7. Hukuk Dairesi 2012/9220 E. , 2013/8841 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... mirasçıları ile arkadaşları ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 610 parsel sayılı 92900,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz zilyetlerinin zilyetliklerini terk ettiğinden söz edilerek tarla niteliği ile davalı Hazine adına tespit edil…
**7. Hukuk Dairesi 2012/9220 E. , 2013/8841 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... mirasçıları ile arkadaşları ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 610 parsel sayılı 92900,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz zilyetlerinin zilyetliklerini terk ettiğinden söz edilerek tarla niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın ..., ... ve ... mirasçıları adına tescili istemi ile davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği ise dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğunu öne sürerek dava açmışlardır. Mahkemece özetle “usulüne uygun mera araştırması yapılması“ gereğine değinen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu 610 parsel sayılı taşınmaza yönelik davacılar ... ve ... yönünden davanın reddine, davacılar ..., ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın 04.09.2012 tarihli rapor ve eki haritasında (D) harfi ile gösterilen 20516,00 m2 yüzölçümündeki bölümün ..., ... ve ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, geriye kalan 72384,00 m2 yüzölçümünde ki bölümün ise davalı Hazine adına mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmiş, hüküm, davacı ... mirasçıları ile arkadaşları ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma dışında kalan yönler ise kesinleşir. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise İl Özel İdare Müdürlüğü'nden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, İl Tarım Müdürlüğü'nden sorulup saptanması zorunludur. Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir. Ne varki mahkemece kadim mera araştırması yönünden dinlenilen yerel bilirkişi beyanları soyut ve gerekçesiz, olaylara dayanmayan sözlerden ibaret olduğu gibi, tahsisli mera yönünden de yukarıda açıklanan biçimde usulüne uygun bir araştırma yapılmamış, bir kısım kurumların eksik ve yetersiz cevapları ile yetinilmiştir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı İl Özel İdare Müdürlüğü'nden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı İl Tarım Müdürlüğü'nden sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel İşlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafındanmera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi hükmünde kamunun ortak kullanılmasına yarayan taşınmazların orta malı olarak sınırlandırılacağı belirtilmesine rağmen mahkemece dava konusu taşınmazın 72384,00 m2 yüzölçümünde ki bölümünün davalı Hazine adına sınırlandırılmasına karar verilmesi, ayrıca önceki bozma ilamında da değinildiği üzere davacı ...'in 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 29.maddesi hükmüne göre dava açmadığı gözetilerek davanın payla sınırlı olarak çözümlenmemesi diğer mirasçıların usulüne uygun olarak harçlandırılmış dilekçe ile davaya katılmadıkları halde karar başlığında taraf olarak gösterilmeleri ve davaya katılmaları için kendilerine uygun bir süre verilmemesi ayrıca davacı ... Tüzel Kişiliğinin davası yönünden olumlu olumsuz bir hüküm kurulmaması dahi isabetsiz, davacı ... mirasçıları ile arkadaşları ve davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ... mirasçıları ile arkadaşlarına iadesine, 14.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.