11. Hukuk Dairesi 2011/6793 E. , 2012/13617 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/12/2010 tarih ve 2009/59-2010/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layiha
**11. Hukuk Dairesi 2011/6793 E. , 2012/13617 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/12/2010 tarih ve 2009/59-2010/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin deri ve deri mamulleri imal ve satışıyla iştigal ettiğini, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin yaptığı tasarım tescil başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, ancak bu itirazın, itiraza eklenen katalog örneklerinin orijinal olmadığından ispat edici nitelikte bulunmaması ve Mocali&Mocali firmasının tescil için davalıya yetki verdiği gerekçesiyle reddedildiğini, oysa söz konusu tasarımın aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin, davalının tescilinden çok önce İtalya'da piyasaya sunulduğunu, bu hususun Mocali firmasının internet sitesinde yayınlanan katalogdan anlaşılabileceğini, Türkiye'de tescili bulunmayan Mocali firması tarafından verilen iznin de bir hak devri olmadığını, kaldı ki yayın tarihinden itibaren 12 ay içinde tescil ettirilmezse tasarımın yenilik unsurunun tasarım sahibi için dahi ortadan kalkacağını ileri sürerek, davalı TPE YİDK'in 31.12.2008 tarih, 2008-O-429737 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPE vekili, yapılan işlemin usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, Mocali&Mocali firması ile müvekkili arasında yapılan 01.03.2006 tarihli sözleşmeye göre anılan şirket tarafından üretilecek tasarımların Türkiye'deki tüm haklarının müvekkiline ait olduğunu ve endüstriyel tasarım için müvekkilinin müracaatta bulunabileceğini, iptali istenen tasarımların yenilik vasfına sahip olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından delil olarak dayanılan internet çıktısı şeklindeki katalog örneğinin aslına uygun olduğuna dair bir noter onayının bulunmadığı, internet çıktısı şeklinde sunulan belgelerin içeriklerindeki ürün ve tarih bilgisinin resmi bildirim niteliği taşımadığı gibi bu tür belgelerin internet üzerinde her an değiştirilebileceği, internet alan adının itiraz aşamasında davalı kuruma sunulmadığı ve dava dosyasına sunulan beyanda yer aldığı gözetildiğinde itiraz aşamasında sunulan belge ve delillere göre inceleme ve karar verme yetkisi olan TPE YİDK kararının iptaline yönelik davada delil olarak kabul edilemeyeceği, iptali istenen tasarımların yenilik unsurunu taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, tasarım tescil başvurusuna yapılan itirazın reddine dair TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacı tarafından delil olarak dayanılan internet çıktısı şeklindeki katalog örneklerinin delil vasfının bulunmadığı ve ayrıca bu katalogların yer aldığı internet alan adının TPE YİDK'na itiraz aşamasında bildirilmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. 554 Sayılı KHK’nin 6. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması gerekmektedir. Bir başka deyişle tasarım tescilinde, mutlak yenilik koşulu kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. 554 Sayılı KHK’nin 7. maddesinde düzenlenen tasarımın ayırt edicilik unsuru ise, yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma aynı KHK’nin 11. maddesi ile sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, 554 Sayılı KHK ile mutlak yenilik kriteri benimsendiğinden, bu hususun mahkemece re’sen dikkate alınarak, tarafların bildirdikleri delillerle birlikte anılan KHK’nin 5 ila 10. maddeleri hükümleri göz önüne alınmak suretiyle ve somut uyuşmazlık koşulları itibariyle de gerektiğinde bilirkişi görüşü alınarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Davacı tarafça, davalının Türkiye'de davaya konu tasarımların tescilini yapmak konusunda yetki aldığı ve tasarımları meydana getiren yabancı şirketin internet sitesinde yer alan kataloglara dayanılmış olup, söz konusu internet sitesine müdahale edildiği savunulmadığı gibi bu hususta herhangi bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Öte yandan, mahkemenin kabulünün aksine, tasarım başvuru dosyasında bulunan belgelerden, davacının söz konusu internet sitesinin alan adını 23.12.2008 tarihli dilekçe ile davalı kuruma bildirdiği ve bu dilekçenin 25.12.2008 tarihinde kurum kayıtlarına geçtiği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu heyetten yeni bir rapor alınmak suretiyle yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davaya konu tasarım başvurusunun yenilik ve ayırt edicilik koşullarını taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.