T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2374 KARAR NO : 2026/562 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/11/2022 NUMARASI : 2015/755 E. - 2022/967 K. DAVANIN KONUSU : Borçlu Olunmadığının Tespiti Dairemizce verilen 11/05/2023 tarih ve 2023/584 Esas 2023/639 …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2374 KARAR NO : 2026/562 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/11/2022 NUMARASI : 2015/755 E. - 2022/967 K. DAVANIN KONUSU : Borçlu Olunmadığının Tespiti Dairemizce verilen 11/05/2023 tarih ve 2023/584 Esas 2023/639 sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2024 tarih ve 2023/4868 Esas 2024/6699 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen ikale protokolünün 3/1-c maddesi uyarınca davalının gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerinin korunmaması halinde cezai şart olarak 100.000,00 Euro ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşmede davalının üstlendiği yükümlülüklerine karşın 121.000,00 USD gibi oldukça yüksek bir tutar belirlendiğini, taraflar arasındaki ikale sözleşmesinden doğan ve Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davaya ilişkin yargılamada, davalı ...'in rekabet ve gizlilik yasağına aykırı davranışlarda bulunduğunun ve müvekkili Şirketin bu kapsamda talep ve dava hakkının bulunduğunun mahkemece tespit edildiğini ve gerekçeli kararda bu dava konularının ayrı bir dava konusu teşkil ettiğinin belirtildiğini, bu durumun söz konusu dava dosyasına sunulan bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, ayrıca taraflar arasında bu konuda bir toplantı yapıldığını ve buna ilişkin tutanaklarda da anılan hususların tespit edildiğini, ikale sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı hükmü uyarınca davalıdan alacaklı olunan 100.000,00 Euro cezai şart alacağının tahsili için ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafın söz konusu takibe itiraz etmesi sebebiyle işbu itirazın iptali davasını açma zorluğunun hasıl olduğunu ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptaline, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin iş akdinin 13.08.2011 tarihli İkale Protokolü uyarınca sonlandırıldığını, ikale protokolü gereğince davacı tarafından ödenmesi gereken bakiye alacağın tahsili için müvekkilince açılan davada, müvekkili lehine karar verildiğini, bunun üzerine davacı tarafından müvekkili aleyhine işbu davaya konu icra takibinin başlatıldığını, dava dilekçesinde müvekkilinin gizli kalması gereken teknik ve sair bilgiyi açıklamama yükümlülüğünü ihlal ettiğinin iddia edildiğini, ancak bu yükümlülüğün ihlal edildiğine dair hiçbir somut durumun gösterilmediğini, müvekkilinin iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacı şirketin faaliyet gösterdiği sektörde çalışmadığını, gizlilik ve rekabet yasağına aykırılık teşkil eden bir davranışta bulunmadığını, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan bilirkişi raporlarındaki belirlemenin sadece görüş niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhinde %20'den az olmamak tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, davalının müvekkili iş yerinde "Direktör/ İş Jetleri” pozisyonunda çalışmakta iken 13/08/2011 tarihindeki ikale sözleşmesi ile işine son verildiğini, davalının üstlendiği gizlilik ve rekabet etmeme yükümlülüklerine karşı ikale için 121.000,00 USD menfaat talep ettiğini, sorumluluğun yerine getirilmemesi halinde 100.000,00-USD cezai şart öngörülerek menfaat ile cezai şart arasında denge kurulmaya çalışıldığını, bütün bunlara rağmen davalının ikale sözleşmesine aykırı davrandığını, davalının bu davranışları sebebiyle davalıya ödenmesi gereken 121.000,00 USD'nin fesih tarihi itibarıyla ödenmemiş olan 36.000,00 USD'nin ödenmeyeceğinin ve ödenen 85.000,00 USD'nin iade edilmesi gerektiğinin davalıya bildirdiğini, davalının da Ankara 9 ATM'de 36.000,00-USD alacağın tahsili için dava açtığını, müvekkili şirketin de Ankara 18. ATM'nin 2012/86E. No'lu dosyasında ödenmiş olan 85.000,00 USD'nin iadesi için dava açtığını, her iki davanın Ankara 9. ATM 2014/660E. No'lu dosyasında birleştiğini, bu dava sonucu asıl davanın kabul edilip, birleşen