T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/823 KARAR NO : 2025/1537 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/01/2022 NUMARASI : 2018/1157 E. - 2022/8 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabul…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/823 KARAR NO : 2025/1537 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/01/2022 NUMARASI : 2018/1157 E. - 2022/8 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... ... Turizm Seyahat Taşımacılık Prodüksiyon ve Organizasyon Hizmetleri Ltd. Şti. ile müvekkili bankanın Osmaniye/İstanbul Şubesi arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi, Business Card Üyelik Sözleşmesi ve Üye İş Yeri Sözleşmesi imzalandığını, davalılar ... ve ...'in bu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, dava dışı ... ... Turizm Seyahat Taşımacılık Prodüksiyon ve Organizasyon Hizmetleri Ltd. Şti.'nin üye iş yeri sözleşmesine aykırı hareketlerinden kaynaklanan ve şirketin müşterileri tarafından yapılan itirazlar neticesinde müvekkili tarafından yapılan iade işlemlerinden kaynaklanan borçların ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve müşterek borçlu ve müteselsil kefillere Bakırköy 40.Noterliği aracılığıyla 02.08.2018 tarih ve ... yev. no.lu ihtarname keşide edildiğini, ihtarname tebliğine rağmen borcun ödenmediğini ve İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalılar tarafından Üye İş Yeri Sözleşmesi'nden kaynaklı herhangi bir borçlarının olmadığını iddia ederek söz konusu icra dosyasına itiraz ettiklerini, takibi durdurduklarını, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, şimdilik 300.000,00 TL'lik kısma yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamını, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; Davacı bankanın takibe konu ettiği alacak miktarının yönelttiği kişiler ile icra takibine yapılan itiraz sonrası açılan işbu dava birlikte değerlendirildiğinde, davacının alacağının kapsamına ilişkin bir belirsizlik içerisinde olduğundan itirazlarının haklı olduğunu, davacının öncelikle ... ... Tur. Taş. Prod. Ltd. Şti. ünvanlı turizm şirketinin tek başına sorumlu olduğu kısımları ayırmadan, 1.118.970,53 TL'lik toplam borç miktarının tamamını müvekkillerin şahsına yönelttiğini, daha sonra tarafımızca ... ... Turizm'in tek başına sorumlu olduğu ödeme emrinde pos borcu ifadesi ile sınıflandırılan, 858.135,72 TL'lik borç miktarına itiraz edildiğini, geri kalan yaklaşık 260.000 TL'lik borç miktarına ilişkin herhangi bir itirazlarının olmadığını, müvekkillerine 1.118.970,53 TL'lik bir miktar ödeme talebi ile icra takibi başlatan davacının, borcun 858.153,72 TL'lik kısmın itirazı karşısında yalnızca 300.000 TL'lik kısım için itirazın iptalini talep ettiklerini, davacının, dava dilekçesinin ekinde sunduğu geçerliliği ve kapsamı konusunda tartışmalı kefalet sözleşmesini işbu davaya dayanak göstermeye çalıştığını, itiraz etmeyip kabul ettikleri yaklaşık 260.000-TL'lik borç miktarı da düşünüldüğünde sunulan kefalet sözleşmesinin ... ... Turizm Şirketi, müvekkilleri ve davacı banka arasındaki üçlü ticari ilişkinin hangi ortak kümesinin güvence altına aldığı hususunun tartışmalı olduğunu, müvekkili ...'un kendi el yazısı ile, kefaletin üst sınırını, tarihini ve niteliğini yazıp imzaladığı herhangi bir delilin dava dilekçesinin ve ödeme emrinin ekinde müvekkilleri ile paylaşılmadığını ve bu hususun sunulan Kefalet Sözleşmesinin geçerlilik şartını da ortadan kaldırdığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava, itirazın iptali davası olup davacı ... Osmaniye/İstanbul Şubesi ile dava-dışı ... ... Turizm Seyahat Taşımacılık Prodüksiyon ve Organizasyon Hizmetleri Ltd, Şti arasında Genel Nakdi ve Gayri nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalı asiller ... ve ... kendi el yazıları ile toplam 700.000- TL'ye, 18.12.2016 tarihinde Üye İş yeri Sözleşmesi ve buna bağlı olarak 03.10.2017 tarihinde 200.000- TL, 30.10.2017 tarihinde 100.000- TL olmak üzere toplam 300.000-TL limitli Ek Kefalet Sözleşmesi imzalandığı, ... ve ... kendi el yazıları ile 300.000- TL'ye, 18.11.2016 tarihinde Businees Kart Üyelik Sözleşmesi akdedilmiş olup, ... ve ... kendi el yazsısı ile 33.000- TL'ye Müteselsil kefil olduklarını kendi el yazıları ile beyan ettikleri, kefalet limiti kapsamında sorumlu oldukları, kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiği, davalı raflarca ödeme olgusu ispat edilemediği ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edilen alacak kalemleri dikkate alınarak açılan davanın kabulü ile; davalıların İstanbul 24. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın reddi ile takibin 300.000,00-TL asıl alacak, 26.871,00-TL işlemiş akdi faiz, 18.137,95-TL işlemiş temerrüt faizi ve 2.250,45-TL BSMV'si olmak üzere toplam 347.259,45-TL üzerinden faize ilişkin aynı koşullarla devamına, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıların İstanbul 24. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın reddi ile takibin 300.000,00 TL asıl alacak, 26.871,00 TL işlemiş akdî faiz, 18.137,95 TL işlemiş temerrüt faizi ve 2.250,45 TL BSMV'si olmak üzere toplam 347.259,45 TL üzerinden faize ilişkin aynı koşullarla devamına, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalılardan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin dosyaya fotokopisi sunulan her sayfası imzalanmamış başkaları tarafından doldurulan çelişkili bir evraka dayanılarak haksız şekilde sorumlu tutulduklarını, üye iş yeri sözleşmesine 300.000,00 TL kefaletlerin bulunduğuna dair tespit yer almış ise de fotokopi üye iş yeri ek kefalet sözleşmesinin delil niteliği taşımadığını, basit inceleme ile anlaşılacağını, müvekkillerinin böyle bir sözleşmeye imza atmadıklarını, böylesine önemli ve maddi sonuçları olabilecek bağlı olduğu ana sözleşmeyi niteler şirket ismi müvekkillerinin imzasının dahi bulunmadığı bir sayfaya çala kalem bir kişinin yazısı ile yazıldığını, ilgili sözleşmenin ıslak imzalı aslı, yazılı ve sözlü olarak defalarca talep edilmesine rağmen dosyaya sunulmadığını, ara karar oluşturulma gereği dahi duyulmadığını, ardışık sayfa sayıları göze çarpsa da içerikte farklı tarihle atıldığı iddia edilen imzaların söz konusu olduğunu, 3.sayfada 03.10.2017 tarihli imza söz konusu iken 4.sayfada 30.10.2017 tarihli kefalet limitini artıran imzanın söz konusu olduğunu, müvekkili şirket ismi ve müvekkillerinin isimlerinin başka kişiler tarafından doldurulduğunun anlaşılabildiğini, ek kefalet sözleşmesinin banka ile uyuşmazlığın ortaya çıkması sonucunda müvekkillerine imzalatılmak istenildiğini ancak müvekkillerinin bu sözleşmeye imza atmadıklarını, bu doğrultuda müvekkillerinin 300.000,00 TL gibi önemli bir meblağdan sorumlu tutan ve fotokopisi sunulan üye iş yeri sözleşmesinin ıslak imzalı aslının dosyaya sunulması talebinin yinelediklerini, davacının yargılama sürecinde itiraz edilen davanın konusunu oluşturan şirket pos borcuna ilişkin müvekkillerinin şahsi sorumluluğunu doğuran tek bir belgenin ibraz edilmediğini, böyle bir belgenin olmadığını, birden fazla ara karar ile dosyaya ve bilirkişilere ibraz edilmesi için süre verilmiş olmasına rağmen banka tarafından itiraz edilen 858.135,72 TL'lik pos borcuna ilişkin şahsi sorumluluğu doğuracak herhangi bir belge ibraz edilmediğini, böyle bir sözleşmenin müvekkillerinin ödeme güçlüğüne düşmesinden sonra müvekkillerine imzalatılmaya çalışıldığını ancak müvekkillerinin bu talebi geri çevirdiğini, banka tarafından süresinde sunulmayan veya sunulmuş bulunsa dahi ıslak imzalı olarak ibraz edilmeyen hukuki geçerlilik şartlarını taşımayan herhangi bir sözleşme veya belgenin hukuken hükme esas teşkil edemeyeceğini, dava konusu pos borcu ile alakasız belgelerin mahkeme ve bilirkişiler nezdinde bilinçli bir karmaşa yaratılmaya çalıştığını, dosyadaki raporlar dikkatlice incelendiğinde davanın dayanıksızlığının ortaya konulduğunu, icra takibinde itiraz etmedikleri miktardaki genel kredi sözleşmesine dayanan