T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/627 KARAR NO:2026/696 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/689 ARA KARAR TARİHİ:30/03/2026 TALEP:Konkordato (Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordato) KARAR TARİHİ:13/05/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Konkordato talep eden vekili 24/03/2026…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/627 KARAR NO:2026/696 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/689 ARA KARAR TARİHİ:30/03/2026 TALEP:Konkordato (Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordato) KARAR TARİHİ:13/05/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Konkordato talep eden vekili 24/03/2026 havale tarihli talep dilekçesinde özetle; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/444 E. sayılı dosyası, ... A.Ş. tarafından açılmış bir konkordato başvurusu olduğunu, başvuranın davacı borçlu ... A.Ş. olmayıp alacaklı ... A.Ş olduğunu, konkordatonun tasdiki prosedürü bir “dava” olmayıp, anılan Yasa’nın 382’nci maddesinin 2 numaralı fıkrasının 6 ve 7’nci bentleri uyarınca “çekişmesiz yargı işi”dir. Teknik anlamda “dava” niteliğinde olmayan bu “talep=istem” ile ilgili, aynı Yasa’nın 385’inci maddesinin 1 numaralı fıkrasında tanımlandığı şekilde niteliğine uygun düşmediğinden, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114’üncü maddesinin anılan fıkrasının uygulanması olanağı bulunmadığını, iki davanın birbiri ile derdest olduğunun kabulü için üç koşul bulunduğunu, ortada teknik anlamda iki dava ve dolayısıyla dava konusu bulunması gerektiğini, oysa konkordato bir dava değildir, eş söyleyişle konkordatoda bir başkasına yöneltilmiş hukuki koruma talebi bulunmadığını, oysa konkordato talep eden bizatihi alacaklılardan bir şey istememekte, talebini mahkemeye yöneltmekte ve nisapların sağlanması halinde (İİK m.305) kabul oyu vermeyenler de dahil olmak üzere konkordatoya tâbi bütün alacaklar için sonuç doğurduğunu, her iki davanın tarafları aynı olması gerektiğini, konkordato bir dava olmadığından konkordatoda kendisine karşı hukuki koruma istenen bir davalı konumu bulunmadığını, alacaklılar duruşmaya katılsa da bunlar teknik olarak davalı olmayıp, konkordatoda sadece haklarını korumaları bakımından kendilerine yasa ile hukuki dinlenilme kapsamında hak tanınan kimseler olduğunu, Her iki davanın dava sebebi aynı olması gerektiğini, söz gelimi aynı trafik kazasından doğan maddi zarar ancak tek bir davanın konusu olabileceğini, aynı trafik kazasından doğan bir maddi diğeri manevi zararı konu olan iki davada dava sebebi farklı olduğunu, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, sebepleri ve türleri farklı adi konkordato talebi ile huzurdaki malvarlığının terki suretiyle konkordato arasında derdestlik bulunmadığını, görüldüğü üzere her iki talepte; tarafların aynı olmadığını, konkordato türü farklı olduğunu (2024/444 Adi konkordato; 2025/689, Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordato) konkordato teklifinin dayanağı sebebin farklı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında konkordatonun tasdiki prosedürünün çekişmesiz yargı işi olduğu, bu nedenle HMK’nın 114. maddesindeki derdestlik ve kesin hükümle ilgili dava şartlarının uygulanmayacağı kabul edildiğini, yargı kararlarında görüldüğü üzere, adi konkordato talebi ile malvarlığının terki suretiyle konkordato talepleri arasında derdestlik bulunmadığını, birinin reddedilmesi veya birinden feragat edilmesi kesin hüküm oluşturmayacağından, diğer konkordato talebinin incelenerek karara bağlanması gerektiğini, şayet adi konkordato talebi veya malvarlığının terki suretiyle konkordato talebinden biri kabul edilerek konkordatonun tasdikine karar verilirse, diğer konkordato talebinin konusuz kalacağını, emsal yargı kararlarında görüldüğü üzere konkordatonun tasdiki prosedürü çekişmesiz yargı işi olduğundan, derdestlik ve kesin hüküm söz konusu olmayacağını, İcra ve İflas