T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:16/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:29/11/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:16/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:16/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:29/11/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:16/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...’ın ...bank .... Şubesinden iki defa kredi çektiğini, bunlardan birinde diğer davacı olan eski eşi ...’nin kefil olduğunu, bu kredinin KGF destekli kredi olduğunu, 150.000,00 TL’lik kredinin yaklaşık 50.000,00 TL’lik kısmının ödediğini, diğer kredinin de ticari kredi olduğunu, bu kredide kendisine dava dışı ...’ın kefil olduğunu, davacıların işlerinin ters gitmesi nedeniyle ikinci krediyi ödeyemediklerini, ancak eşinin kefil olduğu krediyi düzenli olarak ödemeye devam ettiğini, bankanın ikinci kredinin ödenmemesi nedeniyle ilk kredinin taksitlerini davacı ödemek istemesine rağmen kabul etmediğini ve her iki davalıyı da mütemerrit durumu düşürdüğünü, banka tarafından davacılara karşı icra takibi başlatıldığını, icra takiplerinin kredi alacağı için değil sonradan ortaya çıkan iki adet bono ile ilgili olarak yapıldığını, her iki davacının kendilerine gelen icra tebligatlarını incelediğinde takiplerin kredi tahsilatı için değil de alacaklısı ...bank olan iki adet bonoya ilişkin Antalya 8.İcra Müdürlüğü’nün ... ve ... esas sayılı dosyalarından yapılan icra takipleri olduğunu, takip dosyalarında 07/08/2019 tanzim tarihli, 19/03/2019 vade tarihli, alacaklısı ... olan 750.000,00 TL’lik bonoya dayanıldığını, davacı ... (...) 'ın keşideci, ...’ında ciranta olduğunu ve senedi davalı bankaya ciro ettiğinin görüldüğünü, aynı takip dosyasında 02/03/2018 tanzim tarihli, 19/03/2019 vade tarihli bu defa borçlusu ..., alacaklısı ... olan 2.000.000,00 TL lik bir senede dayanıldığını, davacıların bu icra tebligatları ve ekindeki bonoların tebliğ edilince krediyi çektikleri sırada kendilerine onlarca evrak imzalatılırken her ikisinin de sonradan doldurularak senet haline getirilen boş evraka, hile ile imzalarının alındığını, sonrasında bu boş evrakın üzerinin banka tarafından doldurularak icraya konulduğunu anladıklarını, her iki senedin borçlusunun farklı kişiler ve tanzim tarihlerinin farklı olmasına rağmen her iki senetteki sonradan doldurulan kısımlardaki yazı ve rakamların aynı yazı ve rakamlar olduğunu, yazı örnekleri alındığında bu yazıların bir banka çalışanına ait olduğunun ortaya çıkacağını, ayrıca kriminal inceleme yapıldığında senetteki imza yaşı ile senedin diğer kısımlarındaki yazıların yaşı kıyaslandığında, imzaların çok önceden atıldığının, yazılarında çok sonradan doldurulduğunun ortaya çıkacağını, bankanın ticari defterlerinin incelendiğinde bu senetlerin ticari defterlerinde bir alacak olarak kaydedilmediğinin görüleceğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıların Antalya 8.İcra Müdürlüğü’nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, asıl alacağın %40’ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine konu edilen ve kambiyo senedi vasfı taşıyan bononun tahsil edildiğinde borçtan mahsup edilmek üzere davalı bankaya ciro yolu ile teslim edildiğini, takibe konu bononun 6102 Sayılı Kanunun 76.maddesinde sayılan tüm unsurları içerdiğini, senet üzerinde teminat iddiasını kanıtlayan herhangi bir ibarenin bulunmadığını, davacının iddialarının HMK 200.md uyarınca senetle ispat etmesi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 680.maddesi uyarınca açık poliçe düzenlenebileceğinden iddia edildiği gibi imza dışındaki diğer unsurların sonradan doldurulmuş olmasının senedin geçerliliğine etkisinin olmayacağını, keşideci ile lehtar arasındaki doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayalı şahsi def’iler, müracaatta bulunan yetkili ve iyi niyetli hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, iş bu 750.000,00 TL lik bononun davacılardan ... tarafından, ... lehine düzenlenerek ciro yolu ile davalı bankaya teslim edildiğini, davacı ... ile ... arasındaki def’ilerin takip alacaklısı olan davalı bankayı bağlamayacağını, iyi niyetli hamil, lehtar ile keşideci arasındaki ilişkiden etkilenmeden haklarını kullanılabileceğini, Antalya 8.