T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/319 Esas KARAR NO : 2025/1466 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/538 Esas - 2022/882 Karar TARİHİ: 20/09/2022 DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başv…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/319 Esas KARAR NO : 2025/1466 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/538 Esas - 2022/882 Karar TARİHİ: 20/09/2022 DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 10-12 Eylül 2019 tarihlerinde Rusya'da “...” fuarına elektronik eşya kategorisinde katıldığını, dava dışı ... ... firmasına fuar katılımı için 10.517,50 EURO ödeme ile fuar kaydının yapıldığını, fuarda sergilenmek üzere 338 kap küçük ev aletleri ve 30 kap TV emtiasının taşınması için davalı ile 44.500 TL bedel karşılığı anlaşıldığını, taraflar arası taşıma sözleşmesinin sabit olduğu, 29.08.2019 tarihinde fatura tanzim ve sevk irsaliyesi ile kargonun davalıya taşınmak üzere teslim edildiğini, fuar tarihlerine kadar 30 kap TV emtiasının taşınmasının yapılmadığı, taraflar arası arlaşmaya göre 338 kap ve 30 kap emtiaların fuar tesliminde navlun ödemesi yapılmasının kararlaştırıldığı, oysa noter ihtarında davalının kargo taşıması yapılmamasırnın sebebini navlununun ödenmemesine dayandırdığı, davacının uğradığı zararların tazmini ve fuar katılım bedelinin ödenmesi için davalı yana 07.11.2019 tarihli Bakırköy 27.Noterliği ... yevmiye sayılı ihtarname gönderildiği, 08.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, buna karşın zararlarının karşılanmaması üzerine işbu davanın ikame edildiği, TTK'nın 884. maddesi gereği zayi, hasar veya gecikme olmayan durumlarda sorumluluğun 3 kat tam zayi sınırlı sorululuğu ile sınırlı olduğu iddia edilerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı olmak üzere şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın, 1.000 TL mahrum kalınan kazanç kaynaklı zarar ve 40.000 TL manevi zarar olmak üzere toplam 51.000 TL'nin en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taleplerinin dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, taraflar arasında 29.08.2019 tarihinde şifahi olarak, davacının taşıma bedelini ödemesi halinde 338 adet küçük ev aletleri ve 30 kap TV emtiasını taşınması hususunda sözleşme yapıldığı, davalıya yüklerin tesliminde ödenmesi gereken navlun peşine ödenmediği için üzerine düşen edimi davacının yerine getirmediği, davalının 29.08.2018 tarihinde 002451 seri nolu 44.250 TL fatura tanzim ettiği ve davacıya bu faturanın teslim edildiği, ödemenin taşıma öncesi tam ve eksiksiz olmaması halinde yükün götürülmeyeceğinin bildirildiği, özellikle TV emtiası için gereken “taşıma ve sevk evrakının” zamanında ve gereği gibi davacı yanca hazır edilmediği, henüz ödemesini almamasına rağmen davalının 338 adet ürünü varma yerine götürerek davacıya teslim ettiği, fuarda bu ürünlerin sergilendiği, TMK.m.2, m.3, TBK m.97, TTK m.860 gereği davacının haksız olduğu, taşıma bedelinin peşinen ödenmesini sözlü anlaşma gereği olduğu, davacının ödemesini yapmadan taşıma beklemesinin haksız olduğu, taşıma evrakı süresinde hazır edilmediği için 30 TV emtiasının taşımasının yapılmadığı, davacının fuara katılarak 338 adet emtiayı sergilediği, fuar katılım bedeli talebinin haksız olduğu, davacının 33.189 TL ödediği taşıma bedelinin 338 adet emtia taşıması için ödendiği, bu kısmi ödemesinin de 09.09.2019 tarihli olduğu, kar mahrumiyeti iddiasının somut hiçbir delille ortaya konulmadığı, ticari itibar kaybı veya manevi zararın ortaya konulmadığı, davacınım kendi haksız eylemleri ile menfaat sağlama çabasının kabul edilemeyeceği iddia edilerek açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 20/09/2022 tarih ve 2020/538 Esas - 2022/882 Karar sayılı kararında;"....Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 10-12 Eylül'de Rusya'da gerçekleştirilecek fuarda sergilenmek üzere 338 adet küçük ev eşyası ve 30 adet televizyonun taşınması konusunda anlaşıldığı; taşıma bedelinin 44.250,00 TL olarak belirlendiği; davalı tarafından 338 adet küçük ev eşyasının taşınarak davacıya fuar alanında teslim edildiği; karşılığında davalıya 33.189,00 TL navlun ödemesi yapıldığı; 30 adet televizyonun ise fuar alanına taşınmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Huzurda görülen davada davacı tarafından teslim edilmeyen 30 adet televizyon nedeni ile uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini talep edilmiştir. Davacı tarafından teslim edilmeyen emtialar nedeni ile manevi tazminat talep edilmiş ise de taşımada gecikme ya da taşımanın eksik yapılması nedeni ile manevi tazminat talep edilemeyeceğinden davacının manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/13419, K. 2014/12738, 02/07/2014 tarihli kararı) Her ne kadar davalı tarafından navlun bedelinin peşin ödenmediği ve refakat belgelerinin gereği gibi hazırlanmadığı için taşımanın yapılmadığı iddia edilmiş ise de taşınan bir kısım emtialara ilişkin ödemenin emtiaların taşınmasından sonra yapılmış olması ve davalı yanca navlun ödemesinin peşin yapılacağı ile refakat belgelerinin gereği gibi hazırlanmadığı iddiaları ispatlanamamış olduğundan davalının bu yöndeki savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Davalının 30 kap emtiayı sözleşmeye aykırı olarak davacıya teslim etmemesi nedeni ile davacının bu nedenle uğramış olduğu zararı tazmin yükümlülüğü açıktır. Ancak TTK.m.880 ve CMR.m.23'de düzenlenen zarar kalemlerinin doğrudan ve maddi malvarlığına ilişkin olması ve sınırlı sorumluluğu ortadan kaldıran CMR'nin 29. maddesindeki koşulların varlığının huzurda görülen davada olmaması nedeni ile davacının mahrum kalınan kar talebinde bulunamayacağının kabulü ile davacının bu yöndeki talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. CMR’ye tabi taşımalarda doğacak davalarda zamanaşımı süresi CMR'nin 32. maddesine göre 1 yıl olup taşıyıcının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kastı veya kasta eş değer kusuru varsa zamanaşımı süresi 3 yıla çıkmaktadır. Davacı tarafından dosyada mübrez bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminat talebi 14/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile 26.950,13 TL olarak ıslah edilmiştir. Davalı tarafından ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunulmuştur. Huzurda görülen davada davalının kastı ya da kasta eş değer kusurunun varlığı sabit olmadığından zamanaşımı süresi 1 yıl olarak kabul edilerek davalının ıslaha karşı zamanaşımı defi yerinde görülmüştür. Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği kabul edilen bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-AÇILAN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ REDDİNE,2- AÇILAN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ ile 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 17/08/2020 tarihinden itibaren davacının talebi aşılmamak üzere CMR 27. maddesi uyarınca yıllık %5 oranında işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının fazlaya ilişkin 16.950,13 TL tutarındaki maddi tazminat talebinin ZAMANAŞIMI nedeni ile yoksun kalınan kar talebine ilişkin maddi tazminat talebi olan 1.000,00 TL'nin ise esastan REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sözleşmeye aykırı davranışının yerel mahkeme kararının aksine kasten/kasta eş değer fiil ile hareket ettiğini, kasta eşdeğer eylemi aşarak açıkça kasten sözleşmeye aykırı davrandığını, hiçbir gerekçe ve bildirim yapılmazın, müvekkile zarar verme kastıyla bilerek ve isteyerek malları taşımadığını, Müvekkil şirketin, şirketin prestiji, müşteri portföyü, marka tanınırlığı ve ithalat hacimini büyütmek amacıyla çok önemli bir fuar olan 10-12 Eylül 2019 tarihinde Rusya'da düzenlenmiş olan "..." isimli fuara katıldığını, bu fuara katılmak ve katılma amacını gerçekleştirmek için birçok masrafta bulunduğunu, nitekim fuara katılmak için 10.517,50 Euro katılma ücreti ödediğini, kalınacak otel, ulaşım, yiyecek ve nihai olarak fuarda sergilenecek ürünlerin taşınması için