T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/620 KARAR NO : 2025/1668 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/12/2021 NUMARASI : 2018/595 E. - 2021/1012 K. DAVANIN KONUSU: SigortaTazminatı Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, dava…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/620 KARAR NO : 2025/1668 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/12/2021 NUMARASI : 2018/595 E. - 2021/1012 K. DAVANIN KONUSU: SigortaTazminatı Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava dışı ana iş veren Türkiye Elektrik İletişim AŞ Genel Müdürlüğü ile 2014 yılında ''154 KV. ...Trafo Merkezi''nin inşaat ve elektrik işlerinin yapılması hususunda anlaşma sağlandığını, davalının da 31/10/2014 - 15/08/2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere yapılacak bu iş yönünden inşaat all risk sigorta poliçesi ile doğabilecek riskleri teminat altına aldığını, sigorta poliçesinin ihale şartnamesi gereği düzenlendiğini, poliçe ile yapı malzemelerinin inşaat alanına indirilmesinden tesisin kullanılmaya başlamasına kadar geçecek süre içinde doğa, teknik ve insan faktörlerinin neden olabileceği geniş bir risk yelpazesinin güvence altına alındığını, poliçede kararlaştırılan sigorta bedelinin 4.430.886,00 EURO olduğunu, müvekkilinin prim ödeme yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sigorta kapsamında bulunan sahada 08.08.2016 tarihinde saat 23:20'de müvekkilinin yüklenicisi olduğu ''154 kV Erenköy GİS Trafo Merkezi Yapım İşi'' kapsamında yapımı tamamlanmış olan ''GIS Trafo Merkezi''nin geçici kabulünün yapılması esnasında trafo-2 olarak adlandırılan modüle test için 154 kV enerji verildiğinde trafo 2 fiberine ait yüksek gerilim kablo kutusunda patlama ve akabinde trafo merkezinde alevli yangın hadisesinin meydana geldiğini, olayın akabinde 09/08/2016 tarihinde davalıya hasar ihbarında bulunulduğunu, davalı tarafından 234138 nolu hasar takip dosyasının açıldığını, ancak davacının İTM-124 Erenköy GİS Sözleşmesi kapsamında gecikme ve cezaya uğramamak için derhal kendi imkanlarını kullanmak suretiyle onarım ve yenileme çalışmasına başladığını, davalı şirketçe görevlendirilen eksper tarafından düzenlenen 04.07.2017 tarihli eksper raporunda, ''Meydana gelen hadise alevli yangın niteliğinde olup hasara konu şantiyede Kloz 112 gereklerinin sağlandığı, yangın söndürme tüp ve aktif algılama sistemlerinin bulunduğu gözlemlenmiş, gerçekleşen zararların poliçe teminat kapsamında değerlendirilebileceği görüşü ile teminat ve tazminat açısından nihai değerlendirmenin şirketinizi takdirlerine bırakılmıştır'' dendiğini, davalı yanca davacıya gönderilen 16.08.2017 tarihli yazıda, üniversite tarafından görevlendirilen bilirkişinin yapmış olduğu inceleme sonunda 154-33 kV Trafo-2'nin 154 kV yedek kablo başlıklarında 1 saat süre ile 154 kV AC gerilim testinin yapılabilmesi için test büjingi ile kablo başlığı arasında geçici olarak bağlanan bakır iletkenin test tamamlandıktan sonra her iki taraftan sökülmesi ve dışarı çıkarılması gerekirken sadece test bujingi tarafından sökülmüş olması, kablo başlığı tarafındaki bağlantının ise ihmal edilmiş olmasından dolayı ortaya çıkan kısa devre arızasından patlamanın meydana geldiği yönündeki tespit sebebiyle TTK'nın 1448 maddesi gereğince sigortalının meydana gelen olayda kusurunun bulunması halinde bu kusur oranında tazminattan indirim yapılabileceğini bildirerek sözleşmedeki yükümlülüklerin kusurlu bir şekilde ihlal edilmiş olması nedeniyle, rizikonun gerçekleştiği ve zararın ağırlaşmış olduğunu gerekçesiyle eksper tarafından tespit edilen hasar tutarının yarısını ( 847.879,71 EUR + 11.002,50 USD + 1.474.665,86 TL ) ödediğini, davalının %50 oranında ödeme yapmasının nedeni olarak gösterilen TTK'nın 1448.maddesinin somut olayda uygulanamayacağını, maddeye dikkat edildiğinde davacının, zararı önleyici veya azaltıcı önlemlere başvurma yükümlülüğünün rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşmeye başladığı hallerle sınırlı olduğu, bu anlamda hazırlanan ekspertiz raporunda rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşmeye başladığı hallerde alınması gerekip de alınmayan bir önlemden bahsedilmediği gibi bu yükümlülüğe aykırı bir davranışta bulunulduğuna ilişkin isnadın da olmadığını, TTK'nın 1429.maddesi uyarınca zararın tamamının tazmini gerektiğini, davacının yükümlülüklerine aykırı davranmadığını, hasar bedelinin daha fazla çıkması halinde fazlayı dava ve talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, ekspertiz raporu ile teyit edildiği üzere davacıya ödenmesi gereken hasar tazminatı miktarının 1.695.759,42 EURO+2.949.331,72 TL+22.005,00 USD iken davalı şirketçe bu rakamın tamamı yerine % 50'sine tekabül eden 847.879,71 EURO + 11.002,50 USD + 1.474.665,86 TL'nin tevdi mahalli tayin edilmek