T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1243 Esas KARAR NO: 2026/505 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2019/63 Esas- 2020/794 Karar TARİH: 15/12/2020 DAVA: Tespit KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dos…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1243 Esas KARAR NO: 2026/505 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2019/63 Esas- 2020/794 Karar TARİH: 15/12/2020 DAVA: Tespit KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette 450 adet pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 06/03/2017 tarihli ve 2017/4 sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketin tamamı ödenmiş 3.264.000 TL'lik sermayesini temsilen hamiline yazılı pay senedi çıkarılmasına, payların farklı küpürler halinde hamiline yazılı olarak bastırılmasına, yönetim kurulu başkanı ve üye tarafından imzalanarak pay sahiplerine dağıtılmasına, daha önce bastırılmış olan ilmuhaber ve pay senetlerinin iptal edilmesine oy birliği ile karar verildiğini, TTK'nın 486. maddesi uyarınca bu kararın tescil ve ilanı gerekirken tescil ve ilanının yapılmadığını, bu nedenle kararın hükümsüz ve yok hükmünde olduğunu ve bu hususun davalı şirketin 28/11/2018 tarihli genel kurul toplantısında dile getirildiğini, ayrıca daha önceden müvekkiline ait nama yazılı hisse senedi bastırıldığından bu kararın kişisel haklarını kısıtladığını, bu nedenle de kararın batıl olduğunu beyanla anılan yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine, iptal edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 28/11/2018 tarihli Genel Kurul toplantısına katıldığını ve 2017/4 sayılı yönetim kurulu kararının "İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tescil ve ilan edilmediğinden yoklukla malül olduğunu" muhalefet şerhi olarak tutanağa dercettiğini, anılan genel kurul kararının 29/11/2018 tarihinde .......barkod numarasına kaydeden İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tescil ve ilan edildiğini, davacının o dönemde yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen davaya konu iptali talep edilen 06/03/2017 tarihli yönetim kurulu toplantısına katılmadığını ve bahse konu kararın kendisine tebliğ edilmesine rağmen bu zamana kadar herhangi bir muhalefet şerhi ileri sürmediğini, 28/11/2018 tarihinde yapılan toplantıya katılan davacının ... sayılı yönetim kurulu kararı ile ilgili muhalefet şerhi ileri sürdüğünü, yönetim kurulu kararları aleyhine pay sahipleri ve yönetim kurulu üyelerinin 445. maddede öngörülen sebeplerin varlığı halinde kararın ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde iptal davasının açılabileceğini, sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, iptali talep edilen yönetim kurulu kararının tescilinin ve ilanının zorunlu olmadığını, davacının alınan yönetim kurulu kararının kişisel haklarını ne şekilde kısıtladığını açıklamadığı, davacının kendi beyanlarının çelişkili olduğunu, genel kurul toplantısında daha önce hamiline yazılı pay senedi bastırıldığını beyan etmiş olmasına rağmen dava dilekçesinde nama yazılı pay senedi çıkarıldığından bahsedildiğini, buna göre davalı şirketin daha önce de hamiline yazılı hisse senedi bastırılmasına karar verdiğinden davacının kişisel haklarının kısıtlanmadığını, davacının bu davada hukuki yararının bulunmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, davalı anonim şirketin yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti ile iptali istemine ilişkin olduğu, TTK'nın 391.maddesinde yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespitinin mahkemeden istenebileceğinin belirtildiği, maddenin devamında "özellikle, ...diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıldır." düzenlemesine yer verildiği, somut olayda, davalı şirketin esas sözleşmesinde pay senetleri türünün nama yazılı olacağının belirtildiği, esas