7. Hukuk Dairesi 2013/13504 E. , 2013/9991 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İşe iade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve…
**7. Hukuk Dairesi 2013/13504 E. , 2013/9991 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İşe iade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının rut bölgesi içerisinde olan ... Büfe ye ait hesaplar satış temsilcisi tarafından incelendiğinde 43.660,05 TL bakiyesinin olduğunun tespit edildiği, mevcut borcun tahsili amacıyla İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2011/8982 E sayılı dosyası ile ... hakkında icra takibine geçildiğini, ... hakkında yapılan icra takibinde tebligat parçasının adres bırakmadan taşınmıştır şeklinde iade gelmesi üzerine şirkette satış temsilcisi davacıdan bilgi istendiğinde ... isimli müşterinin ... isimli kişiye büfeyi devrettiğini ve malların ...'e teslim edildiğini beyan ettiğini, şirket fatura kayıtlarında faturaların ... isimli müşteriye fatura edildiği ancak malların kime teslim edildiğine dair irsaliye imzasının alınmadığı görüldüğünden ve bu durum şirket talimatlarına aykırı olduğundan çalışanın yazılı olarak savunması talep edildiğini, davacının yazılı savunmasında da açıkça ...'e teslim edildiği, yapılan kısmi tahsilatlara ilişkin olarak da tahsilat makbuzlarını şirkete teslim ettiğini beyan ettiğini, ancak şirket kayıtlarında ...'ten ödeme alındığına dair de herhangi bir makbuz bulunmadığını, davacının şirket talimatlarına ve çalışma prensiplerine aykırı olarak hareket ettiğini, teslim edildiği bildirilen ve ... adına fatura edilen malların da kime teslim edildiği bilinmediğini, halbuki irsaliyeli faturalarda mal kime teslim edildiği ise ad soyad kaşe ve imza alınması malın teslimini ispat açısından zorunlu olduğunu, bu konuda araştırmalar devam ederken davacıya ait müşteriler ile yapılan mutabakat çalışmasında müşterilerden ... Ltd Şti isimli müşteriye ziyarete gidildiğinde müşterinin çalışanının kendi borçlarının 21.800 TL olmadığını hesaplarında 13.806,25 TL borçlu göründüklerini beyan etmesi üzerine temsilci davacıya hesapta doğan 7993,75 TL farkın nereden doğduğu sorulduğunda ... Ltd Şti den mal alarak ... isimli büfeye götürdüğünü ancak bayi kapalı olduğundan tahsil edemediğini sözlü olarak bildirdiğini, bu durum üzerine şirkette bu konu ile ilgili olarak yazılı savunması istendiğinde ise savunma vermekten imtina ettiği ve bu durumun tutanak altına alındığını, davacının izah edilen iki konuda şirket bilgi ve talimatları dışında hareket ederek kendisine teslim edilen malları teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve müşterilerden borç mal alması sebebi ile iş aktinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-e bendi gereğince tazminatsız olarak derhal haklı sebeple feshedildiğini, şirket tarafından davacı ve ... ve ... hakkında da güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılıktan Savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, şirketin davacıyı işten çıkarma sebebinin aldığı ödemeleri şirkete teslim etmemesi olmayıp şirkete ait malları şirkette cari kaydı olmayan bir kişiye teslim ettiğini kendisinin açıkça beyan etmesi ve yine müşteriden borç mal alarak yine şirket müşterisi olmayan ...'e teslim etmesi olduğunu savunarak davanın reddine talep etmiştir. Mahkemece, dinlenen tanık beyanları, getirtilen ve ibraz olunan belgeler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının iş aktinin feshine sebep gösterilen satış işlemlerinin rutin bayilere yapılan satış işlemi olduğu, bu şekilde yapılan birçok işlemde faturaların imzalı olmadığı, iş akdinin feshinde haklı ve geçerli sebebin bulunmadığı sonucuna varılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, anayasanın 25 ve 