suretiyle ödenmiş olması karşısında bakiye hasar tazminatı olarak 847.879,71 EURO + 11.002,50 USD + 1.474.665,86 TL'nin davacıya ödenmesi üzere işbu davanın açılması gereği doğduğunu, ayrıca gerek davalı tarafça tevdi mahalli tayini gereği yatırılan 847.879,71 EURO + 11.002,50 USD + 1.474.665,86 TL'nin hasar bildirim tarihi olan 09/08/2016 tarihinden ödeme tarihine kadar tahakkuk etmiş ve edecek, gerekse hiç yatırılmamış 847.879,71 EURO + 11.002,50 USD + 1.474.665,86 TL'nin yine 09.08.2016 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek faizini de talep ettiklerini ileri sürerek, şimdilik, davalı tarafça İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesi nin 2017/120 Değişik iş sayılı, 07.11.2017 tarihli ve 2017/120 Karar sayılı kararı gereğince ödenen 847.879,71 EURO + 11.002,50 USD + 1.474.665,86 TL'nin 09/08/2016 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faizine karşılık olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, ayrıca davalı tarafça ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen ekspertiz raporuna dayalı ana para alacağı olarak 847.879,71 EURO + 11.002,50 USD + 1.474.665,86 TL'nin ödeme tarihindeki fiili kurları baz alınmak suretiyle ve yine bu bedellere 09/08/2016 tarihinden işlemiş ve işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;... AŞ'ye ait Konya Selçuklu Erenköy Mahallesi Yeni Sille Caddesi Salyazı Sokak adresindeki 154/33 kV Erenköy GİS Trafo Merkezi işinin 12078/2651243 nolu 31.10.2014 - 15.08.2016 vadeli inşaat all risk (Tüm Riskler) sigorta poliçesi kapsamında teminat altına aldığını, ... Erenköy GİS Trafo Merkezinde dava dışı Türk ... Kablo ve Sistemleri AŞ ... Enerji Şirketi (Test Yapanlar) ve ... ile davacı Alstrom ... Enerji Endüstrisi AŞ (yeni unvanı: ... ... Enerji Endüstri AŞ) (Müteahhit Şirket) (Yapılanları kontrol edenler) yetkililerinin katılımı ile 08.08.2016 tarihinde gerçekleştirilen geçici kabul işlemlerine hazırlık olarak saha testlerinin yapıldığı sırada kısa devre arızası sonucu davaya konu zarara yol açan yangın olayının meydana geldiğini, gerek eksper raporu, gerek ... Genel Müdürlüğü gerekse de müvekkilinin talebi üzerine ODTÜ öğretim üyesi ... tarafından hazırlanan rapora göre davacının ağır kusur teşkil eden eylemleri sonucunda yangın olayının gerçekleştiğini bu nedenle davalı müvekkilinin TTK'nın 1445 ve 1448. maddeleri uyarınca indirim hakkına sahip olduğunu, anılan maddelere göre kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılmasının gerektiğini, test için alanda gerekli tedbirlerin davacı yanca sağlanmadığını, kusur indirimi yaparak talep ettikleri ödeme isteminin davacı tarafından reddedildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından ... — ... ... adına tevdi mahalli istenerek bu şekilde tevdii edilen hesaba 14.11.2017 tarihinde 847.879,71 EURO + 11.002,50 USD + 1.474 665,86 TL tutarlarında ödeme yapıldığını, davalının iyiniyetli olarak poliçeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacıya herhangi bir borç ve yükümlülüğünün kalmadığını, yargı süreci neticesinde tespit edilecek daha yüksek bir kusur oranı olması halinde ödemeye konu fazla tutar farkını geri talep etmek haklarının saklı olduğunu, davacının tevdi mahalli tayin edilmesi ile ödenen miktara ilişkin faiz talebinin de haksız ve mesnetsiz, ayrıca fahiş olduğunu, davacının davalının sulhen ödeme teklifine cevap vermeyerek kendisinin temerrüte düştüğünü, sulhen ödeme teklifine herhangi bir cevap verilmemesi üzerine İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/120 D. İş Esas ve Karar no.lu 07.11.2017 tarihli kararı ile tevdi mahalli belirlendiğini, hemen ardından 14.11.2017 tarihinde derhal gerekli ödemelerin yapıldığını, davacının davalıyı temerrüde düşürmek bir tarafa, sulhen ödemek isteyen davalının taahhüt ettiği edimi yerine getirmeye hazır olduğunu bildirmiş olmasa rağmen davacının haklı bir sebep olmaksızın ifayı kabulden kaçındığını, edimin ifası için üzerine düşen hazırlıkları yapmadığını, hesap numarası bildirmediğini, makbuzu imzalayıp tutarı sulhen almamış olmakla, kendisinin teslim alma borcu açısından temerrüte düştüğünü, bu sebeple dava öncesi sulhen ödenen tutarlar yönünden faiz talebinin mesnetsiz olduğunu, ayrıca kural alarak istenebilir hale gelen bir alacağa faiz yürütülebilmesi için borçluya usulüne uygun ihtarname gönderilip temerrüte düşürülmesi gerektiğini, farklı para birimleri üzerinden yapılan ödeme nedeniyle talep edilen faiz türlerinin de açıklanmamış olmakla ticari faiz talebinin kabulünün de mümkün olmadığını, faize faiz işletilmesi anlamına gelecek işlemiş faiz ve işleyecek faiz talebinin de reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, sigorta poliçesine dayalı olarak açılan alacak davasıdır. Davacının yüklenmiş olduğu 154 KV'lik trafo merkezinin