T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1062 Esas KARAR NO:2026/79 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/76 Esas - 2023/231 Karar TARİH:20/03/2023 DAVA :MENFİ TESPİT & İSTİRDAT (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1062 Esas KARAR NO:2026/79 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/76 Esas - 2023/231 Karar TARİH:20/03/2023 DAVA :MENFİ TESPİT & İSTİRDAT (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin yetkilisi olduğu ... tekstil tarafından davalı ... Tekstil şirketinden kumaş alındığını, karşılığında toplam 6 adet senet verildiğini, müvekkilinin kefil olduğunu, senetlerden bir adedi ile ikicisinin bir kısmının ödendiğini, 25.02.2010 vadeli 14.883-USD bedelli, 13.03.2010 vadeli 10.418,00.-USD bedelli, 30.03.2010 vadeli 14.883,00.-USD bedelli,11.04.2010 vadeli 10.418,00.-USD bedelli, 26.04.2010 vadeli 14.883,00-USD bedelli senetlerin ödenmemesi nedeniyle İstanbul 11.İcra Müdürlüğünün ... (Eski:...) sayılı dosyası üzerinden toplam 65.485,00-USD asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, alacaklı vekiline 28.03.2011 tarihinde 1.500,00-TL (968,68-USDı), 29.02.2012 tarihinde 6.000,00-TL (3.453,24-USD), 06.08.2012 tarihinde 2.005,00-TL (1.132,26-USD), 22.08.2012 tarihinde 11.080,00-TL (6.201,03-USD), 08.10.2012 tarihinde 4.020,00-TL (2.231,97-USD), 10.10.2012 tarihinde 2.005,00-TL (1.108,83-USD), 17.10.2012 tarihinde 2.505,00-TL (1.397,33-USD), 18.10.2012 tarihinde 2.505,00-TL (1398,43-USD), 14.11.2012 tarihinde 2.005,00-TL (1.117,86-USD), 03.10.2013 tarihinde 5.000,00-TL (2.501,38-USD), 04.10.2013 tarihinde 13.000,00-TL (6.511,72-USD), 08.10.2013 tarihinde 10.000,00-TL (5.301,45-USD), 10.10.2013 tarihinde 5.000,00-TL (2.528,45-USD), 04.11.2013 tarihinde 12.000,00-TL (5.947,07-USD), 15.11.2013 tarihinde 5.000,00-TL (2.454,11-USD), 19.11.2013 tarihinde 5.000,00-TL (2.479,05-USD), 03.12.2013 tarihinde 5.000,00-TL (2.455,92-USD), 19.12.2013 tarihinde 5.000,00-TL (2.426,24-USD) ödeme yapıldığını, haciz yapması sırasında müvekkilinin icra dairesine taahhüt vermiş olmakla borcun 110.000,00-TL tahsil edilmekle biteceğinin kararlaştırıldığını, 16.05.2014 tarihli mutabakat ile müvekkilin 10.000,00-TL lik eşit taksitler ile borcu toplam 11 taksit halinde ödemesinin kararlaştırıldığını, bakiye kalan alacaktan feragat edildiğini, taahhüt gereği olarak 16.05.2014 tarihinde 10.000,00-TL (4.766,22-USD), 20.05.2014 tarihinde 10.000,00-TL (4.749,50-USD), 14.07.2014 tarihinde 15.000,00-TL (7.083,16-USD) , 05.08.2014 tarihinde 10.000,00-TL (4.703,01-USD), 06.08.2014 tarihinde 10.000,00-TL (4.625,56-USD), 17.09.2014 tarihinde 10.000,00-TL (4.533,50-USD), 10.01.2015 tarihinde 10.000,00-TL (4.346,88-USD), 29.05.2015 tarihinde 15.000,00-TL (5.641,86-USD), 31.12.2016 tarihinde 25.000,00-TL (7.103,89-USD ) ödenmiş olmakla anlaşmanın dışında toplam 115.000,00-TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin halen çalışmakta olduğu şirketten aldığı maaşa uygulanan haciz nedeniyle de dosyaya 26.08.2019 tarihinde 3.535,00-TL ödeme yapıldığını, toplam 69.462,47-USD borç nedeniyle 99.777,78-USD ödeme yapıldığını, fazla ödemelerin geri istendiğini ancak kabul edilmediğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, belirterek borçlu olmadığının