davanın reddedildiğini, kararın temyiz incelemesinde olduğunu, davalının Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2015/18757 no'lu takip dosyasında ilamlı icra takibi yaptığını, müvekkilinin de cezai şartın ödenmesi için Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2015/21424 no'lu dosyasında ilamsız icra takibi başlattığını, davalının itiraz etmesi üzerine Ankara 12. ATM'nin 2015/755E. Sayılı dosyasında itirazın iptali davası devam ettiğinden bahisle ilamlı icraya konu 140.500,00-TL olarak davalının alacaklı olduğunu, ancak müvekkilinin de 100.000,00-Euro cezai şarttan dolayı 338.680,00-TL alacaklı bulunduğunu, takas ve mahsup edildiğinde 198.180,00-TL müvekkilinin alacaklı olduğunu, TBK 139/2. maddesi gereğince alacağın çekişmeli olmasının takas edilmeye engel olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirkete cezai şart borcunun bulunmadığını, davacının takas mahsup talebinde bulunduğu alacaklardan hiç birinin muaccel olmadığını, müvekkilinin gizlilik ve rekabet yasağına aykırı davrandığına ilişkin hiç bir belgenin sunulamadığını, davacı tarafından varlığı iddia olunan zararın ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, asıl davada davalının, davacı şirkette 30.12.2009'dan 13.08.2011 tarihine kadar direktör/iş jetleri pozisyonunda çalıştığı, işi ve pozisyonu gereği davacı şirketin ticari sırlarına sahip olduğu, tarafların karşılıklı anlaşmalarıyla ikale protokolü kapsamında davalının iş akdinin sonlandırıldığı, davalının, kendisine 121.000 USD ödenmesi karşılığında şirketten herhangi bir talebi olmayacağının, yine iş akdinin feshinden önce ya da sonra şirkete ait ticari sırları üçüncü kişilerle paylaşması/kullanması halinde ise 100.000 EURO ceza ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalın kullandığı “....com” adresindeki e-posta hesabının, 13.08.2011 tarihinde Şirket yetkililerinin talebi üzerine Elektronik Posta Sunucusu firma olan ... firması tarafından silindiği ve şirket yetkililerinin talebi üzerine bu adrese gelen e-postaların iş sürekliliğinin sağlanması amacıyla dağıtım listesinde ismi ve e-posta adresi bulunan şirket yetkililerinin e-posta kutularına yönlendirildiği, 13.08.2011 tarihi itibariyle “....com” adresi kullanılarak şirket içi veya şirket dışı e-posta gönderilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, davalının iş akdinin ikale sözleşmesiyle sonlanmasından önce ya da sonra üçüncü kişilerle kurduğu iletişim neticesinde, bu kişilerin kendilerine bildirilen bu e-posta adresine yazışmalarını gönderdikleri, dosyada mevcut İngilizce orjinal metinleri ile tercümesine ilişkin belgelerde teknik bilirkişilerinde belirlediği gibi davalının üçüncü kişiler ile davacı şirketin ticari sırlarının kullanımı niteliğinde iletişim içinde olduğu, böylece davacının ticari sır saklama ve kullanmama yasağına aykırı davrandığı, davalının iş sözleşmesinden kaynaklanan tüm haklarına karşın kendisine 121.000 USD ödendiği, davalının ekonomik sosyal durumu nazara alındığında, 100.000 EURO'luk ceza şartın fahiş olduğu, TBK'nın 182.maddesi uyarınca cezai şarttan %50 oranında indirim yapıldığı, davacının takipte yabancı para cinsinden kararlaştırılan cezai şartı takip tarihi itibariyle 338.680,00 TL'ye çevirdiği, ancak TCMB efektif satış kurunun takip tarihinde 3.3242 olduğu, buna göre 100.000 EURO'nun TL karşılığının 332.420,00 TL ve bu miktarın %50'sinin 166.520,00 TL bulunduğu, dolayısıyla bu miktar üzerinde itirazın iptaline ve takibin devamına karar verildiği, yine cezai şart alacağının tazminat niteliğinde olup yargılama ile belirlendiğinden inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığı, birleşen dosya yönünden ise takas mahsup talep edilen ilamlı takipteki borcun davadan sonra ödendiğinden konusuz kaldığı, ancak dava tarihi itibariyle de TBK'nun 139. maddesinde düzenlenen takas mahsup için iki alacağın da muaccel olması şartının gerçekleşmediği, dosyaya konu takibin ilamsız takip olduğu ve itiraz üzerine durduğu, alacağın yargılama konusu olduğu nazara alındığında konusuz kalan bu davada davacının haklı olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2015/21424 esas sayılı dosyasında davalının 