sözleşme değişikliğinin ise ancak genel kurul kararı ile yapılabileceği, ancak davaya konu yönetim kurulu kararı ile genel kurula tanınmış olan bu yetkinin kullanılmaya çalışıldığı, davaya konu yönetim kurulu kararının TTK 391/1-d maddesi uyarınca batıl olduğu, her ne kadar davalı vekili davanın 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı yönünde savunma yapmış ise de, yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine ilişkin hak düşürücü bir süre bulunmadığından davalının savunmasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: davacının davaya konu iptali talep edilen 06.03.2017 tarihli yönetim kurulu toplantısına katılmadığı, bahse konu karar kendisine tebliğ edilmesine rağmen dava tarihine kadar herhangi bir muhalefet şerhi ileri sürmediği, bununla birlikte 28/11/2018 tarihli genel kurul toplantısında bu kararla ilgili muhalefetini tutanağa geçirttiği, bu tarihte yönetim kurulu kararından haberdar olduğu ancak davanın bu tarihten itibaren 1 aylık süre içerisinde açılmadığı, payın dönüştürülmesine ilişkin yönetim kurulu kararının batıl sayılamayacağı, şirket ana sözleşmesinin sermaye ve pay senetlerine ilişkin 6. maddesinin 23/05/2007 tarihli genel kurul toplantısında değiştirildiği, sermayesinin 3.264.000 TL'ye çıkarıldığı ve pay senetleri ile ilgili olarak da hisse senetlerinin nama yazılı olduğu ibaresinin, hisse senetlerinin nama yazılı olduğu ve sermayesinin tamamı ödenmedikçe hamiline yazılı hisse senedi çıkarılamayacağı şeklinde değiştirildiği, bu genel kurul toplantısında davacının divan başkanı olduğu, buna rağmen dosyaya eski şirket sözleşmesini sunarak hatalı rapor düzenlenmesine sebep olduğu, ayrıca hisse senetlerinin nama yazılı olarak bastırılmasına dair yönetim kurulu kararına istinaden bastırılan hisse senetlerinin yönetim kurulunca imzalanmadığı ve ortaklara teslim edilmediği, bu nedenle hisse senedi niteliğinde olmadığı, iptalinin söz konusu olmadığı, dava konusu yönetim kurulu kararının tescil ve ilanının zorunlu olmadığı, kararın davacının kişisel haklarını kısıtlayan bir tarafının olmadığı, davacının kendi beyanlarının çelişkili olduğu, bu sebeplerle verilen kararın isabetsiz olduğuna ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı şirketin 06/03/2017 tarihli ve 2017/4 sayılı yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.TTK'nın 391. maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulunun; eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, diğer organların devredilmez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararları batıldır. Aynı Kanun'un 485. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; esas sözleşmede aksi öngörülmemişse, payın türü dönüştürme yolu ile değiştirilebilir. Dönüştürme esas sözleşmenin değiştirilmesi ile yapılır. İkinci fıkrası uyarınca; nama yazılı pay senetlerinin hamiline yazılı pay senetlerine dönüştürülebilmesi için payların bedellerinin tamamen ödenmiş olması gerekir. Anonim şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesi yetkisi ise TTK'nın 452. maddesi uyarınca genel kurula tanınmıştır. Somut olayda; dava konusu edilen 06/03/2017 tarihli ve 2017/4 sayılı yönetim kurulu kararı ile; şirketin tamamı ödenmiş 3.264.000 TL'lik sermayesini temsilen hamiline yazılı pay senedi çıkarılmasına, payların farklı küpürler halinde hamiline yazılı olarak bastırılmasına, yönetim kurulu başkanı ve üye tarafından imzalanarak pay sahiplerine dağıtılmasına, daha önce bastırılmış olan ilmuhaber ve pay senetlerinin iptal edilmesine oy birliği ile karar verildiği, davacı tarafından dava dilekçesinde, dava konusu yönetim kurulu kararının TTK'nın 486. maddesi uyarınca tescil ve ilan edilmesi gerektiği ve bu nedenle batıl olduğu, daha önce nama yazılı pay senedi bastırıldığı ve yönetim kurulu kararının kişisel haklarını ihlal ettiğinin iddia edildiği, şirket ana