6. Ceza Dairesi 2011/20813 E. , 2014/10466 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 20/09/2011 günlü görevsizlik kararı ile Dairemize gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanıklar ... ve ... hakkında mağdurlar... ve ...'a yönelik yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Sanığın sabit kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün a
**6. Ceza Dairesi 2011/20813 E. , 2014/10466 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 20/09/2011 günlü görevsizlik kararı ile Dairemize gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanıklar ... ve ... hakkında mağdurlar... ve ...'a yönelik yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Sanığın sabit kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Aksi halin, sanığın; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı da bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; 5237 sayılı TCY'nın 150.maddesinin 2.fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCY'nın 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, 150.maddenin 2.fıkrasına sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması; sanıklar hakkındaki, karşı temyiz olmaksızın bozulan ilk kararda 313.204.320 TL adli para cezası ile hükümlülüklerine karar verildiği, 5083 sayılı Yasaya 5335 sayılı Yasa ile eklenen 2/3. maddesi uyarınca para cezalarında bir Yeni Türk Lirası artıklarının hesaba katılamayacağı, buna göre sanıkların kazanılmış hakkının 313,00 TL adli para cezası olduğu halde, yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle eksik cezaya hükmolunması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiriler dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA, II-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; Sanığın eylemine uyan ve 5237 sayılı TCY'nın 149/1-a-c maddesindeki suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 66/1-d, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen 10 yıl 15 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 1.9.2001 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, III-Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur Mehmet Karabulut'a yönelik yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, 1-Sanıkların, bıçak tehdidi ile mağdurun cebindeki 5,50 TL parayı aldıkları, mağdurun ağlaması üzerine 5,00 TL parayı geri verdikleri, bu durumun ise kısmi iadeyi oluşturduğunun anlaşılması karşısında; mağdura kısmi iadeye rıza gösterip göstermediği sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı Yasanın 168.maddesiyle uygulama yapılıp yapılmayacağının değerlendirmesi gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması, 2- 5237 sayılı TCY'nın 150.maddesinin 2.fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCY'nın 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, 150.maddenin 2.fıkrasına sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması, 3-Sanıklar hakkındaki, karşı temyiz olmaksızın bozulan ilk kararda 313.204.320 TL adli para cezası ile hükümlülüklerine karar verildiği, 5083 sayılı Yasaya 5335 sayılı Yasa ile eklenen 2/3. maddesi uyarınca para cezalarında bir Yeni Türk Lirası artıklarının hesaba katılamayacağı, buna göre sanıkların kazanılmış hakkının 313,00 TL adli para cezası olduğu halde, yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle eksik cezaya hükmolunması, 4- Suç tarihi itibariyle uygulama olanağı bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23/2. fıkrasında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat gelmiş olması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibarıyla bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşullarının bulunması gerektiği, ancak çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması hâlinde zararın giderilmesi koşulun aranmayabileceğinin düzenlenmiş olması karşısında; belirtilen koşullar değerlendirilmeden “cezanın 647 sayılı Yasanın 6.maddesi gereğince ertelenmesinin sanıkların daha lehine olduğu” biçiminde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 26.5.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.