166.420,00 TL'ye yaptığı itirazın iptaline, bu miktar alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, takibin bu şekilde devamına, fazla istemin reddine, taraf vekillerinin icra inkar tazminat istemlerinin reddine, birleşen dava hakkında davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davalının müvekkili aleyhine rekabet yasağını ihlal ettiği, şirkete ait mail hesabını kullanarak müvekkilinin müşterilerine şirketin ismini ve kendisinin şirketteki konumunu kullanarak satış yapmaya çalıştığı hususlarının birden çok bilirkişi raporu ile ortaya çıkarıldığını, davalı yanın tüm savunmalarının çürütüldüğünü, dolayısıyla mahkemenin davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini kesin olarak tespit ettiğini, bununla birlikte cezai şarttan takdiri indirim uygulanmasının hatalı olduğunu, davalının haksız menfaat temin ettiğinin ve ekonomik durumunun son derece iyi olduğunun gözardı edildiğini, davalının kötü niyetinin ve ağır kusurunun da dikkate alınmadığını, 100.000,00 Euro'luk cezai şartın TL'ye çevirme şeklinin de hatalı bulunduğunu, ödeme tarihi itibariyle çevirme yapmak yerine yazılı şekilde takip tarihi itibariye kur hesabı yapıldığını, takdiri indirim durumunda karşı vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, birleşen dava yönünden alacakların muaccel olmadığı ve takas-mahsuba konu edilemeyeceği gerekçesinin yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, birleşen dava yönünden ise davanın açıldığı anda her iki alacağın muaccel olmaması gerekçesinin, buna bağlanan karşı vekalet ücreti kararının kaldırılmasına ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacı şirket tarafından cezai şarta gerekçe olarak gösterilen iddiaların hiçbirinin ispatlanmadığını, dosya içeriğinde müvekkilinin davacı şirketin ticari sırrını ifşa ettiğine ilişkin tek bir delil dahi bulunmadığını, mahkemece salt davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ve dolaysıyla tüzel kişiliğin temsilcisi olan kişinin dava dilekçelerinin adeta kısa bir özeti niteliğindeki beyanlarından hareketle karar verildiğini, ilgili mail adresinin müvekkili tarafından kullanıldığını ve söz konusu yazışmaların müvekkili tarafından yapıldığını gösteren somut hiçbir delilin bulunmadığını, hatta bu yazışmaların müvekkili tarafından yapılmasının imkansız olduğunun alınan teknik bilirkişi raporları ile şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edildiğini, mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, taraflar arasındaki ikale sözleşmesindeki cezai şartın tek taraflı olup, ikale protokolünde işvereni yükümlülüğe sokar nitelikte dengeleyici hiçbir hüküm olmadığını, dolayısıyla cezai şart koşulunun geçerli bulunmadığını, bu hususta gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, verilen kararla güçlü konumdaki işverenin ikale protokolü gereğince işçiye yaptığı ödemenin geri alması sonucunun yaratıldığını, davacı şirket tarafından müvekkilinin cezai şartı gerektirir bir eyleminin varlığının ya da davacının herhangi bir zarar uğradığının kanıtlanmadığını, icra takibine yapılan itirazın haklılığı tereddütte yer bırakmaz şekilde sabit olduğu halde mahkemece müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmolunmamasının da hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 11/05/2023 tarih ve 2023/584 Esas, 2023/639 karar sayılı kararıyla, dosya kapsamında yer alan ve tercümesi yapılan elektronik posta yazışmaları incelendiğinde, davalının 3. kişilere herhangi bir elektronik posta göndermediği, davacı tarafından davalıya tahsis edilen elektronik posta adreslerine, üçüncü kişiler tarafından gönderilen elektronik postalar mevcut ise de bilişim uzmanından alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere 13.08.2011 tarihi itibariyle ilgili yazışmaların yapıldığı elektronik posta hesabının silindiği, bu hesap kullanılarak elektronik posta gönderilmesinin mümkün olmadığı, 13.08.2011 tarihi ile 17.02.2015 tarihleri arasında bu hesaba gönderilen elektronik postaların, davacı Şirket yetkililerine yönlendirildiği, buna göre davalı tarafından herhangi bir kimseye davacı Şirketin teknik bilgilerinin veya ticari sırlarının