26’ncı maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir. İş Kanunu’nun 25’inci maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara ilişkin eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez. Dosya içeriğine göre; davacının, davalı işyerinde 5 yıldan fazla süreyle satış temsilcisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-e fıkrasına göre işverenin güvenini kötüye kullanılması, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması gerekçe gösterilerek feshedildiği anlaşılmıştır. Fesih gerekçesi olarak gösterilen ... Ltd Şti isimli işyerinden bir kısım mal alınıp ... 'a ait büfeyi işleten ...'e teslim edilmesi nedeni işveren tarafından ispat edilememiş ise de; davacı hakkında yapılan şikayet üzerine hazırlık aşamasında verdiği ifadesinde hatırladığı kadarıyla ... 'a 3 ya da 4 faturalık 52.060,35 TL lik satış yaptığının doğru olduğunu, bu satış karşılığı malları ... 'ın yanında çalışan ...'e dükkanda teslim ettiğini, bu teslimata ait faturaların şirkette mevcut olduğunu, şirket kaşesini bastığı için ...'den imza almadığını, ... ile ...'in ortak çalıştığını, bayinin devrinden haberinin olmadığını, ortak çalışmaları ve ... 'ın kendisine sözlü olarak ...'e malları teslim etmesini söylemesi üzerine malları teslim ettiğini, ... ve ...'in satılan malların parasını ödememesi ile kendisinin alakası olmadığını beyan ettiği; fesih öncesi alınan savunmasında ise bütün müşterilerle çalışıldığı gibi ... Büfe'nin sahibi olarak bildiği ...'e cari hesap açıldığını ve teslimat yapıldığını, ...'in bu teslimatların karşılığı olarak kısmi ödemelerde bulunduğunu, ancak 3 ay kadar sonraki ödemeyi almaya gittiğinde büfenin kapalı olduğunu gördüğünü, durumu şirket yetkilisine bildirdiğini, bir süre ...'e ulaşmaya çalıştığını ancak büfe açılmadığı gibi sahibi kadına ulaşamadıklarını, büfenin sahibi ... isimli kişinin, dükkanın işletmesini ... 'e devrettiğinden teslimatların ...'e yapıldığını, faturaların ise ... isimli kişiye kesildiğini beyan etmiştir. Söz konusu beyanlardan davacının ...'e cari hesap açtığı ve teslimatlar yaptığını kabul ettiği, ...'in kısmi ödeme yaptığı, daha sonra ödemeyi almaya gittiğinde büfenin kapalı olduğunu gördüğü ve durumu şirkete bildirdiği, bir süre ...'e ulaşılmaya çalıştıklarını ancak büfenin açılmadığı gibi adı geçen kadına da ulaşamadıkları, büfe sahibinin işletmesini kadına bıraktığından teslimatların kadına yapıldığını ancak faturaların büfe sahibi adına kesildiği, ibraz edilen faturalar dikkate alındığında çoğunda aynı şekilde ... kaşesi olduğu, birçoğunda imza dahi bulunmadığı, bu hali ile davacının kusurlu eylemi yani büfenin işletilmesi ile ilgili devirden haberdar olduğu halde bunu zamanında şirkete haber vermemesi, malların teslimine rağmen düzenlenen faturalarda teslim ettiği kişinin adına düzenlememesi ve faturalarda teslime ilişkin imza almamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde karşılıklı yükümlülük ve güven ilişkisine dayanan iş sözleşmesinin devamının işveren tarafından artık beklenemeyeceği, güven ilişkisinin temelinden sarsıldığı ve işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle işveren feshinin işçinin davranışlarından kaynaklanan haklı nedene dayandığından davanın reddi gerekir. Yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Davanın REDDİNE, 3.Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin alınan 18,90 TL harcın mahsubu ile kalan 5,90 TL harç giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 74,00 TL yargılama gideri 'nin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6.Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine, 7.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 29.05.2013 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.