tespitine, icra tehdidi ile ödenmek zorunda kalınan fazla bedelin ödeme zamanından itibaren işleyecek reoskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava dilekçesinde dava değeri belirlenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davada taleplerin zamanaşımına uğradığını, 1 yıllık sürenin geçirildiğini, davacı tarafından 12.04.2011 tarihinde 1.500,00 TL (Kur 1.5111 - USD Karşılığı 992,65), 05.03.2012 tarihinde 6.000,00 TL (Kur 1.7635 - USD Karşılığı 3.402,32), 06.08.2012 tarihinde 2.001,00 TL (Kur 1.7708 - USD Karşılığı 1.130,00), 22.08.2012 tarihinde 11.080,00 TL (Kur 1.7868 - USD Karşılığı 6.201,03), 08.10.2012 tarihinde 4.016,00 TL (Kur 1.8011 - USD Karşılığı 2.229,75), 10.10.2012 tarihinde 2.001,00 TL (Kur 1.8082 - USD Karşılığı 1.106,63), 17.10.2012 tarihinde 2.501,00 TL (Kur 1.7927 - USD Karşılığı 1.395,10), 18.10.2012 tarihinde 2.531,00 TL (Kur 1.7913 - USD Karşılığı 1.412,94), -14.11.2012 tarihinde 2.001,00 TL (Kur 1.7936 - USD Karşılığı 1.115,63), 07.10.2013 tarihinde 18.000,00 TL (Kur 1.9961 - USD Karşılığı 9.017,58), 08.10.2013 tarihinde 10.000,50 TL (Kur 1.9875 - USD Karşılığı 5.031,70), 10.10.2013 tarihinde 5.000,50 TL (Kur 1.9775 - USD Karşılığı 2.528,70), 11.11.2013 tarihinde 12.000,00 TL (Kur 2.0358 - USD Karşılığı 5.894,49), 15.11.2013 tarihinde 5.000,50 TL (Kur 2.0374 - USD Karşılığı 2.454,35), 19.11.2013 tarihinde 5.000,50 TL (Kur 2.0169 - USD Karşılığı 2.479,30), 03.12.2013 tarihinde 5.000,50 TL (Kur 2.0359 - USD Karşılığı 2.456,16), 19.12.2013 tarihinde 5.000,50 TL (Kur 2.0608 - USD Karşılığı 2.426,48) ödeme yapıldığını, 16.05.2014 tarihinde hem İzmir 3.İcra Müdürlüğü'nün... Talimat sayılı dosyasından icra müdürlüğü önünde hem de haricen borç ödeme protokolü imzaladıklarını, bu protokol nedeni ile yapılan indirim sonucu davacının 110.000,00 TL'yi; 20.05.2014 tarihinde 10.000,00 TL, 01.07.2014 tarihinde 20.000,00 TL, 01.08.2014 tarihinde 10.000,00 TL, 01.09.2014 tarihinde 10.000,00 TL, 01.10.2014 tarihinde 10.000,00 TL, 01.11.2014 tarihinde 10.000,00 TL, 01.12.2014 tarihinde 10.000,00 TL, 01.01.2015 tarihinde 10.000,00 TL, 01.02.2015 tarihinde 10.000,00 TL, 01.03.2015 tarihinde 10.000,00 TL ödenmesini kararlaştırdıklarını, protokolünün imzalanmasından sonra davacı tarafından 23.05.2014 tarihinde 10.000,00 TL (Kur 2.0845 - USD Karşılığı 4.797,31), 14.07.2014 tarihinde 15.000,00 TL (Kur 2.1177 - USD Karşılığı 7.083,16), 15.07.2014 tarihinde 5.000,00 TL (Kur 2.12- USD Karşılığı 2.358,49), 06.08.2014 tarihinde 10.000,00 TL (Kur 2.1619 - USD Karşılığı 4.625,56), 17.09.2014 tarihinde 10.000,00 TL (Kur 2.2058 - USD Karşılığı 4.533,50), 29.05.2015 tarihinde 15.000,00 TL (Kur 2.6587 - USD Karşılığı 5.641,86) ödeme yapıldığını, maaş haczi nedeni ile 18.09.2019 tarihinde 2.898,59 TL ödeme geldiğini, davacının iddia ettiği gibi 115.000,00.-TL ödeme yapılmadığını, borcun henüz bitmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 20/03/2023 tarih ve 2020/76 Esas - 2023/231 Karar sayılı kararında; "Dava; icra takibine dayanak bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin, İİK.nun 72/3.maddesine göre açılmış Menfi Tespit davasıdır.2004 sayılı İİK’nın 72.maddesi gereğince; Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. Menfi tespit davalarında zamanaşımı süresi öngörülmediğinden davalı vekilinin bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir.Davalının İstanbul 11.