İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1377 KARAR NO: 2026/231 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:08/06/2022 NUMARASI:2020/528 Esas - 2022/531 Karar DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile davalılardan ... A.Ş. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğunu, müvekkili banka tarafından ilgili kredi sözleşmesine istinaden davalı ... A.Ş'ye ticari kredi kullandırıldığını, davalı ... A.Ş'nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili bankanın taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesini feshettiğini, ilgili fesih işleminin Beşiktaş ...Noterliğinin 20.09.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçlulara bildirildiğini, müvekkili bankanın bildirimine rağmen borcun ödenmediğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların takibe itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, işbu davanın açılmasından önce yapılan arabuluculuk toplantısında taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirterek borçluların haksız itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalıların takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesin talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine dayanak olan kefalet sözleşmesinin TBK maddesi 583 vd. hükümlerine göre kefalet sözleşmesi için aranan geçerlilik şartlarını taşımadığını, ilgili kefalet sözleşmesinde kefilin yükümlülük altına girdiğini ortaya koyan bir el yazısı metni bulunmadığını, söz konusu kefalet sözleşmesinin tarih yönünden de eksik olduğunu, kefaletin geçerlilik şartlarından biri olan belirlilik ilkesinin somut olayda mevcut olmadığını, davacı banka tarafından davaya konu edilen sözleşmelerin “Taraflar ve Kredi Limiti” başlıklı bölümünde “Kredi müşterisi, müteselsil kefiller ve borçla ilgili diğer kişiler bu sözleşme hükümlerini kabul ve taahhüt ettiklerini beyan ederler... Müşteriye kullandırılacak tüm nakdi/gayri nakdi krediler genel olarak bu sözleşmede yer alan kredi işlemlerini kapsadığı gibi, ileride banka tarafından uygulamaya konulan/konulacak diğer kredileri de kapsar.” şeklinde bir hükme yer verildiğini, fakat ilerde doğması muhtemel borçları da kapsayacağına dair kaydın kefaletin belirli olması şartını ortadan kaldırdığını, öğretide reisoğlu tarafından bu tür kayıtların geçersiz olduğunun ifade edildiğini, gerek Yargıtay gerekse İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında kefaletin ferdileştirilmesinin zorunlu olduğunun belirtildiğini, bir an için kefalet sözleşmesinin geçerliliği kabul edilse dahi “banka nezdinde doğmuş doğacak her türlü hak ve alacağına kefil olunması” şeklindeki kaydın kefaletin fer-i niteliğine aykırı olduğunu, sonraki tarihli kredi sözleşmeleri bakımından kefilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, asıl borçlu ile banka arasında imzalanan kredi sözleşmelerinden kefil konumundaki müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, davacının dayandığı kefalet sözleşmesinin belirlilik ilkesine aykırı olması dolayısıyla müvekkillerinden talep edilen alacağın hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece kefalet sözleşmesinin geçerli olduğuna kanaat getirilse dahi müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takiplerinin usulüne uygun olmadığını, somut olayda müvekkillerine usulüne uygun bir ihtarname tebliğ edilmediğini, muaccel olmayan alacakla ilgili müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesap kat işlemi için yapılacak ihtarın TTK m.18/3'te belirtilen usullerden biri ile yapılması gerektiğini, somut olayda müvekkillere ya da yetkili temsilcilerine tebliğ edilen herhangi bir ihtarname bulunmadığını, davacı bankanın ihtarname ile kat edildiğini iddia ettiği hesaplar ile takibe konu hesaplar karşılaştırıldığında hangi hesapların kat edildiğinin anlaşılamadığını, davacı ile davalı ... A.