davalıya yapılan ödemeler hesaplandığında müvekkilin büyük bir yatırım yaptığını ve emek verdiğini, ancak davalının hiçbir gerekçe göstermeksizin ve haber vermeksizin kasten müvekkilin mallarını sözleşmeye aykırı şekilde teslim etmediğini, taşımak üzere yola dahi çıkarmadığını, müvekkilin prestijinin zedelendiğini, anlaşma sağlanabilecek muhtemel ticari ilişkileri sağlayamadığını, büyük masraf yaptığı standının en önemli emtiası olan televizyonları sergileyemediğini, Yazılı sözleşme bulunmadığından TTK 870 uyarınca taşıma ücretinin eşyanın tesliminde ödenmesi gerektiğini, hukuken taşıma sözleşmesinde tarafların edimlerinin taşıtanın, taşıma bedelini ödemek, taşıyanın ise malı zamanında ve kendi kusurundan kaynaklamayacak şekilde teslim etmek olduğunu, somut durumda taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, o halde ticari ilişkiye dair ifa yeri, ifa zamanına ilişkin esasların TTK ve TBK hükümleri gereğince yerine getirileceğini, buna göre taşıma ilişkisi kapsamında davalının ediminin malları taşıyarak müvekkile teslim etmek olduğunu, müvekkilin edimi ise teslimin gerçekleşmesiyle ödeme borcunu ifa etmesi olduğunu, Müvekkilin taşıma bedeli ödeme borcunun eşyanın tesliminde muaccel olacağını, davalı tarafça taşınan 338 emtianın teslimiyle müvekkilin 33.189,00- TL'lik ödemeyi gerçekleştirdiğini, edimini yerine getirdiğini, ancak davalının kalan 30 kap emtiayı taşımak üzere yola dahi çıkarmadığını, müvekkili bilgilendirmediğini, açıkça müvekkile zarar verme kastı ile hareket ettiğini, Davalının cevabında taşıma öncesi ödemenin gerçekleşmediği ve bu nedenle taşımanın yapılmadığı, teslim edilen 338 emtianın "iyiniyetle" taşındığının iddia edildiğini, bu savunmanın çelişkilerle dolu olduğunu ve mantığa aykırı olduğunu, zira taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığından taşıma bedelinin teslimle muaccel olacağını, 338 emtianın taşınmasıyla, taşıma bedeli davalıya ödenmiş olmasına rağmen kalan 30 kap emtianın teslim sırasında ödeneceğinin açık olduğunu, buna rağmen davalının kasten malları taşımamış olduğunu ve açıkça kusurlu olduğunu, Davalının hiçbir gerekçe göstermeksizin, ihtar etmeksizin, bildirimde bulunulmaksızın müvekkilin taşıma için teslim ettiği ve teslim belgesi ile sabit olan malları taşımaktan imtina etmesinin açıkça kötüniyetli olduğunu ve kasıtlı olarak yapıldığını, CMR konvansiyonunun zayii, gecikme ve hasar durumlarında uygulanmakta olduğunu, bu şartlar mevcut olmadığından ve taşıma fiili hiç gerçekleşmediğinden TBK 112 uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabii olduğunu ve ıslahlarının reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, CMR'ın ziya ve hasar ve gecikmeyi esas alan ve bu kapsamda taşıyıcının sorumluluğunu düzenleyen uluslararası bir konvansiyon olduğunu, somut uyuşmazlıkta davalı-taşıyıcının teslim aldığı ürünleri taşıma sırasında kaybetmesi, hasar veya geç taşıması gibi bir durum olmadığından, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinin söz konusu olduğunu, bu durumun CMR'de düzenlenmeyip hukukun genel ilkelerine tabi olduğunu, TBK 112 vd. sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde sözleşmeye aykırılıkla ilgili genel zamanaşımının 10 yıl uygulanması gerektiğini, işbu sebeple mahkemenin 1 yıllık zamanaşımına uğradığı kararnın hukuka aykırı, eksik incelemeye dayalı bir karar olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, Davalının müvekkile hiçbir bildirim yapmaksızın emtiaları taşımamayı tercih ederek açıkça ve kasten müvekkile ticari olarak zarar verdiğini, bu nedenle yerel mahkemenin CMR kapsamında karar verirken 1 yıllık değil, 3 yıllık zamanaşımını esas alması gerektiğini, bu yönüyle kararın hukuka aykırı olduğunu, Davalının malları 10-12 Eylül 2019 tarihli Rusya'da gerçekleşecek olan fuara kadar teslim etmesinin kesin vade olduğunu, dolayısıyla bu tarihten sonra ifa imkansızlığının vuku bulacağını, TBK 112 "ifanın hiç ve gereği gibi ifa edilmemesi" maddesi uyarınca genel hükümlere ilişkin 