inşaat ve elektrik işleri yönünden taraflar arasında sigorta poliçesi düzenlendiği, riskin sigorta poliçesi süresi içinde meydana geldiği; hasar miktarının 1.695.579,42 Euro + 2.949.331,72 TL + 22.005,00 USD olduğu hususunda davalı sigortanın 14/11/2017 tarihinde zararın %50'sini karşıladığı hususunda BİR İHTİLAF yoktur. Taraflar arasındaki ihtilaf, davacının talep ettiği gibi karşılanmayan bakiye %50 zararın sigorta tarafından karşılanması gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır. Bu çerçevede, mahkememizce davacı tarafın dava dışı ... ile yaptığı sözleşme, çıkan patlama ve yangınla ilgili tüm belgeler, sigorta poliçesi ve ekleri, hasar dosyası getirtilmiş; mahkememizce talimat yoluyla Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla iş güvenliği uzmanı ve elektrik yüksek mühendisi ... ve elektrik mühendisleri ... tarafından hazırlanan 25/01/2021 tarihli raporla, bilahare kendi yargı sahamızda sigorta uzmanı öğretim görevlisi ve hesap uzmanı Yrd. Doç. Dr. ...ve elektrik Mühendisi ...'ndan 17/11/2021 tarihli bir rapor alınmış, tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller incelenmek suretiyle sonuca gidilmiştir. İzah olunduğu üzere, patlama ve buna bağlı yangının hangi sebepten çıktığı ve zararın miktarı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf yoktur. Davacı şirket tarafından inşa edilen trafo merkezinin geçici kabul testi 08/08/2016 tarihinde yapılmış olup, bu geçici kabul esnasında trafo ( 2 ) olarak adlandırılan modüle test amaçlı olarak 154 KV yüksek gerilim verilmiştir. Bu aşamadan sonra, " bakır iletkenin bu testten sonra sökülmesi gerekirken unutulması ve sökülmemesi sebebiyle " yangın çıkmıştır. 25/01/2021 tarihli ilk raporda, bilirkişiler mahallinde de inceleme yapmak suretiyle; davacının iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili sorumlulukları yerine getirdiği, gereken dikkati ve özeni gösterdiği, trafo merkezinin elektrikli kuvvetle akım tesisi yönetmenliğine, elektrik tesisi kabul yönetmenliğine ve ... tarafından onaylı projelere uygun olarak yapıldığı; testlerin mevzuata uygun ve ... yetkililerinin de davet edilerek yapıldığı ve raporların uygun olarak tutulup, dosyamıza ibraz edildiği; yangın olayının test ile ilgili değil test sonrası geçici kabul sırasında unutulan test bağlantı iletkeni kaynaklı olduğu ve bu neden konusunda taraflar arasında görüş birliğinin bulunduğu; yangın olayının plan, proje ve hesap hatası ya da kusurlu malzeme veya kusurlu işçilik sebebiyle değil fakat C fazında unutulan test aparatı kaynaklı ve beklenmeyen bir yangın / kaza olduğunu; tüm bunlar sonunda unutma olayının bir ihmal veya kusurdan ziyade HATA olarak değerlendirilebileceğini; hasar dosyasındaki ekspertiz raporundaki gerek değer belirleme gerekse sonuç kısmına katıldıklarını; bu nedenle açıkça yazmasalar da davacının bakiye zararını poliçe çerçevesinde isteyebileceğini rapor ederlerken; Mahkememizce, davalı itirazı değerlendirilerek ve ilk raporda sigorta uzmanı bilirkişi bulunmadığından bir de sigorta uzmanı bilirkişi görevlendirmek suretiyle oluşturulan heyetten; mahallinde yapılan incelemelerle tespit edilen sabit doneler nazara alınarak rapor alınmış olup; ikinci raporda, davacı sigortalının hata olduğunu ileriye sürdüğü eylemin esasen hata değil İHMAL ( kusur ) niteliğinde olduğunu; bunun da hakkaniyet gereği ve mevzuat gereği bir indirimi gerektirdiği; bu indirimin kendi taktirlerine göre %50 nispetinde yapılmasının yerinde olduğunu; zararın %50'sinin zaten ödenmiş olduğunu, bu nedenle davacı tarafın bakiye %50'yi istemekte haklı olmadığını rapor etmişlerdir. İki heyet raporu birbirinden farklı sonuçlara ilişkin ise de, mahkememizce bu durum çelişki olarak değerlendirilmemiştir. Zira, her iki raporda da taraflarında mutabık oldukları zarar miktarı uygun bulunmuş, bu yönden ekspertiz raporunda da tespit edilen aynı miktardaki zarar vurgulanmış, yine riskin testten sonra sökülmesi gerekirken unutulan test aparatından kaynaklandığı; ( bakır iletkenin testten sonra sökülmemesinden kaynaklandığı ) bu nedenle aparatın sökülmemesinin hata mı? yoksa ihmal mi? olduğunun hukuki tasvirinin mahkememizce yapılması gerektiği belirlenerek; bir çelişki varmış gibi uzlaştırıcı bir rapor alınmasına gerek bulunmadığı belirlenmiştir. TTK 1429/1 maddesinde, " sigortacı aksine sözleşme yoksa sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarının ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödemesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları taktirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez. " demektedir. Bu madde, riskin kasten çıkarılmadığı taktirde sigortanın bir miktar ödeme yapacağını düzenlemekte olup, zarara karşılık yapılacak bu ödemede ihmal durumunda miktarın belirlenmesinde TTK 1448 / 1-2 maddeleri