7. Hukuk Dairesi 2012/1092 E. , 2012/7502 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 175 ada 25 parsel sayılı 4696,86 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, 175 ada 26 parsel sayılı 7603,74 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazan…
**7. Hukuk Dairesi 2012/1092 E. , 2012/7502 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 175 ada 25 parsel sayılı 4696,86 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, 175 ada 26 parsel sayılı 7603,74 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın, kesin önele rağmen süresinde keşif avansının yatırılmaması nedeniyle reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmünün bir davada uygulanması, bir başka deyişle hükme gerekçe yapılabilmesi için uyuşmazlığın saptanan niteliğine göre taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dosyanın keşfe hazır hale getirilmiş olması, kanıtlama yükümlülüğü kendisine ait olan tarafın verilen kesin önel içerisinde keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmemiş olması gerekir. Somut olaya bu olgular eşliğinde bakıldığında; Dava konusu 175 ada 26 parsel sayılı taşınmazın tespit maliklerinden kendisine tebligat yapılamayan ... oğlu ...'ın açık kimlik bilgilerinin tespiti için müteaddit defalar Cumhuriyet Başsavcılığı'na ve kolluğa müzekkere yazılmış, İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 06.04.2007 tarihli tutanağında ... oğlu ...'ın Ölçek Köyünde ikamet etmiş olduğu ancak sağ olmadığı, 07.01.2010 tarihli tutanakta bahsedilen şahsın baba isminin ... değil Abit olduğu ve 20 yıl önce Ölçek Köyünde vefat ettiği, 06.03.2010 tarihli tutanakta ise Ölçek Köyünde ... isimli iki şahsın olduğu, birinin Abit oğlu ... olup 20 yıl önce vefat ettiği, diğerinin ise ... oğlu ... olup hayatta olduğu bildirilmiş, ayrıca davalı ... oğlu ... ilk duruşmaya gelerek ... oğlu ...'ın hayatta olduğunu ve Çıldır'ın ... Köyünde oturduğunu beyan etmiş, verilen cevaplara ve dosyada davalı bulunan diğer şahıslar hakkında bu araştırmaların yapılmasına karşın Nüfus Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerelerde ... Oğlu ...'ın kimlik bilgilerinin tespiti ve nüfus kayıtlarının araştırılması istenmemiştir. ... oğlu ...'ın 175 ada 26 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas 15.08.1938 tarih 1014 sıralı tapu kaydında da hissedar olduğu gözönüne alındığında bu araştırmanın eksiksiz biçimde yapılması zorunludur. Öte yandan, davacı Hazine 2510 Sayılı Kanun uyarınca oluşmuş tapu kaydına dayanmıştır. Mahkemece davacı tarafın dayandığı tapu kaydının oluşumuna esas dağıtım cetveli ve haritanın getirtilmesi için Bayındırlık İl Müdürlüğü, Özel İdare Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü'ne müzekkereler yazılmış, ilgili kurumlarca verilen cevaplarda bu kayıtların kendilerinde bulunmadığı bildirilmiş, ancak Ardahan ilinin 1992 yılında Kars ilinden ayrılarak il olduğu gözönüne alındığında dağıtım cetveli ve haritalar bir kez de Kars ilindeki ilgili kurumlardan sorulup saptanmamıştır. Hal böyle olunca dava dosyasının keşfe hazır hale gelmediğinin kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden yapılması muhtemel keşiften yarar sağlanamayacağı kuşkusuzdur. Yargılamada asıl olan dava ekonomisidir. Az yukarıda saptanan hukuksal olgular dikkate alındığından davacı tarafa keşif giderlerinin mahkeme veznesine depo etmesi için verilen kesin önelin ve kesin önele dayalı oluşturulan hükmün yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacı Hazine'nin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.