Kanunu’nun 287. maddesinin 2. fıkrasında konkordato işlemlerinin başlatılmasının alacaklılardan biri tarafından talep edilmesi halinde borçlunun İİK’nın 286. maddesinde belirtilen belgeleri ve kayıtları eksikse sunması halinde geçici mühlet kararı verileceğinin belirtildiğini, İcra ve İflas Kanunu’nun 285., 286. ve 287/2. maddelerindeki düzenlemeden çıkan en önemli sonuç konkordatoyu ister alacaklı isterse borçlu teklif etsin borçlu tarafından İİK’nın 286. maddesinde belirtilen belgeler eksiksiz olarak sunulursa hukuki yararın mevcut olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bir alacaklının adi konkordato talebinin reddi üzerine borçlu şirketin malvarlığının terki suretiyle konkordato talep etmesinde hukuki yararı bulunduğunu, malvarlığının terki suretiyle konkordatonun konusu farklı olup, borçluya ait alacaklıya teklif edilen malvarlığı alacaklıların alacaklarının faiziyle birlikte karşılamaya yeterli olduğundan, konkordato teklifinde bulunmakta hukuki yararı olduğunu, malvarlığının terki suretiyle konkordato teklifi; alacaklılara doğrudan tahsilat imkânı sunan, tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu denetiminde yürütülecek şeffaf bir süreci hedeflediği de gözetilmesi gerektiğini, malvarlığının terki suretiyle konkordatoda hem borçlunun hem de alacaklıların hukuki yararı bulunduğunu, alacaklılar iflas tasfiyesine göre çok kısa sürede alacaklarının tamamına yasal faizin de üzerinde bir faizle kavuşacaklarını, Adalet Bakanlığı'nın resmi istatistiklerine göre, iflas tasfiyesi 5 – 10 yıl arası gibi çok uzun bir sürede tamamlandığından projeye göre alacaklarına çok daha kısa bir sürede kavuşan alacaklıların yararına bir proje sunulduğunu, malvarlığının terki suretiyle konkordato projesine göre alacaklıların tüm alacağını karşılayacak malvarlığı alacaklılara terk edilip kalan malvarlığı ile şirket ekonomik faaliyetini sürdüreceğinden, müvekkili şirketin de malvarlığının terki suretiyle konkordato teklif etmekte hukuka yararı bulunduğunu, müvekkili şirketin malvarlığına rağmen borçlarını ödeyememesinin nedeni; proje kredisi veren bankanın, vadesi gelmemiş ve temerrüt gerçekleşmemiş proje kredisini geri çağırarak, şirketin nakit akışını kesmesi; ardından işletme hesaplarındaki gelirleri resen bloke etmesi ve kefillerin tüm malvarlığına ihtiyati haciz koyması, şirketin ticari faaliyetlerini sürdüremez hale geleceğini, bu nedenle, konkordato başvurusunun, yalnızca şirketin değil, banka dışı alacaklıların da menfaatini korumaya yönelik bir hukuki çaba olduğunu, bu çerçevede, Mahkemenin derdestlik ve hukuki yarar yönünden olumlu değerlendirme yapmasını ve şirketin borçlarını ödemeye olanak sağlamasını talep ettiklerini belirterek, müvekkili şirket lehine İİK’nın 287/1. maddesi uyarınca geçici mühlet verilmesine, malvarlığının terki suretiyle konkordato teklif eden borçlu hakkında İİK m.285 vd. maddelerinde beklenen amacın gerçekleşmesi için ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile borçlu aleyhinde 6183 sayılı AATUHK’a ilişkin icra takipleri de dahil olmak üzere başlatılmış ve başlatılacak olan tüm icra ve iflas takiplerinin, haciz, e-haciz, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, muhafaza uygulamalarının tedbiren durdurulmasına ve yeni takip başlatılmamasına, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılmış ve yapılacak takiplerde İcra ve İflas Kanunu’nun 295. maddesi uyarınca, muhafaza ve yakalama tedbirlerinin durdurulması, rehinli mal satışının engellenmesi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan veya başlatılacak takiplerde de satışın durdurulmasına, konkordato projesinin uygulanabilmesi ve şirket ekonomik bütünlüğünün devam edebilmesi için, alacaklılarca daha önce haczedilen ve muhafaza altına alınan hammadde, makine, tesis, teçhizat, araçlar ve iş makineleri ile taşıtların ve kamyonların ve büro malzemelerinin üzerinde/kayıtlarında hacizler baki kalmak kaydıyla borçlu şirket