İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasındaki ticari ili…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/327 KARAR NO : 2025/1654 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/06/2021 NUMARASI : 2019/779 Esas - 2021/567 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki gereği davalıya ürün sattığını, bu satış bedelleri toplamı 18.757,93 TL'nin davalı tarafından ödenmediğini, bu nedenle İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyadan takibe girişildiğini, davalının takibe ve borca itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamını, davalı tarafın % 20 oranından az olmamak üzere icra/inkar tazminatı ile mahkumiyetini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafından yapılan usulüne uygun davetiyeye rağmen davaya cevap verilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacının, fatura alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda uyuşmazlık konusunun çözümü için tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, raporda tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığından sahipleri lehine delil kabiliyetlerinin bulunmadığı, davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan takip ve dava tarihi itibariyle 11.477,26 TL alacaklı olduğu; davalı ticari defter ve kayıtlarına göre ise davalının 10.260,34 TL borçlu olduğu bildirilmiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan fatura asıllarında imza olmaması ve davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olması nedeni ile yemin delili hatırlatılmakla davacının davalıya yemin teklif etmesi üzerine davalı şirket yetkilisi tarafından usulüne uygun olarak yaptırılan yemin edası neticesinde kesin delil niteliğindeki yemin beyanı dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bulunan ticari alım-satım ilişkisine dayalı olarak müvekkili şirket tarafından davalı şirkete farklı tarihlerde ürün satışları yapıldığını, yapılan ürün satışlarına ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından fatura düzenlenmiş olup düzenlenen faturalara yasal süresi içerisinde davalı tarafından herhangi bir itiraz sunulmadığını, davalı borçlu tarafından alınan emtia karşılığının ödenmemesi üzerine söz konusu fatura alacaklarının tahsili amacıyla davalı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... (...) E.sayılı dosyasından icra takibine geçilmişse de davalı borçlu şirket tarafından, takip dayanağı belge olan çekte tek imza bulunduğu ancak şirketin çift imzayla temsile yetkili bulunduğu iddialarıyla takibe itiraz edildiğini, davalı şirket yetkilileri olan ...ve ... evli olup davalı şirketin çift imzayla yetkili olduğu hususunu TSG'de yayınlamış olmalarına rağmen bahsi geçen yetkililerin ticari alım - satım işlerinde kullandıkları kambiyo senetlerinde tek imza kullanmaları bu hususu kötü niyetli olarak, alacaklıları zarara uğratmak kastıyla icra ettiklerini açıkça ortaya koyduğunu, diğer yandan şirket yetkililerinden ... 'ın, bahsi geçen İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... (...) E.sayılı dosyasına taahhütte bulunarak borcu kabul ettiği ve taahhütname düzenlediği görülmekle salt bu husus dahi müvekkil şirketin alacaklı olduğu hususunu, davalı şirket yetkililerinin ise borcu kabul ve ödeme beyanından sonra çekin geçersizliği iddialarında kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davalı şirket tarafından çeke yönelik itirazlar neticesinde İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/378 Esas sayılı dosyasından yapılan yargılama ile takip iptal edilmiş olup taraflarınca İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün... E.sayılı dosyasından ilamsız icra takibine geçilmişse de davalı yanın bu kere basmakalıp nedenlerle ilamsız icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, müvekkili şirketin davalı şirketten icra takibine konu edilen tutarda alacaklı olduğu hususu şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortada iken mahkemece yapılan yargılamada bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ve araştırma neticesinde haksız ve hukuka aykırı ilam tesis edildiğini, mahkemede görülen dava kapsamında alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirket ve davalı şirketin ticari defterleri incelenmiş olup, yapılan inceleme neticesinde