İcra Müdürlüğü’nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibe konu alacağın bonoya dayalı olup mevcut durumda keşideci davacılar tarafından senet metnindeki imzalarında inkar edilmediğini, alacağın muaccel olduğunu, halen borç tutarının ödenmediğini beyanla fazlaya ilişkin her türülü yasal talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, davacının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davalı banka tarafından Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas sayılı takip dosyalarında aynı alacağa ilişkin olarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla farklı bonolara dayalı takip başlatıldığı, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ...'a ait taşınmaz satışından dosyaya 686.978, 82 TL ödeme yapıldığı, bakiye 15.510,29 TL'ninde ... tarafından yatırıldığı ve dosyanın infazen kapatıldığı, diğer takip dosyası ... Esas sayılı dosyada infazen kapatıldığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Uygulamada birçok banka davacıların belirttiği türden bonolar alarak kredi ilişkisinin teminatını oluşturmaya çalışmaktadır. Gerçekte vadeli bir borç bulunmadığı halde yani cari hesap biçiminde işleyen kredi ilişkisinde hesap kat edilmeden alacak muaccel olmayacağı halde önceden alınan bonoların eksik unsurları doldurularak takibe konulmaktadır. Davacının kendini bir takip tehdidi altında hissetmesinin makul olduğu değerlendirildiğinde, dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğunun kabulü gerekmiştir. Dava konusu somut olayda, her ne kadar davalı banka tarafından takibe dayanak bonoların sebepten mücerret olduğu, dolayısıyla keşidecinin lehtar ile aralarındaki şahsi def'ilere dayanarak bankaya karşı talepte bulunamayacağı belirtilmiş ve bankanın takip yapmakta haklı olduğu belirtilmiş ise de; yukarıda yapılan açıklama gereği bankanın kredi borcunun teminatı niteliğinde bonoları aldığı hususu tartışmasızdır. Dolayısıyla bonoların teminat niteliğinde oldukları, kayıtsız şartsız borç ikrarının içermedikleri, kredinin tahsil edilememesi halinde senetlerin teminat niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki, banka tarafından her iki teminat senedinin de aynı borç için alındığı kabul edilmiştir. Dava tarihi itibariyle bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacı ...'ın her iki takip dosyası yönünden, ...'ında borçlu olduğu Antalya 8. İcra Müdürlüğünün ...(Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ...) Esas sayılı takip dosyası yönünden borçlu olmadığının kabulü gerekmiştir. Yargılamanın devamı sırasında borçlu ... tarafından Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ödemeler yapıldığından, kredi borç miktarı da dikkate alınarak, yapılan bu ödemelerin 10/05/2022 tarihinde yatırılan tutardan 741.757,00 TL’den 92.360,49 TL’sinin; 20/05/2022 tarihinde yatırılan 15.510,29 TL’nin ise tamamının istirdadına, davacı ...'a ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacılar tarafından kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de; koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... ve ... esas sayılı dosyaları yönünden ... ve ...ın borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, ancak dosya borcunun tamamının yargılama sırasında tahsil edilerek, istirdada dönüşmüş olmasına rağmen ... esas sayılı dosyaya yatırılan 741.757,00 TLden 92.360,49 TL nin, ve 15.510,29 TL nin ...a iadesine karar verildiğini, diğer miktarın iadesine karar vermediğini, kalan miktarın da istirdadına karar verilmesi gerektiğini düşündüklerini, mahkemenin gerekçeli kararında bankaların bu tür senetleri alarak sonradan doldurmak suretiyle icraya konulduğunu, bu tür senetlerin teminat senedi olduğunu, bunların kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğini bu nedenle bu senetlerin teminat senedi olduğunu belirttiğini, somut olayda ise, senetlerin teminat senedi olmasının ötesinde, müvekkillere