yetkililerine yediemin olarak teslimine, banka hesapları üzerindeki blokelerin kaldırılmasına, İİK’nun 89. maddesi uyarınca 3. kişilerdeki hacizli hak ve alacakların borçlu şirkete teslimine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 30/03/2026 tarihli kararı ile; "İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1190 Esas (Kapatılan İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/157 Esas) sayılı dosyasının tetkikinden; borçlu şirket hakkında ilk olarak 27/08/2012 tarihinde İİK 179/a maddesi kapsamında tedbir kararlarının verildiği, 17/09/2013 tarihinde borçlu şirketin iflasına karar verildiği, kararın temyizi sonrasında iflas kararının kaldırıldığı, dosyanın (kapatılan) İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/58 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1190 Esas sayılı dosyasında borçlu şirket lehine bu kez 19/07/2013 tarihinde İİK (mülga) 179/a maddesi kapsamında tedbir kararının verildiği, tedbir kararlarının 5 yıllık süre dolmasına rağmen 15/09/2022 tarihinde ancak hüküm ile birlikte kaldırıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizin 2022/490 Esas sayılı dosyasında borçlu şirketin adi konkordatonun tasdiki talebinde bulunduğu, borçlu şirket hakkında 17/06/2022 tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, geçici mühletin 17/09/2022 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatıldığı, borçlu şirket hakkında 17/11/2022 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiği, kesin mühletin 17/11/2023 tarihinden itibaren 6 ay süre ile uzatıldığı, kesin mühletin 17/05/2024 tarihinde sona ereceği ancak tasdik yargılaması için gereken işlemlerin 17/05/2024 tarihine kadar tamamlanamayacağı gerekçesiyle kesin mühletin 17/05/2024 tarihinden itibaren 3 ay süre ile uzatıldığı, borçlu şirketin adi konkordatonun tasdiki talebinin; ödenmesi talep edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığı gerekçesiyle reddedildiği, borçlu şirketin borca batık durumda olmaması sebebi ile hakkında iflas kararı verilmediği, mahkememizce adi konkordatonun tasdiki talebinin reddine ilişkin kararın İstinaf kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/444 Esas, 2025/778 K. Sayılı kararının ve anılan dosyanın tetkikinden borçlu şirket hakkında 06/09/2024 tarihli ile 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, geçici mühlet kararının 28/11/2024 tarihli karar ile 2 ay süre ile uzatıldığı, 24/01/2025 tarihinden itibaren borçlu şirket hakkında kesin mühlet kararı verildiği, kesin mühletin 12/09/2025 tarihine kadar devam ettiği ve borçlu şirketin teklif ettiği konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı, borçlu şirketin dürüstlük ilkesine aykırı olarak daha önce mahkememizce tasdik talebinin reddine dair verilen 18/07/2024 tarihinden kısa bir süre sonra yeniden talepte bulunmasına yönelik davranışının tedbirleri uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle 12/09/2025 tarihinde kesin mühletin kaldırıldığı ve tasdik talebinin reddine karar verildiği, kararın kaldırılması üzerine borçlu hakkında kesin mühlet kararı verildiği anlaşılmıştır.Davacı şirket hakkındaki ... ilan örnekleri dosya içine alınmış tetkikinden davacı hakkında İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/963 Esas sayılı dosyasında kesin mühlet verildiği anlaşılmakla anılan dosya UYAP ortamından dosyası celp edilmiş, dosyanın incelenmesi neticesinde; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/09/2025 tarih ve 2024/444 Esas 2025/578 sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 18/12/2025 tarih ve 2025/1344 Esas 2025/1698 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı, davacı borçlu hakkında 31/12/2025 tarihi saat 15:00 ten itibaren geçerli olmak üzere iki aylık ek kesin mühlet verildiği, 12.02.2026 tarihli duruşmada İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı borçlu ... ŞİRKETİ'nin İİK 289/3 maddesi gereğince 12/02/2026 tarihi saat 16:32'den