11. Hukuk Dairesi 2013/15367 E. , 2014/4457 K. Taraflar arasında görülen davada verilen 29.01.2013 tarih ve 2011/361-2013/18 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşün…
**11. Hukuk Dairesi 2013/15367 E. , 2014/4457 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen davada verilen 29.01.2013 tarih ve 2011/361-2013/18 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin menşeli bir şirket olup, dava dışı %80 pay sahibi hakim ortağı konumunda bulunduğunu, davalıların adı geçen dava dışı şirketin hissedarları olup şirketi idare ve temsile yetkili olduklarını, müvekkili şirket tarafından şirketine yatırım amaçlı maddi kaynak sağlandığını, ancak davalıların idare ve temsil yetkilerini kötüye kullanarak müvekkili şirketin gönderdiği paraları gereği gibi kullanmayıp şahsi menfaatlerine kullandıklarını, dava dışı Velutsan ve müvekkili şirketin zararına hareket ettiklerini, ileri sürerek belirsiz alacak davası açtıklarını ve şimdilik 5.000 Euro’nun faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, şirketin başlangıçta iki ortaklı biçimde kurulduğunu, 10.000 paydan 9.100 payın davalı müvekkil ...’a, 900 payın ise diğer davalı ...’a ait olduğunu, ana sözleşme ile bu iki ortağın şirketi tek imza ile temsile yetkili kılındığını, sonradan alınan bir kararla müvekkilinin 8.000 hissesinin davacı şirkete devredildiğini, bu hisse devrinin aslında davacı tarafından verilen kredinin teminatı olduğunu, ortada bir inançlı temlik hali bulunduğunu, davacı şirketin sağladığı kredinin ödenmesi halinde davacı devraldığı hisseleri bedelsiz devredeceği kararlaştırıldığını, davacının yatırım amaçlı değil kredi amaçlı para gönderdiğini, borç niteliğinde para olduğunu, Hukuk Mahkemesi'nin 2011-369 E. sayılı dosyasında açtıkları karşı davada davacının uhdesinde bulunan hisselerin müvekkile iadesi karşısında dava dışı Velutsan şirketine kullandırdığı kredilerin ödeneceğine dair depo kararı verilmesini talep ettiklerini, bu davanın bekletici mesele sayılması gerektiğini, ortada zarar varsa bunu şirketin talep etmesi gerektiğini, şirket ortağı olan davacının şirket zararını kendi nam ve hesabına talep edemeyeceğini, savunarak davanın reddini istemiştir. .../... -2- Diğer davalı vekili, duruşmadaki beyanında davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, derdest dava şirket ortağı tarafından, müdür sıfatını taşıyan diğer ortaklara karşı açılmış sorumluluk davası olduğu, davacı taraf temel olarak müdür sıfatını taşıyan davalıların şirket malvarlığına dahil paraları kendi zimmetlerine geçirerek şirketi zarara uğrattığını ileri sürdüğü, bu duruma göre temel olarak zarar gören şirket tüzel kişiliği olduğu, o halde davanın da şirketi temsilen açılması, müdürlerin sorumluluğu sebebiyle talep edilen paraların da şirket malvarlığına iadesinin talep edilmesi asıl olduğu, ancak fiili duruma göre şirketi temsile yetkili müdürlerin dava açmasına imkan olmadığı, her iki müdür de davalı konumunda olup birlikte hareket ettikleri ileri sürüldüğü, davacı taraf şirketi olağanüstü genel kurul toplantısına çağırmak üzere yetki aldığı, davacının bu toplantıda pay çoğunluğunda da dayanarak yeni bir müdür atanmasını sağlamak imkanı olduğu, buna rağmen davacının yoldan yararlanmadığı, şirkete yeni bir müdür atanmadığı anlaşıldığı, davacı şirkete yeni müdür atanması ve eldeki davaya da onun tarafından devam edilmesi imkanını kullanmadığına göre, şirketi temsilen bu davayı açamayacağı, davacının doğrudan ortak sıfatıyla kendi nam ve hesabına bu davayı yürütemeyeceği ise izahtan vareste olduğu gerekçesi ile, dava şartı eksikliğinden davanın reddine, karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar daha sonra toplanan genel kurulda davalılardan başka yönetici istememe ibra niteliğinde olmadığından davanın reddine ilişkin bu gerekçe yerinde değil ise de, davacı ortağın dava dışı şirket adına gönderdiği paranın davalılar tarafından zimmetlerine geçirildiği iddiası dolaylı zarar niteliğinde olup davacı tarafından 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesi uyarınca bu zararın ancak şirket adına talep edilebileceği ortağın kendi adına tahsil istemli açtığı davanın dinlenilmesinin mümkün bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.