İcra Müdürlüğünün ... (Eski: ...) sayılı dosyası ile 31/12/2010 tarihinde, davacı ile dava dışı ... Şti. aleyhine, dava dilekçesinde yukarıda belirtilen senetlere dayanarak, 65.485,00.-USD asıl alacak, 3.781,01.-USD işlemiş faiz, 196,46.-USD Komisyon olmak üzere toplam 69.462,47.-USD üzerinden kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, davacının da 28/01/2020 tarihinde 216.160,00.-TLüzerinden huzurdaki Menfi Tespit davasını açtığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı ve icra takibine konu senetler tartışma konusu değildir. Çözümlenmesi gereken sorun, davalının icra takibine, davacının da davaya konu ettiği yukarıda bahsedilen senet borçlarının tamamen ödenip ödenmediği, davacı tarafından fazladan yapılmış bir ödeme miktarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; Mahkememizce alınan 12/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Bilirkişi tarafından davacının iddiası ve davalının savunmasında geçen ödeme bilgileri karşılaştırılmış, yine taraflarca kabul edilen 16.05.2014 tarihli 9 maddeden oluşan borç ödeme protokolüne göre yapılan ödemeler de dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır.Protokolün 3.maddesine göre; Borçlu tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 30.05.2014 tarihine kadar 70.000-TL tutarındaki müşteri çekini alacaklıya teslim edecektir.Söz konusu çeklerin teslim edilmemesi halinde yapılan indirimden vazgeçilerek icra dosya borcunun tümünün tahsili için haciz vs.her türlü işlem yapılabilecektir.Bu hükme göre, Davacı tarafınıdan sunulan (1) nolu belgeden; protokolün 3.maddesi uyarınca 23.000-EURO bedelli ...'ye ait ... ait lehdarları ... ... Hukuk Bürosu olan 30.04.2015 tarihli bir adet teminat çeki alacaklı vekili Av....'a teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafın da buna zaten itirazı yoktur ve 28.02.2022 tarihli beyan dilekçesinde bu çekin teminat amaçlı verildiği, hiç bir icra takibine konu edilmediği, kasada bekletildiği, mahkeme isterse aslını ibraz edebilecekleri yönünde beyanda bulunmuştur. Bu nedenle ödeme olarak raporda dikkate alınmaması doğru olmuştur.Davacı tarafından sunulan Ek.3'de yer alan 29.05.2015 tarihli dekonttan ... tarafından ... adına yapılan 15.000-TL miktarlı ödeme davalı alacaklı tarafından kabul edildiğinden ödeme olarak hesaplamada dikkate bilirkişi tarafından dikkate alınmıştır.Buna göre yapılan hesaplama sonunda, takip alacağının fiili ödeme tarihlerindeki karşılığı bulunarak talep edilen faiz oranlarından faiz hesaplaması yapıldığı, kısmi ödemelerde ise ödeme miktarı üzerinden harç ve vekalet ücretleri hesaplandığı, ödeme tarihindeki kurdan USD'ye çevrildiği, kısmi ödemelerin TBK.100.maddesine göre takip ferilerinden mahsubu talebi de dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde dava tarihi itibariyle halen ödenmesi gereken 52.948,11-USD (118.053,58-TL) borç bulunduğu, istirdadı gereken miktar olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.Davacı vekilinin, takibin yabancı para değil TL takibi olduğu, buna rağmen yabancı para cinsinden USD takibi olarak hesaplama yapıldığı, TL takibi olarak hesaplama yapılarak ek-rapor alınması yönündeki talebi üzerine ek rapor aldırılmasına karar verilmiş, alınan 09.01.2022 tarihli ek-bilirkişi raporuna göre ise TL üzerinden 35.047,16.