itibaren geçerli olmak üzere iki aylık ek kesin mühlet verilmesine, (Kesin mühletin bu şekilde uzatılmasına,) konkordato komiser heyetinin rapor içeriği karşısında, mahkememizce gerekirse kaldırılma koşuluyla verilen kesin mühletin devam edip etmeyeceğinin takdiri açısından duruşmanın 09/04/2026 günü saat 15:40 itibariyle icrasına karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkememizin 2025/689 Esas sayılı dosyasında itiraz (somut norm denetimi) başvurusunun, 30.09.2025 tarihli üst yazımız ile ekinde tüm dosya e-imzalı olarak UYAP üzerinden ayrıca onaylı örneği dizi pusulasına bağlanarak fiziki olarak müzekkeremiz ekinde Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderildiğine, Anayasa Mahkemesi Başkanlığınca ise 06.11.2025 tarih 2025/215 Esas 2025/207 sayılı kararı ile mahkememizce yapılan itiraz başvurusunun; mahkememizce gönderilen belgeler arasında başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğinin bulunmadığı bu itibarla başvurunun yönetimine uygun olmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğine, mahkememizce yeniden tüm dosyanın ve de başvuru kararına ilişkin tutanağının onaylı örneği eklenerek bu kez 08.12.2025 tarihli üst yazı ile e-imzalı olarak UYAP üzerinden ayrıca onaylı örneği dizi pusulasına bağlanarak fiziki olarak müzekkeremiz ekinde Anayasa Mahkemesi Başkanlığı gönderildiğine, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'nın 25.12.2025 tarihli 2025/263 Esas 2025/264 sayılı karar ile bu kez aynı sebeple yani gönderilen belgeler arasında başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğinin bulunmadığı bu itibarla başvurunun yönetimine uygun olmadığı gerekçesiyle mahkememizce yapılan itiraz başvurusunun tekrar usulden reddine karar verildiğine,Mahkememizin 30.09.2025 ve 08.12.2025 tarihli her iki itiraz başvurusunda da dava dosyasının tamamının ve itiraz yolu başvurusuna ilişkin gerekçeli kararın fotokopisi çekilerek her bir sayfanın arka kısmına ''Aslı gibidir, tasdik olunur. 08.12.2025 Yazı İşleri Müdürü - ...'' ibaresi eklenerek Mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından imzalandığı ancak Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 06.11.2025 tarih 2025/215 Esas 2025/207 sayılı kararı ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 25.12.2025 tarih 2025/263 Esas 2025/264 sayılı kararı ile gönderilen belgeler arasında başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğinin bulunmadığı bu itibarla başvurunun yönetimine uygun olmadığı gerekçesiyle Mahkememizce yapılan her iki başvurunun usul yönünden reddine karar verildiğine dair mahkememizce 30.03.2026 tarihli tutanağın düzenlendiği anlaşılmıştır.Talep, mal varlığının terki suretiyle konkordatonun tasdiki istemine ilişkin yargılamada geçici mühletin sonuçlarını doğuran tedbir kararları verilmesi istemine ilişkindir.Borçlu şirketin 27/08/2012 tarihinden 25/09/2025 tarihine kadar iflasın ertelenmesi, geçici mühlet ve kesin mühlet tedbirlerinden faydalanmasına rağmen bu kez malvarlığının kısmen terki suretiyle konkordato teklifinde bulunmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğu bununla birlikte talep tarihi olan 24.03.2026 ve işbu karar tarihi 30.03.2026 tarihi itibari ile borçlu hakkında İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/963 Esas sayılı dosyasında 12/02/2026 tarihi saat 16:32'den itibaren geçerli olmak üzere iki aylık ek kesin mühlet verilmiş olduğu bu nedenle borçlunun geçici mühlet verilmesi talebinde hukuki yarar bulunmadığı kanaatine varılmakla tedbir talebinin reddine karar verilmiştir." Konkordato talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; geçici mühletin dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle reddinin İİK'nın 287. Maddesine aykırı olduğunu, alacaklının birden fazla konkordato teklifinde bulunmasına yasal olarak hiçbir engel bulunmadığını, hukuki yarar bulunması koşuluyla birden fazla konkordato teklifinde bulunulması