kullanılır. TTK 1448/1. Maddede, " sigorta ettiren rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkanlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimat vermeleri halinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır. TTK 1448/2 maddesi ise, " bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır. " denilmektedir. Bu iki maddeyle somut olayımız birlikte değerlendirildiğinde, patlama ve yangının meydana gelmesinde davacımız olan sigortalıya herhangi bir kasti sorumluluğun yüklenemeyeceği, bu nedenle TTK 1429/1 madde gereğince sigortanın tazmini sorumluluktan kurtulmamış olduğu aşikardır. Esasen bu durum sigortanında kabulünde olup, sigorta zararın %50'sini davadan evvel davacımıza ödemiştir. Ödenen bedelin uygun olup olmadığının tespiti yönünden ve davacının talep ettiği bakiye zararın kalan %50'sine hak kazanıp kazanmadığı yönünden TTK 1448/1 ve 2 maddeleri önem kazanmış olup; somut olayda testte davet yazılarında açıkça test öncesi, esnası ve sonrasında elle ve göz ile de kontrollerin yapılması yazılı olup; esasen test öncesi, esnası ve sonrasında cihazların, aparatların ve tüm sistemin mutlaka dikkatlice kontrol edilmesi yazılı olmasa dahi sigortalının sorumluluğu dahilindedir. Davacımız olan şirket testten sonra basiretli davranıp sorumluluğu çerçevesinde sistemi gözden geçirse; bakır iletkenin sökülmemiş olduğunu görüp, patlama ve yangına engel olabilirdi. Bu nedenle, ilk bilirkişi raporunda bu hususun " HATA " olarak yorumlanması ihmal ya da kusur olarak görülmeyerek bakiye alacağı talep etmekte davacının haklı bulunması mahkememizce kabul görmemiştir. Ortada davacı sigortalının bir kusuru ( ihmali ) söz konusu olup, mahkememizce bu kusurun esasen meydana gelen zarara etkisi %50'den daha fazla olduğu zira, söz konusu riskin sadece unutulan bu aparat nedeniyle çıktığı sebebiyle; davacının iş sağlığı ve güvenliği yönünden dikkat ve özeni göstermesinin, trafo merkezini projeye uygun ve yönetmenliğe uygun yapmasının bu kusuru ortadan kaldırmadığı; hafifletmediği nazara alınarak; Davalı sigorta şirketinin kendi kabulüyle %50 olarak ödediği zararın yeterli olduğu, bakiye zararı talep eden davacının davasında haksız olduğu sonucuna varılmış, aşağıdaki hüküm tesis olunmuş; Davalı her ne kadar disiplin para cezası talep etmişse de, bu talebi yönünden şartlar oluşmadığından davalı lehine de disiplin para cezasına hükmedilmemiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerinde incelemelerde bulunulan ve talimat mahkemesi aracılığı ile alanın bilirkişi heyeti raporunda unutma olayının bir ihmal ve/veya kusurdan ziyade hata olarak değerlendirilebileceğinin açıkça ifade edildiğini, tüm dosya kapsamından sabit olduğu üzere davacının uyuşmazlık konusu riziko olayının gerçekleşmesinde kastı, ağır ihmali veya hafif ihmali bu kapsamda kusuru bulunmadığını, istenmeyen netice olan rizikonun (yangın hadisesi) meydana gelmesi insan faktöründen kaynaklı unutma eyleminden/hatadan kaynaklandığını, raporların hepsinin, teknik ve bilimsel yönden olayı yerinde inceleyen, ayrıca tarafsız bir şekilde hazırlanan denetime elverişli raporlar olduğunu, davalının kastının, ihmalinin ve kusurunun bulunmadığını, işbu raporların, belgelerin ve görüşlerin hepsinin olay mahallinde bizzat incelemelerde bulunularak tanzim edildiğini, davalının sunduğu mütalaaların davalının isteği doğrultusunda hazırlandığını, esas alınamayacağını, somut olayda tek uygulanması gereken normun TTK'nın 1429.maddesi olduğunu, hukuki nitelemenin hatalı yapıldığını, söz konusu hükmün ''Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez.'' şeklinde olduğunu, buna göre sigortacının, sigorta ettirenin veyahut sigortalının kast oluşturmayan ağır ihmal ve hafif ihmal ile gerçekleştirdikleri tüm zararlardan sorumlu olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 1982/1273 Esas - 1982/1731 Karar sayılı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 1992/1204 Esas - 1992/12050 Karar sayılı kararlarında bunun vurgulandığını, TTK'ya göre sigorta ettiren, sigortalı veya hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişilerin ihmalleriyle (kast hariç) rizikonun gerçekleşmesine sebebiyet vermeleri halinde, oluşan zararı poliçe limiti kapsamında sigortacının tazmin etmekle yükümlü olduğunun sabit olduğunu, aksi kabulün yani kusurun her şekline göre indirim yapılması veya tüm kusur ihtimallerinin sigorta himayesi kapsamından çıkarılması söz konusu olsaydı sigorta sözleşmesinin gerekliliğinin kalmayacağını, mahkemenin TTK'nın 1448.maddesine göre inceleme yapmasının hatalı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1999/5848 Esas - 1999/7726 Karar sayılı kararında da rizikonun gerçekleşmesinden sigortalının kusurunun, ne TTK m.1429'a dayanarak ne de ''müterafik kusur'' olarak değerlendirilerek teminat