-TL davacının borcunun bulunduğu yönünde görüş bilildirilmiştir.Her ne kadar icra takibinin yabancı para üzerinden açılan bir takip olmadığı, TL cinsinden icra takibi olduğu yönünde bilirkişi kök raporuna itiraza ilişkin 03.05.2022 tarihli dilekçesinde beyanda bulunmuş, bu talep doğrultusunda ek-rapor alınmış ise de icra takibine konu senetlerin yabancı para alacağına ilişkin olduğu, icra takibinin de yabancı para üzerinden açıldığı açık, net, anlaşılır ve hiç bir tereddüte mahal olmayacak şekilde anlaşıldığından kök rapora itibar edilmiştir. Buna göre davacının dava tarihi itibariyle hâlen davalıya 52.948,11-USD borcu bulunmaktadır. Bu nedenle davasının reddine karar vermek gerekmektedir.Son celse yapılan davalıya yemin teklif hazırlıklarına gelince; davacı vekilinin 28.06.2022 tarihli yemin metni hazırlaması için verilen süre nedeniyle sunduğu yemin teklifi dilekçesinde; Davalı tarafça "davada belge olmadığı iddia edilen ancak davalı vekili tarafından tahsil edildiği beyan edilen 35.000,00-tl nin halen alacağı olup, olmadığına dair yemin edermisiniz " şeklinde yemin etmesine dair yemin teklif ediyoruz, denilmiştir.6100 sayılı HMK.nun "Yeminin Konusu" başlıklı 225. maddesinde; Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.Dikkat edilirse yemin, kendisinden kaynaklanan vakılar ile ilgili olarak yemine çağrılabilir. Kendisinden sâdır olmayan hususlarda yemin teklif edilemez. Diğer bir anlatımla davalının vekilinin bir parayı alıp almadığı hususunda davalıya yemin teklif edilemez. Eğer paranın davalı tarafından alındığı iddia edilmiş olsa idi, paranın teslim edildiğine ilişkin vakıa davalıdan kaynaklanmış olacağından (davalıdan sâdır olacağından) yemin teklif edilmesi mümkündü. Ancak davacı vekilinin sunduğu yemin metni içeriği ve iddialarına göre davalı asile yemin teklif edilemez. Bu nedenle verilen ara karardan dönülerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece takibin dövize dayalı olduğu yönünde yapılan tespitin doğru bir tespit olmadığını; alacaklı vekilinin talebi ile düzenlenen ödeme emrinde "69.462,47 usd tutarındaki T.C. Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Karşılığı 1,00 USD =1,55 TL'dir.(1,55 TLX69.462,47 USD =107.666,82 TLdir). Asıl alacağımızın takip tarihindeki T.C. Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Karşılığı olan Türk Parası karşılığına, takip tarihinden itibaren %27 ticari faizi ile birlikte, takip masraflarının , vekalet ücretinin tahsili, tahsil edilecek paranın BK 84 gereği öncelikle takip masraflara, faizlere ve vekalet ücretine sayılması talebidir. Değişen faiz oranları ile ilgili olarak takip ve talep hakkımıza saklıdır." denilmekle takibin açık olarak takip tarihindeki kur ile tl cinsine çevrilerek TL talepli takip açıldığı mutlak olmasına rağmen mahkemece döviz cinsinden takip kabul edilmesinin kabul edilemeyecek bir durum olduğunu, mahkemece takip döviz cinsinden kabul edilmesi nedeni ile de açık olarak hesaplamada hataya düşüldüğünü,Davanın esas itibariyle İİK 72 gereği ödeme nedenine dayalı açılmış olduğundan hiç bir şekilde zamanaşımına tabi olmadığını; dava tarihinin 