mümkün olduğundan mahkemenin teklifin dürüstlük kuralına dair gerekçesinin konkordatonun amacına ve ruhuna aykırı olduğunu, borçlunun ve alacaklıların daha önce yaptığı adi konkordato başvurusunun reddedilmiş olmasının malvarlığının terki suretiyle konkordato başvurusunun dürüstlük kuralına aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağını, müvekkili şirketin alacaklıları zarara uğratacak, kötüniyetli ve dürüstlüğe aykırı hiçbir davranışı bulunmadığından ve mahkemece açık ve somut olarak ortaya konulamadığından, konkordato teklifinin reddedilmesinin daha sonra borçlunun malvarlığının terki suretiyle konkordato teklifinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu göstermeyeceğini, İstanbul 2. ATM'de görülen konkordato talebi ile eldeki talebin farklı olduğunu, derdestlik bulunmadığını, Adi Konkordato teklifi üzerine başlatılan konkordato yargılaması ile malvarlığının terki suretiyle konkordato yargılaması arasında derdestlik bulunmadığından, bunlardan birisi yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi halinde diğer teklif yönünden hukuki yararın ortadan kalkacağını, konkordato teklifinde nihai amacın mühlet kararı almak değil konkordatonun tasdikini sağlayıp, projeye göre ödemeler yaparak iflastan ve iflasın sonuçlarından kurtulmak olduğunu, konkordato geçici mühlet ve kesin mühlet kararları nihai karar niteliğinde olmadığından ve adi konkordatoda kesin mühlet içinde olan borçlunun malvarlığının terki suretiyle konkordato teklifinde bulunmakta hukuki yararının olmadığına ilişkin Mahkeme kararının gerekçesi usul ve yasaya aykır olduğunu, ayrıca müvekkili Şirketin malvarlığının terki suretiyle konkordato teklifinde ve talebinde bulunduğu tarihte adi konkordato dosyasından verilmiş geçici veya kesin mühlet kararının da bulunmadığını, aynı norm yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iki kez verilen ret kararına rağmen yeniden başvuru yoluna gidilmesi ve bu süreçte konkordato korumasının fiilen etkisiz bırakılmasının Anayasa m.152 kapsamında öngörülen denetim mekanizmasının amacına uygun kullanılmadığını göstermekte olduğunu, aynı mahkemenin benzer durumdaki dosyalarda İİK m.287 hükmünü uygulamaya devam ederken somut dosyada farklı bir uygulama benimsemesinin Anayasa m.10’da güvence altına alınan eşitlik ilkesi ile bağdaşmadığı gibi yargılamanın objektifliği bakımından da tereddüt doğurduğunu, uyuşmazlığın yalnızca bir takdir hatası niteliğinde olmayıp ilk derece mahkemesinin normatif çerçeveden uzaklaşan yaklaşımı nedeniyle dosyanın yeniden aynı merciye gönderilmesi, yargılamanın uzamasına ve koruma mekanizmasının işlevsiz hale gelmesine yol açacağını, dilekçe ekinde sunulan Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi İcra ve İflas Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı ve Yargıtay Onursal Üyesi Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan Uzman Görüşünde, müvekkili Şirketin malvarlığının terki suretiyle konkordato teklifinde ve talebinde bulunmakta hukuki yararının bulunduğunun gerekçeleriyle birlikte açıklandığını beyan ederek kararın kaldırılmasını ve geçici mühlet kararı verilerek gerekli tedbirlerin alınmasını talep etmiştir.Talep, malvarlığının terki suretiyle konkordato istemine ilişkindir.Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordato, İİK'nın 309/a vd maddelerinde düzenlenmiştir.İİK'nın 309/a maddesinde; "Malvarlığının terki suretiyle konkordato ile alacaklılara, borçlunun malvarlığı üzerinde tasarruf etmek veya bu malların tamamını ya da bir kısmını üçüncü kişiye devretmek yetkisi verilir.Alacaklılar haklarını konkordato tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu aracılığıyla kullanırlar. Konkordato tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu konkordato talebi hakkında karar veren alacaklılar tarafından seçilir. Konkordato tasfiye memuru asliye ticaret mahkemesinin seçime ilişkin kararı onaylamasından sonra göreve başlar. Konkordato komiseri de tasfiye memuru olabilir."Uygulanacak Ortak Hükümler" başlıklı 309/l maddesinde;"Niteliğine aykırı düşmedikçe 285 ilâ 308/g maddeleri malvarlığının terki suretiyle konkordatoda da uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.Yani malvarlığının terki suretiyle konkordato talebinde adi konkordatoya ilişkin hükümlere atıf yapılmıştır. Bu durumda geçici mühlet ve tedbirler yönünden İİK'nın 285 vd. maddelerinin incelenmesi gerekmektedir.