hile ile kağıt imzalatılıp bunların sonradan doldurularak icraya konulması olayının olduğunu, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere sonradan senet haline getirilen ve müvekkillere imzalatılan boş a4 kağıdının, hile ile alındığını, bu nedenle geçerliliğinin olmadığını, davanın kabulüne karar verilmiş ve yargılama giderleri davalıya yükletilmiş olmasına rağmen, başta yatırılan harcın davalıdan tahsiline karar verilmediğini, ayrıca borçlu olunmadığının tespitine karar verilen her bir icra dosyası için karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibine konu kambiyo senedi vasfı taşıyan bononun; tahsil edildiğinde borçtan mahsup edilmek üzere müvekkil bankaya ciro yolu ile teslim edildiğini, kambiyo senedi olan bononun illiyetten mücerret olduğunu, borçlular ile müvekkili banka arasında kredi sözleşmesi imzalanmış olmasının iş bu davaya konu bono ile illiyet bağı bulunmadığını, aksinin kabul edilmiş olmasının kambiyo hukukunu yok saymak anlamına geldiğini, bononun kanunun aradığı tüm unsurları taşıdığını, senet üzerinde teminat iddiasını kanıtlayan bir ibare olmadığını, davacılarca bu hususun usulünce ispat edilemediğini, keşideci ile lehdar arasındaki doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayalı şahsi defi’lerin, müracaatta bulunan yetkili ve iyiniyetli hamil olan müvekkili bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, talep aşılarak sözleşmenin incelenmesinin doğru olmadığını, bilirkişinin hukuki görüş bildiremeyeceğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 50. ve 51. maddelerinde düzenlenen taraf ve dava ehliyeti aynı Kanun’un “Dava şartları” başlıklı 114/1-d maddesinde, dava şartı olarak kabul edilmiş, 115/1. maddesinde ise dava şartlarının kamu düzeninden olduğu, mahkemece davanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 114/1 ve 115/2. maddelerinde ise başlangıçta ve dava açılırken bulunmayan dava şartlarının davanın devamı sırasında gerçekleşmesi halinde davanın esasına girilerek sonuçlandırılması gerekeceği hükme bağlanmıştır. Her gerçek kişi yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Genel olarak miras bırakanın alacakları, hakları ve malları mirasçıya geçer. Bu nedenle dava sırasında taraflardan birisi ölür ise, istek şahsa bağlı bir hak değil ise dava mirasçılar tarafından yürütülür. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK.’nun 28/1. maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 55. maddesine göre “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Mirasçılardan bazısı duruşmaya gelmez ise, gelen mirasçıya, gelmeyen mirasçıların olurlarının alınması ya da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilir. Temsilci atanırsa davaya temsilci huzuru ile devam edilir. Somut olaya gelince, istinaf aşamasında yapılan inceleme sırasında UYAP’tan elde edilen nüfus kaydına göre davacı ...'ın 26/06/2024 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçılarının kaldığı, eldeki davanın mirasçıların mal varlığını ilgilendirdiği, dolayısıyla taraf teşkilinin sağlanması gerektiği açıktır. Mahkemece anılan usul hükümleri dikkate alınarak, mirası reddetmeyen mecburi dava arkadaşları olan davacının mirasçılarının davada yer almalarının sağlanması ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 77/1. maddesi uyarınca mirasçıların vekaletnamelerini sunması için vekile süre verilmesi, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Davacının, vefat ettiğinin nüfus kaydından anlaşıldığı, bu durumda davacı ...'ın mirasçılarının davaya dahil edilerek usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla re'sen sebeple istinaf talebinin kabulü ile, diğer istinaf sebepleri ve işin esası bu aşamada incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak belirtilen hususlara ilişkin olarak yeniden yargılama yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/11/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talepleri halinde taraflara İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgililere İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...