T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1107 - 2026/483 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1107 Esas KARAR NO : 2026/483 KARAR TARİHİ : 18/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2024 NUMARASI : 2024/314 Esas, 2024/849 Karar DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat Taraflar arasındaki …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1107 - 2026/483 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1107 Esas KARAR NO : 2026/483 KARAR TARİHİ : 18/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2024 NUMARASI : 2024/314 Esas, 2024/849 Karar DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/268 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan keşif sonucu düzenlenen tespit bilirkişi raporu ile Ankara ili, Yenimahalle İlçesi, Güventepe Mahallesi, 608. Cad. ve Kızılcahamam Caddesi köşesi ve 608. Cadde üzerinde iş sahibi Ankara Valiliği'nin yüklenicisi ... Taahhüt Yapı San. ve Tic. A.Ş. ve ... Org. İnş. Tur. Gıda San. Tic. Ltd. Şti iş ortaklığı tarafından tedbirsizce yapılan Yenimahalle Şüküfe Nihal Ortaokulu Osman Ülkümen Ortaokulu inşaat çalışması ve diğer çalışmalar neticesinde; davalı yüklenici iş ortaklığınca fore kazık çakılması için gerçekleştirilen derin kazılar sebebiyle sol kaldırım içerisinde yer alan yeraltı kablolarının hasar gördüğü, pek çok noktada kopmuş ve parçalanmış olduğu, aydınlatma direklerinin yerinde olmadığı, koparak parçalanması sebebiyle binalara ait branşman kablolarının tespit isteyen davacı ... tarafından karşı kaldırıma deplase edilmesinin doğru bir uygulama olduğu, nerede olduğu bilinemeyen 2 adet aydınlatma direği ile bunlara ait yeraltı besleme kablolarının yeniden tesis edilmesi gerektiği, sökülen ve hasar verilen tesislerin tekrar yapılması ve deplase edilmesi için gereken bedelin 67.055,62 TL olacağı yönünde tespitte bulunulduğunu ileri sürerek davacıya ait sökülen ve hasar verilen tesislerin tekrar yapılması ile deplase edilmesi için gereken KDV dâhil 44.298,68 TL'nin tespiti tarihi olan 18.02.2019 tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankası'nın avans işlemlerinde uyguladığı faiz oranı üzerinden işleyecek ve hesaplanacak faizi ile birlikte işleyecek faizin %18 KDV'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/268 D.İş sayılı dosyasında harcamış oldukları tespit yargılama giderleri dâhil edilerek, mahkeme yargılama giderleri ile birlikte vekâlet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı ... Taah. Yapı San. ve Tic. A.Ş.-... Org. İnş. Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti İş ortaklığı yetkilisi cevap dilekçesinde özetle, Ankara İli Yenimahalle İlçesi Güventepe Mah. 608. Cad. ve Kızılcahamam Caddesi köşesi ve 608. Cad. üzerinde iş sahibi, Ankara Valiliği'nin yüklenicisi olarak ...Taah. Yapı ve Tic. A.Ş ve ... Rest. Ltd. Şti iş ortaklığından kaynaklı Yenimahalle Şükufe Nihal Ortaokulu - Osman Ülkümen Ortaokulu İnş. Çalışmaları esnasında tedbirsizce ve dikkatsizce davranıldığından bahsedildiğini, alt yüklenici olarak herhangi bir kusuru bulunmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 116. maddesinde sayılan ilk itiraz nedenlerinin tümünü tekrar ettiklerini, inşaat çalışmaları aşamasında fore kazık işlemleri aşamasında sol kaldırımın çöktüğü ve kaldırım içerisinde yer alan yeraltı kablolarının olduğunun görüldüğünü, yer altı kablolarının yüzeye çıkması ile fore kazık işlemlerine ara verilerek Ankara Valiliğine bilgi verildiğini ve Valilik yetkililerince 16.03.2018 tarihinde 73088248-754-14979 sayı ile ... A.Ş'ye 19.04.2018 tarihinde 29180093-755.99 sayı İle Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına 24.04.2018 tarihinde 1 sayı ile Tedaş Genel Müdürlüğüne dilekçe verildiğini, dilekçelerin gereği ilgili kurumlarca yerine yetirilmediğinden Okul Yapım Onarım işlerinin durduğu ve bu zaman zarfı içerisinde ilgili kurumların yetkililerince herhangi bir işlem yapılmadığını, Valilik ile yapılan alt yüklenici sözleşmesinde de işin teslim edileceği tarihten ileri bir tarihe atması ile de açık olduğunu, ilgili kurumların işlerini zamanında yapmamasından kaynaklı sorunların ve bunlara ilişkin bedellerin taraflarına yükletilmesinin mümkün olmadığını, inşaat yapım işleri aşamasında deplase işlemlerinin yapılmasının ilgili kurumların yükümlülüğünde olduğunu, davacının taleplerinin tamamen karşılıksız maddi menfaat temin etmek üzere dile getirildiğini, iddia edilen hususların hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; “İstinaf ilamında belirtilen hususa ilişkin yerine getirilen işlem neticesinde mahkememizce verilen ilk karardaki gerekçeler ile davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.062,50TL'nin tespit tarihi olan 18/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalıların eylemleri neticesinde doğan zararın tazmin edilmesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan raporlarda müvekkilinin alacağının eksik hesaplandığını, ödeme iddiasına ilişkin olarak mahkemece gerekli araştırmanın yapılmadığını, davalı idare yönünden verilen tefrik kararının hukuka aykırı olduğunu, özel hukuk hükümlerine tabii işlerde idari yargının görevli olmadığının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından benimsendiğini, dava konusu zararın haksız fiil sonucu meydana geldiği dikkate alındığında faiz başlangıç tarihinin haksız fiil tarihi olduğunu, müvekkili şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davalıların arabuluculuk görüşmelerine mazeretsiz olarak katılmamış olmaları nedeniyle giderlerin haklılık oranına göre paylaştırılmasının ve davalı ... Ltd. Şti. yararına vekalet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davacı şirket, davası tefrik edilen Ankara Valiliği’nin iş sahibi, davalı şirketlerin ise yüklenicisi olduğu okul yapım inşaat işi kapsamında, fore kazık çakılması için gerçekleştirilen kazı sırasında davacı şirkete ait yer altı kablolarına zarar verildiği ve aydınlatma direklerinin yerinde olmadığı iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemiyle eldeki davayı açmıştır. İlk derece mahkemesinin 16/09/2022 tarihli ilk kararında; “davanın kısmen kabulü ile 15.062,50TL'nin tespit tarihi olan 18/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verilmiş, hüküm yalnızca Ankara Valiliği tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizin 24/04/2024 tarihli, 2023/257 Esas, 2024/942 Karar sayılı ilamıyla; idare (Ankara Valiliği) yönünden davanın tefrik edilerek yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi, istinafa gelenin sıfatı ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek yeniden değerlendirme yapılması için mahkeme kararının HMK’nın 353/1-a.4. maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Bilindiği üzere bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessesenin kanuni bir dayanağı bulunmayıp 1960’dan günümüze Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesi, yargılamanın hızlı sonuçlandırılması, yargı kararlarında istikrarın ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden bir müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında; “usule ait müktesep hak müessesesinin Usul Kanununun dayandığı ana esaslardan olduğu ve amme intizamıyla ilgili bulunduğu”, diğer bir deyişle kamu düzeninden olup resen gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı üzerine 06/12/2024 tarihli eldeki hüküm kurulmuştur. Mahkemenin 16/09/2022 tarihli ilk kararının davacı tarafça istinaf edilmemiş olması nedeniyle davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gözetildiğinde, davacının işin esasına ilişkin istinaf nedenleri yönünden kararı istinaf etmekte hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla bu yönlere ilişkin istinaf incelemesi yapılmamıştır. Dairemizin kaldırma kararı uyarınca ilk derece mahkemesince Ankara Valiliği yönünden dava, işbu dosyadan tefrik edilerek mahkemenin 2024/625 Esasına kaydedilmiş ve yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından davada taraf sıfatı kalmayan idare aleyhine ve eldeki dava dosyasından tefrik edilen istem yönünden istinaf nedenleri ileri sürülmüş ise de; tefrik edilen istem artık eldeki davanın konusu olmadığından bu yöne ilişkin istinaf nedenleri dinlenebilir değildir. Davacının yargılama giderlerine ilişkin istinaf nedenlerine gelince; Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. Anayasa ve 6100 sayılı Yasa hükmü birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının içermesi gereken gerekçenin ilgili ve yeterli olması, çelişki, tereddüt ve şüphe içermemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Karar gerekçesinin, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve denetim mahkemelerinin hukuka uygunluk incelemesi yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Öte yandan mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle ve kısa karar ile gerekçeli karar arasında tereddüde yol açacak çelişkiler taşımaması ile mümkündür. 6100 sayılı HMK'nın "Hükmün kapsamı" başlıklı 297. maddesinin ikinci fıkrasında; "(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmü düzenlenmiştir. Mahkeme gerekçesinde; “…dava dilekçesi ekinde aslından bir suret bulunan arabuluculuk tutanağı dikkat alındığında, davalıların mazeret bildirmeksizin arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeni ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-11 uyarınca davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin tümü davalılar .... Ltd Şti ve ... Taah...A.Ş üzerinde bırakılarak, bu davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmeyerek mahkememizce 16/09/2022 tarihinde karar verilmiştir. …. İstinaf ilamında belirtilen hususa ilişkin yerine getirilen işlem neticesinde mahkememizce verilen ilk karardaki gerekçeler ile davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmesine karşın, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde davalı ... şirketi yararına vekalet ücreti takdir edildiği gibi, (5) numaralı bendinde yargılama giderleri haklılık oranına göre paylaştırılarak gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur. Şu hâlde mahkemece yapılacak iş; gerekçe ile hüküm çelişkisi yaratılmadan, HMK’nın 294 ve devamı maddelerine uygun bir karar verilmesinden ibarettir. Bu yön kamu düzeninden olup kararın kaldırılması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1)Davacının istinaf başvurusunun duruşma yapılmadan KABULÜ ile Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/12/2024 gün ve 2024/314 Esas, 2024/849 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3)Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde iadesine, 4)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 18/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/02/2026 Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza