10. Ceza Dairesi 2023/13288 E. , 2024/18112 K. İNCELENEN KARARLARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2015/99 E.,2015/1009 K. 2. 2016/622 E., 2017/155 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Düşme 2. Hükmün açıklanması talebinin reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın…
**10. Ceza Dairesi 2023/13288 E. , 2024/18112 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARLARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2015/99 E.,2015/1009 K. 2. 2016/622 E., 2017/155 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Düşme 2. Hükmün açıklanması talebinin reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 12.01.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, "hükmün açıklanması talebinin reddine" karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 14.03.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2021/10701 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60855 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60855 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 1.Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve 2016/622 Esas, 2017/155 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının, şüpheli hakkındaki 25.09.2014 tarihli ve 2014/33193 soruşturma, 2014/81 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine, erteleme süresi içinde 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair verilen kararının devamına ilişkin 08.03.2016 tarihli ve 2016/9095 soruşturma, 2016/196 sayılı kararının, her ne kadar şüpheliye tebliğine yer olmadığına karar verilmiş ise de, anılan kararın 15 gün içerisinde itiraza tabi olduğu gözetilerek yapılan incelemede; Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/18965 Esas, 2021/7640 Karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/21397 Esas, 2021/7865 Karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, Somut olayda, sanık hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08.03.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının devamına ilişkin kararın sanığa tebliğ edilmediği, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin yazının ise 14.03.2016 tarihinde Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 14.03.2016 tarihli ve 2016/724 DS sayılı çağrı yazısında sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının devamına karar verildiğinin açıklanmadığı gibi kararın tebliğine ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığı, anılan yazının şüphelinin "... /Kayseri" adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre tebliğe çıkartıldığı, iade gelmesi üzerine daha önce anılan adrese usulüne uygun yapılmış bir tebligat bulunmadığı halde bu defa aynı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca çağrı yazısının tebliğini takiben, 12.04.2016 tarihli ve 2016/724 DS sayılı uyarılı çağrı yazısının doğrudan aynı adrese 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre tebliğ edilerek, şüphelinin yükümlülüklere uymamada ısrar ettiği gerekçesiyle denetim dosyasının kapatılarak Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması üzerine kamu davası açılmış ise de, gerek kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının devamına ilişkin kararın, gerekse Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılan çağrı ve uyarılı çağrı yazıları tebligatlarının usulüne uygun olmadığı nazara alındığında, kararın kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda kovuşturma şartı olan ısrar şartının da gerçekleşmeyeceği cihetle, usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci bulunmadığından kamu davasının açılma koşulunun gerçekleşmediği, sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanık hakkındaki hükmün açıklanması talebinin reddine karar verilmesinde, 2. Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/1009 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür." ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde düzenlemelere yer verildiği, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18.02.2019 tarihli ve 2019/667 Esas, 2019/963 Karar sayılı ilâmında "..."kovuşturma şartının" gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere "davanın durmasına" ve denetimli serbestlik dosyanın infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilerek davanın esasını çözen bir kararla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine "kamu davası açılmasının ertelenmesine dair kararın infazının devamına" karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması yasaya aykırı olduğundan,..." şeklinde belirtildiği üzere, Somut olayda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25.09.2014 tarihli ve 2014/33193 soruşturma, 2014/81 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine, erteleme süresi içinde 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararı müteakip, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı ve bu durumda dava şartının gerçekleşmediğinden bahisle sanık hakkındaki davanın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince düşürülmesine karar verilmiş ise de, kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından 5 yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince davanın durmasına karar verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiğinin gözetilmeden düşme kararı verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüphelinin 25.07.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 25.09.2014 tarihli ve 2014/33193 Soruşturma, 2014/81 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın tebliğine ilişkin dosya arasında bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, tedbirin infazı için 17.10.2014 tarihinde Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlanıldığı, 20.10.2014 tarihli ve 2014/1860 DS sayılı çağrı yazısının bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, Müdürlüğe başvurmaması üzerine 31.10.2014 tarihli uyarılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 29.11.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 31.12.2014 tarihinde Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Erteleme kararının kaldırılarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2015 tarihli ve 2015/718 Soruşturma, 2015/787 Esas, 2015/626 sayılı iddianamesi ile Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 22.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/1009 Karar sayılı kararı ile, müdürlükçe çıkarılan tebligatların usulsüz olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "davanın düşürülmesine" ve Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilip verilmeyeceği konusunda ihbarda bulunulmasına karar verildiği, kararın, 12.01.2016 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, E. Mahkemenin düşme kararı ile ihbarda bulunması üzerine, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2016 tarihli ve 2016/9095 Soruşturma, 2016/196 Karar sayılı kararı ile, "25.09.2014 tarihli ve 2014/33193 soruşturma, 2014/81 sayılı erteleme kararında belirtilen denetimli serbestlik ve tedavi kararının devamına, önceki erteleme kararının 17.10.2014 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle şüpheli lehine olduğundan 2016/196 sayılı kararın şüpheliye yeniden tebliğine yer olmadığına" karar verildiği, tedbirin infazı için 14.03.2016 tarihinde Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, F. Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 14.03.2016 tarihli ve 2016/724 DS sayılı çağrı yazısının bilinen adresine çıkarılan tebligatın bilatebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre tebliğe çıkarılarak 29.03.2016 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre tebliğ edildiği, Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle uyarılı çağrı yazısının yine aynı adrese 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre 19.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 24.05.2016 tarihinde Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, G. Erteleme kararının kaldırılmasına karar verilerek Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 19.07.2016 tarihli ve 2016/9095 Soruşturma, 2016/8698 Esas, 2016/7380 sayılı iddianamesi ile Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, H. Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.02.2017 tarihli ve 2016/622 Esas, 2017/155 Karar sayılı kararı ile, denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkarılan tebligatların usulsüz olması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasına yönelik talebin REDDİNE karar verildiği, kararın, 14.03.2017 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. I. Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/1009 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında, "Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür." ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde düzenlemelere yer verildiği, Somut olayda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25.09.2014 tarihli ve 2014/33193 soruşturma, 2014/81 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararı takiben, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı ve bu nedenle dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince düşmesine karar verilmiş ise de, kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkemesince, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince "davanın durmasına" karar verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden düşme kararı verilmesi ve davanın esasını çözen düşme kararıyla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine "erteleme ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanması hususunda savcılığa ihbarda bulunulmasına" karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması, Kanun'a aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. J. Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve 2016/622 Esas, 2017/155 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının, şüpheli hakkındaki 25.09.2014 tarihli ve 2014/33193 Soruşturma, 2014/81 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine, erteleme süresi içinde 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair verilen kararının devamına ilişkin 08.03.2016 tarihli ve 2016/9095 Soruşturma, 2016/196 Karar sayılı kararının, her ne kadar şüpheliye tebliğine yer olmadığına karar verilmiş ise de, anılan kararın 15 gün içerisinde itiraza tabi olduğu gözetilerek yapılan incelemede; Şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, Somut olayda, sanık hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08.03.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının devamına ilişkin kararın sanığa tebliğ edilmediği, Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 14.03.2016 tarihli ve 2016/724 DS sayılı çağrı yazısında sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının devamına karar verildiğinin açıklanmadığı gibi kararın tebliğine ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığı, tebligatın şüphelinin "... /Kayseri" adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre tebliğe çıkartıldığı, iade gelmesi üzerine daha önce anılan adrese usulüne uygun yapılmış bir tebligat bulunmadığı halde bu defa aynı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca çağrı yazısının tebliğini takiben, 12.04.2016 tarihli ve 2016/724 DS sayılı uyarılı çağrı yazısının doğrudan aynı adrese 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre tebliğ edilerek, şüphelinin yükümlülüklere uymamada ısrar ettiği gerekçesiyle denetim dosyasının kapatılarak Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması üzerine kamu davası açılmış ise de, gerek kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının devamına ilişkin kararın, gerekse Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılan çağrı ve uyarılı çağrı yazıları tebligatlarının usulüne uygun olmadığı dikkate alındığında, kararın kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda kovuşturma şartı olan ısrar şartının da gerçekleşmeyeceği anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkındaki hükmün açıklanması talebinin reddine karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerindedir. Ancak; Dosya kapsamına göre, sanığın 25.07.2014 tarihli tek eylemi olup, bu eylem nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2015 tarihli iddianamesi ile Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 22.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/1009 Karar sayılı kararı ile, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "davanın düşmesine" karar verilmiş ve düşme kararı 12.01.2016 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesince verilen düşme kararından sonra, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca 08.03.2016 tarihinde "25.09.2014 tarihli erteleme kararında belirtilen denetimli serbestlik ve tedavi kararının devamına" karar verilmiş, yükümlülüklerine uygun davranmadığı iddiasıyla Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 19.07.2016 tarihli ve 2016/9095 Soruşturma, 2016/8698 Esas, 2016/7380 sayılı iddianamesi ile aynı eylem nedeniyle Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesine mükerrer kamu davası açılmıştır. Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrasında yer alan; "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir" düzenlemesi karşısında, Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/1009 Karar sayılı "düşme" kararı Kanun'a aykırı ise de, sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozulması gerektiği de dikkate alınarak, mükerrer açılan davada 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca "davanın reddine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/1009 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, C. Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve 2016/622 Esas, 2017/155 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2024 tarihinde karar verildi.