin kamu düzeni ile ilgili olduğunu, aynı davada asgari ücretin artması halinde bunun mahkemece resen dikkate alınması gerektiğini, davacı bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi sonradan yürürlüğe giren asgari ücretin uygulanmasının kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan davalı yararına usuli kazanılmış hakkın oluşmayacağını, davacının zararının hesap edilen miktardan oldukça fazla olduğunu, hesaplama yapılırken fazlaca indirim yapıldığını, davacının vasıflı bir çalışan olduğunu ve gelirinin asgari ücretten fazla olduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin tespit edilen maluliyet oranının düşük ve eksik olduğunu, davacının maluliyet ortanının daha fazla olduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin asli kusurlu olduğunu, davalarının tümden kabulüne, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kaza anındaki sigortalı motosiklet sürücüsünün davacı olduğunu, 3. Kişi konumunda olmayan sigortalı araç sürücüsünün davacının zararının ZMSS rizikosu kapsamında olmadığını, davacının ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/37 Esas sayılı dosyasında karşı araç sigortacısı ... Sigortaya karşı yürüttüğü davada imzalanan protokolle davasından feragat ettiğini, bu yönden de davanın reddinin gerektiğini, Hükme esas alınan ... Trafik İhtisas Dairesinin kusuru raporunun da hukuka aykırı olduğunu, davacının sürücüsü olduğu sigortalı aracın gerçekleşen kazada kusurunun bulunmadığını, yine hükme esas alınan ... 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporunun kurul tarafından davacının bizzat muayene edilmeden 2019-2020 tarihli eski tetkik ve başkaca hekimlerin rapordan çok ucun süre önceki muayeneleri esas alınarak raporun düzenlendiğini, maluliyet ve şifanın en neticede bir süreç olduğunu, davacının kalıcı bir maluliyet olmayacak şekilde iyileşmiş olmasının mümkün olduğunu, hükme elverişli olmayan raporla hukuka uygun karar kurulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirkete başvurunun hükümde yapıldığını ve kabul edildiğini, ancak davacı tarafından müvekkil şirkete usule uygun yapılmış bir başvuru bulunmadığını, davacının sürücü göründüğü bir kaza tespit tutanağı ve yeminli tanık ifadesinin de mevcutken müvekkili şirketin ödeme yükümlüsü olduğunu ve temerrüde düştüğünün kabul etmediklerini, başvuru esnasında sunulması gereken tüm evrakların da sunulmadığını, geçici iş göremezlik yönünden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekilinin ve davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde, kazanın oluşumunda ... plakalı motosiklet sürücüsünün kural ihlalinin bulunmadığı, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı KTK'nun 53/1-b maddesindeki kuralı ihlal ettiğinden kusurlu olduğu belirtilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/4625 soruşturma sayılı dosyasında alınan 05/04/2019 tarihli kusur raporunda, ... plakalı motosiklet sürücüsünün tali kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu, motosiklette yolcu olan ...'in kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir. Yapılan itirazlar üzerine alınan 10/05/2019 tarihli kusur raporunda, ... plakalı motosiklet sürücüsünün tali kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/544 Esas, 2020/5 Karar sayılı dosyasında keşif neticesinde alınan kusur raporunda; ... plakalı motosiklet sürücüsünün ... olduğu, ...'in motosiklette yolcu olarak bulunduğu, ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'ın tali kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Dosya içine alınan, ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş'ye karşı davacı tarafça açılan tazminat davasının yürütüldüğü ... .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/34 Esas sayılı dosyasında ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 16/07/2020 tarihli ve 3350 sayılı raporda, sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahaldeki yolu takiben seyir halindeyken geldiği olay mahalli kavşakta, yaklaşan araçların hız ve mesafesine dikkat etmeden, kontrolsüzce ve dar açıyla sola, ... istikametine dönüş yaptığı esnada ... Caddesi istikametinden gelip ... Caddesi istikametine seyir halinde olan sürücü ...’ın kullandığı motosikletin sol yan kesimlerine çarpmasıyla meydana gelen kazada % 80 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki motosiklet ile meskun mahaldeki 30 km/s azami hız limitine sahip yolu takiben seyir halindeyken, yola gereken dikkatini vermeden, mevcut seyir hızını azaltmadan geldiği olay mahalli kavşakta, sola dönüşle üzerine gelen sürücü ...’ın kullandığı otomobil tarafından aracının sol yan kesimlerinden çarpılmasıyla meydana gelen kazada % 20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamına alınan savcılık soruşturma aşamasındaki kusur raporları, olay mahallinde yapılan keşif neticesinde ceza yargılaması aşamasında alınan kusur raporu ve tazminat davasında ATK'dan aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi birbiri ile de uyumlu olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin kusur oranına ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin ve davalı vekilinin maluliyete yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise yine bu dönemde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu), 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 18/03/2019 olup mahkemesince hükme esas alınan 30/11/2020 tarihli ve 15882 sayılı ve aynı doğrultuda düzenlenen 28/01/2022 tarihli ve 1026 sayılı ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporlarının, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporların hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin % 4 olduğu, 3 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmüş, davacı vekilinin ve davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davacı vekilinin ve davalı vekilinin hesap raporuna ve usuli kazanılmış hak iddiasına yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile SED raporuna göre asgari ücret baz alınarak davacının