Ş arasında birden çok genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, davacı banka tarafından kat edildiği ileri sürülen hesapların hangi sözleşmeye veya sözleşmelere ait olduğu hakkında müvekkillerine herhangi bir bilgi verilmediğini, davacı bankanın talep ettiği temerrüt faizinin fahiş olduğunu, müvekkillerin takip tarihi itibariyle temerrüde düşmediğini, müvekkillerine hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, davacı bankanın alacağının muaccel olmadığını, ihtarnamenin usulüne uygun tebliğ edildiği ve kefaletlerin geçerli olduğu varsayılsa dahi takip talebine konu sözleşmelerin tamamının müvekkillerinden ... A.Ş tarafından imzalanmadığını, hangi hesabın ... açısından kat edildiğinin belirsiz olduğunu, müvekkillerinden ... A.Ş aleyhine başlatılan takibin tümüyle haksız olduğunu, bir an için müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılabileceği kabul edilse dahi ilgili takipte davacı bankanın müvekkillerinden temerrüt faizi talep edemeyeceğini, kefillerin yalnızca kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu tutulabileceğini, davacı bankanın temerrüt faizi talebinin mevzuata ve temel hukuk kurallarına aykırı olduğunu, takipte talep edilen temerrüt faiz oranına dayanak teşkil edecek herhangi genel işlem koşulu bulunmuş olsaydı dahi bu yükseklikteki bir faiz oranı öngören hükmün taraflar açısından bağlayıcı olmayacağını belirterek davanın reddine, davacı bankanın müvekkillerine % 20 oranında kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacı banka ile davalı ... A.Ş arasında 4 adet Kredi Genel Sözleşmesi bulunduğu, ilgili kredi sözleşmelerinin toplam tutarının 22.000.000,00 TL ve 6.000.000,00 USD olduğu, anılan sözleşmelerde diğer davalıların (... A.Ş. ... ve ...) 22.750.000,00 TL ve 6.000.000,00 USD limit dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, Davacı bankanın keşide etmiş olduğu ihtarnamenin davalılardan ... A.Ş., ... A.Ş. Ve ...'a 24.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu bağlamda, davalılardan ... A.Ş., ... A.Ş. ve ...'ın 26.09.2019 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü; davalılardan ...'a usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılmadığı için davalılardan ...'ın icra takip tarihi olan 11.02.2020 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü, Davacı bankanın 24.12.2020 tarihinde KGF'den tazmin ettiği 1.825.365,91 TL bedelin /KGF Kefaletli kredilere ilişkin yasal düzenlemeler ve Bakanlar Kurulu Kararları gereğince, kredi alacağına ilişkin takip sorumluluğunun kredi veren bankada olması ve yaptığı tahsilat oranında KGF'ye iadede bulunulacak olması göz önünde bulundurularak) davalıların tespit edilen borç tutarlarına yönelik herhangi bir etkisinin bulunmadığı Yargıtay ve Bam kararlarında istikrarlı bir şekilde kabul edildiği gibi, hesap kat tarihi ile temerrüt tarihi arasındaki dönem için işleyen akti faizin icra tarihindeki asıl alacağa ilavesiyle davacının takip tarihi itibariyle; Davacı bankanın davalı ... A.Ş, Tasfiye Halinde ... A.Ş ve ...'dan 2.222.936,60 TL asıl alacak, 332.329,02 TL temerrüt faizi, 16.616,45 TL BSMV ve 587,56 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.572.858,79 TL tutarında alacaklı olduğu, İcra takip talebi ile bağlı olan davacı bankanın davalı ... A.Ş, Tasfiye Halinde ... A.Ş ve ...'dan talep edebileceği toplam alacak tutarının 2.222.936,60 TL asıl alacak, 332.329,02 TL temerrüt faizi, 16.616,45 TL BSMV ve 976,72 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.564.879,90 TL, davalı ...'dan talep edebileceği toplam alacak tutarının ise 2.196.885,92 TL asıl alacak, 147.088,84 TL akdi faiz, 7.354,44 TM BSMV ve 976,72 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.352.305,92 TL olduğu, Davalıların takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettikleri belirlenmekle davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle Mahkeme tarafından aldırılan bilirkişi kök ve ek raporuna taraflarınca itiraz edildiğini ve raporların kabul edilmediğini, yeni bir bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasına karar verilmesi talep edildiğini ancak işbu taleplerinin Mahkeme tarafından gerekçesiz olarak kabul edilmediğini, yüksek Yargı kararları gereğince de kabul edilmeyen ve itiraz edilen bilirkişi kök ve ek raporları esas alınarak hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, .... A.Ş., Tasiye .... A.