T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1039 KARAR NO : 2025/1209 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/397 KARAR NO : 2025/293 KARAR TARİHİ: 05/05/2025 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı v…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1039 KARAR NO : 2025/1209 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/397 KARAR NO : 2025/293 KARAR TARİHİ: 05/05/2025 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında 11/01/2019 tarihinde Ajans Komisyon alacağına ilişkin olarak protokol düzenlendiğini, protokol çerçevesinde davacı tarafından 21/01/2019 tarihli 058463 nolu 118.000,00 TL bedelli fatura tanzim edildiğini, davalı tarafından faturaya itiraz olmadığını, fatura alacağının tahsili için İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosya ile icra takibine geçildiğini, davalının ödeme emrini tebliğ aldıktan sonra iade faturası kestiğini, söz konusu iade faturasının ise müvekkili tarafından Beyoğlu 27. Noterliğinin 26/12/2019 tarihli, ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile itiraz ve iade edildiğini beyan ederek, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu bedelin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı tarafa dava dilekçesi 22/01/2020 tarihinde tebliğ olunmasına rağmen yasal sürede cevap dilekçesi sunulmamıştır. 23/09/2020 tarihinde sunulan beyan dilekçesinde ise; Müvekkil şirketin ... Özel Eğitim Kurumları Ltd. Şti. ile 25/01/2019 tarihinde Reklam Alanı Kiralama Sözleşmesi imzaladığını, akabinde ... Özel Eğitim Kurumları Ltd. Şti.nin talebi üzerine aynı tarihte (25/01/2019) davacı yan ile Aracılık/Komisyon Sözleşmesi akdettiğini, Aracılık/Komisyon Sözleşmesinin akdedilme amacının 25/01/2019 tarihli Reklam Alanı Kiralama Sözleşmesinden kazanılması beklenen ücret olduğunu, davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı olarak 21/01/2019 tarihli fatura ile ne fatura düzenleme tarihinde ne de günümüzde dahi doğmamış ücret hakkını müvekkili şirkete yansıttığını, müvekkili şirket tarafından anılan faturanın 23/12/2019 tarih 12199 yevmiye no.lu ihtarname ile iade edildiğini, sözleşme hükümlerinin belli koşullara bağlı olduğunu, müvekkili şirket 25/01/2019 Tarihli Reklam Alanı Kiralama Sözleşmesinden beklediği karı elde edemediği gibi ... Özel Eğitim Kurumları Ltd. Şti. tarafından sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemiş olması sebebiyle zarar gördüğünü, müvekkilinin zararı ile sonuçlanan sözleşme nedeniyle davacının da herhangi bir komisyon alacağı doğmadığını, TBK'nın 170.maddesinde yer alan "Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur. Aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder." düzenlemesi gereği müvekkili şirket, ... Özel Eğitim Kurumları Ltd. Şti. tarafından sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemiş olması sebebiyle zarar gördüğünden geciktirici koşulun gerçekleşmediğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI 1-Mahkemenin 11/01/2021 tarihli kararı; "...bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış ve itirazın iptali ile takibin devamı yönünde karar verilmiş, ayrıca davacı tarafça, davalının itirazının iptali ile takibin devamı yanı sıra davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğinden bahisle takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep edildiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilerek dava kabul edilmiştir. 2-Dairemizin 26/06/2024 tarihli kararı; "...Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.Anayasanın 141. maddesinde ise mahkemelerin verdiği her türlü kararların gerekçeli olması gerektiğine işaret edilmiştir. ...