11. Hukuk Dairesi 2010/12067 E. , 2012/3391 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/06/2010 tarih ve 2010/388-2010/363 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi
**11. Hukuk Dairesi 2010/12067 E. , 2012/3391 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/06/2010 tarih ve 2010/388-2010/363 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının davacı şirkette çalışırken bireysel emeklilik sözleşmelerine aracılık ettiğini, ticari sır mahiyetindeki bilgilere sahip iken davalının aracılık ettiği sözleşmelerden toplam fon değeri 77.455 TL olan sözleşmeleri başka bir bireysel emeklilik şirketine transfer ettiğini, davalının imzaladığı Rekabet Yasağı Ticari Sırların Saklanması Hakkındaki Anlaşma'ya aykırı davrandığını ileri sürerek şimdilik 7.500 TL cezai şartın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, tensiben davanın BK 348. maddesine dayalı rekabet yasağı nedeniyle tazminat olduğu İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesinde işçi ve işveren arasında çıkacak her türlü ihtilafların çözümünde İş Mahkemelerinin görevli kılındığı gerekçeleri ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. BK'nun 348. maddesi "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamasını ve rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet veribilecek ise, caizdir. İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değilse rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır." hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir. Düzenleme hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet akdi süresinde yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir. Hizmet akdinin devamında bir sadakatsizlik, bu ister bir sözleşme ile düzenlensin ister kanunla düzenlensin elbette ki İş Mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır. Oysa davada, davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle cezai şart istemektedir. Uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle davanın İş Mahkemesinde görülmesini gerektirir bir durum mevcut değildir. Ayrıca, ticari sırrın ne olduğunun değerlendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldi ki TTK'nun 4. maddesiyle yasa koyucu çok açık bir şekilde BK'nun 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya sebebin, davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yoldadır. (2008/7321 E- 2008/9007 K, 2000/8808 E-2000/10150 K, 2006/9411 E-2007/12223 K, 2007/4507 E-2008/6825 K, 2005/6508 E-2006/9306 K) Ayrıca doktrinde de (Bkz. Prof.Dr.Polat Soyer, Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Ankara 1994 s. 14) davanın mutlak ticari dava olduğu kabul edilmektedir. Bir kısım yazarlar ise (Bkz. Prof.Dr.S.Arıkan, Ticari İşletme Hukuku, Onuncu Bası, s.96) davanın mutlak ticari dava olduğunu, ancak böyle sayılmanın anlamsız olduğunu kabul etmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/11-781 E sayılı kararında da bu tür davaların Ticaret Mahkemelerinde görülmesi kabul edilmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle mahkemece mutlak ticari dava olan davaya bakılmak gerekirken, anılan bu hususlar nazara alınmadan dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.