Ş., ... yönünden alacak rakamı mukayese edildiğinde kök ve ek raporda bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada kabul edilen anapara tutarının baz alınması sebebiyle anapara kaleminde 153.676,19TL, ... yönünden 366.250,17 TL'lik menfi fark oluştuğunu, bu durumun alacakta kayıplara sebebiyet verdiğini beyanla istinaf başvurularının kabulü ile usule, yasaya ve tüm dosya kapsamına aykırı bulunan İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.06.2022 tarihli, 2020/528 E.- 2022/531 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasına ve davalılarının itirazlarının tümden iptali ile davalarının tamamen kabul edilmesine, müvekkili banka lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir .İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hükmedilen miktarın hatalı olup olmadığı noktasındadır.Davacı tarafından davalılar hakkında, İstanbul 16. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası ile "kredi sözleşmeleri, ihtarname hesap özeti" sebebine dayalı olarak 2.376.612,79 TL asıl alacak, 324.730,07 TL işlemiş faiz, 16.236,51 TL BMV, 976,72 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.718.556,09 TL alacağın tahsili ve 39 adet çekle ilgil 79.170 TL çek yaprağı banka sorumluluk tutarının depo edilmesi talebiyle 12.02.2020 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davalı borçluların itirazı üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı banka ile davalı ... A.Ş. arasında 09.12.2014 tarihinde imzalanan 2.300.000,00 USD tutarlı kredi genel sözleşmesinin kredi limitinin 30.06.2016 tarihinde 1.000.000,00 USD artırılarak 3.300.000,00 USD'ye yükseltildiği, 22.09.2016 tarihinde 3.300.000,00 USD'lik kredi limitinin 2.700.000,00 USD tutarı kadar artırılarak 6.000.000,00 USD'ye yükseltildiği, 09.12.2014 tarihinde imzalanan 5.000.000,00 TL tutarlı kredi genel sözleşmesinin kredi limitinin 30.06.2016 tarihinde 2.100.000,00 TL artırılarak 7.100.000,00 TL'ye; 18.08.2016 tarihinde 7.100.000,00 TL'lik kredi limiti 1.300.000,00 TL artırılarak 8.400.000,00 TL'ye; 22.09.2016 tarihinde kredi limiti 7.100.000,00 TL artırılarak 15.500.000,00 TL'ye yükseltildiği, her iki sözleşme yönünden düzenleme ve artırım tarihlerinde davalı ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olan ..., ... ile ... Şirketi'nin sözleşme limiti dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunduğu, aynı taraflar arasında 26.04.2017 tarihli 5.000.000,00 TL tutarlı kredi sözleşmesi akdedildiği, diğer davalıların bu sözleşmede sözleşme limiti dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunduğu, son olarak taraflar arasında 12.06.2018 tarihli 1.500.000,00 TL tutarlı kredi sözleşmesi imzalandığı ve diğer davalıların bu sözleşmede 2.250.000,00 TL tutarında müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunduğu, akdedilen kredi sözleşmelerinin toplam tutarının 22.000.000,00 TL ve 6.000.000,00 USD olduğu, diğer davalıların 22.750.000,00 TL ve 6.000.000,00 USD limit dahilinde müteselsil kefil oldukları , genel kredi sözleşmeleri kapsamında taksitli ticari kredi kullandırıldığı, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından Beşiktaş ...Noterliğinin 20.09.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 29.08.2019 tarihinde hesap kat edilerek davalılara borcun 1 gün sonra ödenmesinin ihtar edildiği anlaşılmıştır Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında, 10.05.2017 tarihinde davacı banka tarafından davalı kredi borçlusuna 5.000.000,00 TL tutarında taksitli ticari kredi (Kobi Hazine ... İşletme Kredisi) açılmış olup, söz konusu krediye ilişkin ödeme planına göre kredinin ayda bir ödemeli 36 taksit halinde kullandırıldığı, davalı şirket tarafından 09.06.2017-09.04.2019 tarihleri arasında ilk 23 taksitin tamamen ödendiği, ödenen 09.04.2019 vadeli 23. taksit sonrası bu tarih itibariyle kalan anapara tutarının 2.072.266,06 TL olduğu, davalılar ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... yönünden 12.04.2019 tarihi itibariyle 2.072.266,00 TL asıl alacak üzerinden yapılan hesaplamada kat tarihi itibariyle asıl alacağın 2.196.885,92 TL olduğu, buna göre davacı bankanın 2.196.885,92 