İlk derece mahkemesince verilen kararın herhangi bir gerekçe ihtiva etmediği açık olup bu durum Anayasanın 141.maddesine, HMK'nın 297.maddesine aykırıdır.Diğer bir husus ise davalı vekili tarafından, bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri ile taraflar arasında düzenlenen 24/01/2019 tarihli "Reklam Alanı Kiralama Sözleşmesi'nin Feshedilmesi Ve İbra Protokolü" başlıklı protokol ibraz edilerek, tarafların protokol gereğince 24/01/2019 tarihi itibariyle birbirlerinden her ne nam altında olursa olsun bir hak ve/veya alacaklarının bulunmadığını, sözleşme ve ek protokoller bakımından birbirlerini, kesin gayrikabili rücu olarak ibra ettiklerini, buna rağmen davacının protokol tarihinden önce düzenlenen dava konusu faturaya dayalı haksız olarak takip başlattığını ileri sürerek itiraz etmesine rağmen, mahkemece söz konusu ibra savunmasının, itirazların incelenmemesi ve değerlendirme yapılmamış olmasıdır. Bu husus da yine savunma hakkının ihlali mahiyetindedir. Anılan protokole karşı davacı vekilinin beyanlarının alınması ve protokolün de mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek karar kaldırılmıştır. 3-Mahkemenin 05/05/2025 tarihli kararı; "...Davacı vekilinin bozma ilamına konu olan "Reklam Alanı Kiralama Sözleşmesi'nin Feshedilmesi Ve İbra Protokolü" başlıklı protokoldeki imzayı kabul etmemesi üzerine davacı vekiline imza karşılaştırılmasına konu edilecek imza örneklerini bildirmesi üzerine ilgili kurum ve kuruluşlardan imza örnek asılları getirtilmiş ve Mahkeme kasasına alınmıştır. Ancak dosyada "Reklam Alanı Kiralama Sözleşmesi'nin Feshedilmesi Ve İbra Protokolü" nün fotokopisi olması sebebiyle davalı vekiline ihtarlı kesin sürede protokol aslını sunması istenilmiş ancak davalı vekilinde süresinde protokol aslı sunulmadığında imza karşılaştırılması yapılamamıştır. Bu nedenle Bozma ilamı öncesinde alınan bilirkişi raporunda "...Davalının 2019 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının 2019 yılı ticari defterlerinin yevmiye defterinin kapanış tasdiki görülmediğinden lehine delil niteliğinin bulunmadığı, davacı yanın davalı yanı noter ihtarnamesi ile temerrüde düşürmediği, davacının ticari defterlerinde davalı şirket ile cari hesabına ait 118.000,00TL cari bakiye alacağının olduğu bu alacağın 21/01/2019 tarihli 118.000,00TL bedelli faturadan kaynaklı olduğu, davalının 2019 yılı ticari defterlerinde davacı yana 21/01/2019 tarihli faturaya istinaden yaklaşık 10 ay sonra 12/11/2019 tarihli 118.000,00TL karşılığı iade faturası düzenlemiş olduğu, bu nedenle cari borcunun ticari defterlerinde görülmediği, davalı şirketin davacı yana kesmiş olduğu 12/11/2019 tarihli ... seri numaralı 118.000,00TL bedelli iade faturaya davacının yasal süresi içinde Beyoğlu 27. Noterliği vasıtasıyla yapıldığı, taraflar arasında imzalanan ek protokol Madde 3.4. Gereğince; dava dışı ... Okulları Şirketinin Ana Sözleşmede belirtilen 8 dönemlik kullanımından bir veya birden fazlasını iptal etmesi veya kullanım döneminin Hizmet Alan şirket tarafından durdurulması gibi hallerde, iptal edilen ve/veya uygulanmayan kullanımlarla ilgili olarak davacının herhangi bir komisyon alacağına hak kazanmayacağı, davalı şirket tarafından davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılamayacağı belirtilmiş olduğu, dosyada dava dışı ... Okulları şirketinin hizmet iptaline yönelik bir belgeye rastlanmadığı, davacı yanın icra takibinden önce temerrüde düşürülecek işlem yapılmadığından, temerrüdün icra takibi ile oluştuğu, takip tarihi ile davacının davalıdan 118.000,00TL alacağa ödeme tarihine kadar TCMB uygulanan Reeskont Avans Faizi ile işleyecek faiz hesaplanabileceği.." belirtildiği üzere, davacı tarafça kabul edilmeyen ve davalı tarafça aslı sunulmayan ibra protokolü dikkate alınmaksızın takibin devamı yanı sıra davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğinden bahisle takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep edildiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 24/01/2019 tarihinde imzalanan ve davacı tarafından da imzası reddedilmeyen protokolde; tarafların birbirlerini kesin, gayrikabili rücu olarak ibra edildikleri düzenlendiğinden ve protokol dava konusu faturadan sonraki tarihte imzalandığından borcun sona