müvekkili şirket tarafından davalı şirkete karşı başlatılmış olan icra takibi miktarı ile müvekkili şirketin alacak miktarının uyuştuğunun bilirkişi raporu ile de ispatlandığını, taraflarınca hazırlanan yemin metninin yerel mahkeme tarafından herhangi bir gerekçelendirme yapılmaksızın kabul edilmeyerek re'sen yemin metni düzenlendiğini, yerel mahkeme tarafından düzenlenen yemin metninin, yeterli açıklıkta olmayıp taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadığından hükme esas alınması isabetsiz olduğunu, taraflarınca hazırlanıp dosyaya sunulan yemin metninin kabul edilmemesi akabinde taleplerine rağmen yeniden yemin metni hazırlamak için taraflarına süre verilmeyerek yeterli açıklıkta olmayan yemin metninin taraflara okutulması ve usulüne uygun düzenlenmemiş yemin metnine dayanarak davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/779 E., 2021/567 K..sayılı ilamının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticari satıma dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasında, "24.05.2014 tarihli, 11.477,26 TL tutarlı alacak" sebebine dayalı olarak 11.477,26 TL asıl alacak ve 7.280,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.757,93 TL alacağın tahsili istemiyle 23.07.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2) HMK'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda , her iki tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 11.477,26 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre davalının 10.260,34 TL davacıya borçlu olduğu, tarafların ibraz ettikleri 2012 ve 2013 yıllarına ait hesap ekstrelerinin birbiriyle uyumsuz olduğu , tarafların ibraz ettiği hesap ekstreleri arasında bulunan 1.216,92 TL farkın nereden kaynaklandığının bulunabilmesi için 2012 yılından 2019 yılına kadar defter kayıtlarının incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.Taraflar arasında 2013 yılından sonra herhangi bir ticari faaliyet olmadığı, davaya konu edilen icra takibinin dayanağının "24.05.2014 tarihli, 11.477,26 TL tutarlı alacak" olarak belirtildiği ve takip talebine cari ekstre ve irsaliyeli fatura eklendiği gözetildiğinde davacının talebi açık (cari) hesap alacağından kaynaklanmaktadır. HMK'nın 222/4.maddesine göre açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Somut olayda davalı defterlerinden davacının 10.260,34 TL alacaklı olduğu anlaşılmakta olup, davalının, aleyhine olan bu kaydın aksini aynı kuvvetteki kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davalı tarafça bu yönden dosya kapsamına herhangi bir delil sunulmamış olması karşısında davacı, bu miktar yönünden davasını ispatlamıştır. Mahkemece bu hususa dikkat edilmeksizin, takibe konu 10.260,34 TL tutarındaki asıl alacak yönünden ispat yükü davacıya yüklenerek yemin delilinin hatırlatılması doğru olmadığı gibi davalı tarafça yeminin eda edilmesi üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Diğer taraftan davalı defterinde kayıtlı olmayan 1.216,92 TL yönünden ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı tarafça davalıya bu miktar tutarında mal teslimi yapıldığına dair herhangi bir yazılı delil dosyaya sunulmamış ise de davacı delillerinde açıkça yemin deliline dayanmıştır. Yemin delili, 6100 sayılı HMK'nın 225. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. İddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline dayanılmış olması da gerekir. HMK 232 vd maddelerinde yemin teklifi usulü düzenlenmiş olup, yemin metnini taraflarca hazırlanmasına yönelik bir hüküm bulunmadığı gibi mahkeme hazırlanan yemin metni ile bağlı da değildir. HMK'nın 225 ve devamı maddelerinde düzenlenen yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalara ilişkin olup, yemine ilişkin hükümlerin hiç birisinde yemin altında söylenen sözlerin bölünmesine yer veren bir kural benimsenmiş olmadığı için yemin metninin tüm olarak göz önünde bulundurulması gerekir. Bir davada, bir tarafın diğer tarafa yemin teklif etmesi demek, iddianın sonucuna yemin edecek kimsenin iradesine ve vicdanına bırakma yani onun söyleyeceklerinin gerçek olduğunu hakimin kabul etmesine önceden rıza göstermek demek olduğu HGK’nun 01.04.1964 tarih 146/253 sayılı kararında da vurgulanmıştır.Yemin teklif eden tarafın hazırladığı yemin metni, mahkemeye bir teklif niteliğindedir. Yemin