6. Ceza Dairesi 2012/14036 E. , 2015/44085 K. MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma (Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, Kendiğinden hak alma) Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin, sanık... hakkında kendiliğinden hak alma ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarına yönelik olduğunun kabulüyle yapılan incelemede; I-Gene…
**6. Ceza Dairesi 2012/14036 E. , 2015/44085 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma (Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, Kendiğinden hak alma) Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin, sanık... hakkında kendiliğinden hak alma ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarına yönelik olduğunun kabulüyle yapılan incelemede; I-Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuna yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince; Sanığın eylemine uyan ve 5237 sayılı TCK’nın 170/1-c maddesindeki suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımının suç tarihi olan 26.06.2003 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, II-Kendiliğinden hak alma suçuna yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Katılan ...’in 17.07.2007 günlü oturumdaki anlatımında: “Benim ... İlçesinde şu anda ismini hatırlayamadığım ancak daha önce beyanlarımda geçen bir şahsa 24.000.- TL borcum bulunuyordu. O tarihlerde benim iş yerime sık sık gelip gider ... isimli arkadaşım bir seferinde bana ... isimli bir şahsa borcum olduğunu söyledi. Ben de böyle bir şahsı tanımadığımı söyledim. Aradan birkaç gün geçtikten sonra şu anda huzurda bulunan sanık ... ve ... ile yanında tayfası olacak şekilde benim yanıma geldiler, ellerinde bana ait olduğunu söyledikleri bir senedi gösterdiler ve senedin bedelini ödememi istediler. Ben de borcumu inkar etmediğimi, ödeyeceğimi söyledim. Bu vesile ile ...’da avukatlık yapan...’ün bürosunda buluştuk. Burada ...’a yanılmıyorsam 4.000’er TL.lik 6 adet senedi imzalayarak verdim, bunun karşılığında da ... bana ait olan senedi verdi, bu şekilde anlaştık, senetleri de günü geldiğinde ... denilen şahsa elden ödedim ve senetlerimi aldım. Bu şekilde borcum bittikten sonra ..., yanında yine 2-3 adamı olacak şekilde benim yanıma geldiler. Bu sefer bana ‘Biz araya girerek ...’e olan borcunu ödemen konusunda gereğini yaptık, peki bizim payımız ne olacak’ diyerek benden para talebinde bulundu. Ben de ‘Benden haksız para talep ediyorsunuz, ben böyle bir parayı veremem’ deyince ... ‘Ben bu parayı senden almasını bilirim’ diyerek yanımdan gittiler. ... ve adamları yanımdan ayrıldıktan sonra kardeşimin tabanca ile ayağından vurulduğu haberini aldım, onu ayağından vuran ...’ın kendisidir, bunu da kardeşim Mevlüt ifade etti. Benden haksız şekilde zorla para isteyen... ve diğer arkadaşlarından şikayetçiyim.” şeklinde beyanda bulunduğu; Katılan ...’in aynı celse alınan beyanında özetle; “…ağabeyim Kuddisi bu şahısların kendisine vermiş olduğu senet karşılığında borcunu ödedi, ancak ... ve yanındaki adamları bu sefer bizden haksız bir şekilde avanta talep etmeye başladılar. Biz de kabul etmeyince, sanık Alper iş yerimize gelerek kardeşim Mevlüt’ü tabanca ile yaralayıp kaçmıştır.” dediği, Katılan ...’in 05.12.2008 tarihli oturumdaki anlatımında özetle; “….benim söz konusu alacak borç ilişkisi ile bir bağlantım yoktur. Bir tarihte kendime ait kuyumcu dükkanında beklemekte iken ... isimli şahıs iş yerime gelip ayağıma doğru ateş etti ve beni yaraladı. Bu olaydan 4-5 ay kadar önce benim iş yerime Mehmet isimli bir şahıs geldi. Ağabeyim mevcut olan borcunu benden de istedi. Hatta ‘Bu parayı ödemezseniz öldürürüz, asarız, keseriz’ gibi sözler söyledi. Fakat ben borçla benim ilgimin olmadığını, ağabeyimin de bu borcu ödemiş olup, bankadan alınmış dekontları bulunduğunu söyledim. Sanıklardan ... da olay öncesinde 3-4 kez iş yerime gelerek ağabeyimin bir borcu olduğunu söyleyip benden ağabeyimin nerede olduğunu sordu.”şeklinde beyanda bulunduğu; Sanık ...’ın da savunmalarında, “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben iddia edilen suç tarihinde ...’da ... Ocakları denen bir dernekte yönetim kurulu üyesiydim. Bu vesile ile ... isimli bir şahsı tanıdım, zaman içerisinde ... ’nin ismini bilmediğim bir şahıstan 80.000.- DM’lik alacağı olduğunu öğrendim. Bu alacağın karşılığında ismini bilmediğim şahıs ... isimli şahsa borçlusu... olan 100.000.- DM’lik bonoyu vermiş ve parayı tahsil ettiğinde geri kalan kısmını kendisine vermesini söylemiş. ....isimi şahısla ...’ya birlikte geldik. Ben ...’ya burada bulunan arkadaşlarımı görmek üzere gelmiştim..... ile Av.....’ün bürosunda görüştüler. ...'in borçlu göründüğü 100.000.- DM’lik borcun aslında 100.000.- DM olmadığını, borcu olduğu şahısların ...’lı olduklarını, kendisini zorla kaçırarak bu bonoyu düzenlettirdiklerini söyleyince ... isimli şahıs ile aralarında siyasi yakınlıktan dolayı bir samimiyet doğdu.... gerçek borcunun 30.000.- DM olduğunu söylemişti. Bu nedenle 30.000.- DM karşılığında... isimli şahısa 2 adedi 4 milyar, 2 adedi 8 milyarlık bono verdi, borcun tamamı 24 milyar 860 milyon TL tutuyordu, geri kalan 860 milyon TL’yi ..., şikayetç..’in kuyumcu dükkanından altın olarak aldı. Bonolardan ilkinin vadesi geldiğinde, ... bana telefon açarak parayı almam konusunda telkinde bulundu. Ben ..’ye yardım etmek için ...’ya geldim. İlk gelişimde.... parayı ödemeyince Antalya’ya geri döndüm, bir ay sonra tekrar Alanya’ya geldim, kendisini daha önceden tanıdığım ... isimli şahıs ile karşılaştım, telefoncu dükkanının önünde arkadaşım ... ile sohbet ederken şikayetçi ...’i görüp parayı ödeyip ödemeyeceğini sordum, kendisi de bana ‘kendisine havale geleceğini, ancak gelmeyince parayı bu aşamada ödeyemeyeceğini’ söyledi. Ben ... isimli şahısla ...’ya geldiğimde arkadaşım .... ve ... Kaldırım isimli şahıslarla görüşmek üzere gelmiştim. Ben bu arkadaşlarımı aradığımda bana Avukat ...’ün bürosunda olduklarını söylediler. ... isimli şahısla Av....’ün bürosuna gittik. Burada sohbet ederken durumdan söz edince ...’nin alacağı olduğu şahsın kuyumcu olup olmadığını sordu, kuyumcu olduğu söylenince bu şahsı tanıdığını, telefonla çağırabileceğini söyledi, telefonla çağrıldı ve yukarıda sözünü ettiğim konuşmalar yapıldı.”şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında; Sanık ...’ın, hukuk düzeni tarafından geçerli kabul edilip korunan bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil maksadıyla hareket etmediği, bu bağlamda eyleminin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 22.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.