10 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiğini,Somut olayda da davalının teslim etmemede geçerli bir nedeninin olmadığını, zira "teslim öncesi ödeme" yapılacağının kararlaştırılmamış olduğunu ve mahkemece bu yönde karar kurulduğunu, o halde "gerekçesiz, bildirimsiz" şekilde malı müvekkil şirkete teslim etmeyen davalının kastı ve ağır kusurlu olduğunu, davalının 338 emtiayı teslim ettiğinde taşıma ücretinin bir kısmının ödendiğini, buna rağmen taşımayı gerçekleştirmeyen davalının ağır kusurlu olduğunu ve CMR kapsamında 3 yıllık zamanaşımına girdiğini, bu nedenle zamanaşımı defii ileri sürülse de uygulanamayacağını, müvekkil lehine manevi tazminata ve yoksun kalınan kara hükmedilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilin söz konusu fuara büyük bir yatırım yaptığını ve emek verdiğini, müvekkil şirketin 30 kap televizyonun kendisine teslim edilmemesi nedeniyle büyük bir itibar kaybına uğradığını ve aylar öncesinden hedefler koyduğu fuarda sergilenecek esaslı unsur olan televizyonlarını sergileyemediğini, fuar alanında kendisine ait kiraladığı alanın boş kaldığını ve ticari itibarının büyük ölçüde zarar gördüğünü, müvekkil şirket lehine mahrum kalınan kar hesabının usulüne uygun şekilde yapılarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığının sabit olduğunu, dolayısıyla navlun bedelinin teslimde ödeneceğine dair davacı beyanları ve bilirkişi tespitinin dayanaktan yoksun yorumlardan ibaret olduğunu, fatura tarihi dikkate alındığında ödemenin nakliye öncesi peşin yapılacağının açık olduğunu, aksine bir delilin de davacı tarafından sunulmadığını, davaya konu TV'lerin nakli için gerekli belgeleri hazır ettiği ve davalıya teslim ettiğine dair dosyaya herhangi bir delil ibraz etmediğini, davacı yanın uğradığını iddia etmiş olduğu zararı ispata dair herhangi bir kayıt ve verinin de dosyasına ibraz edilmediğini, tacir olan davacı şirketin bu yönde ibraz edeceği hiçbir delile muvafakatlerinin olmadığını, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, süresinde ibraz edilmediğini beyan ettiklerini, Müvekkilin ödeme yapılmamasına rağmen iyiniyetli olarak nakliyeye hazır, belgeleri tamamlanmış emtianın naklini gerçekleştirdiğini, eğer davaya konu edilen 30 adet TV'nin sevk / refakat evrakları da davacı tarafından ikmal edilmiş olsa idi onların da naklinin yapılacağını, nakil belgelerinin tamamlanma yükümlülüğünün yasal olarak davacı yana ait olduğunu, kendi edimini yerine getirmeyen davacı lehine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Taşıma sözleşmesinin karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerden olduğunu, davacı yanın talepte bulunması için öncelikle kendi üzerine düşen edimleri yerine getirmesi gerektiğini, davacı şirketin televizyonlar için gerekli belgeleri süresinde davalı müvekkile teslime etmediğini, şifahi sözleşmeye göre taşıma bedelini de, taşımaya konu ürünlerin taşıyıcıya teslim tarihi olan 29.08.2019 tarihinde ödemesi gerekmektiğini, ancak davacının da ikrar ettiği üzere taşıma bedelinin 09.09.2019 tarihinde kısmen ödendiğini, bu noktada iyi niyetli olan tarafın davalı müvekkil şirket olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı hareket edenin davacı şirket olduğunu, yerel mahkemenin buna rağmen aleyhe hüküm kurduğunu, Davacının zamanaşımı iddialarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacağı olduğunu iddia ettiği hususların zamanaşımına uğradığını, kar mahrumiyeti ve manevi tazminat talebinin soyut, maddi ve hukuki temelden yoksun olduğunu, davacı yanın ticari hedeflerine ulaşamadığı iddiasının ticari itibar kaybına gerekçe tutulamayacağını ve tek başına manevi tazminat talep hakkı vermeyeceğini, hiçkimsenin kendi haksız eyleminden dolayı bir menfaat temininde bulunamayacağını, müvekkil davalı şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, edimlerini yerine getirmeyen ve kendi haksız eylemlerinden dürüstlük kuralına göre menfaat temine etmeye çalışanın davacı şirket olduğunu, bu hususlara