7. Hukuk Dairesi 2022/464 E. , 2023/2779 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/54 E., 2021/658 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/62 E., 2018/388 K. Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar tarafında
**7. Hukuk Dairesi 2022/464 E. , 2023/2779 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/54 E., 2021/658 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/62 E., 2018/388 K. Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belirlenen günde temyiz eden davacı ... vekili Av. ..... ile karşı taraftan davalı Hazine vekili Av. ....geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar ... ve ...’ye vekaleten..... arasında noterde düzenleme şeklinde yapılan 23.09.1994 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıların, İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Rasimpaşa Mahallesi'nde kain 187 ada 4 parsel sayılı taşınmazda muris babaları......’tan kendilerine intikal edecek her türlü miras hak ve hisselerini müvekkiline satmayı vadettiklerini, müvekkilinin taşınmazı teslim aldığını ve satış bedeli olan 500.000.000 ETL'nin satış sırasında ödendiğini, 2. Davalı ...’nin evlenmekle T.C. vatandaşı olduğunu, ancak Petros’un Arnavut vatandaşı olması, akit anında ve yakın zamana kadar ülkeler arasında mütekabiliyet anlaşması bulunmaması nedeniyle taşınmazdaki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesinin ve satışı vadedilen payların müvekkili adına tescilinin mümkün bulunmadığını, ülkemizde kabul edilen mütekabiliyet Yasa'sı çerçevesinde artık Arnavut vatandaşlarına da tasarruf olanağı sağlanmış olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazda, davalılar tarafından satışı vadedilen paylara ilişkin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir. 3. Davacı ...’un yargılama sırasında (26.03.2017 tarihinde) vefat etmesi üzerine yasal mirasçıları olan eşi Halise ve oğlu ... davaya devam etmişlerdir. II. CEVAP 1. Davalılar ... ve ..., davaya cevap vermemiş; duruşmalara katılmamışlardır. 2. Davalı Hazine vekili, müvekkili idare kayıtlarında dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının bulunmadığını ve taşınmazın Hazine ile irtibatının tespit edilemediğini belirterek davanın Hazine yönünden reddini savunmuştur. 3. Dahili davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili, müvekkili idare tarafından hasımsız olarak açılan gaiplik ve tapu iptali tescil davası sonunda, İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.03.2014 tarihli ve 2011/497 Esas, 2014/117 Karar sayılı ilamı ile dava konusu 187 ada 4 parsel sayılı taşınmazda ¼ pay sahibi olan Zisso oğlu Dimitri ile ¾ pay sahibi olan Zisso oğlu Mihal Dimas’ın gaipliğine ve adlarına kayıtlı payların iptali ile 5737 sayılı Yasa'nın 17 nci maddesi uyarınca taşınmazın tamamının (şerh lehtarı olan) ... adına tesciline karar verildiğini, hükmün temyiz edilmeksizin 28.05.2014 tarihinde kesinleştiğini ve tapuda 24.06.2015 tarihinde infaz edilerek taşınmazın anılan vakıf adına tescil edildiğini; davacının, dava konusu taşınmaza ilişkin mülkiyet iddiasını 1994 tarihinde noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesine dayandırdığını, ancak dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Hazinenin tapuda malik olmadığı, bu sebeple Hazineye husumet yönetilemeyeceği gerekçesiyle davalı Hazine yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine; diğer davalılar yönünden ise satış vaadi sözleşmesinin düzenlenme tarihinin 1994 olup Yasa'da öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, sözleşmede taşınmazın davacıya teslim edildiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi davacılar tarafından teslim alınarak kullanıldığının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren kendi zilyetliklerinde bulunduğunu, davacı ...'in ikametgah adresi ile dava konusu taşınmaz arasında sadece 3 dükkan bulunduğunu, taşınmazdaki binanın anahtarlarının dahi kendilerinde olduğunu, ikamet ettikleri yerde elektrik trafosu bulunmadığından, dava konusu taşınmazdaki trafoyu kullanarak elektrik aldıklarını, bu hususların çevredeki tüm komşular tarafından bilindiğini; mahkemece, mahalli bilirkişilik yapabilecek kişilerin tespit edilip dinlenmediğini ve eksik araştırma ile karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu satış vaadi sözleşmesinde taşınmazın, vaat alacaklısı davacıya (muris ...’a) teslim edildiği yönünde herhangi bir açıklama bulunmadığı, dava dilekçesinde her ne kadar taşınmazın sözleşme ile teslim edildiği iddia edilmiş ise de davacının, bu iddiasını ispata yönelik herhangi bir delil ibraz etmediği, 2. Davacılar istinaf dilekçesinde, taşınmazın zilyetliğinin sözleşme tarihinden itibaren kendilerinde olduğunu iddia etmiş iseler de bu iddialarını ispatlayan somut herhangi bir delil ibraz etmedikleri, zilyetlik sebepleri olarak gösterdikleri olguların taşınmazın teslim edildiği ve taşınmazda zilyet oldukları iddiasını ispata yeterli olmadığı, 3. Mahallinde yapılan keşifte taşınmaz üzerindeki binanın 80-90 yıllık olup metruk durumda olduğunun ve etrafının saç levhalarla koruma altına alındığının tespit edildiği, taşınmazın fiilen kullanılmadığı, dolayısıyla davacı tarafça taşınmazın kendilerine veya murislerine teslim edildiği iddiasının ispatlanamadığı, satış vaadi sözleşmesinin 23.09.1994 tarihinde yapılmış olup davanın 20.02.2013 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesince, zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların istinaf itirazlarını tekrar etmiş; ayrıca Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden alınan 17.08.2018 tarihli mütalaada, Türkiye’de bulunan bir taşınmazın Arnavut tebaalı muristen Yunan tebaalı mirasçıya intikali hususunun incelenmediği gibi intikal durumunda, bu taşınmazların üçüncü kişilere devrinin mümkün olup olmadığı hususunun da incelenmediğini, tescil talebine konu taşınmaza ilişkin satış vaadi sözleşmesinin zamanaşımına uğradığı iddia olunan 2005 tarihinde dahi Yunan vatandaşları adına murislerinden kalan taşınmazların intikal işlemlerinin gerçekleştirilemediğini, 2. Somut olayda, zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı en erken tarihin, Tapu Kanunu'nun 35 inci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlük tarihi olan 29.12.2005 olabileceğini, bu tarihe kadar satış vaadi sözleşmesinin ifa imkanının bulunmadığını, 3. Yargılama devam ederken 2014 yılında hukuka aykırı şekilde taşınmazın kayıt maliklerinin gaip olduğuna ve taşınmazın Selimi Kadim Vakfı adına tesciline karar verildiğini, 4. Eksik inceleme ve araştırma yapıldığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak açılan davanın, zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça tanık deliline dayanmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davacı ...’dan alınarak davalı Hazineye verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.