28.01.2020 olup davalı taraf yapılan ödemeleri icra dosyasına bildirmediği için dava açılmasına neden olmuş olduğunu; davalı tarafın icra takibine tahsilatları 26.02.2020 tarihinde davadan sonra beyan ettiğini, davalı taraf tahsilatları beyan etmesi yanında hala icra dosyasından mahsup işlemi de yaptırmadığını ve harcını da ikmal etmediğini; Davalı tarafın davaya verdiği cevapta bir kısım parayı tahsil ettiğini beyan ettiğini, ayrıca taraflarınca sunulan belgeler ile uyuşmayan tahsilatların da ayrıca tahsil edildiği ortada olmasına rağmen bilirkişiler ve mahkemece bu durumun dikkate alınmamış olması bile tek başına verilen kararın hatalı olmasını ortaya koyduğunu Dava mahiyeti gereği yapılmış olan ödemelerin takipten mahsubuna dayalı bir dava olmakla ve davalı tarafça da tahsilatlar davadan sonra bildirilmiş olduğundan mahkemece en azından bilirkişilerce hesaplanan borç dışında kalan kısım için borçlu olmadıkları yolunda kısmi kabul verilmesi gerektiği de dikkate alınmaksızın verilen kararın usul ve yasaya da aykırı olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz edilen nedenlerden dolayı mahkemece verilen kararda takibin döviz cinsinden kabulü, davalı beyanında yer alan ödemeler ile sunulan belgelerdeki ödemeler farklı olmasına rağmen aynı kabul edilmesi, davalının tahsilatları icra dairesine davadan sonra bildirmesine rağmen davanın kabulüne veya da en azından davalı tarafça kabul edilen ödemeler yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği halde reddine karar verilmiş olmasından dolayı istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulü veya da davalı tarafça davadan sonra beyan edilen tahsilatlar açısından kısmen kabulüne karar verilmesini, inceleme sonuçlanana kadar tehiri icra kararı almak üzere taraflarına süre verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacının davalı aleyhine başlatmış olduğu kambiyo takibinde dosya borcunun ödendiğinin tespiti ile fazla yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının 28/12/2010 tarihinde davalı aleyhine, tamamında davalının lehdar, davacının ise aval olduğu 26/04/2010 vadeli 14.883,00-USD bedelli, 11/04/2010 vadeli 10.418,00-USD bedelli, 30/03/2010 vadeli 14.883,00-USD bedelli, 13/10/2010 vadeli 10.418,00-USD bedelli ve 25/02/2010 vadeli 14.883,00-USD bedelli bonolara dayalı olarak; 65.485,00-USD asıl alacak, 3.781,01-USD işlemiş faiz, 196,46-USD komisyon toplamı 69.462,47-USD alacak için kambiyo takibi başlattığı, takip talebinde açıkça takip tarihindeki TCMB kurunun 1,00-USD =1,55-TL olduğunun, alacağın takip tarihindeki TL karşılığının 107.666,82-TL olduğunun belirtildiği ve akabinde, "asıl alacağımızın takip tarihindeki T.C. Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Karşılığı olan Türk parası karşılığına takip tarihinden itibaren %27 ticari faizi ile birlikte, takip masraflarının, vekalet ücretinin tahsili, tahsil edilecek paranın BK 84 gereği öncelikle takip masraflara, faizlere ve vekalet ücretine sayılması talebidir." ifadesi ile talebin açıklandığı görülmüştür. Takibin kesinleşmesi akabinde İzmir 3 İcra Müdürlüğü'nün ... talimat sayılı dosyası ile yapılan fiili haciz esnasında 29/02/2012 tarihli haciz tutanağı ile davalının toplam 69.462,47-USD takip çıkışlı borcun haciz tarihindeki