T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1050 KARAR NO : 2025/1355 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/05/2025 NUMARASI : 2024/627 Esas - 2025/373 Karar DAVANIN KONUSU: İflas (Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas (İİK 173)) KARAR TARİHİ: 26/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1050 KARAR NO : 2025/1355 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/05/2025 NUMARASI : 2024/627 Esas - 2025/373 Karar DAVANIN KONUSU: İflas (Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas (İİK 173)) KARAR TARİHİ: 26/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında devam eden ticari alım-satımlar nedeniyle davalı şirket tarafından müvekkili şirkete 14.05.2024 tarihli 292.785,00-₺ bedelli çekin keşide edildiğini, ibraz süresi içerisinde bankaya ibraz edildiğini ancak bankada karşılığı bulundurulmadığından ödenmediğini, bu sebeple davalı şirket hakkında İstanbul 29.İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ile takip talebinde bulunulduğunu, davalı şirket tarafından süresinde borcun ödenmediğini ve herhangi bir itiraz ve şikayette bulunulmadığını belirterek davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadan huzurdaki davanın usule aykırı olarak açıldığını, 14/05/2024 tarihli 292.785,00 TL bedelli çek alacağının tahsili için başlatılan işbu takibin iptali talepli İstanbul 35.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/464 E. sayılı dava açılmış olup bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, takip dayanağında yer alan çek üzerinde yer alan imzalar müvekkil şirket yetkililerine ait olmayıp imzalara itiraz ettiklerini, ispat yükü davacı tarafta olup takip dayanağı çekden dolayı alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, müvekkil şirket yönünden iflas şartları oluşmadığını, müvekkil şirketin borca batık durumda olmadığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...08.05.2025 tarihinde davalı vekiline tefhim edilen 08.05.2025 tarihli 557.217,78-₺ yekün alacak miktarının ödenmesine ilişkin depo kararı kapsamında 12.05.2025 tarihinde ilgili bedelin davalı tarafça mahkememiz veznesine yatırıldığı anlaşılmıştır. Depo bedelinin 7 günlük yasal süresi içinde yatırılmış olması nedeniyle iflas davasının reddine dair karar verilmiştir. Öte yandan 6100 sayılı HMK'nun 331/1 maddesi gereğince davanın konusuz kalması halinde dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti takdiri gerektiğinden somut olayın yukarıda açıklanan özelliği karşısında davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilerek " iflas davası konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, depo bedelinin karar kesinleştiğinde davacıya ödenmesi için ilgili icra müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 171. maddesinde düzenlenen kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçlu şirketin iflasının istemine ilişkindir.19/12/2018 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkındaki Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesine ek düzenleme getiren 5/A maddesinde "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." hükmü getirilmiştir.6325 sayılı HUAK'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.Ancak somut uyuşmazlıkta öncelikle çözümlenmesi gereken husus itirazın kaldırılması ve iflas davasında zorunlu arabulucuya başvurulmasının gerekip gerekmediği değerlendirmek gerekecektir. Bu husus Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 16/02/2022 tarih 2021/1958 Esas 2022/811 Karar sayılı ilamında "Eğer bir uyuşmazlığın ele alınması veya çözümünün taraflarının iradesine bırakılması; korunması gereken değerler, zayıfların korunması, üçüncü kişileri de ilgilendirmesi gibi nedenlerle elverişli gözükmüyorsa, o uyuşmazlığa konu teşkil eden iş ve işlemlerin kamu düzeni ile ilgili olduğu kabul edilmelidir. (Bkz. Ekmekçi, Ömer/Özekes, Muhammet/Atalı, Murat/Seven, Vural Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk, Kasım,2019, 2. Baskı, s.51.) Bu bağlamda, iflas davalarının kamu düzeni ile ilgili olduğu ve tarafların serbest tasarrufuna terk edilemeyeceği tartışmasızdır. Bu uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamında olmadıkları gibi genel olarak arabuluculuğa elverişli de değildirler." şeklinde ifade edilmiştir.Açıklanan nedenlerle, emsal Yargıtay kararında ifade edildiği gibi, iflas davaları kamu düzenine ilişkin olup tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği mahiyetteki kurallar esasına dayalı olduğundan ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün iflas davalarında uygulama imkanı bulunmamaktadır.2004 Sayılı İİK nun 154 vd maddelerinde iflas yoluyla takip düzenlenmiştir. Maddede, İflas yolu ile takipte yetkili merciinin, borçlunun muamele merkezinde bulunan icra dairesi olduğu, 154/3.fıkrada ise, borçlu ile alacaklının yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesinin dahi iflas takibi için yetkili sayılacağı, iflas davaları için yetki sözleşmesinin yapılamayacağı, iflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılacağına yer verilmiştir. Maddedeki iflas davasının açılacağı yetkili yer mahkemesinin yetkisi, mutlak yetki olup, kamu düzenine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1- ç bendinde, yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartları arasında sayılmıştır. Yani aynı yasanın 115.maddesinde belirtildiği gibi, mahkemece, davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılması gerekir. Bu açıklamalar sonrasında somut olay değerlendirildiğinde, dava, davalı borçlunun sicil adresinin yetki çevresinde bulunan Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.156/4 fıkrada ise, iflas istemek hakkının ödeme emrinin tebliğ tarihinden bir sene sonra düşeceğine yer verilmiş olup İİK 176. maddesinde, 156'ncı maddenin son fıkrası ile 157 ila 166'ncı madde hükümlerinin kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takiplere ilişkin iflas davalarında da uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden gözetilir ve süresinde açılmayan dava reddedilir. Ayrıca, iflas ödeme emri tebliğ edilmeden açılan takipli iflas davası dinlenemeyeceğininden, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı ve diğer şartlarının re’sen incelenmesi gerekecektir. Mahkemece, alacaklı tarafından iflas avansının mahkeme veznesine depo edilmesi sağlanmış ve İİK 173. madde düzenlemesi kapsamında aynı yasanın 166. maddesi gereğince gerekli ilanlar yaptırılmıştır.Dosya kapsamına göre; davacı ... Enerji Üretim San. Ve Tic. A.Ş. tarafından tarafından davalı ... Ürünleri İth. ve Tic. Ltd. Şirketi aleyhine bir adet kambiyo senedine istinaden istinaden İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile 292.785,00-TL çek bedeli, 29.278,50-TL ana para çek tazminatı, 848,35-TL %0,3 komisyon ana para, 57.700,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 380.612,55-TL alacağın tahsili talebiyle kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takip başlattığı, ödeme emri ile dayanak belgenin davalı borçlu şirkete elektronik tebligat yöntemiyle 06/10/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalının icra emrine itirazı bulunmadığı görülmüştür.İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 19/02/2025 tarihli 2024/464 E. 2025/143 K. Sayılı kararı incelendiğinde; Davacısının huzurdaki davanın davalısı Laris Tarım şirketi, davalısı ise davacı ... Enerji şirketi olduğu, dava dilekçesi ile; iflas davasına konu kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile başlatılan takipten herhangi bir ödeme emri gönderilmeden haricen haberdar olunduğunu, gönderilen ödeme emri usule, kanunlara aykırı olarak düzenlenmiş olduğunu ayrıca borca, imzaya itiraz ve şikayetleri kabul edilerek, yapılan icra takibi usul ve yasaya aykırı olduğundan takibin iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ;" Kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takiplere ilişkin İİK’nın 171/4 ve 173/1. maddelerinde; örnek 12 iflas ödeme emrinin tebliği üzerine, borçlunun yasal 5 günlük sürede borcu ödememesi, itiraz ve şikayette de bulunmaması halinde, alacaklının bu durumu tevsik eden ödeme emri nüshası ile ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda davalı borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsusu iflas yolu ile takip yapılmış olup yukarıda açıklandığı üzere İİK'nın 173. madde gereği borcunu 5 gün içinde tüm itiraz ve şikayetlerini icra müdürlüğüne yapması gerekeceği " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup dosyanın istinaf incelemesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesine gönderildiği, kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun "İflas Yolu İle Takip" başlıklı Ödeme Emri: Madde 171 – (Değişik: 18/2/1965-538/86 md.) " İcra memuru, senedin kambiyo senedi olduğunu ve vadesinin geldiğini görürse borçluya senet sureti ile birlikte hemen bir ödeme emri gönderir.Ödeme emrine şunlar yazılır:1. (Değişik: 2/7/2012-6352/36 md.) Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, takip talebine yazılması lazım gelen kayıtlar,2. (Değişik: 2/7/2012-6352/36 md.) Borcun ve takip masraflarının beş gün içinde ödeme emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka hesabına ödenmesi ihtarı,3. Kambiyo senedine ve borca dair her türlü itiraz ve şikayetlerini sebepleriyle birlikte diğer tarafa tebliğ edilecek nüshadan bir fazla dilekçe ile beş gün içinde icra dairesine bildirmesi ihtarı,4. Beş gün içinde borç ödenmediği, itiraz ve şikayet edilmediği takdirde, alacaklının ticaret mahkemesinden borçlunun iflasını talep edebileceği ihtarı.60 ıncı maddenin son iki fıkrası burada da tatbik olunur." İtiraz veya Şikayet: Madde 172 – (Değişik: 18/2/1965-538/87 md.)" Ödeme emrine itiraz veya şikayet etmek istiyen borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde her türlü itiraz veya şikayetini sebepleri ile birlikte diğer tarafa tebliğ edilecek nüshadan bir fazla dilekçe ile icra dairesine bildirmeye mecburdur. Bu dilekçenin bir nüshası derhal alacaklıya tebliğ olunur."