erdiğinin açık delili olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmada komisyon alacağının ... Okulları’nın sözleşme hükümlerine uygun şekilde hizmeti sürdürmesi koşuluna bağlandığını, koşulun gerçekleşmemesi durumunda komisyon ödenmeyeceğini, bu durumda TBK m.170 uyarınca geciktirici şartın gerçekleşmemesi halinde doğmuş bir alacağın söz konusu olmayacağını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Re'sen yapılan inceleme;Dairemizin önceki kararında, mahkemenin kararının gerekçesiz olmasının Anayasanın 141.maddesine ve HMK'nın 297.maddesine aykırı olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/02/2018 tarihli 2017/21-1721 E. 2018/345 K. sayılı ilamına da yer verilerek açıklanmasına rağmen mahkemece Dairemizin kaldırma kararı dikkate alınmamış, kararda sadece bilirkişi raporuna yer verilmiş, rapora hangi nedenle itibar edildiği, davacının davasında haklı olup olmadığı, iade faturasına neden itibar edilmediği hususları açıklanmamıştır. Yazılı şekilde karar verilerek Dairemizin kaldırma kararının gereği yerine getirilmediği gibi Anayasanın 141.maddesine ve HMK'nın 297.maddesine aykırılıkta ısrar edilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi;İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından 118.000,00 TL (21/01/2019 tarih A-058463 no.lu fatura) alacağın tahsili için davalı hakkında 27/11/2019 tarihinde, dosya kapsamında ödeme emri tebligat parçası mevcut değil ise de davalı tarafça 02/12/2019 tarihinde takibe itiraz edilmesi üzerine, İİK'nın 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal sürede eldeki davanın açıldığı tespit edilmiştir. Uyuşmazlık; davacının takibe konu ettiği fatura nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava dilekçesi ekinde sunulan "11/01/2019 Tarihli Reklam Alanı Kiralama Sözleşmesine Ek Protokol" başlıklı belge incelendiğinde; davacı "Ajans", davalı ise "Hizmet Veren veya Bon Media" olarak anılmaktadır. Ek Protokolün Konusu başlıklı 2.maddede; "İşbu ek protokolün konusu, taraflar ve ... OKULLARI'nın aralarında akdedilen 11/01/2019 tarihli "Reklam Alanı Kiralama Sözleşmesi'nin eki ve ayrılmaz bir parçası olmak üzere Ajans'ın komisyon alacağına ilişkin, tarafların hak ve yükümlülüklerinin neler olduğunun belirlenmesidir.", Tarafların Hak Ve Yükümlülükleri başlıklı 3.maddede;"3.1. Taraflar ve ... OKULLARI şirketi arasında 11/01/2019 tarihinde akdedilmiş olan "Reklam Alanı Kiralama Sözleşmesi" kapsamında, Hizmet Veren olarak... atıf yapılan ana Sözleşmede detayları belirlenen kapsamda, ... OKULLARI şirketine reklam alanı kiralama yükümlülüğünü üstlenmiştir. Anılan Sözleşmenin tarafı olan Ajansın komisyon alacağı, ana Sözleşme kapsamında belirlenmemiş olup, işbu protokolün akdedilmesi ile Ajansın komisyon alacağının belirlenmesi gerekliliği doğmuştur.3.2. Buna göre Ajans, ana Sözleşmede belirtilen ve toplamda 8 dönemden mütevellit olan her bir kullanım dönemi için, o kullanım döneminin bedeli olarak ... OKULLARI şirketi tarafından keşide edilen çekin... tarafından tahsil edilmesinden sonra 12.500.-TL (OnİkiBinBeşYüzTürkLirası) + KDV tutarında, komisyon alacağına hak kazanacaktır. Bu kapsamda, Ajans'ın ana Sözleşme kapsamında belirlenen 8 kullanım dönemi için almaya hak kazanacağı komisyon tutarı, 100.000.TL(YüzBinTürkLirası) + KDV'yi geçmeyecektir.3.3. Ajans'ın komisyon alacağına hak kazanabilmesinin şartı, ... OKULLARI şirketi tarafından...'ya keşide edilecek çek(ler)in tahsil edilmesidir. Buna göre..., her bir kullanım döneminin bedeli olarak kendisine cirolanan çek(ler)i tahsil ettikten sonra 5 (beş) iş günü içerisinde, Ajans'a 3.2.maddesinde belirlenen tutarda komisyon ödemesi yapacaktır. Çeklerin her ne sebeple olursa olsun tahsil edilememesi durumunda, ... ajansa karşı herhangi bir sorumluluğu olmayacaktır." hükümleri yer verilmiş ve ek protokol taraflarca 11/01/2019 tarihinde imzalanmıştır.İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972). 