11. Hukuk Dairesi 2024/1430 E. , 2025/1491 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1836 Esas, 2023/1312 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/106 Esas, 2022/675 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi
**11. Hukuk Dairesi 2024/1430 E. , 2025/1491 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1836 Esas, 2023/1312 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/106 Esas, 2022/675 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.03.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Tıp San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı, davalının ise adı geçen şirketin müdürü olduğunu, 2002-2003 dönemlerine yönelik vergi incelemelerinde şirket aleyhine para cezası ve ek yükümlülükler öngörüldüğünü, ancak bunların ödetilmesi ve sorumluluğunun yalnızca müvekkili şahsa bırakıldığını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, ancak davalının üzerine düşeni yapmadığını, davalının şirketin % 50 hisselerine sahip olmasına rağmen tüm cezanın müvekkili tarafından ödendiğini, bunun davalı lehine açıkça sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini ileri sürerek müvekkili tarafından fazla olarak ödenen 426.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin vergi borçlarını ödeme gücünün bulunmadığı, tüm kaydi mal varlığı değerleri hesap edildiğinde vergi borçlarının ödeme tarihi itibari ile öz kaynağının -317.005,33 TL olacağı, fakat yapılan bu hesaplamada dava dışı şirketin kaydi mal varlığı arasında yer alan tıbbı cihazların alındığı tarihteki mal varlığı değeri ile ticari defterlere kaydolduğu, bu hususta talimat mahkemesi aracılığı ile tıbbı cihazların değer tespitine ilişkin hazırlanan raporda tıbbı cihazların ortalama yıllık %20 değer kaybının olduğunun bildirmesi karşısında dava dışı şirketin ticari defter kayıtlarında yer alan tıbbı cihazların toplam bedelinin 1.025.375,18 TL olduğu, bu cihazların ticari defterlere 2007 yılında alınarak kaydedildiği, dava dışı şirketin vergi borçlarının 2008-2012 yılları arasında ödendiği dikkate alınarak takdiren ticari defterlerde kayıtlı olan tıbbı cihazların bedelinden %40 indirim yapılmasına karar verildiği, indirimden sonra dava dışı şirketin kaydi değerlerinin yapılan hesaplanmasında 410.150,72 TL daha eksik hesaplama yapılması gerektiği, dava dışı şirketin öz kaynağının 410.150,72 + 317.005,33 TL = 727.156,05 TL olarak hesaplandığı, davacı ile davalının dava dışı şirkete %50, %50 oranında ortak oldukları dikkate alınarak dava dışı şirketin ödeme gücünün bulunmadığı, 727.156,05 TL'nin yarısı oranında davalının sorumlu olduğu dikkate alınarak 363.577,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ödeme imkansızlığı içinde bulunan dava dışı limited şirket adına tahakkuk ettirilen vergi ve vergi cezasını kendi hesabından ödeyen davacı ortağın bu cezaya mesnet işlemlerin yapıldığı tarihte ortak bulunan davalıdan payı oranında rucuan tahsili istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, davacı vekilince temyize konu miktar 62.422,30TL'dir. İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyize konu Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.735,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Limited şirket ortaklarının asli borcu, tüzel kişiliğe karşı taahhüt ettikleri sermayeyle sınırlı olup, ortak bu borcu yerine getirmekle sorumluluktan kurtulmuş olur. Bu nedenle, ortağın limited şirketin borçlarından dolayı kural olarak sorumluluğu bulunmamaktadır. Anılan kuralın istisnalarından biri, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (AATUHK) 35. maddesinde düzenlenen limited şirketin kamu idaresine karşı ödenmeyen veya ödenmeyeceği anlaşılan borçlarıdır. Ortaklar, bu borçlarından dolayı payları oranında idareye karşı sorumludurlar. Bu sorumluluk, idareye karşı bağımsız bir sorumluluk olup, anılan Kanuna 5766 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle payın devri halinde dahi ortadan kalkmayan bir nitelik kazanmıştır. Dava dışı ... Tıp San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %50 ortağı iken davalı, 27.02.2004 tarihinde payının büyük bir kısmını davacıya, küçük bir kısmını ise, dava dışı ...'ya bütün hak ve hukuki yükümlülükleriyle birlikte devir etmiştir. Ancak, devir sözleşmesinde açıkça devir tarihine kadar AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca doğabilecek olası bir sorumluluk saklı tutulmamış, davalı, ortaklığını tüm hak ve borçlarıyla birlikte davacı ve dava dışı kişiye devir etmiştir. Başka bir anlatımla, devir sözleşmesinde, davalı devir tarihine kadar doğabilecek gerek kamu gerekse özel borçlardan dolayı bir sorumluluk üstlenmemiştir. Bu durum karşısında, davalının ortaklığın tüm hak ve borçlarıyla davacı ve dava dışı kişiye devir ettiği, her ne kadar ortaklığını devir ettiği limited şirketin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekteyse de devir sözleşmesi akdettiği davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmediği, davacının, davacıya rücu hakkı bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin MİKTARDAN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.