İİK'nın 286.maddesinde, konkordato talebinde hangi belgelerin sunulması gerektiği açıklanmıştır.İİK'nın 287/1.maddesinde ise konkordato talebi üzerine mahkemece 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz şekilde mevcut olduğu tespit edildiği takdirde derhal geçici mühlet kararı verileceği ve 297. maddenin ikinci fıkrasındaki haller de dahil olmak üzere borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli görülen bütün tedbirlerin alınacağına işaret edilmiştir.Bu hükme göre mahkemenin geçici mühlet kararı verip vermemek hususunda bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Mahkemece incelenmesi gereken tek husus konkordato talebi ile birlikte İİK'nın 286.maddesinde işaret edilen belgelerin eksiksiz olarak sunulup sunulmadığıdır.Şayet belgelerde eksiklik yok ise geçici mühlet ile birlikte alınması gerekli tedbirlere karar verecektir.Mahkemece Anayasa'nın 152.maddesi uyarınca iki kez itiraz başvurusu yapılmış ise de kararda belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesi'nin 06/11/2025 tarih 2025/215 E. 2025/207 K. sayılı kararı ile "Yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli karar ile itiraz yoluna başvurduğu ancak gönderilen belgeler arasında başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla başvurunun yöntemine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesiyle itiraz başvurusunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddine oybirliğiyle karar verildiği, yine ikinci başvurunun Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2025 tarih 2025/263 E. 2025/264 K. sayılı kararı ile aynı gerekçeyle reddedildiği anlaşılmıştır.Mahkemenin geçici mühleti red gerekçelerinden biri şirket hakkında alacaklı ... Şirketi tarafından İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 22/07/2024 başvuru tarihli alacaklı tarafından talep edilen adi konkordato talebidir. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/09/2025 tarihli 2024/444 E. 2025/578 K sayılı kararı ile; "davacı alacaklının konkordato talebinde bulunduğu borçlu şirket olan ... ... A.Ş için daha önce bizzat borçlu şirketin kendisi İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/490 Esas 2024/560 Karar sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunduğu, ancak borçlunun konkordato başvurusunun İİK 305/b maddesi gereğince reddedildiği, red gerekçesinin borçlunun teklifinin kaynaklarıyla orantılı olmadığı anlaşılmıştır. Bu red kararı verildikten sonra bu sefer davalı borçlu yerine davacı alacaklı mahkememize başvurarak konkordato talebinde bulunmuştur. Ancak İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin karar tarihi incelendiğinde 18/07/2024 tarihi olduğu, mahkememize açılan dava tarihinin ise birkaç gün sonra 22/07/2024 tarihi olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay içtihatları geçtiği üzere konkordato talebinde bulunan kişilerin dürüstlük ilkesine riayet etmesi ve kötüniyetli olmaması gerekir. Müdahale talebinde bulunan alacaklıların alacaklarını uzun yıllardır alamadıkları gibi sırf konkordato talepleri yüzünden makul süreyi gereğinden fazla aşan sürelerin geçtiği , bu hali ile konkordato müessesinin amacına aykırı durumların oluştuğu, borçlu ve alacaklılar arasında konkordatonun amacı olan alacaklılar aleyhine dengenin bozulduğu, davacı ve davalı borçlu tarafın karar aşamasına gelen dosyada yeni revize projelerini sunmalarının davayı ve tedbirleri uzatmaya yönelik davranışlar olduğu, bu nedenle yeni revize projeler için