bedelinden indirim takdir edilemeyeceğini, aksi bir düşünce ve değerlendirmenin, yani rizikonun gerçekleşme hadisesinde sigortalının kusuruna göre indirim yapılması sigorta sözleşmesinin içini boşaltacağı gibi, sigorta sözleşmesinden beklenen menfaati de boşa çıkaracağını, İnşaat (All Risks) Sigortası Genel Şartları'nın ''teminat dışı halleri'' düzenleyen A.4.maddesinin j bendine göre sigortalının veya onun yerine kaim olan sorumlu kişinin, kasdı ve ayrıca sözleşme varsa ağır kusurundan kaynaklanan ziya ve hasarların sigorta teminatının dışında kaldığı ifade edildiğini, burada kastın teminat dışında kalacağının belirtilmiş olmasının TTK m.1429 hükmü gereği olduğunu, TTK m.1429 hükmüne göre ağır ihmalin de sigorta teminatı kapsamında olduğunu, ancak hem kanun hem de Genel Şartlar hükümleri ağır ihmal hususunda tarafların hür iradelerine üstünlük tanıyarak, ağır ihmal halinin teminat kapsamından çıkartılabileceğini veya ağır ihmal halinde teminattan indirim yapılacağına dair poliçede hüküm sevk edilebileceğini vurguladığını, dolayısıyla aksine bir sözleşme veya poliçe hükmü söz konusu değilse, sigortalının ağır ihmali ile rizikonun meydana gelmesi halinde dahi sigortacı gerçek zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/1408 Esas - 2019/1952 Karar sayılı kararında '' ... İnşaat Sigortası Genel Şartları'nın "teminat dışı halleri" düzenleyen A.4. maddesinin j bendinde "sigortalının ya da onun yerine kaim olan sorumlu kişinin kastı ve ayrıca sözleşme varsa ağır kusurundan kaynaklanan hasarlar" teminat dışında bırakılmış olmakla, sigortalı davacının yangında kastının olmadığı, taraflar arasındaki poliçeyle sigortalı ya da yerine kaim olan sorumlu kişilerin ağır kusuruyla oluşan zararların teminat dışı olduğuna dair özel şartın bulunmadığı gözetildiğinde, zararın teminat kapsamında olduğu ve davalının sorumlu olduğunun kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına ... '' denildiğini, poliçe hükümlerine göre de teminattan indirim yapılamayacağını, poliçenin 6.sayfasında ''Teminat Dışında Kalan Haller'' ve ''İstisnalar'' başlıkları altında davalı sigorta şirketinin sorumlu olmayacağı sebep ve haller düzenlendiğini, işbu poliçe hükümlerine dayanmayı gerektirecek herhangi bir fiili olgunun bulunmadığını, diğer yandan yangın özelinde davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmayacağı haller ise poliçenin 8. sayfasında ''Yangın Önlemleri Özel Şartı'' başlığı altında düzenlendiğini, işbu madde hükmünde zikredilen emniyete yönelik ihmallerin bulunması halinde bundan doğacak zararların teminat kapsamı dışında kalacağının belirtildiğini, mezkur poliçe hükmünde sayılı emniyet ihmallerinin bulunup bulunmadığı sorularının cevaplarının hem ekspertiz raporunda hemde talimatla tanzim edilen 25/01/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda incelendiğini, her iki raporda da ortak bir şekilde ''yangının tasarımdan kaynaklı olmadığı'' ve ''belirli noktalarda uyarı ve yangın söndürme tüplerinin bulunduğu tespit edilmiştir'' denilerek müvekkil firmanın yangın önlemleri özel şartı kapsamında tüm önlemleri aldığının tevsik edildiğini, kabul anlamına gelmeksizin riziko hadisesinin gerçekleşmesinde müvekkilinin kusurlu olduğuna kanaat getirilecek olsa bile uygulanması gereken normun TTK m.1429 hükmü olduğunu, TTK m.1448 hükmünün riziko hadisesinin gerçekleşmesinden sonra veya gerçekleşmesinin muhtemel olması halinde sigorta ettirenin kusuru bulunması halinde buna yönelik olarak sigortacının indirim hakkını düzenlediğini, ayrıca sigortacının tazminat haklarına halef olmasından önce sigortalının kusurlu eylemlerinin bulunması halinde de uygulanabileceğini, mahkemenin TTK m.1448 hükmünü yanlış yorumlaması ve uygulaması, ayrıca zararın büyüklüğünü nazara alarak ''hakkaniyet'' adı altında bir takım hukuki olmayan değerlendirmelere dayanılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigorta ettirenin sigortacısına karşı yükümlülüklerinin, rizikonun gerçekleştikten sonra, hatta oluşan zararını tahsil ettikten sonra da devam edeceğini, TTK m.1448 hükmünün ise sigorta ettirenin işbu yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde sigortacının teminattan indirim hakkını düzenlediğini, bu noktada maddeyi daha iyi anlayabilmek için gerekçesine de bakılması gerektiğini, doktrinde 1448. madde anlamında zararın önlenmesi için önlem alma yükümlülüğünün ancak rizikonun gerçekleşmesinin kesin görüldüğü hallerde mümkün olabileceğinden bahsedildiğini ve bu durumda 1429. madde hükmünün uygulanması gerektiğinin belirtildiğini (ÜNAN, 2016, s.299), TTK m.1448 hükmü ile kanun koyucu sigorta ettirene, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu safha bakımından sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü getirdiğini, burada altı çizilmesi gereken ve TTK m.1429 ile