kurdan 121.455,12-TL olduğunu, 31.256,37-TL işlemiş faiz, 3.871,28-TL tahsil harcı, 1864,00-TL masraflar, 10.652,85-TL vekalet ücreti, 49,45-TL yolluk, 80,00-TL ulaşım olmak üzere toplam 169.222,04-TL'nin 6.900,00-TL'lik kısmını 01/03/2012 tarihinde, 40.582,2675-TL'sini 05/04/2012 tarihinde, 40.582,2675-TL'sini 05/06/2012 tarihinde, 40.582,2675-TL'sini 05/07/2012 tarihinde ödemeyi taahhüt ettiği, alacaklı vekilinin taahhüdü kabul ettiği ve taahhüdün alacaklı vekili, borçlu ve icra müdürü tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Bu taahhüde uyulmaması nedeniyle davalı aleyhine İstanbul 5 İcra Ceza Mahkemesi'nin 2012/126 esas sayılı dosyası nezdinde taahhüdü ihlal şikayetiyle dava açıldığı, taraflarında bu kez icra müdürlüğüne 20/07/2012 havale tarihli ödeme taahhüdü dilekçesi sundukları, bu dilekçede davalının dosya borcunu tüm fer'ileri ile birlikte 86.121,00-USD olarak kabul ettiğini, bu borcu ilki 15/08/2012 sonuncusu 15/09/2013 tarihli olmak kaydıyla son taksit 6.197,00-USD, diğer tüm taksitler 6.148,00-USD olacak şekilde ödeyeceğini taahhüt ettiği, davacı alacaklı vekilinin taahhüdü kabul ettiğini, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde anlaşmanın geçersiz kalacağını ve dosya işlemlerine devam edileceğini beyan ettiği, anlaşmanın taraflarca ve icra müdürünce imzalandığı görülmüştür. Son olarak tarafların da kabulünde olan ve dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan 16/05/2014 tarihli borç ödeme protokolü ile tarafların, dosya borcunun tahsil harcı davalıya ait olmak üzere 110.000,00-TL olduğu, davalının 20/05/2014 tarihinde 10.000,00-TL, 01/07/2014 tarihinde 20.000,00-TL, 01/08/2014 tarihinde 10.000,00-TL, 01/09/2014 tarihinde 10.000,00-TL, 01/10/2014 tarihinde 10.000,00-TL, 01/11/2014 tarihinde 10.000,00-TL, 01/12/2014 tarihinde 10.000,00-TL, 01/01/2015 tarihinde 10.000,00-TL, 01/02/2015 tarihinde 10.000,00-TL, 01/03/2015 tarihinde 10.000,00-TL olmak üzere bu borcu ödeyeceği, ayrıca teminat olarak davacıya 30/05/2014 tarihine 70.000,00-TL bedelli müşteri çeki vereceği, çekin teslim alınmasından sonra İstanbul 1 İcra Ceza Mahkemesi'nin 2014/304 ve İstanbul 5 İcra Ceza Mahkemesi'nin 2012/126 esas sayılı dosyalarının takip edilmeyeceği, borçlunun bu şartlar dahilinde icra dosyasına ödeme taahhüdünde bulunacağı, taahhütte bulunulmaması veya taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde yapılan indirimden vazgeçilerek dosya borcunun tamamı için işlemlere devam edileceği, icra dosyasına ödeme taahhüdünde bulunulmasından sonra İzmir 3 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında hazcedilen malların yediemin olarak davalıya teslim edileceği hususlarında anlaştıkları görülmüştür. Davalı ve takip alacaklısı vekilinin icra dosyasına 26/02/2020 tarihli dilekçe ile davalının 2011 tarihinden 29/05/2015 tarihine dek yaptığı ödemelere ilişkin liste vererek haricen tahsil bildiriminde bulunduğu anlaşılmıştır.Eldeki davada davacı yan; davalının takip süreci boyunca yapılan ödemeleri icra dosyasına bildirmediğini, son protokol kapsamında borcun 110.000,00-TL'ye düşürüldüğü ve davacıya toplamda 115.000,00-TL ödeme yapıldığını, ödemelerin tamamının davalı vekiline yapıldığını, dosya borcunun kapanması gerekirken, davalı vekilinin düşmüş takibe