İflas Davası: a) İtiraz veya Şikayet Olunmaması: Madde 173 – "(Değişik: 18/2/1965-538/88 md.) "Borçlu beş gün içinde borcu ödemez, itiraz veya şikayette de bulunmazsa, alacaklı, bu durumu tevsik eden ödeme emri nüshası ile ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini istiyebilir.(Ek: 9/11/1988-3494/35 md.) İflas takibi kesinleştiğinde 166 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler.Mahkeme, takip dosyasını getirtir ve basit yargılama usulü ile yapacağı inceleme sonunda borcun ödenmediği, itiraz ve şikayette de bulunmadığını tesbit ederse yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcun ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini 158 inci madde uyarınca emreder. Bu emir yerine getirilmezse borçlunun iflasına karar verilir. Şu kadar ki, borçlu ödeme emrinde yazılı müddetin geçmesinden sonra borcu ödediğine dair resmi bir belge ibraz ederse iflas yolu ile takip talebi ve iflas davası düşer.Borçlu, ticaret mahkemesine 65 inci maddeye göre gecikmiş itirazda bulunabilir. Mahkeme mazereti yerinde görürse iflas davasını 174 üncü madde uyarınca karara bağlar.b) İtiraz veya Şikayet Olunması: Madde 174 – (Değişik: 18/2/1965-538/89 md.)"Alacaklı, borçlunun itiraz ve şikayetinin kaldırılmasını ve iflasına karar verilmesini ticaret mahkemesinden istiyebilir. Mahkeme 158 inci madde uyarınca iflas davasını karara bağlar." hükümlerine yer verilmiştir.Dosya kapsamına göre; davalı borçlu şirket tarafından davaya konu kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takibin iptali talepli İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi''nde açmış olduğu davada, gönderilen ödeme emrinin usule, kanunlara aykırı olarak düzenlenmiş olması da dava konusu yapılarak takibin iptali talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verilmiş ise de kararın henüz kesinleşmediği, istinaf aşamasında olduğu görülmüştür. İİK 173. Maddesinde borçlunun beş gün içinde borcunu ödemez, itiraz veya şikayette bulunmazsa, alacaklı, bu durumu tevsik eden ödeme emri nüshası ile ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda davalı borçlunun, gönderilen ödeme emrinin usul ve kanuna aykırı olduğu diğer bir ifade ile İİK 171. Maddesindeki şartları taşımadığından takibin iptali için şikayette bulunduğundan öncelikle davalının şikayeti sonuçlamadan yargılamaya devam olunması hatalı olmuştur. Nitekim davalının şikayetinin kabulüne karar verilmesi durumunda yani iflas davasına dayanak yapılan takibin iptaline karar verilmesi halinde huzurdaki iflas davası da konusuz kalacaktır. O halde mahkeme yapılacak iş, davaya konu kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takibin iptali talepli İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi''nde açılan davanın kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre karar verilmelidir.Kabule göre de; davalının depo bedelini yatırmış olması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de borçlu, yedi günlük depo süresi içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder ya da borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir. Borçlu, depo kararındaki süreden sonra fakat nihai karardan önce, takip konusu borcu davacıya tamamen ödemişse, mahkemenin; "konusu kalmayan davanın reddine" karar vermesi gerekir (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 442).Emsal mahiyette Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 29/06/2022 tarihli 2021/4690 E. 2022/3802 K. sayılı ilamında; "...ilk derece mahkemesince itirazın kaldırılmasına karar verilmesi yerinde olduğu, davalı tarafça süresi içerisinde depo emri yerine getirildiğinden, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2-Dava, İİK'nın 158. maddesi uyarınca iflas takibinde borçlunun itirazının kaldırılması ve iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir.Davalı tarafça depo emrinin yerine getirilmesi sebebiyle iflas talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince iflas davasının konusu kalmadığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış ise de, hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi hükmünün aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir..." şeklinde karar verilmiş, süresi içerisinde depo emrinin yerine getirilmesi halinde, iflas davasının reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/05/2025 tarihli ve 2024/627 Esas 2025/373 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 ve 355/1 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davalıya iadesine,4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/11/2025