sözleşmesinde hisse senetlerinin nama yazılı olduğu ve yönetim kurulunun yetkisini aşarak hamiline yazılı hisse senedi bastırılmasına karar verildiği yönünde bir iddianın ise ileri sürülmediği, kişisel hakların ne sebeple ihlal edildiğinin ise somutlaştırmadığı, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, şirket ana sözleşmesinde hisse senedi türünün nama yazılı olması halinde, hamiline dönüştürülmesi için genel kurul tarafından şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesi gerektiği, buna göre de dava konusu kararın batıl olacağının beyan edildiği ve davacı tarafından sunulan şirket esas sözleşmesi üzerinden alınan ek raporda, sözleşmede hisse senetlerinin nama yazılı olduğunun kabul edilmiş olması sebebiyle esas sözleşme değiştirilmeden hamiline yazılı hisse senedi çıkarılmasına dair alınan yönetim kurulu kararının batıl olduğunun mütalaa edildiği, Mahkemece alınan ek rapora karşı davalı vekilince sunulan itiraz dilekçesinde, şirket esas sözleşmesinin 23/05/2007 tarihinde değiştirildiğinin beyan edildiği ve ekinde Ticaret Sicil Gazetesi suretinin sunulduğu, ayrıca Mahkemece davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarını içerir cd'nin dosyaya celp edildiği ancak ne davalı vekilinin sunduğu itiraz dilekçesi ve ekindeki gazete örneğinin ne de cd dökümü yapılmak suretiyle şirket sicil dosyasının incelenmediği, sicil dosyasında bulunan 14/05/2007 tarihli yeminli mali müşavirlik tespit raporunda şirket sermayesinin 3.150.000 YTL ve tamamının ödenmiş olduğunun tespit edildiği, 23/05/2007 tarihli genel kurul toplantısında, şirket esas sözleşmesinin sermaye başlıklı 6. maddesinin; şirket sermayesinin 3.264.000 YTL olduğu, şirket hisselerinin nama yazılı olduğu ve sermayenin tamamı ödenmedikçe hamiline yazılı hisse senedi çıkarılamayacağı, yönetim kurulunun hisse senetlerini farklı küpürler halinde bastırmaya yetkili olduğu şeklinde değiştirildiği, bu toplantının divan başkanının davacı olduğu, bu ifadeden sermayenin tamamının ödenmiş olması halinde hamiline yazılı hisse senedi çıkarılmasının mümkün olduğunun anlaşıldığı, dava konusu yönetim kurulu kararında da şirket sermayesinin tamamının ödenmiş olduğundan bahisle hamiline yazılı hisse senedi çıkarılmasına karar verildiği, dolayısıyla yönetim kurulunun, genel kurulun yetkisine giren bir konuda karar vermediği ve bu sebeple kararın batıl sayılamayacağı, davacı dava dilekçesinde şirketin daha önce nama yazılı hisse senedi bastırdığını iddia etmiş ise de, 28/11/2018 tarihli genel kurulda yönetim kurulunun 17/01/2014 tarihli ve 2014/3 sayılı kararı ile hamiline yazılı hisse senedi bastırılmasına karar verildiğini ve bu nedenle yeniden alınan kararın yok hükmünde olduğunu beyan ettiği, dosyaya nama veya hamiline yazılı herhangi bir hisse senedi ise sunmadığı, kendisine daha önce verilmiş bir hisse senedi varken bunların iptalinden sonra aynı miktarda hisse senedinin verilmediği yönünde bir iddiasının olmadığı, dolayısıyla dava konusu yönetim kurulu kararının kişisel haklarını zedelediğine dair iddiasının soyut bir iddia olduğu, dava konusu yönetim kurulu kararının geçerli olabilmesi için tescil ve ilanının zorunlu olmadığı, tescil ve ilanın kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğu, bu sebeple de kararın batıl sayılamayacağı, Mahkemece bu hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../12/2020 tarihli, 2019/.... Esas ve 2020/. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, -Davanın REDDİNE, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 687,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 8-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 9-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 58,00-TL tebligat masrafı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 72,00-TL toplamı 622,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.