zararının yerinde belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmış, ayrıca davalı vekilince harç ve yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığı belirtilmiş ise de, bu hususta bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davalı vekili davacı tarafça 26/03/2023 tarihli kök rapora itiraz edilmemiş olduğunu, bu nedenle bu raporda belirlenen (41.593,04 TL kalıcı iş göremezlik ve 774,77 TL geçici iş göremezlik tazminat) miktarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu ve artık ıslahla ek hesap raporuyla belirlenen miktarın talep edilemeyeceğini ileri sürmüş ise de, mahkemece alınan 05/10/2023 tarihli hesap raporuna dayanarak davacı vekilince 11/10/2023 tarihli bedel arttırım dilekçesi sunulmuş olduğu, ancak yargılama devam etmekte iken yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince hüküm tarihine en yakın tarihli asgari ücret değerleri nazara alınarak davacının zarar miktarının belirlenmesi gerektiğinden kamu düzeni gereği 05/10/2023 tarihli ek hesap raporu alınmış olup davacı vekilince bedel arttırım dilekçesi sunulmak suretiyle ek hesap raporu doğrultusunda dava değerinin bir defaya mahsus arttırılmış olduğu, dava dilekçesi incelendiğinde davanın HMK'nın 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğu görülmüş, kamu düzeni gereği alınan ek hesap raporu nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği kanaatine varılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin usule uygun başvuru yapılmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmemiş olduğunu ileri sürmüş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde davacının 22/02/2021 tarihli başvuru dilekçesinin soruşturma evrakları, tedavi evrakları ve vekaletname ile birlikte davalıya 24/02/2021 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, ayrıca 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü gereği arabulucuya başvuru yapılmış olup taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesi neticesinde, düzenlenen 16/04/2021 tarihli arabulucuk son tutanaklarından tarafların anlaşamadıkları görülmüş ve her iki taraf vekilinin de iş bu görüşmede hazır bulunduğu ve arabuluculuk son tutanağı anlaşmamazlık belgeleri üzerinde imzalarının bulunduğu görülmekle usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmiş olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin davacının tazminat talep edemeyeceğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili kaza anındaki ... plakalı motosiklet sürücüsünün davacı ... olduğunu, motosiklette asıl yolcu olarak bulunan kişinin ise davacı olmayıp sürücü olarak kimlik bilgileri verilen ... olduğunu, bu nedenle davacının dava konusu edilen kazada 3.kişi konumunda olmayıp zorunlu mali sorumluluk sigortası rizikosu kapsamında olamayacağından tazminat talebinin reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Dosya kapsamı incelendiğinde her ne kadar kaza tespit tutanağında ... plakalı motosiklet sürücüsü (davacı) ... olarak belirtilmiş ise de, soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan tüm taraf ve tanık beyanları ve ... .Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/544 Esas, 2020/5 Karar sayılı dosyasında katılan ...'ın mahkeme huzurundaki ifadesinde; "olay tarihinde ben kullanmış olduğum motosikletle iş arkadaşım ...'ı da alarak işe gidiyorduk, seyrimiz esnasında sanık kullandığı araçla karşıdan geldi ve tali yola dönerken uyarı amaçlı korna çalmama rağmen bize geçiş hakkı vermedi ve kaza yaşandı, kaza sonucu yaralandık, hastaneye kaldırıldık, tedavi masrafları sigorta tarafından karşılandı, 17 gün boyunca işe gidemedim, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır " şeklinde beyanda bulunmuş olduğu, katılan (davacı) ...'in de beyanlarının bu beyanı doğrular mahiyette olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili her ne kadar davacı tarafından talep edilen geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğunu ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6271 esas ve 2020/8104 karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı) Davacı vekilinin hatır taşıması ve müterafik kusur indirimine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda TBK.nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerekliliği Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Dosya kapsamı ve mevcut soruşturma evrakları incelendiğinde davacının yaralandığı kazada motosiklette yolcu olarak bulunduğu, ... plakalı motosikletin sürücüsü olan ... ile arkadaş oldukları ve hatır taşımasının olduğu anlaşılmakla hesaplanan tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması yerinde görülmüş, davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Diğer yandan zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir. Dosya kapsamından, davacının sunulan maluliyet ölçüsünü belirtir raporun incelenmesinde, yaralanmasının sol ayak bileği kırığından kaynaklandığı, bu nedenle kask takılıp takılmamasının zararın artmasına sebebiyet vermediği anlaşılmış ise de, kaza tarihinde motosiklet sürücüsü olan arkadaşı ...'ın sürücü belgesinin bulunmadığı anlaşılmış, her ne kadar davacı vekilince dosyaya istinaf aşamasında ...'a ait sürücü belgesi sunulmuş olup esasen motosiklet sürücüsünün ehliyetinin bulunduğu ileri sürülmüş ise de, sürücü belgesi incelendiğinde belgenin verilme tarihinin 28/01/2022 olduğu, oysa kazanın 18/03/2019 tarihinde gerçekleşmiş olduğu nazara alındığında kaza tarihinde motosiklet sürücüsünün sürücü belgesinin bulunmadığı kanaatine varılmış, davacının arkadaşı olması sebebiyle bu durumu bildiği/ bilmesi gerektiği kabul edilerek tazminat miktarından % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması yerinde görülmekle davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.449,20 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 612,30 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 1.836,90 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 13/04/2026 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.