T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1102 Esas KARAR NO: 2026/82 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2018/286 Esas - 2023/143 Karar TARİHİ: 16/02/2023 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1102 Esas KARAR NO: 2026/82 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2018/286 Esas - 2023/143 Karar TARİHİ: 16/02/2023 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ...Şirketi'nin şirket hisseleri satılan ve satın alınan sektöründe Türkiye'de ilk ve tanınmış. markası, cirosu, müşleri portföy durumu ve kar marji iyi olan şirket olduğunu, davacının ... Şirketi'ndeki tüm şirket hisselerini satan kişi olduğunu, Davalıların ise ... Şirketi'nin hisselerini satın alan şirketler olduğunu, Davalıların 08.03 2012 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi'nde davacının ...Şirketi'nin kullandığı banka kredileri ie ilgili olarak, davacının şahsi kefaletini kaldırmadıklarını; bu konuda davacıya yardımcı olmadıklarını ve işbirliği yapmadıklarını; davacının işbu sözleşme ile hisselerini davalılara satmak suretiyle devir ve temlik ettiği ...'nin kullandığı banka kredileri ile ilgili olarak davacının şahsi kefalet ve sorumluluklarının kaldırılması için bankalara ihtar ve ihbarnameler gönderdiğini ancak bankalardan tüm borcun ödenmesi halinde şahsi kefalet ve sorumluluğun kaldırılacağı cevabını aldığını, yaşanan bu durum ile süreci uzatmaya yönelik davalıların iyi niyete bağdaşmayan tutumları ve sözleşmenin bu maddesine aykırılıkları nedeniyle bankalara olan şahsi sorumluluğu devam ettirilen davacı, bu durumdan kurtulabilmek, temerrüde düşmemek, icra takibine uğramamak, haciz ve satış baskısı altında kalmamak amacıyla mecburen ortağı, yetkilisi ve sahibi olduğu ... A.Ş.'nin maliki olduğu gayrimenkulü 01.08.2012 tarihinde 1.000.000,00-TL bedelle satmak zorunda bırakıldığını, davalıların sözleşmesel yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine getirmiş ve davacının bankalara olan şahsi kefalet ve sorumluluklarını ortadan kaldırmış olmaları ihtimalinde davacının şahsi kefilliği ve sorumluluğu kalmadığından rahatlıkla bankalardan kredi temin edebileceğini, taşınmazını satmak zorunda kalmayacağını ve zarar-ziyana uğramayacağını belirterek; davalıların müteselsilen sorumlu oldukları 08.03.2012 tarihli hisse alım sözleşmesinden doğan ve şahsi kefalet ve sorumluluğunun kaldırılmaması nedeniyle HMK 107/3 madde hükmü gereğince belirsiz alacak niteliğinde davacının uğradığı zarar ve ziyanın tespitine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın temerrüde düştükleri tarihlerden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu oldukları oranlarda davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, işbu dava, belirsiz alacak davası türünde açılması için gerekli şartları taşımadığını, bu sebeple huzurda bulunan davanın öncelikle dava şartı yokluğundan ve hukuki yarar bulunmadığından reddi gerektiğini, şöyle ki;Davacı huzurdaki davada, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla, 1.000,00 TL alacağının hüküm altına alınmasını talep ettiğini, Davacının iddialarına ve taleplerine bakıldığında; ... Bölgesi'ndeki taşınmazı 01.08.2012 tarihinde 1.000.000,00 TL bedelle satmak zorunda kaldığını belirttiğini, sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmediğini, önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması olduğunu, sadece alacak miktarının taraflar arasında uyuşmazlık halinde bulunması ya da tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası açılması için yeterli sayılması halinde, neredeyse tüm davaların belirsiz alacak davası olarak kabulü gerekir ki, bu da kanunun amacına aykırı olduğunu, zaten uyuşmazlık bulunduğu için dava açılmakta ve uyuşmazlık mahkeme önüne geldiğini, şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmesi gerektiğini, ilgili sözleşme gereğince, taraflar arasındaki iyi niyet, tahmin ve taraflar arasındaki güvene dayalı olarak 500.000,00 Euro davacıya avans olarak ödenmiş, sözleşmede belirtilen karlılığın gerçekleşmemesi halinde, ödenen bu bedelin davacı tarafından iade edileceği hususunda tarafların anlaştıklarını, hisse satışına konu .... A.