11. Hukuk Dairesi 2019/2263 E. , 2020/4601 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 14.03.2019 tarih ve 2014/206 E. - 2019/231 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalılar vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş olduğu anlaşılmakta ise de dava konusu meblağ 32.970.-TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi …
**11. Hukuk Dairesi 2019/2263 E. , 2020/4601 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 14.03.2019 tarih ve 2014/206 E. - 2019/231 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalılar vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş olduğu anlaşılmakta ise de dava konusu meblağ 32.970.-TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, davalı şirket yetkilisinin istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği yönündeki yönlendirmesiyle davalı şirkete 27.01.2000 tarihinde 31.200 DM yatırdığını, daha sonra istemesine rağmen söz konusu paranın geri ödenmediğini, davalı şirket ile arasında geçerli bir hisse devrinin yapılmadığını, bu durumda geçerli bir şirket ortaklığından da bahsedilemeyeceğini ileri sürerek, 26.200.-TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, müvekkili şirketin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul ve diğer ilgili tüm resmi makamlar ile özel denetçiler tarafından faaliyetleri denetlenen çok ortaklı halka açık anonim şirket olduğunu, TTK'nın 329. ve 405. maddeleri gereğince anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketin tasfiye halinde olmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, davalı şirketin ve yetkililerinin, primli pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden "Hisse Senedi Talep Formu" ve "Hisse Devir Kabul Sözleşmesi" adlı belgeler ile yüksek kâr ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile şeklen ortak görünen gerçek kişilerin iradesini fesada uğratma yönündeki eylemlerinden ötürü, davacının vaki zararından haksız fiil hükümleri çerçevesinde sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.200,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.