yenileme talebinde bulunduğunu ve takip dosyasının ... esas numarasını aldığını, davacının maaşına haciz konularak 26/08/2019 tarihinde de 3.535,00-TL maaş haczi yolu ile tahsilat sağlandığını, takip 69.462,47-USD üzerinden başlatılmış olup, davacının takip tarihinden bugüne dek yapmış olduğu ödemelerin ödeme tarihlerindeki kura göre USD karşılıkları toplamının 99.777,78-USD'yi bulduğunu ileri sürerek; İstanbul 11 İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında borcun ödenmiş olması nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine, fazla yapılan ödemenin tespiti ile davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı tarafından eldeki dava ile eş zamanlı olarak; İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/68 esas sayılı dosyası nezdinde, İİK'nun 71/1. maddesi kapsamında itfa nedeniyle takibin iptali talepli dava açtığı, mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu sonucunda davacının son ödemeyi gerçekleştirdiği 18/09/2019 tarihi itibariyle halen 11.722,29-TL dosya borcu bulunduğu gerekçesi ile davanın reddedildiği, karar karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23 Hukuk Dairesi'nin 2021/245 Esas 2021/2786 Karar Sayılı 28/10/2021 tarihli ilamı ile esastan ve kesin olarak reddedildiği görülmüştür. İİK'nun 71/1 fıkrasına dayalı olarak açılan itfa iddiasına dayalı davalarda icra hukuk mahkemelerince takibin itfa nedeniyle iptali veya verilen mühlet nedeniyle taliki dışında başka bir karar verilemeyecek olup, takip dosyasına fazla ödeme yaptığını iddia eden tarafın genel mahkemede istirdat isteminde bulunmakta hukuki yararı mevcuttur.Davacı tarafından davalıya tüm ödemelerin TL cinsinden yapıldığında ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemece taraf delilleri toplanıp icra dosyası celbedilerek, dosya hesap uzmanı bilirkişiye tevdii edilmiş ve davacının dava konusu takip dosyası borcu için takip dosyasına ve haricen alacaklıya yaptığını belgelendirdiği ödemelerin tespiti, ödemelerin önce TBK m.100 gereği faize mahsup edilmek ve takip yabancı para cinsinden talep olduğundan, TL cinsi ödemeler ödeme tarihindeki TCMB efektif döviz satış kuru üzerinden takipte istenen para cinsine çevrilerek mahsup edilmek suretiyle, takip ferileri de hesaplanmak ve tahsilattan öncelikle mahsup edilmek suretiyle, dava tarihi itibariyle davacının takip dosyasında davalıya borçlu olmadığı tutar varsa tespiti, ayrıca borçlu olmadığı halde takip için fazladan ödediği ve istirdadını talep edebileceği tutar varsa hesaplanarak tespiti istenilmiştir. Mahkemece alınan kök bilirkişi raporunda davacının dava tarihi itibariyle 52.948,11-USD ödemesi gereken borç bulunduğu kanaati bildirilmiştir. Davacının bilirkişi raporuna, davalının takipte seçimlik hakkını TL cinsinden kullandığı yönündeki itirazı üzerine mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda takibin, takipte talep edilen USD alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden başlatıldığının kabulü halinde, belgelendirilen ödemelerin BK 100'e göre mahsubu sonucu davacının dava tarihi itibariyle halen 35.047,16-TL takip borcu bulunduğu kanaati bildirilmiştir.Somut olayda; davacının gerçekleştirdiğini iddia ettiği ödemelerin tarih ve tutarlarının gerek 29/02/2012 tarihli, gerek 20/07/2012 