11. Hukuk Dairesi 2010/444 E. , 2011/7770 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/09/2009 tarih ve 2009/108-2009/308 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2010/444 E. , 2011/7770 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/09/2009 tarih ve 2009/108-2009/308 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Federal Almanya Cumhuriyeti Bochum Asliye Hukuk Mahkemesinin 3 O 343/06 numaralı dosyasında 20.04.2007 tarihli davalı aleyhine verilen alacak davasına ilişkin kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini ileri sürerek, tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tenfizi istenen kararın müvekkiline tebliğ edilmediğini, savunma hakkının kısıtlandığını, Türkiye'de aynı şekilde açılan davaların reddedildiğini, kararın Türk kamu düzenine aykırı olduğunu, Türk Hukukunun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, yabancı mahkeme kararına konu teşkil eden hususun Türk mahkemelerinde de çekişme konusu olduğu ve TTK.nun 405/2. maddesi gereği davaların reddedildiği, bu durum karşısında tenfize konu edilen yabancı mahkeme kararının Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çeliştiğinden kamu düzenine aykırı olduğu, ayrıca 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayri Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesine Türkiye ve Almanya'nın taraf olduğu, Lahey sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden birinin de doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin olup, bu yönteme sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmanın mümkün olduğu, bu durumda MÖHUK.nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, tenfiz şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine, somut olayda ise tenfizi talep edilen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine dayanak yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde olan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27/06/2011tarihinde oybirliğiyle karar verildi.