T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/852 - 2026/917 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/852 KARAR NO : 2026/917 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2017 NUMARASI : 2017/50 E. - 2017/384 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/852 - 2026/917 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/852 KARAR NO : 2026/917 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2017 NUMARASI : 2017/50 E. - 2017/384 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/10/2017 tarih ve 2017/50 Esas - 2017/384 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2003/3681 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, bu markayı mesnet göstererek, davalı şahsın "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... YİDK'nın 2016-M-12011 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini; oysa bavurunun müvekkilinin markasına iltibas oluşturacak şekilde benzer olduğunu, başvurunun müvekkilinin öteden beri tescilli olarak kullanılan tanınmış markalarının oluşturduğu güven ve itibardan haksız yararlanma amacı güttüğünü ve kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK kararının iptalini ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı gerçek kişi, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." ve "..." ibareleri arasındaki tek harf farklılığının markaları ve başvuru konusu işareti, anlamsal, görsel ve sescil olarak farklılaştırmadığı; bağlantı kurulabilecek derecede benzer bulundukları, ilk bakışta ve derhal böyle bir algının doğmasının kaçınılmaz olduğu; davacının markalarının kapsamında bulunan 29 ve 30. sınıf ürünler ile başvuru kapsamındaki 29 ve 30. sınıf ürünlerin aynı türden oldukları; normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, işaret ve markayı aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı ürünlerle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki 29 ve 30. sınıf ürün ve hizmet alımlarında aynı markayla sunulan mallardan ve hizmetlerden yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki alıcı ve yararlanıcıların bu marka ve işaretin farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, anılan ürün ve hizmetlerle ilgili satın alma süresi içerisinde davacının "..." ibareli markasıyla sunulan ürün ve hizmetlerden satın almak veya yararlanmak isterken davalının "..." işaretini taşıyan ürün ve hizmetleri satın alma veya yararlanma yönünden tercihte bulunabilecekleri, bir kısım alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduğunu algılayabilse bile marka ve işaretin birbirleriyle idarî ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılamada bulunulmalarının kaçınılmaz olduğu, bu hâlin öteden beri kullanılan davacı markalarının tüketiciler nazarında tesis ettiği imajın transferi sonucunu doğuracağı, davalı kurum kararının 29 ve 30. sınıf mal ve hizmetler bakımından hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2016-M-12011 sayılı kararının, 2015/100547 sayılı marka tescil başvurusu kapsamındaki, 29 ve 30. sınıf ürünler bakımından davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, sair yönlerden iptal isteminin reddine, davalı başvurusu marka olarak tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mesnet markada "..." ibaresinin ön planda, "..." ibaresinin tanımlayıcı konumda olduğunu, zayıf ibarelerde ufak bazı değişikliklerin yapılmasının yeterli kabul edileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 29, 30 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markasına dayalı olarak, iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötüniyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2016-M-12011 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 02.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 16.01.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun geçici 1. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava konusu başvuru beyaz zemin üzerine, herhangi bir şekil yahut renk unsuru içermeyen küçük harflerle yazılmış "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda başkaca bir unsura yer verilmediğinden, başvurunun asli unsuru "..." ibaresidir. Davacının itirazına mesnet markası ise "..." ibaresinin çatı markası olması sebebiyle "..." esas unsurludur. "Tatlı-..." ibaresi genel anlamda gıda ürünleri sektöründe ayırt edici vasfının son derece zayıf olduğu, özgünlüğünün bulunmadığı; yaratılmamış ve tescil edilmek istenilen sektörde yaygın kullanımı bulunan bu tür ibarelerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı, yine bu tür ibarelerde yapılacak küçük değişikliklerle ayırt ediciliğin sağlanabileceği nazara alındığına, davalının başvuru konusu yaptığı "..." ibaresinin, davacının "..." esas unsurlu markasından yeterince farklılaştığı, markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle de görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kararı isabetli görülmemiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.02.2026 tarih ve 2025/4055 E.-2026/865 K. sayılı kararında "..." ve "..." ibareleri benzer bulunmamıştır. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece, dava konusu başvuru yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi şartlarının oluştuğu yönündeki kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır. Bu itibarla, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 18/10/2017 gün ve 2017/50 Esas - 2017/384 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-YİDK kararının iptali istemli davanın REDDİNE, 3-Hükümsüzlük davası yönünden, dava konusu marka tescilli olmadığından, KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 31,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 700,60-TL karar ve ilam harcının davalı şahıstan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 2.860,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 350,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 162,00-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 2.012,00-TL yargılama giderinin, 1/2 sinin hükümsüzlük davası için yapıldığı kabul edilerek, bu orana tekabül eden 1.006,00-TL'ye, 31,40-TL peşin harç, 31,40-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 1.068,80-TL'nin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 788,00-TL posta gideri ile 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.790,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı Kuruma iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 06/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.