gönderilmediği, davalının işten ayrıldığı 13.08.2011 tarihi itibariyle silinen ve davalının tasarrufunda olmayan elektronik posta adresine üçüncü kişiler tarafından gönderilen elektronik postalardan hareketle davalının gizlilik ve rekabet yasağına aykırı davranışta bulunduğunun kabul edilemeyeceği, kaldı ki söz konusu elektronik posta yazışmalarının içeriğinden de davalının, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen yükümlülüklerine aykırı bir davranışta bulunduğunun anlaşılamadığı, sonuç itibariyle davalının, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen gizlilik ve rekabet yasağına aykırı bir davranışının kanıtlanamadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 23/09/2024 TARİH VE 2023/4868 ESAS 2024/6699 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının taraf vekillerince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, delil olarak sunulan e-posta yazışmalarının içerikleri, göndericileri vs detaylı bir şekilde incelettirilerek, e-posta adresine gelen bu yazıların, davalının davacı şirkette çalıştığı döneme ilişkin işlerin devamı mahiyetinde olup olmadığı, yani süregelen işlere yönelik davacı şirketi ilgilendiren konularla ilgili olup olmadığı belirlenerek, ayrıca davacı şirkete ... Bilgisayar şirketi tarafından gönderilen 12.06.2012 tarihli yazıda bahsedilen silme hususu ile ilgili olarak davalıya açıklama yaptırıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile eksik inceleme sonucu karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE :1-Asıl dava, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen gizlilik ve rekabet etmeme yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasına dayalı cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali, birleşen dava ise borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında belirtildiği şekilde ... Bilgisayar tarafından davacıya gönderilen 12.06.2012 tarihli yazıda belirtilen silme hususu ile ilgili davalı vekili tarafından 22.01.2025 tarihli oturumda açıklama yapılmıştır. Davalı vekili, anılan yazının sadece ... tarafından tanzim olunan ve davacıya bildirilen bir yazıdan ibaret olduğu, bu yazıda Aralık 2011 tarihinde davalı tarafından firmalarının arandığının belirtildiği, oysa aynı şirketçe mahkemeye hitaben yazılan 25.05.2022 tarihli yazıda, 13.08.2011 tarihinde anılan mail adresinin davacı şirketin talebi üzerine silindiğinin bildirildiği, dolayısıyla 12.06.2012 tarihli yazı içeriği ile mahkemeye gönderilen 25.05.2022 tarihli yazı içeriğinin birbiri ile çeliştiği, müvekkilinin 13.08.2011 tarihinde işten ayrıldığı, aynı tarihte davacının mail adresini kendisinin sildirdiğini, müvekkilinin ... firmasını anılan mail hesabının sildirilmesi için aramasının söz konusu olmadığı, bu yazının içeriğini kesinlikle kabul etmediklerini, 12.06.2012 tarihli belgeye itibar edilmemesini talep ettikleri yönünde beyanda bulunmuştur. Dosyaya delil olarak sunulan e-posta yazışmalarının içerikleri, göndericileri vs. detaylı bir şekilde incelenerek, e-posta adresine gelen bu yazıların, davalının davacı şirkette çalıştığı döneme ilişkin işlerin devamı mahiyetinde olup olmadığı, yani süregelen işlere yönelik davacı şirketi ilgilendiren konularla ilgili olup olmadığı hususlarının tespiti için davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 18.11.2025 tarihli bilirkişi raporu, hüküm kurmaya yeterli bir inceleme içermediğinden, önceki heyete bir sektör uzmanı bilirkişi eklenerek ek rapor alınmıştır. Dosyaya sunulan 08.02.2026 tarihli ek bilirkişi raporunda, davalının davacı şirkette çalıştığı dönemde kullandığı "....com" adlı e-posta hesabının, davalının şirketten ayrılması sebebiyle 13.08.2011 tarihinde kapatıldığı, bu e-posta hesabına dışardan gelen e-postaların şirket içinde başka birine yönlendirildiği, yönlendirme işleminin 17.02.2025 tarihinde iptal edildiği, bu e-posta hesabından her ne olursa olsun davalının 13.08.2011 tarih sonrası e-posta gönderme şansının bulunmadığı, yine bu e-posta hesabına gelen e-postaları da görme imkanının olmadığı, söz konusu e-posta hesabına gelen e postaların tamamının uçak satışı ile ilgili uçağa ait teknik bilgileri, uçağın satış fiyatını, uçaklara