11. Hukuk Dairesi 2010/6374 E. , 2011/16973 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2009 tarih ve 2008/730-2009/749 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 14,200 TL'nin altında bulunduğundan HUMK'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle …
**11. Hukuk Dairesi 2010/6374 E. , 2011/16973 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2009 tarih ve 2008/730-2009/749 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 14,200 TL'nin altında bulunduğundan HUMK'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinden... ve ...'in oğlu, diğerlerinin kardeşi olan ...'in 12.01.1999 tarihinde geçirdiği tren kazası sonucu sağ ayağını kaybettiğini, kusur ve maluliyet oranlarının daha önce açılan davada belirlendiğini ileri sürerek, anne ve baba olan müvekkilleri... ve ... Demir için ayrı ayrı 1.500 TL, diğer müvekkilleri için ayrı ayrı 1.250 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dosya kapsamına göre, BK.'nun 47. maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakkının kişiye sıkı surette bağlı haklardan olduğu, talep hakkının cismani zarara uğrayan kişiye ölüm halinde ise ölünün ailesine düşeceği, zarar görenin maluliyet ve kazadaki kusur oranı da göz önüne alındığında davacıların ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır bir şekilde bozulduğunun kabul edilmesinin mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, haksız eylemden dolayı zarar gören kazazedenin yakınlarının uğradığı manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelere davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacılar, kazazede ...'in anne,baba ve kardeşleri olup,12.01.1999 tarihinde geçirdiği tren kazası sonucu kazazedenin sol ayağını ve meslekte kazanma gücünü % 30.2 oranında kaybettiği hususlarında taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır.Bu bağlamda, mahkemenin kabulünün aksine davacıların, oğlu ve kardeşi olan kazazedenin etkisi ömür boyu devam edecek şekilde meydana gelen ağır yaralanması ve kaybının yakınları olan davacıların manevi değerlerini, başka bir deyişle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüklerini bozucu bir durum oluşturduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece, davacıların lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı isabetli bulunmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.