Ş.' nin 2012, 2013 ve 2014 yılları mali denetimi, tarafsız ... A.Ş. (...) tarafından yapılmış bu mali tablo davacı tarafa tebliğ edildiğini, iş bu huzurdaki dava davacı tarafa tarafımızdan keşide edilen Beşiktaş ... Noterliği’nin 01.06.2015 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi sonrasında ikame edildiğini, söz konusu ihtarname içeriği incelendiğinde işbu konu ihtarname ile müvekkili .... A.Ş. davacıya avans olarak ödenen 500.000,00 Euro’nun iadesini talep edildiğini, tarafların anlaşmasına aykırı bir şekilde davacı elinde bulunan bu bedeli, davacı kötü niyetli olarak müvekkilime iade etmemek için gayri ciddi iddialar ile işbu huzurdaki davayı ikame etmiş olup, bu sebeple de davanın reddi gerektiğini, davacının dayanak olarak gösterdiği, hisse alım sözleşmesinin 7.1.3. maddesine istinaden, alıcılar olarak görülen davalı müvekkili firmaların davacı ile işbirliği yaptığını, davacı tarafın aksi yöndeki iddialarının ispatı gerektiğini, Mahkeme tarafından müvekkilinin lehine olacak şekilde göz önüne alacağı sair sebeplerle, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16/02/2023 tarih 2018/286 Esas - 2023/143 Karar sayılı kararında; "Dava, taraflar arasında imzalanan hisse devri sözleşmesine istinaden, davalıların banka kredilerine ilişkin davacının şahsi kefaletinin kaldırılması yükümlülüğüne uymaması nedeniyle davacının uğradığı zararın tazminine ilişkindir.Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. (Hukuk Genel Kurulu 2017/657 E. , 2021/491 K.)Somut olayda; Davacı tarafça taraflar arasında imzalanan hisse devri sözleşmesine dayalı, davalıların davacının banka kredilerine şahsi kefaletinin kaldırılmasına ilişkin sözleşme yükümlülüğüne uymadığı, bu nedenle uğranılan zararın tazmini talep edilmektedir.Bu hukuki uyuşmazlığın çözülmesi için irdelenmesi gereken hususlar: kendine ait şirketin taşınmazını ucuza satması nedeniyle uğranılan zarar mı istenmekte, belirsiz alacak davasını diğer zarar nedenleri için açabilir ise de taşınmazın ucuza satılması nedeniyle uğranılan zarar için miktar belirli olmakla belirsiz alacak miktarı en az bu miktar kadar mı olmalı ve harç buna göre alınmalı ise de gelinen aşamada ıslah harcı ile bu eksik giderilmiş sayılabilir mi, acil finansman ihtiyacı kimin davcının kendisinin mi sahibi olduğu ...'nı mı, şirketin taşınmazı tam olarak ne için satıldı, davacının kefaletinden kaynaklanan borçların ödenmesi için mi, davacının sahibi ... şirketinin acil finansman ihtiyacı için mi, acil finansman ihtiyacı nedir, acil finansman ihtiyacına düşmesinde tek neden kefaletin kaldırılmaması mı, kendi kusuru var ise bu kusurana dayanabilir mi, Acil bir ihtiyaç ispatlanır ise taşınmazın gerçek değerinden az değerde satılmasının nedeni nedir, değerinde satılamaz mıydı, değerinde satılmasını ne engelledi, bu kadar düşük fiyata mı satılması gerekirdi, acil ihtiyaç başka yolla giderilemez miydi, taşınmaz satılabiliyor ise taşınmaz ipotek gösterilerek kredi de alınamaz mıydı, taşınmazın satışından elde edilen gelir ne için kullandı, bu nedenle oluşan zarar ve miktarının tespiti. Bu hukuki sorunlardan öncelikli olarak aktif dava husumetine ilişkin olan öncelikli irdelenmesi gerekmektedir.Dava dilekçesi ile birlikte, mahkememizin 22.09.2022 tarihli celsenin 1 ve 2. Ara kararları gereği davacı vekilince sunulan açıklama dilekçesi dikkate alındığında; davacının talebinin tamamen kendi şahsi kefaletinin kaldırılmaması nedeniyle ortağı olduğu ... malvarlığında meydana gelen zararın istemine yönelik olduğu, bu isteme göre ayrı bir kişiligi ve malvarlığı bulunan .... Holding'in uğradığı zararın, ortağı tarafından dava edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmış ve sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, Aktif dava husumeti nedeniyle davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından katılma yoluyla tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davada, müvekkilinin davaya konu ettiği taleplerinin müvekkili ile davalılar arasında imzalanan 08.03.2012 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi kapsamında müvekkilinin, ... A.