tarihli ödeme taahhütlerine, gerekse 16/05/2014 tarihli protokoldeki tarih ve miktarlara uygun olmadıkları, bu nedenle ödeme taahhütleri ve protokollerin geçersiz oldukları, bu nedenle takibin takip talebindeki koşullarla devam ettirilmesinde ve ödemelerin buna göre mahsup edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Takibin takipteki koşullarla ve takipte talep edilen tüm alacak için devam edeceği saptaması karşısında, takibe konu alacağın TL cinsinden mi USD cinsinden mi talep edildiğini tespit zorunludur. Takip tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 83 üncü maddesi ile yabancı para alacaklısına alacağının yabancı para cinsinden aynen ödenmesini talep hakkı tanınmamış, yalnızca alacağın vade veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesini isteme hususunda seçimlik yetki verilmiştir. Mahkeme kabulünün aksine davalı takip alacaklısının takip talebinde; "asıl alacağımızın takip tarihindeki T.C. Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Karşılığı olan Türk parası karşılığına takip tarihinden itibaren %27 ticari faizi ile birlikte, takip masraflarının, vekalet ücretinin tahsili, tahsil edilecek paranın BK 84 gereği öncelikle takip masraflara, faizlere ve vekalet ücretine sayılması talebidir." demek suretiyle USD cinsinden alacağın takip tarihindeki TCMB satış kuruna göre TL cinsinden değerini talep ettiği, seçimlik yetkisini takip tarihindeki TL değer üzerinden kullandığı açıktır. Mahkemece alınan ek raporda da hem takip hem de ödemeler TL cinsinden kabul edilerek BK 84(TBK 100) e göre yapılan kapak hesabı sonucunda davacının dava tarihi itibariyle halen 35.047,16-TL bakiye borcu bulunduğu tespit edilmiş olup, davalının ek rapordaki bu tespite yönelik bir itirazının bulunmadığı, yine icra hukuk mahkemesi nezdinde alınan bilirkişi raporunda da takibin TL cinsinden kabul edildiği ve son tahsilat tarihi itibariyle bakiye borç hesabının TL cinsinden hesaplandığı, davalının bu tespite yönelik bir itirazının da bulunmadığı, bu durumda mahkemenin takibin USD cinsinden yapıldığına ve davacının dava tarihi itibariyle 52.948,11-USD borcu bulunduğuna yönelik tespitinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davacının mahkemece takibin USD cinsinden kabul edilmesinin hatalı olduğuna yönelik istinafı haklı bulunmuştur.Ne varki, davacının dava tarihi itibariyle halen 35.047,16-TL borcu bulunduğunun ve istirdadı gereken fazla ödemesi bulunmadığının tespit edilmiş olması karşısında, istirdadı gereken tutar bulunduğuna yönelik davacı istinafı yerinde değildir.Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının gerekçe değişikliği nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm tesis edilerek, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/03/2023 tarih ve 2020/76 Esas 2023/231 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın REDDİNE, İLK DERECE YÖNÜNDEN: 3-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcının peşin alınan 3.691,48-TL harçtan mahsubu ile fazladan bakiye 2.959,48-TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 10-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 11-Davacı tarafından yatırılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 22/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.