11. Hukuk Dairesi 2009/8722 E. , 2011/7836 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.05.2009 tarih ve 2008/241-2009/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.06.2011 gününde davacı vekili avukat ..... ile davalı vekili avukat ....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf
**11. Hukuk Dairesi 2009/8722 E. , 2011/7836 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.05.2009 tarih ve 2008/241-2009/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.06.2011 gününde davacı vekili avukat ..... ile davalı vekili avukat ....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin 2007 yılı şirket faaliyetlerinden dolayı ortaya çıkan kardan 340.000-TL.nin şirket yönetim kurulu üyelerine pay edilmesine karar verdilmesine rağmen şirket yönetim kurulu üyesi olan müvekkiline ödenmesi gereken 64.600 TL temettü'nün ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik bu meblağın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının haklı nedenlerle iş akdinin feshedildiğini, davacının 17.3.2008 tarihli imzaladığı ibraname ile müvekkilini ibra ettiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyelerine temettü ödeme borcunun bulunmadığını, davanın yasal dayanağının olmadığını, genel kurul tarafından davacıya yönetim kurulu sıfatı nedeniyle ödenmesi takdir edilmiş ve ödenmemiş bir bedelin bulunmadığını, yönetim kurulu üyeliğinin istifaen sona erdiğini, bu itibarla temettü ödenmemesinde bu yönü ile de bir isabetsizlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, yönetim kuruluna kar vermenin veya vermemenin genel kurulun münhasır yetkisine ait olduğu, davalı şirketin 20.03.2008 tarihinde yapılan genel kurulunda yönetim kurulu üyelerine kar payı dağıtımı kararı alındığı, dağıtım kararında personele dağıtılan başarı priminden pay alması nedeniyle "genel müdür hariç" diğer yönetim kurulu üyeleri arasında kar payının dağıtılmasına karar verildiği, genel kurulca alınan bu karar aleyhine TTK nun 381 nci maddesindeki süre içinde iptal davası açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişti. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı şirketin 2007 yılı faaliyetlerinden dolayı ortaya çıkan kardan yönetim kurulu üyelerine ödenmesine karar verilen miktarın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, davacının 01.08.2001 tarihinden beri davalı şirketin genel müdürü olduğu, aynı zamanda 22.07.2004 tarihinden 17.03.2007 tarihine kadar da yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dosya kapsamı ile sabittir.Esasen taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin 20.3.2008 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında gündemin 6 ncı maddesinde “ 2007 yılı faaaliyetinden doğan dönem karının dağıtımının verilen önerge ekindeki kar zarar tablosuna göre yapılması, yönetim kurulu üyesi için dağıtılacak temettü sonrası kalan miktardan dağıtılmak üzere ayrılan 3.380.083,77YTL.nin dağıtılmayarak olağanüstü yedeklere alınması, yönetim kurulu için dağıtılmasına karar verilen 340.000,00YTL.nin yönetim kurulu üyeleri arasında daha önce personele dağıtılan primden pay alması nedeniyle genel müdür hariç diğer yönetim kurulu üyeleri arasında, yönetim kurulu başkanınca belirlenecek performanslarına göre yönetim kurulu kararı doğrultusunda yapılması “ şeklinde alınan kararın davacıyı bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddi cihetine gidilmiştir. Oysa, TMK.nun 2 nci maddesi hükmü uyarınca, herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup, davalı şirketin anılan genel kurul kararının eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğu kuşkusuzdur.Kaldı ki, davalı şirket ile eski yönetim kurulu üyesi olan davacı arasındaki ilişki bir vekalet sözleşmesi ilişkisi olup, davalı şirketin tek taraflı bir genel kurul kararı ile davacının doğmuş bir hakkının yok edilmesi hukuken olanaklı değildir.Öte yandan, mahkemenin kabulünün aksine dava konusu genel kurul kararının iptaline yönelik ayrıca bir dava açılmasına dahi gerek bulunmaksızın derdest işbu davada anılan genel kurulun kararının davacı yönünden yok hükmünde olduğunu def'i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalının TMK.nun 2 nci maddesine aykırı duruşunun hukuki himaye görmeyeceği ilke olarak kabul edilmek suretiyle işin esasına girilmek gerekirken eksik incelemeye, davalı şirket anasözleşmesine yanlış anlam yükleyen yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.