Ş.'ndeki hisselerini davalılara satması karşılığında davalıların, ilgili Hisse Alım Sözleşmesi'nde üstlenmiş olduğu müvekkilin ...A.Ş.'nin kullandığı banka kredileri için gösterdiği şahsi kefaletinin kaldırılması ve müvekkile eşdeğer statüdeki üçüncü kişinin ilgili bankalara kefil gösterme yükümlülüklerini yerine getirmemelerinden kaynaklandığını, Bu kapsamda, müvekkili davalılarla sözleşme imzalayarak üstlendiği hisselerini devretme yükümlülüğünü eksiksiz şekilde yerine getirmesine rağmen davalıların ilgili sözleşmeyi alenen ihlal etmesi nedeniyle müvekkilinin, bankalar nezdinde zincirleme şekilde birbirini takip eden borçlanma ve şahsi kefaletinin kaldırılmaması nedeniyle kredi çekemediği için ödeme güçlüğüne düşmesi çıkmazına sokulduğunu; tüm bu maddi sıkıntıların içinden çıkılamaz bir hal alması ve en sonunda (EK-1 ve 2 olarak sunulan TTSG Sayfalarından açıkça anlaşılacağı üzere) müvekkilin Ticaret Sicil Kayıtlarına göre (taşınmazın satıldığı tarih itibariyle) hakim ortak, 01.12.2015 tarihinden sonra tek pay sahibi / ortağı olduğu (eski unvanı) ... Şirketi'nin (şimdiki unvanı ... Anonim Şirketi)'nin kredi borcunun banka tarafından geri çağrılması neticesinde müvekkilinin, ....Holding'in malvarlığını acilen ve değerinden oldukça düşük bir bedel karşılığında elden çıkarma mecburiyetine girdiğini,Davaya yönelik incelemenin yalnızca değerinden düşük şekilde elden çıkarılan taşınmazın tapuda ....Holding adına kayıtlı olmasından bahisle müvekkilinin uğratıldığı zararları dava konusu edemeyeceği şeklinde bir yorum ile davanın aktif dava husumeti nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu; davalıların müvekkilin bankalar nezdindeki şahsi kefaletlerini kaldırmaması neticesinde müvekkilinin, hakim ortağı olduğu şirketlerin kredi ödemeleri ve herhangi surette ticari faaliyetlerin sürdürülebilmesi için yapılması gereken harcamalar noktasında tüm imkanları elinden alındığını, Görülen davaya konu taşınmazın değerinden oldukça düşük bedele satılmasına sebebiyet veren olayların gelişim sürecine ilişkin detaylı açıklamalarının Mahkemenin 22.09.2022 tarihli duruşmasının 1 no'lu ara kararı doğrultusunda 28.09.2022 tarihli Ara karara karşı beyan dilekçesi ile bir kez daha dosya kapsamına alındığını, görülen davada, müvekkilini hukuki ve maddi anlamında doğrudan zarara uğratan unsurların temel dayanağının müvekkilin, ...A.Ş.'nin kredi borcu için göstermiş olduğu şahsi kefaletlerin davalılar tarafından kaldırılmaması olduğunu, müvekkilinin davalılar tarafından kaldırılmayan şahsi kefaleti nedeniyle bankalar nezdinde riskli profil olarak nitelendirildiğini, tüm kredi başvurularının olumsuz sonuçlandığını; müvekkilinin %100 oranına yakın olarak hakim ortağı, sonradan tek pay sahibi ortağı olduğu ....Holding tarafından ... Şubesi'nden kullanılmış olan kredinin geri çağrılması üzerine acil ödeme yapılması ihtiyacının hasıl olduğunu; .. Şubesi'nden kullanılan kredinin geri ödemesi 1.059.096,15-TL olup, ....Holding de dahil olmak üzere müvekkilinin ortağı olduğu şirketlerin haciz tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını; bu tutardaki bir kredi borcunun ancak başka bir kredi çekilerek ödenebilecekken, müvekkilin ve ortağı olduğu şirketin bankalar nezdinde riskli pozisyonda olması sebebiyle kredi çekilemediğini, Gelinen noktada, davalılar tarafından müvekkilinin şahsi kefaletinin haksız şekilde kaldırılmaması nedeniyle müvekkilin ve müvekkilin riskli profili nedeniyle ....Holding'in çok küçük diğer ortağı olan...'un bankalardan kredi çekebilme ihtimali sıfırlanmış olup, ...Holding'in geri çağrılan kredisini ödemek için şirket adına kayıtlı dava konusu taşınmazın elden çıkarılmasının tek çare haline geldiğini, bu