kefil sorumluluğunun tespit edildiğini, icra takibinin 260.834,00 TL kısmına itiraz edilmediğini, müvekkillerinin söz konusu genel kredi sözleşmelerine kredi çıktıkça yükseltilen ve 350.000,00 TL'ye ulaşan limitli müteselsil kefaletlerinin bulunduğunu, kefaletin reddedilmediğini, yapılan ödemeler dikkate alınarak yaklaşık takibin 260.000,00 TL kısmın itiraz edilmediğini, müvekkillerinin kefalet sorumluluğu tespitlerinin kabul edilen miktara dair olduğunu, icra takibinde itiraz edilmeyerek kabul edilen kısma ilişkin müvekkiller ile müteselsil ...'in annesi ... tarafından ödeme yapıldığını, bankanın kefalet ilişkisine dair alacağının kalmadığını, ...'in bankaya takip sonrasında toplam 335.030,00 TL ödeme yaptığını, banka tarafından dosyaya sunulmayan ödeme dekontları ve ilgili banka yazışma evrakını beyan dilekçe ekinde mahkeme ile paylaşmış olmalarına rağmen bu hususun dikkate alınmadığını, müvekkillerinin genel ticari kredi sözleşmesinden doğan borcunun kapandığını, dosyaya aydınlatacak taleplerin reddedilerek şahsi kefalet doğurma kabiliyeti olmayan hukuki koşulları taşımayan bankanın fotokopi evrakına dayanarak pos borcuna ilişkin bilgi ve belge sunamadığına dair tespitler içeren raporlara rağmen eksik inceleme ile karar verildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan kısmi itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı bankanın İstanbul Osmaniye Şubesi ile dava dışı ... ... Turizm Seyehat... Ltd Şirketi arasında tarihinde genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalılar ve dava dışı ...'in kredi sözleşmesinin müteselsil kefili oldukları konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu arasında gerçekleştirilen üye iş yeri sözleşmesine ek kefalet sözleşmesinin davalı kefiller tarafından imzalanıp imzalanmadığı, imzaların ve yazıların davalılara ait olup olmadığı, yine pos cihazından dolayı ileri sürülen talebin davalılar yönünden geçerli olup olmadığı, davalıların borca itiraz etmeyerek kabul etmiş oldukları miktarın icra takip dosyasında dava dışı kefil tarafından ödenip ödenmediği ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı ... ..... Ltd Şirketinin 18.11.2016 tarihli olarak davacı banka şubesi ile kredi sözleşmesi ile Busines Card üyelik sözleşmesi vb söşleşmeler imzalamış olduğu, sözleşmede kefil olarak davalı gerçek kişilerin yer aldığı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında aynı tarihli 18.02.2016 tarihinde üye iş yeri sözleşmesinin imzalanmış olduğu, davacı banka şubesi tarafından Bakırköy 40. Noterliğinde düzenlenen 02.08.2018 tarihli kat ihtarnamesinin dava dışı borçlu şirket ile davalı kefiller adına düzenlendiği, söz konusu ihtarnamede üye iş yeri sözleşmesine aykırı işlem yapılmasından kaynaklanan müşteri zararının banka tarafından karşılanması nedeniyle oluşan borcun ödenmesi aksi halde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği devamında pos terminalinden yapılan işlemlerde banka ile imzalanmış bulunan üye iş yeri sözleşmesi yükümlerine aykırı davranıp yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden itiraz/iade işlemi sonucu bankanın 27.07.2017 tarihinde 784.210,80 TL ödenmek zorunda kaldığı belirtilerek söz konusu tutarların faiz ve ferileri ile toplam 793.497,18 TL borcun 7 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, 02.08.2018 tarihli aynı noterlikte düzenlenen ihtarnamede ise dava dışı kredi borçlusu ile davalı kefiller ve dava dışı kefil ...'in yer aldığı, Hadiye Şahin'in sorumluluğunun 150.000,00 TL olarak belirtildiği, ihtarname içerisinde muaccel hale gelen borcun 7 gün içinde ödenmesi aksi halde yasal yollara başvurulacağı, sözleşmeler uyarınca şirket kredi kartı ve taksitli ticari kredilere konu borçların 24.07.2018 tarihi itibariyle kat edilerek muaccel hale geldiği belirtilerek ferileri toplam 240.954,02 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtara konu kredi borçlarının ödenmediği, dava dışı kredi müşterisi ... .... Ltd Şirketi tarafından ihtarname