m.1448 arasında farkı belirlemek açısından kıstas alınması gereken noktanın ''rizikonun gerçekleşme ihtimalinin yüksek'' olması olduğunu, dosya kapsamında davacının davalının rücu hakkına zarar getirecek bir davranışının da tespit edilmediğini, mahkemece 9.celsede ağır ihmal olup olmadığı konusunda rapor almasının hatalı olduğunu, hakimin hukuk bilgisi ile tespit edilecek konularda bilirkişi raporu alınamayacağını, hukukçu bilirkişinin tespitlerinin de hatalı olduğunu TTK'nın 1445. maddesinin de tıpkı 1448. madde gibi olaya uygulanamayacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, inşaat all risks sigorta poliçesi kapsamında sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacının sigorta tazminatı alacağına ilişkin istemi yönündne yapılan incelemede:Davacı ile dava dışı ... Genel Müdürlüğü arasında, 2014 yılında ''154 KV. ...Trafo Merkezi''nin inşaat ve elektrik işlerinin yapılması hususunda anlaşma sağlandığı, davalının da 31/10/2014 - 15/08/2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere yapılacak bu iş yönünden 2651243 nolu inşaat all risks sigorta poliçesi ile doğabilecek riskleri teminat altına aldığı, poliçede dava dışı ...'ın, davacının, yüklenici ile alt yüklenicilerin ve/veya taşeronların sigortalı olarak belirtildiği, sigorta bedelinin 4.43.886,00 EURO olarak belirlendiği, 08/08/.2016 tarihinde saat 23:20'de söz konusu yapım işi kapsamında yapımı tamamlanmış olan ''GIS Trafo Merkezi''nin geçici kabulünün yapılması esnasında trafo-2 olarak adlandırılan modüle test için 154 kV enerji verildiğinde trafo 2 fiberine ait yüksek gerilim kablo kutusunda patlama ve akabinde trafo merkezinde yangın meydana geldiği, hasarın davalıya ertesi gün ihbar edildiği, davalı sigortacı tarafından, davalının yangında kusurlu olduğu, gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle %50 kusur indirimi yaparak eksper raporunda belirlenen miktarın yarısını ödeyeceğini 16/08/2016 tarihli yazısı ile bildirdiği, davacının bunu kabul etmemesi üzerine davalının tevdi mahalli talebinde bulunduğu, İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.11.2017 tarihli ve 2017/120 Değişik İş, 2017/120 Karar sayılı kararı gereğince 847.879,71 EURO + 11.002,50 USD + 1.474.665,86 TL'nin tevdi mahalli olarak belirlenen banka hesabına yatırıldığı anlaşılmaktadır.04/07/2017 tarihli eksper raporunda; Trafo 2 Yedek fiderinde gerçekleşen patlamanın ve sonrasında başlayan yangının tasarımdan kaynaklı olmadığı, kök nedeninin geçici olarak montajı yapılan test buşingi ile kablo başlığı arasında yer alan iletken telin her iki taraftan sökülmesi gerekirken sadece test bujingi tarafından sökülmesi, kablo başlığı tarafından ise sökülmemesi sonucu bir ucu trafo kablo başlığına bağlı diğer ucu ise kablo muhafaza kutusu içerisinde yağda boşta olan iletken telin, muhafaza kutusu içerisinde faz toprak kısa devresinin oluşmasına ve neticesinde patlama ile yangına ve yayılmasına sebep olduğu görüşü bildirilmiştir. Davalı talebi üzerine davalı için ODTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 11/08/2016 tarihli raporda; test davet mektuplarında belirtilen ''Gözle MuayeneTesti'' doğru bir şekilde yapılmış olsa idi ve inceleme konusu yangına yol açan bakır iletkenin tam olarak sökülmesinin ihmâl edilmiş olduğu hususu tespit edilmiş olsa idi, o zaman bu Testlerden ikincisi ve üçüncüsünün yapılması esnasında inceleme konusu yangının meydana gelmeyeceğinin açıkça anlaşıldığını, kablo başlığındaki (dome'daki) geçici bakır iletkenin Tes: Prosedüründe bir edim ve görev olarak ...'a yüklenen GÖZLE MUAYENE İŞLEMİ ESNASINDA oradan çıkarılması gerekir iken, unutulması nedeniyle meydana gelen tek-faz-toprak kısa devre arızası ve yangından dolayı ... ... Enerji Endüstrisi A.Ş.'nin ASLİ BİR ORANDAkusurlu olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, yangın nedeni ile ortaya çıkan zarar ve ziyanın tazmin edilmesinden ... ... Enerji Endüstrisi AŞ'nin ASLİ BİR ORANDA sorumlu yükümlü olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, başkaca kişi ve kuruluşlara kusur atfedilmesinin gerekli ve mümkün olmadığı kanaati bildirilmiştir. Davalı sigorta şirketi 16.08.2016 tarihli yazısında; tesiste meydana gelen patlamanın kök sebebine ilişkin olarak Ortadoğu Teknik Üniversitesi'ne başvuru yapılarak bilirkişi tayini istendiği, Üniversite tarafından bilirkişi tayini yapıldığı, 154/33 kV Trafo-2'nin 154 kV yedek kablo başlıklarında bir saat süre ile 154 kV AC gerilim testinin yapılabilmesi için test buşingi ile kablo başlığı arasında geçici olarak bağlanan bakır iletkenin test tamamlandıktan sonra her iki taraftan sökülmesi vedışarıya çıkarılması gerekirken, sadece test buşingi tarafından sökülmüş olması,kablo başlığı tarafındaki bağlantının ise ihmal edilmiş olmasından dolayı ortaya çıkankısa devre arızasından