kapsamda, dosyada alınan Bilirkişi Heyeti Raporları ile sabit olduğu üzere taşınmazın satış tarihi olan 01.08.2012 tarihinde rayiç değerinin 3.551.795,43 TL olmasına rağmen taşınmazın, acilen kapatılması gereken kredinin miktarını karşılayacak şekilde 1.000.000,00 TL'ye satılmak zorunda kalındığını; bu kapsamda, her ne kadar dosyada alınan 28.04.2021 Tarihli Kök Bilirkişi Raporunda müvekkili tarafından taşınmaz satılmak zorunda kalınmasaydı ve ilgili taşınmaz halen ....Holding malvarlığında mevcut olsaydı; günümüzdeki rayiç bedeli üzerinden zarar hesaplaması yapılması gerektiği belirtilmiş olsa da; 02.02.2022 Tarihli Bilirkişi Heyeti Ek Raporunda, taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedeli üzerinden hesaplama yapılarak müvekkilinin toplam 2.551.795,43 TL zarara uğradığının tespit edildiğini, Bu noktada, davaya konu olan tüm bu süreçlerin göz ardı edilerek kısıtlı bir değerlendirmeyle yalnızca satılan taşınmazın tapuda ...Holding adına kayıtlı olması nedeniyle davanın aktif dava husumeti nedeniyle reddine karar verilmesinin müvekkilinin uğradığı mağduriyetin devam ettirilmesine ve davalıların müvekkili ile imzaladığı Hisse Alım Sözleşmesi'nden doğan menfaatleri elde etmelerine rağmen üstlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemelerinin yaptırımsız kalmasına sebebiyet verdiğini; müvekkili, tüm bu süreçlerin merkezinde ve direkt olarak doğrudan zarar gören kişi konumunda olup, işbu hususun somut dayanağının müvekkilinin şahsi kefaletinin davalılar tarafından kaldırılmaması olması nedeniyle müvekkilinin huzurdaki davanın açılmasında doğrudan hukuki menfaatinin bulunduğunu; dava konusu taşınmazın değerinden oldukça düşük bedele elden çıkarılmak durumunda kalınmasının yegane sebebinin, müvekkiline ait şahsi kefaletlerin kaldırılmaması nedeniyle müvekkilinin ortağı olduğu şirketlerin finansman ihtiyacının karşılanması ve kredi ödemelerinin yapılabilmesi için müvekkilin ve ....Holding'in diğer ortağı olan...'un kredi çekme imkanının ortadan kalkması olduğunu, müvekkilinin, ....Holding'in geri çağrılan kredisi nedeniyle kendisinin de risk altına girdiğini; geri çağrılan kredinin ödenmemesi halinde, müvekkilinin yıllarca emek verdiği şirketi risk altına gireceğini ve kredi borcunun şirketten tahsil edilememesi durumunda da şirketin önce hakim sonra tek paylı ortağı olan müvekkile başvurulmasının kaçınılmaz hale geleceğini; bu kapsamda, müvekkilinin şahsi kefaletinin davalılar tarafından kaldırılmaması, birbiriyle doğrudan bağlantılı şekilde hem müvekkili, hem de müvekkilin ortağı olduğu .... Holding'i maddi olarak çıkmaza sürüklediğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen ve resen dikkate alınacak nedenlerle fazlaya ilişkin tüm yasal haklarının saklı kalmak kaydıyla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; 25.04.2022 Tarihli Talep / Bedel Artırım Dilekçeleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına, icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle, Her ne kadar görülen davada, aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmiş ise de davanın, 2018 yılından bu yana devam etmekte olup cevap dilekçelerinde husumet itirazında bulunmuş olmalarına rağmen yargılamanın son aşamasında bu hususun değerlendirildiğini; bu nedenle tarafları lehine hükmedilen vekalet ücretinin nispi olarak ıslahla birlikte toplam dava değeri üzerinden hesap edilerek verilmesini talep ettiklerini,İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, vekalet ücreti yönünden katılma yolu ile istinaf sebepleri kapsamında mahkeme kararının ortadan kaldırılarak vekalet ücretinin nispi oranda hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki 08/03/2012 tarihli hisse alım sözleşmesinin 7.1.3. Maddesine aykırılık nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava konusu 08/03/2012 tarihli hisse alım sözleşmesinin; sermayesi her biri 25,00-TL itibari değere sahip 560.555 adet nama yazılı paya bölünmüş dava dışı ... A.Ş. ortakları davacı ... ile, dava dışı ... A.