TL asıl alacak, 24.810,17 TL akdi faiz, 328.434,45 TL temerrüt faizi ve 17.662,23 TL BSMV, 976,72 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.568.769,49 TL tutarında alacaklı olduğu, davacı bankanın davalı ... yönünden 2.196.885,92 TL asıl alacak, 147.088,54 TL akdi faiz ve 7.354,44 TL BSMV ile 976,72 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.352.305,92 TL tutarında alacaklı olduğu; itiraz üzerine alınan ek bilirkişi raporunda, davacı banka tarafından sunulan ihtarnamede, ihtarnameyle borçluya tüm borcu ödemesi için verilen sürenin dolması beklenmeden temerrüt faizi işletilmeye başlandığı, davacı bankanın icra takibinde asıl alacak olarak gösterdiği tutar içerisinde temerrüt faizini de dahil ettiği kanaati hasıl olduğu, icra takibinde gösterilecek asıl alacağa, hesap kat tarihi ile temerrüt tarihi arasındaki dönem için işleyen akdi faizin de dahil edilmesi gerektiği, buna göre davalılar ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... yönünden davacı bankanın 2.222.936,60 TL asıl alacak, 332.329,02 TL temerrüt faizi, 16.616,45 TL BSMV ve 587,56 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.572.858,79 TL tutarında alacaklı olduğu, icra takibinde talep edilen işlemiş temerrüt faizinin hesaplanandan daha az olmasına göre alacak tutarının 2.564.879,90 TL olduğu, davalı ...'a gönderilen kat ihtarına ilişkin tebligatta "muhatabın bulunmaması-toplantıda olması” kaydı düşülmek suretiyle daimi işçisi olduğu ileri sürülen ...'ya teslim edildiğinin yazılı olduğu, söz konusu adres davalı ...'ın bilinen en son adresi olsa da bu durum usulsüz bir şekilde yapılan tebligatı, usulüne uygun bir tebliğ adresi haline getirmediği, bu nedenle davalı ... yönünden temerrüdün takip tarihinde oluştuğu, buna göre davalı ...'ın davacı bankaya karşı 12.196.885,92 TL asıl alacak, 147.088,84 TL akdi faiz, 7.354,44 TL BSMV ve 976,72 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.352.305,92 TL tutarında sorumlu olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 21.09.2004 tarih 2004/488 - 8998 Esas ve Karar sayılı kararında belirtildiği üzere kredinin kat edildiği tarih itibariyle alacağın ulaştığı miktar belirlenip, bu miktara kat tarihinden temerrüt tarihine kadar akdi faiz ve faizin gider vergisi hesaplanıp, kapitalize edilerek temerrüt tarihindeki asıl alacağın bulunması ve bu alacağa takip tarihine kadar temerrüt faizi ve faizin gider vergisi işletilerek takip tarihindeki toplam alacak miktarının bulunması gerekir. Alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesine ilişkin maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil edecek nitelikte olan itirazın iptali davasında alacağın tespitinde, itiraz edilmese bile hesap özetindeki miktar esas alınamaz. Genel kredi sözleşmelerinde asıl alacak, kredi ana parası ile sözleşmesel akdi faiz ve faizin gider vergisinden oluşur.Temerrüt faizi asıl alacağın içerisinde yer alamaz. Kredi hesabının kesilmesi veya kat edilmesiyle alacak muaccel hale gelmekle birlikte temerrüt, ödeme istemini içeren kat ihtarının tebliği ile kat ihtarında verilen sürenin dolması ile gerçekleşecektir. Borçlu temerrüde düşürülmeden temerrüt faizi istenemez.HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebebi, yargılama aşamasında sunulan bilirkişi kök raporuna karşı itiraz dilekçesinde de ileri sürülmüş , bilirkişi ek raporunda söz konusu itirazlar değerlendirilmiş ve Mahkemece bilirkişi ek raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir.Somut olayda kat ihtarnamesi tarihi ile temerrüt tarihi arasında işleyen akdi faizin asıl alacağa eklenerek hesaplama yapılması, uygulanan faiz oranlarının taraflar arasındaki sözleşmeye, bankaca uygulanan fiili faiz oranlarına ve mevzuata uygun olması ve davalı kefil ...'a kat ihtarının usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi sebebiyle davalının icra takip tarihinde temerrüte düştüğü kabul edilerek temerrüt faizinin bu tarihten itibaren başlatılması yerinde olup, bu doğrultuda düzenlenen hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi ek raporuna göre mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/02/2026