patlamanın meydana geldiği, bilirkişi raporunda, test davet mektubunda, “Ekipmanın testler esnasında testten önce ve sonra ayrıca gözle muayenesinin yapılacağı” şeklinde ifade bulunmasına rağmen bu şartın yerine getirilmemiş olduğu, bu sebepten dolayı da patlamanın meydana geldiği, bu şekilde davacının TTK'nın 1448.maddesi uyarınca kusurlu olduğu, yapılan incelemeler neticesinde sigortalı lehine yorumla % 50 olarak takdir ve tespit edildiği, bilirkişi tarafından tespit edilen tazminat tutarından bu kusur oranında düşülmek suretiyle, hasar ödemesinin 847.879.71 EURO (veyakarşılığı TL)*11.002,50 USD (veya karşılığı TL)*1.474.665,866 TL olarak ödeme yapılacağının davacıya bildirildiği görülmektedir. Mahkemece dava konusu yangın olayının gerçekleştiği yerde talimat yoluyla yaptırılan keşif sonucunda elektrik elektronik mühendisi-elektrik mühendisi ve iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden alınan 25.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda; iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili davacı yüklenici ... ... Enerji Endüstrisi AŞ'nin sorumluluklarını yerine getirdiği, gereken dikkat ve özeni gösterdiği, trafo merkezinin Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğine, Elektrik Tesisleri Kabul Yönetmeliğine ve ... tarafından onaylı projelere göre uygun şekilde yapıldığı, testlerin mevzuata uygun ve ... yetkililerinin de davet edilerek yapıldığı ve raporlarının uygun olarak dosyada bulunduğu, yangın olayının test ile ilgili değil test sonrası geçici kabul sırasında, unutulan test bağlantı iletkeni kaynaklı olduğu ve nedeni konusunda tüm taraflar arasında görüş birliği olduğu, yangın olayının plan, proje ve hesap hatası, kusurlu malzeme ve/veya kusurlu işçilik (dizayn hatası) sebebiyle değil ve fakat C fazında unutulan test aparatı kaynaklı ve beklenmeyen bir yangın-kaza olduğu, unutma olayının bir ihmal ve/veya kusurdan ziyade hata olarak değerlendirilebileceği tespit edilmiştir. İtirazlar üzerine mahkemece, sigorta uzmanı ve elektirk mühendisi bilirkişiden oluşan heyetten alınan 17.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda; meydana gelen olayda davacının test aşaması çalışmalarında gerekli önlemleri almış olduğu, olayın geçici kabul esnasında meydana geldiği, yangın olayının plan, proje ve hesap hatası, kusurlu malzeme ve/veya kusurlu işçilik (dizayn hatası) sebebiyle olmadığı, C fazında unutulan test aparatı kaynaklı tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir yangın olduğu kanaati bildirilmiştir. Her iki bilirkişi raporunda da olayın oluşu ve davacı eylemlerine ilişkin benzer tespitlerde bulunulduğu görülmektedir. Mahkemece somut olayda TTK'nın 1448. maddesi uygulanarak davanın reddine karar verilmiştir. TTK'nın rizikonun gerçekleşmesinde kusur başlıklı 1429/1 maddesinde sigortacının, aksine sözleşme bulunmadığı hallerde, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlü olduğu, bu kişilerin rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep olmaları halinde sigortacının tazminat ödeme borcundan kurtulacağı düzenlenmiştir.TTK'nın 1448. maddesi ise zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü başlıklı olup, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlara ilişkin olup imkânlar ölçüsünde zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunmasını, bir takım önlemler alınmasını sigortalıya emretmekte, bu önlemlerin alınmamasında kusuru var ise kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılacağını belirtmektedir. Burada önemli olan husus sigortalının kusuru değil, rizikonun gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunun görülmesine rağmen bir takım önlemler alınmamış olması veya riziko gerçekleşmiş olmasına rağmen yine de alınacak bir takım önlemlerle zararın azaltılması mümkün olmasına rağmen sigortalının bu önlemleri almakta kusurlu davranması nedeniyle zararın artmasıdır. Bu hâllerde sigorta tazminatından kusur oranına göre indirim yapılması mümkündür. Diğer bir deyişle, TTK'nın 1429. maddesindeki kusur, rizikonun oluşumundaki kusurdur. Sigorta şirketinin sorumluluğunun tek istisnası kast hâli olup, kast dışındaki ihmallerde sigorta tazminatının -diğer şartların da gerçekleşmesi hâlinde- ödenmesi gerekir. TTK'nın 1448/1-2 hükmündeki kusur ise rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda önlem almadaki kusurdur. Bu tespit ve ve bilgilere göre, somut olayda, geçici kabul sırasında unutulan test bağlantı iletkeni kaynaklı yangının meydana geldiği, bu durumun bizzat rizikonun kendisi olduğu, bu sebeple somut olayda uygulanması gereken maddenin TTK'nın 1429/1 maddesi olduğu anlaşıldığından, mahkemece TTK'nın 1448/1-2 maddesine göre davanın reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olmuştur. Kaldı ki her iki bilirkişi raporunda yangın olayından