7. Hukuk Dairesi 2014/4033 E. , 2014/12500 K. Mahkemesi : Bursa 8. İş Mahkemesi Tarihi : 07/01/2014 Numarası : 2012/949-2014/2 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde …
**7. Hukuk Dairesi 2014/4033 E. , 2014/12500 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Bursa 8. İş Mahkemesi Tarihi : 07/01/2014 Numarası : 2012/949-2014/2 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı şirkette 12.06.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 12.10.2012 tarihine kadar devam ettiğini, davalı şirkette temizlik işçisi olarak çalıştığını, bir gün kendisine verilen bölgedeki işini yaptıktan sonra işveren vekili veya işi kontrol eden kişinin akşama muhasebeye uğramasını söylediğini, muhasebede kendisine ücretli izne çıkarılacağının söylendiğini, okur yazar olmadığı için önüne harf gösteren alfabeyi çıkarıp alfabeden harfleri yazdırıp kendisinden imza aldıklarını, bundan sonra tazminat hakkının kalmadığını söylediklerini, dolayısı ile tazminat haklarını elinden almak için hile ve desise ile yanıltılıp okumadan, anlamadan haksız ve yersiz olarak kendisinden imza aldıklarını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının Osmangazi Belediyesi ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme uyarınca yüklenilen Belediyenin temizlik hizmetinde çalıştırıldığı, davanın asıl işveren olan Osmangazi Belediyesi'ne yöneltilmesi ve davalı şirket yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davalı şirkete kendi özgür iradesi ile verdiği 12.10.2012 tarihli dilekçesi ile istifa ettiğini, bilahare sağda solda dilekçesinde iddia ettiği gibi kandırıldığını, haklarının elinden alındığını, mağdur edildiğini dillendirmesi ve araya giren kardeşlerinin de talebi ile 17.10.2012 tarihinde tekrar işbaşı yaptırılarak özel işleri nedeniyle 23 gün izi verildiğini, ancak davacının her nedense izninin bitimini müteakip işbaşı yapmadığını, işe devasızlığı nedeniyle işe davet yazısı gönderildiğini ancak davete henüz icabet etmediğini, davacının iş akdinin halen yürürlükte olduğunu, Ekim ayı maaşının tam olarak ödendiğini, Kasım ayı maaşının da birkaç gün içerisinde ödeneceğini, diğer yandan istifa dilekçesini içeriğini bilmediği iddiasının da doğru olmadığını, istifa dilekçesindeki dileklerinin bizzat talebi üzerine sesli olarak kendisine söylendiğini, yani davacının isteği ile görevinden ayrıldığını duyduğunu, dolayısıyla içeriğini bilmediği iddiasının doğru olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli hizmet sözleşmesi oluşu karşısında ihbar tazminatı isteğini reddine karar verilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş akdinin 12.10.2012 tarihinde feshedildiğini, davalının ise davacının 17.10.2012 tarihinde tekrar işe alındığını ve bu tarih itibari ile yıllık izne çıktığını, iş akdinin feshedilmediğini belirttiği, dinlenen tanıkların fesih tarihi ve davacının tekrar işbaşı yaptırılıp yaptırılmadığı konusunda beyanları bulunmadığı, dosya içerisinde yer alan yıllık izin fişlerinden, davacının 17.10.2012-18.11.2012 tarihleri arasında yıllık izin kullandığı, anılan belgede davacı imzasının yer aldığı, 16.11.2012 tarihli BÇM müfettiş tutanağında da davacının 18.10.2012 tarihinde yıllık İzne çıktığı ve iş akdinin feshedilmediğinin belirtildiği, buna göre 12.06.2007-12.10.2012 ile 17.10.2012-18.11.2012 tarihleri arası çalıştığının anlaşıldığı, BÇM müfettiş tutanağının da davalı beyanını teyit eder mahiyette olduğu, davalının Bursa 10. Noterliği vasıtasıyla gönderdiği 03.12.2012 tarihli "işe davet" yazısında da davacının 19.11.2012 tarihinden itibaren işbaşı yapmadığını, devamsızlık nedeninin bildirmediği takdirde iş akdinin 4857 Sayılı Yasanın 25/lI-g maddesi gereğince feshedileceğini belirtildiği, tüm bu nedenlerle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine diğer taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda, Mahkemenin fesihle ilgili kabulü dosya kapsamına ve hayatın olağan akışına uygun değildir. Davacı, okuma yazma bilmediğini, işveren tarafından ücretli izne çıkartılacağı söylenerek ve alfabeden harf yazdırılmak suretiyle kendisinden hile ile istifa dilekçesi alındığını, akabinde de iş akdinin tazminatsız feshedildiğinin bildirildiğini ileri sürmüştür. Davalı ise davacının kendisinin istifa ettiğini, ardından kendisinden hile ile istifa dilekçesi alındığını beyan etmesi ve kardeşlerinin isteği üzerine yeniden işe alınıp yıllık izne çıkartıldığını, izin dönüşü davacının işe gelmediğini, işe davet edilmesine rağmen davacının işe başlamadığını savunmaktadır. Dosyada mevcut davacıya ait olduğu bildirilen istifa dilekçesinden harflerin yazım şekli ve dilekçenin görünüşünden davacının okuma yazmayı tam olarak bilmediği anlaşılmaktadır. Davalı vekili davacıya talebi üzerine istifa dilekçesinin okunduğunu, davacının isteği ile görevinden ayrıldığını duyduğunu beyan etmiş ise de davalı vekilinin bu savunması dahi davacının iddialarını doğrulamaktadır. Mahkemece davacının yıllık izne ayrılıp izinden dönmediği kabul edilmiş ise de davacının kendisinin yıllık izne çıkartılması için kendisinden imza alındığını beyan etmesi, davacının hizmet cetveline göre 12.10.2012 tarihinde işten çıkışının bildirildiğinin sabit olduğu, bu tarihten sonra işverence davacının bilgisi dışında işe giriş çıkış yapılmasının davacı aleyhine yorumlanamayacağı, kaldı ki davacının Bölge Çalışma Müdürlüğüne iş akdinin haksız feshedildiği iddiasıyla 22.10.2012 tarihinde başvurduğu, bu nedenle davalının davacının 18.11.2012 tarihine kadar izinde olduğu ve izin bitiminde işe dönmediğinin savunulmasının somut olayla örtüşmediği, aynı şekilde davacının izinde olduğu savunulan tarihte 13.11.2012 tarihinde işçilik alacaklarının tahsili için bu davayı açtığı, bu nedenle dava açıldıktan sonra davacıya gönderilen 3.12.2012 tarihli işe davet ihtarnamesinin bir önemi olmadığı, davalının savunmalarını ispat anlamında tanık dinletmediği, davacı tanıklarından birinin ise fesihle ilgili olarak “ davacı bana işten çıkarıldığını söyledi, nedeni ise davacının söylediği kadarıyla kendisi istirahat ederken davalı işyeri çavuşu gelerek neden durduğunu söylemiş, kendisi az istirahat ediyorum demiş, bunun üzerine şimdi artık temelli istirahatlisin demiş” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakta olup tüm bu deliller bir arada değerlendirildiğinden davacının iş akdinin davalı işveren tarafından 12.10.2012 tarihinde haksız feshedildiğinin kabulü ile davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 05/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.