tarihinden sonra 11.09.2018 tarihinde Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/834 Esas, 2019/1182 Karar sayılı dosyasında İİK 178.maddesi gereğince doğrudan iflas isteminde bulunduğu, mahkemenin 14.11.2019 tarihli kararı ile; şirketin İİK 179.maddesi gereğince borca batık olması nedeniyle iflasına karar verildiği, davacı banka tarafından karar tarihinden bir gün sonraki tarih olan 12.09.2018 tarihinde iflas kararı verilen borçlu şirket ile birlikte davalı kefiller hakkında İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra takibine alacak kalemleri olarak pos borcu için asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 858.135,72 TL, ticari kredi kartı borcu için asıl ve ferileri olmak üzere toplam 27.059,63 TL, taksitli kredi borcu için asıl ve ferileri olmak üzere toplam 143.032,53 TL, 102.749,00 karton nolu taksitli kredi borcu için asıl alacaklar ve ferileri olmak üzere toplam 90.742,65 TL ve 12.09.2018 tarihi itibariyle toplam 1.118.970,53 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, icra takibi sonrasında davalı kefiller tarafından takibe karşı itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde toplam 858.135,72 TL'li miktarın şirket borcu olduğu, müvekkillerinin söz konusu borç miktarı ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, pos karşılığı altında bulunan borca, borcun faizine ve ferilerine müvekkillerinin itiraz ettiklerini, müvekkillerinin takibe konu edilen sözleşmeler tebliğ edilmediğinden sözleşmelerin incelemediğini, borçlu şirket adresinin Bakırköy İstanbul olduğunu, icra dairesinin yetkisini kabul etmediklerini, yetki itirazı ile birlikte takip konusu toplam 858.135,72 TL'lik kısma ve buna bağlı olarak masraflara açıkça itiraz ettiklerini, kısmi itirazlarının kabulü ile takibin itiraza konu olan kısmının durdurulmasına karar verilmesini talep ettikleri, davacı banka tarafından İİK 67.maddesi gereğince 300.000,00 TL alacak miktarı üzerinden iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Taraf vekilleri dosyaya delillerini ibraz ettikten sonra bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiş, kök ve ek raporlar alınmıştır.Taraflar arasında, dava dışı borçlu şirket ile davacı banka şubesi arasında uyuşmazlık konusu üye iş yeri sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede davalı gerçek kişilerin müteselsil kefil olarak yer aldıkları konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Üye iş yeri sözleşmesinin tarihi 18.02.2016 dir. Üye iş yeri sözleşmesine ek kefalet sözleşmesi ise 03.10.2017 ve 30.10.2017 tarihlidir. 03.10.2017 tarihli kefalet sözleşmesinde ilgili yerlerin el ile yazılı olduğu, kefalet türünün müteselsil, limitin 200.000,00 TL olarak belirtildiği, 30.10.2017 tarihli ek kefalet sözleşmesinde ise artırılan kefalet tutarının 100.000,00 TL ve ulaşılan kefalet tutarının 300.000,00 TL olarak gösterildiği, gerekli bilgilerin el ile yazılı olduğu tartışmasızdır. Dava dışı borçlu şirketin icra takip tarihi ile yaklaşık aynı zaman dilimi içerisinde doğrudan doğruya iflas talebinde bulunduğu ve iflas kararı verilmiş olduğu da tartışmasızdır. Davalılar icra takip talebindeki kullandırılan krediler ve alacak kalemlerinden 1 numaralı bentte açıklanan pos borcuna dair toplam 858.135,72 TL borca itiraz ederek kısmi itirazda bulunmuşlardır. Davacı vekili ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 300.000,00 TL tutar üzerinden itirazın iptali davasını açmıştır. Davalılar cevap dilekçesi ile birlikte, kefalet sınırını belirleyen sözleşmenin yazılıp imzalandığına dair delil olmadığını ve geçerli olmadığını savunmuştur. Bu iddialarını bilirkişi rapor ve ek raporlarına karşı yapmış oldukları yazılı itiraz dilekçelerinde ayrı ayrı dile getirmişlerdir. 