önce veya yangından sonra davacının zararın önlenmesi veya azaltılması konusunda herhangi bir kusurlu davranışı tespit edilmemiştir. Hâl böyle olunca; tarafların kabulünde olan, bilirkişilerce kadri maruf olduğu belirlenen ve ekspertiz raporunda tespit edilen miktarlara göre davacının tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı bulunmuştur.Her ne kadar alınan ikinci bilirkişi raporunda davacının kusurlu olduğu belirtilerek TTK'nın 1445. maddesine göre davacının bakiye alacağı olmadığı kanaati bildirilmiş ise de yukarıda da belirtildiği gibi somut olayda TTK'nın 1429. maddesinin uygulanması gerekmekte olup gerek 1448 gerekse 1445.maddelerin somut olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır. Bu sebeple söz konusu bilirkişi raporunun bu yönüyle hükme esas alınamayacağı kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki poliçenin 8. sayfasında ''Yangın Önlemleri Özel Şartı" başlığı altında emniyete yönelik ihmallerin bulunması hâlinde bundan doğacak zararların teminat kapsamı dışında kalacağının belirtildiği, somut olayda bu yönde bir tespitin bulunmadığı, poliçenin 6. sayfasında ''Teminat Dışında Kalan Haller'' ve ''İstisnalar'' başlıkları ile teminat dışı olduğu belirtilen hâllerin de somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, davacı vekilinin sigorta tazminatı alacağına ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabulü ile ekspertiz raporuna dayalı ana para alacağı olarak 847.879,71 EURO + 11.002,50 USD + 1.474.665,86 TL'nin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dava konusu riziko 08/08/2016 tarihinde gerçekleşmiş, davalı sigortacıya 09/08/2016 tarihinde rizikonun gerçekleştiği ihbar edilmiştir. Davalı sigorta şirketi bu yazıya yukarıda yer verilen 16/08/2016 tarihli yazısı ile cevap vermiş ve %50'lik kusur indirimi yaparak ödeme yapmıştır. Her ne kadar TTK'nın 1427. maddesine göre temerrüt tarihinin tespiti gerekmekte ise de, somut olayda davalı sigortacı, davalının eldeki dava konusu talep yönünden 16/08/2016 tarihinde ödememe iradesini ortaya koyduğu ve bu tarihte temerrüte düşmüş olduğu anlaşıldığından, hükmedilen sigorta tazminatı alacaklarına 16/08/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2 ve 4/a maddeleri gereğince faizi oranı uygulanmasına karar verilmiştir. Davacının tevdi mahalli tayin edilen alacağa ilişkin faiz istemi yönünden yapılan incelemede:Davacı vekilince dava dilekçesinde; davalı tarafça İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/120 Değişik iş sayılı, 07.11.2017 tarihli ve 2017/120 Karar sayılı kararı gereğince ödenen 847.879,71 EURO + 11.002,50 USD + 1.474.665,86 TL'nin 09/08/2016 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faizine karşılık olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş ise de; alacaklının ödeme talebine karşı davalı yanca cevap verilmediği, gerekli bilgilerin gönderilmediği, bu sebeple tevdi mahalli belirlenerek paranın ödendiği nazara alındığında, davalının tevdi ettiği bu bölüm bakımından temerrüte düşmediği ve bu kısım yönünden işlemiş faiz talep edemeyeceği kanaatine varıldığından, davacının bu tale yönelik başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kısmen kabulü ile;a- 847.879,71 EURO alacağın 16/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,b- 11.002,50 USD alacağın 16/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,c- 1.474.665,86 TL alacağın 16/08/2016 tarihinden işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının, davalı tafında tevdi edilen kısma ilişkin faiz alacağı talebinin reddine,4-Kabul edilen miktar üzerinden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 409.325,14 TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 102.502,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 306.823,02 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline, Hazineye irat kaydına,5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 575.608,51 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Reddedilen miktar yönünden AAÜT uyarınca belirlenen 10.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Davacı tarafça harcanan 35,90 TL başvuru harcı gideri, 102.502,12 TL peşin karar harcı gideri olmak üzere, toplam 102538,02 TL harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından harç dışında yapılan ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı toplam 12.212,40 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre takdiren belirlenen 12.000,00 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bıdakılmasına,9-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara yatırana iadesine, 10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 94,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 314,90 TL kanun yolu giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.