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.... Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Taraflara ait ticari defterler üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı tarafça takibe konu edilen faturanın, davalı tarafından 21/01/2019 tarihinde defterlerine işlendiği tespit edilmiştir. Ancak davalı 8 günlük itiraz süresinde faturayı iade etmemiş, yaklaşık 10 ay sonra 12/11/2019 tarihinde iade faturası düzenlemiş ve iade faturasını defterlerine işlemiştir. Yine iade faturası davacı tarafa Beşiktaş 13. Noterliği'nin 23/12/2019 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile tebliğ edilmiş ise de, davacı taraf işbu faturayı Beyoğlu 27. Noterliği'nin 26/12/2019 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile süresi içerisinde davalı şirkete iade etmiş ve defterlerine kaydetmemiştir. Ayrıca davacının takibe konu ettiği faturanın davacı tarafça BS, davalı tarafça BA formlarında bildirildiği tespit edilmiştir. Bu durumda yukarıda yer verilen emsal kararlar ve açıklamalar uyarınca, davacı tarafça alacak ispat edilmiştir. Davalı taraf her ne kadar taraflar arasındaki anlaşmada komisyon alacağının ... Okulları'nın sözleşme hükümlerine uygun şekilde hizmeti sürdürmesi koşuluna bağlandığını, koşulun gerçekleşmemesi durumunda komisyon ödenmeyeceğini ileri sürülmüş ise de, davalı tarafça dava konusu edilen fatura kabul edilerek defterlerine kaydedildiği gibi BA formlarında bildirildiğinden bu aşamadan sonra anılan konularda ispat yükü davalı tarafa aittir. Ancak davalı, savunmanın ispatına yönelik bir delil sunmamıştır. Davalı tarafça 24/01/2019 tarihli "Reklam Alanı Kiralama Sözleşmesi'nin Feshedilmesi Ve İbra Protokolü" başlıklı protokol ibraz edilerek, tarafların protokol gereğince 24/01/2019 tarihi itibariyle birbirlerinden her ne nam altında olursa olsun bir hak ve/veya alacaklarının bulunmadığı, sözleşme ve ek protokoller bakımından birbirlerini kesin gayrikabili rücu olarak ibra ettikleri, buna rağmen davacının protokol tarihinden önce düzenlenen dava konusu faturaya dayalı haksız olarak takip başlattığı ileri sürülmüş ise de, kaldırma kararının ardından davacı vekili "İbra Protokolünü kabul etmiyoruz, ibra protokolündeki imza müflis şirket yetkilisine ait değildir, bu hususta araştırma yapılsın..." şeklinde beyan ve talepte bulunmuş olup imza itirazı üzerine mahkemece davalı vekiline protokol aslını sunması için süre verilmesine rağmen evrak aslı ibraz edilmediği için imza incelemesi yapılamış, bu nedenle protokole konu hususlar davalı tarafça ispatlanamamıştır. İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli, 2006/19-295 E. 2006/341 K. sayılı ilamı). Somut olayda; davaya konu alacağın davalı defterlerinde kayıtlı olan faturadan kaynaklanan likit bir alacak olduğu anlaşılmakla, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.6100 sayılı HMK'nın "Kanun Yolları" başlıklı ikinci kısmının "İstinaf" başlıklı birinci bölümünde 353.maddesinde "Duruşma yapılmadan verilecek kararlar" düzenlenmiştir. HMK'nın 353.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde"Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, Duruşma yapılmadan karar verilir." hükmü yer almaktadır.HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararında hüküm kısmında hata olmamakla birlikte sadece gerekçesinin düzeltilmesinin gerekmesi halinde, bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılmadan sadece gerekçesinin düzeltilmesi yoluna gidilememekte, gerekçenin düzeltilmesi için hükmün külliyen kaldırılması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2024 tarihli 2024/3676 E. 2024/5221 K. ilamında; "...