ait fotoğrafları içerdiği, davalının 2011 yılında işten ayrıldığı, bu postaların tamamının 2012 yılına yani davalının işten ayrıldığı döneme ilişkin olduğu, davacı tarafından davalının çalıştığı dönemde aynı firmaya satış yapılmak istendiği, davalının konu üzerinde çalıştığı fakat bu satışın gerçekleşmediğine dair bilgilerin davacı tarafından verildiği, tüm bu bilgiler bir arada değerlendirildiğinde, davalının firmada çalıştığı pozisyon olan iş jetleri direktörlüğü nedeniyle iş jetlerine ait teknik ve müşteri özelinde sunulan satış fiyatı vb. bilgileri haiz olabileceği, delil olarak sunulan e-postaların uçak satışına konu teknik bilgi ve satış fiyatları olduğu, bu yazışmaların davalının çalıştığı döneme ait işlerin devamı niteliğinde bulunduğu açıklanmıştır. Yukarıdaki paragrafta özetlenen ek bilirkişi raporunda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalının 13.08.2011 tarihinde işten ayrıldığı, bu tarihten sonra davacı tarafça dayanılan elektronik postaların gönderildiği elektronik posta hesabına erişiminin mümkün olmadığı, bu hesaba üçüncü kişiler tarafından gönderilen e-postaların da, davalının, davacı nezdinde çalıştığı dönemdeki işlerin devamı niteliğinde bilgiler içerdiği, dolayısıyla devam eden işlerle ilgili olarak anılan e-posta adresine elektronik posta gönderilmesinin tabi bulunduğu, diğer bir deyişle söz konusu elektronik postaların, davalının gizlilik ve rekabet yasağını ihlal edecek şekilde yeni bir uçak satışı ilişkisine girdiğini göstermediği, bu haliyle asıl davanın ispat edilemediği kanaatine varıldığından, asıl davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, bozma kapsamı dışında kalan birleşen dava yönünden ise önceki hüküm tekrar edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Asıl davanın REDDİNE, 2-Birleşen Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/153 esas sayılı dosyasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Asıl dava yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 4.090,41-TL'nin mahsubu ile kalan 3.358,41-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Asıl dava yönünden; davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 maddesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin asıl dava davacısından alınarak asıl dava davalısına verilmesine, 5-Asıl davada davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Asıl davada davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 60,00-TL tebligat gideri, istinaf aşamasında yapılan 128,00-TL posta ücreti, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, temyiz aşamasında yapılan 1.330,20-TL temyiz kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 2.010,20-TL yargılama giderinin asıl davada davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Birleşen dava yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 2.399,39-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.667,39-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 8-Birleşen dava yönünden; davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve Dairemizce birleşen davada ilk derece mahkemesince kurulan hüküm yerinde görüldüğünden ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin birleşen davada davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Birleşen davada davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 10-Birleşen davada davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 12-Asıl davada davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 13-Asıl dava yönünden davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 3.021,90-TL nispi ve maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde asıl dava davalısına iadesine, 14-Birleşen dava yönünden davacıdan alınması gereken 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcından davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın birleşen davada davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 15-İstinaf aşamasında duruşma açıldığından ve birden fazla duruşma yapıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 42.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/03/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...