teklif eden taraf, hangi vakıa hakkında yemin teklif ettiğini bildirir; yemin konusunu (sorusunu) ise hakim tespit eder. Yemin sorusunun isabetli ve doğru hazırlanması gerekir. Yemin delilinin kesin bir delil olması yani hakimi bağlaması ve bunun ötesinde uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözmesi nedeniyle yemin sorusunun yeteri kadar açık olarak tespit edilmesi gerekir. Hakim, yemin metnini hazırlarken, yemin metninin olaya uygun olmasına dikkat eder. Aksi takdirde hazırlanan yemin metnine göre yapılan yemin amacına ulaşmayabilir. Yemin sorusu mahkemece resen ve özenli bir şekilde düzenlenip, yemin teklif eden tarafa yemin sorusunun ispat etmek istediği vakıaya uygun olduğu yönünde beyanı alındıktan sonra, yemin konusunun duruşma tutanağına yazılması ve okunarak yemin teklif edene imza ettirilmesi uygun olur. Bundan sonra hakim, yemin şeklini okuyup, yemin metnini okuyup, yalan yere yeminin sonuçları konusunda gerekli ihtaratı yapar. Yemin edecek taraf, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse, hakim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhal bu konuda kararını verir ve gerekirse yemin metnini tekrar düzenler. Hakim, HMK 233/4.maddesindeki şekle uygun olarak yemin yaptırdıktan sonra, yemin eden tarafın ifadesini dinleyip aynen tutanağa geçer ve yazılanları yüksek sesle okuyup yemin eden tarafa yemininde ısrar edip etmediğini sorar. Yemin edenin beyanında ısrar etmesi halinde bu beyan da tutanağa geçerildikten sonra imzası alınmasıyla birlikte yemin tamam olur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/5618 Esas 2020/4127 Karar sayılı kararı )Somut olayda davacı tarafça hazırlanan yemin metninin, mahkemece, dosya içeriği ile uyuşmadığı tespit edilmiş ve davalı tarafça da mahkeme tarafından tadil edilecek yemin metni doğrultusunda yemin edilebileceği beyan edilmiş olup, yemin metni hakim tarafından HMK'nın 233/3.maddesi doğrultusunda incelenerek yeniden düzenlenmiş ve davalı şirket yetkilileri "İstanbul 35. İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyasından takip ve huzurdaki davaya konu; cari hesap ekstresi, 459048, 401032 numaralı irsaliyeli faturalara konu malları teslim almadığıma, bu fatura ve cari hesap ekstresine konu mallar nedeni ile davalıya herhangi bir borcum olmadığına şerefim namusum kutsal saydığım bütün inanç ve değerler uğruna yemin ederim" şeklinde doğru ve usulüne uygun şekilde yemin eda etmiştir. Bu durumda dava ve takibe konu asıl alacağın tamamı hakkında yeminin eda ettirilmesi isabetsiz ise de eda edilen yeminin takibe konu asıl alacağın 1.216,92 TL'si yönünden geçerli olduğu gözetildiğinde mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu durumda Dairemizce davanın kısmen kabulü ile 10.260,34 TL asıl alacak üzerinden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin asıl alacak isteminin reddine; taraflar arasında yazılı bir sözleşme ve davacı tarafından keşide edilen bir ihtarname bulunmamasına göre takibe konu işlemiş faiz talebinin reddine; hükmedilen alacak, faturaya dayalı ve likit (belirlenebilir) olup, davalı itirazında haksız olduğundan İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE davalının İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 10.260,34 TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, hükmedilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 19,5 avans faizi ve değişen oranlarda faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE2-Kabulüne karar verilen alacağın %20'si olan 2.052,06 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 700,88 TL peşin harç ile 320,34 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan 380,54 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu posta ve tebligat gideri 202,80 TL, bilirkişi ücreti 800,00 TL olmak üzere toplam 1.002,80 TL yargılama masrafının davanın kabul oranına göre 548,51 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına5-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 10.260,34 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 8.497,60 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa iadesine,8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 112,10 TL olmak üzere toplam 332,80 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 18/11/2025