İlk Derece Mahkemesi kararında, davalının doğrudan iflasının istenebilmesi için TTK’nın 238. maddesi gereğince ilama dayalı bir alacağın bulunması gerektiği ancak ilama dayalı bir alacağın bulunmadığı gerekçesine dayanıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararında ise dava dışı şirketin anonim şirket olduğu, kollektif şirket olmadığı, davalının doğrudan iflasının istenemeyeceği gerekçesine dayanıldığı görülmüştür. Bu durumda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin tamamiyle değiştirildiği anlaşıldığından HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca davanın esasıyla ilgili olarak gerekçesi düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması uygun görülmüştür. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." denilerek anılan hususlara işaret edilmiştir. Eldeki dosyada mahkemece dava kabul edilmiş olup davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından dava kabul edildiği yani davacı lehine olduğu için davacının istinaf yoluna başvurmasına gerek olmadığı gibi hukuki yararı da bulunmamaktadır. Dairemizce her ne kadar davalının istinaf talebi HMK'nın 355.maddesi nazara alınmak suretiyle haklı bulunmuş ise de istinaf talebinin kabul sebebi kararın gerekçesiz olmasıdır. Yani ilk derece mahkemesinin gerekçesiz karar vermesi Anayasanın 141.maddesine ve HMK'nın 297.maddesine aykırı olduğundan HMK'nın 355.maddesi uyarınca bu husus re'sen nazara alınarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kararın kaldırılması ve gerekçesi yazılmak suretiyle yeniden hüküm tesis edilmesi yoluna gidilmiştir. Ancak karar netice itibariyle doğru olduğundan, yine davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmiştir. Dairemizce yeniden hüküm tesis edildiğinden, bu durumda vekalet ücreti yönünden ilk derece mahkemesi kararının davalı lehine usulü kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı, ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücretine mi yoksa Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre mi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği hususunun tartışılması gerekmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 323 vd maddelerinde yargılama giderlerine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. HMK'nın 323.maddesinin 1.fıkrasının (ğ) bendinde "Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti" yargılama giderleri arasında sayılmış, 332.maddesinin 1.fıkrasında ise yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedileceğine işaret edilmiştir. Avukatlık Kanunu'nun 168/3 maddesi; ''Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.''Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 1.maddesi; "Mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümleri uygulanır." şeklindedir. Bu açıklamalar çerçevesinde yargılama giderleri arasında yer alan vekalet ücretine, kararı veren mahkemece re'sen ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca yapılacak hesaplamaya göre hükmedilecektir. Nitekim aşağıda yer verilen Yargıtay kararlarında da, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak bölge adliye mahkemesince yeniden hüküm tesis edildiği takdirde, bölge adliye mahkemesi tarafından hüküm verilen tarihte yürürlükte olan AAÜT'ne göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2022 tarihli 2022/3855 E. 2022/8088 K sayılı kararı; "...Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre karar tarihi esas alınmak suretiyle vekalet ücretine hükmedilir. Bu nedenle davalılar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin denetime tabi son kararın verildiği tarihteki AAÜT'ye göre belirleneceği kuşkusuzdur. Vekalet ücretinde usuli kazanılmış hak, vekalet ücretinin maktu veya nispi verilmesi hallerinde söz konusu olabilir. Bozmadan önceki kararda maktu vekalet ücretine hükmedilmiş ve bu husus temyiz edilmemiş ise bu durumda bozma kararından sonra yeni karar tarihine göre hükmedilecek maktu vekalet ücretinde; ya da bozma kararından önce nispi vekalet ücretine hükmedildiği takdirde bozmadan sonra yeni karar tarihine göre verilecek nispi vekalet ücretinde miktar açısından usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Somut olayda, bozma kararından önce karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre nispi vekalet ücretine hükmedildiğinden, bozma kararından sonra da hükmedilecek nispi vekalet ücretinin yeni karar tarihindeki AAÜT'ye göre belirlenmesi gerektiği halde, Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle bozmadan önceki nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, değinilen bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir..."Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 15.02.2023 tarihli 2022/9851 E. 2023/1228 K. sayılı kararı; "...Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, önceki tarifeye göre vekâlet ücreti belirlenmesi doğru görülmemiştir..." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 29/04/2024 tarihli 2023/1757 E. 2024/1147 K sayılı kararı; "...Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararı tamamen kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu halde, müvekkili yararına hükmedilen vekalet ücretinin, kaldırılan ilk derece mahkemesinin karar tarihindeki tarife üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, temyiz sebebi olarak ileri sürmüştür.....Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğundan verilen yeni karar tarihindeki tarife üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, kaldırılan karar tarihindeki tarife üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir..." Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin gerekçesiz karar vermesi Anayasanın 141.maddesine ve HMK'nın 297.maddesine aykırı olduğundan HMK'nın 355.maddesi uyarınca bu husus re'sen nazara alınarak davalı vekilinin istinaf talebi haklı görülmüş ve HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırma kararı verilerek, yukarıda şekilde gerekçesi yazılmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizin kararı ile ilk derece mahkemesi kararı tamamen ortadan kaldırıldığı ve ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı için Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş, davalı tarafın istinaf başvurusu kararın gerekçesiz olması sebebiyle yerinde görüldüğünden istinaf aşamasındaki yargılama giderlerinin ise davacı üzerinde bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 355.maddesi uyarınca KABULÜ ile İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/05/2025 tarihli 2024/397 E. 2025/293 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;a-Davanın KABULÜ ile İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasına vaki İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 118.000,00 TL üzerinden ve takip talebindeki şartlarla aynen devamına,b-Alacak tutarı 118.000,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 23.600,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 8.060,58 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.425,15 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.635,43 TL harcın davalı taraftan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,ç-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 1.425,15 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.479,55 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davacı tarafından tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere yapılan toplam 1.159,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,e-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,f-Davacı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,g-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle arabuluculuk ücreti olarak suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,h-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine,2-İstinaf yargılaması giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davalı tarafça yatırılan 2.015,15 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.399,75 TL'nin karar kesinleştiğinde davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,c-Davalı tarafından sarf edilen 2.568,50 TL istinaf yargılama giderinin (harç ve posta masrafı) davacıdan alınarak davalıya verilmesine,ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.05/11/2025