4. Ceza Dairesi 2023/10943 E. , 2023/20805 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2021/1229 Değişik İş SUÇ : Hakaret KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında hakaret suçundan Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.12.2020 tarihli ve 2020/51033 soruşturma ve 2020/45722 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik şikâyetçi vekilinin itirazı üzer…
**4. Ceza Dairesi 2023/10943 E. , 2023/20805 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2021/1229 Değişik İş SUÇ : Hakaret KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında hakaret suçundan Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.12.2020 tarihli ve 2020/51033 soruşturma ve 2020/45722 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik şikâyetçi vekilinin itirazı üzerine Konya 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 04.10.2021 tarihli ve 2021/1229 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 04.04.2023 tarihli ve 94660652-105-42-29076-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2023 tarihli ve KYB-2023/41345 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2023 tarihli ve KYB-2023/41345 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2 nci maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172 nci maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3 üncü maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Somut soruşturma dosyasında, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair müştekinin soyut beyanı dışında kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Konya 5. İş Mahkemesinin 2021/475 esasına kayden görülmekte olan davada şikayete konu hakaret eylemine ilişkin telefon görüşmesine ait olduğu iddia olunan cd ses kaydının bilirkişi marifetiyle çözümünün yapıldığı, çözüm tutanağı içeriğine göre de konuşma içeriğinin müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde belirttiği şikayet konusu ile uyumlu olduğu nazara alındığında, hakaret iddiasına dair kamu davası açmak için yeterli delilin mevcut olduğu, söz konusu suçun uzlaşmaya tabi olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilerek sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmek üzere soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 Sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." ikinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise; (3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir. İncelenen dosyada, müşteki vekilinin şikayet ve itiraz dilekçesi ekinde ibraz ettiği ses kaydına ilişkin CD çözüm tutanağı ile dökümü yapılan sözlerin şikayet konusu konuşma içeriği ile uyumlu olduğunun tespit edilmesi karşısında; 5271 sayılı Kanun'un 170/2 nci maddesi uyarınca dosyadaki mevcut delillerin şüpheli hakkında hakaret suçunun işlendiği hususunda iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eylemlerinin sübut bulup bulmadığı hususu, tüm delillerin, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmelidir. Yapılan açıklamalara göre şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itiraz sonucunda verilen itirazın reddine dair mercii kararı Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Konya 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 04.10.2021 tarihli ve 2021/1229 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.