komiser görüşü veya bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği, dosyada birden fazla komiser görüşü, bilirkişi raporu, revize projenin olduğu, bu aşamadan sonra sunulan yeni revize projelerin tamamen konkordato sürecini uzatmak amacıyla yapılmış işlemler olduğu, bunun kabulünün mümkün olmadığı, sunulan konkordato görüşüne ilişkin yukarıda yazılı özet beyanlar ve bunu teyit eden bilirkişi raporu göz önüne alındığında davacı ve davalı borçlunun talep ettikleri konkordato projesinin başarısız olduğu, yine konkordato heyetinin ve bilirkişinin raporlarında söz konusu şirketin borca batık olmadığı, dolayısıyla davalı şirketin iflasına karar vermek gerekmediği göz önüne alınarak konkordato davasının reddine" karar verilmiş, istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2025 tarihli 2025/1344 E. 2025/1698 K. sayılı kararı ile; "...Alacaklıları alacaklarını bildirmeye davet ilan metni kapsamında alınan beyanlar ve ek beyanlar doğrultusunda borçlunun konkordato talebinin çekişmeli alacak raporu ile birlikte kaynaklar ile borcun orantılılığının tekrar değerlendirileceği, revize konkordato projesinin her halükarda revize edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilen 31.08.2025 tarihli konkordato komiser heyeti raporu doğrultusunda borçlu şirket tarafından dosyaya 09.09.2025 tarihli Revize Projenin sunulduğu, 12/09/2025 tarihli karar duruşmasında da davacı alacaklı ve borçlu vekili tarafından yeni revize projenin sunulduğu, bu projenin uygulanabilir bir proje olduğu belirtilerek bu revize proje ile ilgili konkordato komiser heyetinden görüş alınarak kesin mühlet süresinin dolmasının beklenilmesinin talep edildiği gözetildiğinde mahkemece hukuki dinlenilme hakkı kapsamında sunulan revize projenin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı konusunda komiser kurulundan yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığı..." gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir. Bu karar üzerine yargılamanın İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/963 Esas sayılı dosyası üzerinde devam ettiği, dosya kapsamında yer alan kayıtlara göre en son 12/02/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iki aylık ek kesin mühlet verildiği anlaşılmıştır.Mahkemenin diğer red gerekçeleri ise borçlu şirketin 27/08/2012 tarihinden 25/09/2025 tarihine kadar iflasın ertelenmesi, geçici mühlet ve kesin mühlet tedbirlerinden faydalanmasına rağmen bu kez malvarlığının kısmen terki suretiyle konkordato teklifinde bulunmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğu yönündedir. Talep eden vekili tarafından yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarından sonra mahkemeye geçici mühlet verilmesi istemiyle başvuru yapılmış, mahkemece istinaf istemine konu 30/03/2026 tarihli karar verilmiştir. Her ne kadar 30/03/2026 tarihli karardan sonra 03/04/2026 tarihinde Anayasa Mahkemesine aynı gerekçelerle başvuruda bulunulmuş ise de istinaf istemine konu kararın verildiği tarih itibariyle Anayasa Mahkemesine yapılan bir başvuru bulunmadığından, bu durumda mahkemece ya geçici mühlet verilmesi yada esastan karar verilmesi gerektiği, zira kurulan ara kararın dosyanın sürüncemede bırakılmasına sebebiyet verdiği gibi mahkemenin gerek hukuki yarar gerekse dürüstlük kuralı yönünden incelemesinin, konkordato davasında geçici mühlet kararı verilmeden süreç ilerleyemeyeceği için bir ara karar değil aslında esasa yönelik bir karar niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkemece yazılı gerekçelerle geçici mühlet ve tedbir taleplerinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Konkordato talep eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/689 E. Sayılı 30/03/2026 tarihli ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Konkordato talep eden tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Kararın ilk derece mahkemesince tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/05/2026