12. Hukuk Dairesi 2026/787 E. , 2026/1657 K. "" Ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan sanıklar ... ve ...'in İcra İflas Kanunu'nun 337/a maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62, 50/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmalarına ilişkin İstanbul 3. İcra Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2013/827 esas, 2016/87 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 22/12/2025 gün ve 94660652-105-34-17495-2025-Kyb sayılı ka…
12. Hukuk Dairesi 2026/787 E. , 2026/1657 K. "İçtihat Metni" Ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan sanıklar ... ve ...'in İcra İflas Kanunu'nun 337/a maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62, 50/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmalarına ilişkin İstanbul 3. İcra Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2013/827 esas, 2016/87 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 22/12/2025 gün ve 94660652-105-34-17495-2025-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/01/2026 gün ve KYB-2025/152880 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, sanıkların yargılama konusu eylemi için, İcra İflas Kanunu'nun 337/a madde ve fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği "8 yıllık olağan" ve "12 yıllık olağanüstü zamanaşımı" süresinin öngörüldüğü nazara alındığında; sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin İstanbul 3. İcra Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 kararı ile zamanaşımının kesilerek yeniden işlemeye başladığı, bu tarihten kesinleşme tarihi olan 19.03.2025'e kadar zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve bu tarihe kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İstanbul 3. İcra Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2013/827 esas, 2016/87 sayılı kararının CMK’nın 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Suç tarihi itibariyle sanıklara isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunması, suç tarihinin 15/08/2013 tarihi olduğu, zamanaşımının kesildiği 08/03/2016 tarihli mahkumiyet kararı ile bu tarihten kesinleşme tarihi olan 19/03/2025 tarihine kadar zamanaşımını kesen herhangi bir hüküm ve işlem bulunmadığı ve bu tarihe kadar geçen sürede 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan zamanaşımı süresinin 08/03/2024 tarihi itibariyle dolmuş olduğu anlaşıldığından ve 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden, "Sanıklar ... ve ... hakkında açılan davaların 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞÜRÜLMESİNE," Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.