Ş., ..., ...'in şirketteki toplam 448.444 adet nama yazılı paylarının tamamının davalılara devrine ilişkin hüküm ve koşulları düzenlediği, sözleşme ile ... Şirketi ortaklarından dava dışı ... dışındaki ortaklardan davacının 335.348 adet payını davalıların tamamına, dava dışı ... A.Ş.,'nin 96.462 adet payını davalı ...'a, ...'un 7.281 adet payını davalı ...'a ve ...'in 9.353 adet payını davalı ...'a, sözleşmede kararlaştırılan bedellerle ve koşullarda devredecekleri konusunda tarafların anlaştıkları, sözleşmenin 7.1.3 maddesinde; alıcı olan davalıların, devri gerçekleşen ... Şirket’inin bankalar nezdinde kullandığı kredilere ilişkin olarak davacı ... tarafından verilen şahsi kefaletlerin kaldırılmasına ve alıcılar tarafından ...’e eşdeğer statüdeki bir 3. Kişinin ilgili bankalara kefil olarak gösterilmesine ve bununla ilgili her türlü işlemin yerine getirilmesinde ... ile tam bir işbirliği yapmayı taahhüt ettikleri anlaşılmıştır.Davacı yan; davalı alıcıların, payları devralmalarına rağmen sözleşmenin 7.1.3 maddesi uyarınca davacının ... Şirketi için bankalara vermiş olduğu şahsi kefaletlerin kaldırılması, davacı yerine üçüncü bir kişinin kefil olarak geçirilmesi yükümlülüğüne aykırı davrandıklarını, kefaletlerin kaldırılmaması nedeniyle davacının kredi riskinin yükseldiğini, kredi taleplerinin kabul görmediğini, davacının hakim ortağı ve yetkilisi olduğu .... Holding A.Ş'nin finansman finansman ihtiyacı doğduğunu ve kredilerinin geri çağrrılması riski oluştuğunu, bu nedenle davacının hakim ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı ... Şirketi'ne ait taşınmazın değerinden çok düşük fiyata 1.000.000,00-TL'ye satılmak zorunda kalındığı ileri sürerek, uğranılan zararın tazminini talep etmiştir.Taşınmazın dava dışı ... A.Ş.(Yeni Ünvan ... A.Ş.)'ye ait olduğu, 01/08/2012 tarihinde 1.000.000,00-TL bedelle dava dışı ... Şirketi'ne satıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dairemizce dava dışı ... A.Ş.'nin taşınmaz satışının gerçekleştiği tarih itibariyle ortaklık yapısına ilişkin ... Gazetesi üzerinden yapılan araştırma neticesinde, gerek sözleşme tarihi gerek taşınmazın satış tarihi itibariyle, anılan şirketin hakim ortağının davacı olduğu, diğer ortakların ise ... ... Ticaret, ... Şirketleri ile ... oldukları, pay devirleri neticesinde 01/12/2015 tarihinden itibaren davacının şirketin tek ortağı ve yetkilisi haline geldiği anlaşılmıştır. Somut olayda; davacı yan dava dilekçesinde davalıların mezkur sözleşme hükmüne aykırı davranmaları nedeniyle kredi başvurularının olumsuz sonuçlanması ve finansman ihtiyacının karşılanması zorunluluğu doğduğunu iddia ederek, bu ihtiyacın karşılanması amacıyla dava tarihi itibariyle tek ortağı, satış tarihi itibariyle hakim ortağı olduğu şirketin taşınmazını değerinden düşük olarak sattığını ve bu nedenle şirket malvarlığında maddi zarar oluştuğunu ileri sürmüş olup, dava konusu hisse alım sözleşmesinin çok taraflı bir sözleşme olduğu, dava dışı ... A.Ş.'nin de sözleşmeye taraf olduğu, değerinden düşük satıldığı ileri sürülen taşınmazın ... malvarlığında iken satıldığında uyuşmazlık bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin 7.1.3 maddesine aykırılık nedeniyle malvarlığında meydana gelen azalma nedeniyle tazminat talep hakkının ve taraf sıfatının dava dışı ...'e ait olduğu, mahkemece davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, davacının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.Davanın aktif husumet yokluğundan reddedilmesi nedeniyle; mahkeme karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalıların aksi yöndeki istinaf sebbei yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, tarafların istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının ve davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 732,00-TL istinaf karar harcı toplamı olan 2.734,00-TL'nin istinaf eden davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 22/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.