rağmen mahkemece müvekkil aleyhine karar verilmesinun usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, uluslararası kara taşıma sözleşmesine konu fuar malzemelerinin bir kısmının teslim edilmemesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Somut olayda, davacı ... firması, 10-12 Eylül'de Rusya'da gerçekleştirilecek fuara katılım için gerekli planlamasını yaparken, 338 adet küçük ev eşyası ve 30 adet TV emtiası sergilemeyi planladığı ve taraflar arasında 10-12 Eylül'de Rusya'da gerçekleştirilecek fuarda sergilenmek üzere 338 adet küçük ev eşyası ve 30 adet televizyonun taşınması konusunda sözlü olarak anlaşıldığı, taşıma bedelinin 44.250,00 TL olarak belirlendiği, davalı tarafından 338 adet küçük ev eşyasının taşınarak davacıya fuar alanında teslim edildiği, karşılığında davacı tarafından davalıya 09/09/2019 tarihinde banka havalesi ile 33.189,00 TL navlun ödemesi yapıldığı, 30 adet televizyonun ise fuar alanına taşınmadığı, huzurda görülen davada davacı tarafından teslim edilmeyen 30 adet televizyon nedeni ile uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini talep ettiği, davalı taraf ise; davacı tarafın televizyonların gönderilmesi için lazım gelen EAC vs evrakların tamamını zamanında teslim etmediğini, eksik evrak sunduğunu, eksik evrakla malların yurtdışına çıkması mümkün bulunmadığından, taşıma bedeli ödenmemiş olmasına rağmen iyi niyetli olarak 338 adet küçük ev aletlerini eksiksiz ve zamanında davacıya teslim ettiğini,bu nedenle davacının haksız olduğunu ileri sürdüğü, taraflar arasındaki ihtilaf taşımaya alınan ancak taşıması yapılmayan kısmi yük olan 30 adet tv emtiası taşınmamasının kimin sorumluluk alanında olduğu ve bunun yol açtığı zarar hususlarında olduğu tespit edilmiştir.Mahkemece verilen hüküm gerekçesinde, 30 adet tv emtiasının taşınması için davalı yanca refakat belgelerinin gereği gibi hazırlanmadığı iddiaları ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, Rusya'ya fuar için götürülecek 30 adet Tv.nin taşınması için EAC belgesini alma yükümlülüğünün aksine anlaşma yoksa davacı göndericide olduğu, taşıyıcının belgede eksiklik olup olmadığını kontrol yükümlülüğü olduğu, dosya kapsamından 30 adet Tv. Nin Rusya'da ki fuar alanına taşınması için EAC belgesi/ geçici ihracat belgesini alma görevinin davalı taşıyıcı tarafından üstlenildiğine ilişkin taraflar arasında bir anlaşma olduğu iddia edilmediği gibi bu yönde delilde ibraz edilmediği, buna göre kanun gereği bu belgeleri hazırlama görevi davacı yana aittir. Davacı tarafın, davaya konu TV'lerin nakli için gerekli belgeleri hazır ettiği ve davalıya teslim ettiğine dair dosyaya herhangi bir delil ibraz etmediği, davacı tarafından bu belgeler hazırlanmadığı için davalı taşıyıcı tarafından geçici ihracat işlemleri yapılamadığı, buna göre davacı taraf, davalı taşıyıcıdan her hangi bir zarar ziyan tazmin talep edemeyecektir. Bu tespitlere göre mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamış, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek davanın reddine,Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, B-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/09/2022 Tarih ve 2020/538 Esas - 2022/882 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle;1-Davanın REDDİNE,İLK DERECE YÖNÜNDEN:2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 870,96 TL harçtan mahsubu ile bakiye 255,56 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen maddi tazminat yönünden miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 27.950,13 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen manevi tazminat yönünden miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 9-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 10-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,11-İstinaf eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 12-Artan gider avansı bulunması halinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, 13-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.