28.05.2021 tarihli bilirkişi 2.ek raporuna karşı itiraz dilekçesinde ise müvekkillerinin sözleşmeyi imza atmadıkları, fotokopi niteliğindeki üye iş yeri ek kefalet sözleşmesinin delil niteliğini taşımadığını belirterek itirazda bulunmuşlardır. Aynı itirazlarını 19.10.2020 tarihli duruşma zaptına geçen beyan ile tekrarlamışlardır. Beyanda müvekkillerinin pos borcundan kaynaklı kefilliklerinin olmadığını, bankaya bir kısım ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmişlerdir. Mahkeme ara kararlarında davalıların ek kefalete ilişkin sözleşmedeki yazı ve imzaya yönelik itirazlarına dair herhangi bir inceleme veya araştırma yapıldığına ilişkin bilgiye rastlanılmamıştır. Davalılar vekili 18.01.2022 tarihli celsede zapta geçen beyanları ile önceki itirazlarını tekrar ederek kefalete ilişkin banka tarafından sunulan sözleşme asıllarının getirilmesini talep ettiklerini, müvekkillerinin şahsi sorumluluklarını gerektirecek kefalet sözleşmesinin müvekkilleri tarafından imzalanmadığını, imzalanmış olsa dahi geçerli bir kefalet sözleşmesi niteliği taşımadığını, bütün sayfalarının imzalanması gerektiği gibi kefalet miktarınında müvekkillerince yazılmadığını, hangi krediden kaynaklanan sözleşmeye kefil olunduğuna ilişkin kısımların müvekkilleri tarafından doldurulmadığını iddia etmişlerdir. Kefalet sözleşmesi, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 581 ila 603 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesinde “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır. Kanunda yer alan bu tanıma göre kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Müteselsil kefalet ise aynı Kanun’un 586. maddesinde yer almıştır. Bu maddeye göre;“Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. TTK'nın 583. maddesinde; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.Madde metninden anlaşılacağı üzere, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın, kefalet tarihinin, müteselsil kefil olma durumunun kefil tarafından kendi el yazısı ile yazılması gerekir. Somut olayda, davalı gerçek kişi kefiller kefalet limitinin artırıldığı sözleşmelerdeki yazı ve imzalara itiraz etmişlerdir. HMK'nın 208. maddede; yazı veya imza inkarı düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin ilk fıkrasında, taraflardan birinin kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkar etmek isterse sahtelik iddiasında bulunması gerektiği aksi halde belgenin aleyhine delil olarak kullanılacağı belirtilmiştir. HMK'nın 208/2 hükmünde ise bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde belgenin mahkemeye verildiği tarihin yazılı mühürlenerek saklanması için mahkemece gerekli tedbirlerin alınacağı belirtilmiştir. Aynı maddenin 3. fıkrasında; bir belgenin sahteliğini iddia eden kimsenin bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürülebileceği gibi bu konuda ayrı bir davada açabileceğine yer verilmiştir. HMK'nın 209. maddesinde ise yazı veya imza inkârının sonucu başlığı ile düzenleme mevcuttur. İlk fıkrada, adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde bu konuda bir karar verilinceye kadar o senedin herhangi bir işleme esas alınamayacağı ifade edilmiştir. HMK'nın 211. maddesinde ise sahtelik incelemesi başlığı ile ilk fıkrada, bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak belirtilen sıra ile inceleme yapılarak karar verileceği ifade edilerek yapılması gereken inceleme sırası ve şekli ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Somut olayda, davalıların kefalet limitinin artırımına dair sözleşmelerde yer alan yazı ve imzalara itirazları mevcuttur. Mahkemece bu itirazların ön sorun olarak değerlendirilerek, yasanın belirtilen ve emredici olan düzenlemeleri kapsamında, itiraz edilen kefalet ve ek kefalet sözleşme asıllarının dosya içerisine celbi ile inceleme yaptırılarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme sonucu verilen karar isabetli görülmemiştir. Kabule göre ise bakiye harç tamamlattırılmaksızın HMK'nın 26. maddesi dikkate alınmaksızın talepten fazlaya karar verilmiş olması da isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine, 4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.10.2025 KARAR YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.