11. Hukuk Dairesi 2011/13455 E. , 2012/20514 K. MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/12/2010 tarih ve 2010/115-2010/538 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içeris…
**11. Hukuk Dairesi 2011/13455 E. , 2012/20514 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/12/2010 tarih ve 2010/115-2010/538 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 25.02.1999 tarihinden itibaren tescilli “....+Şekil” ibareli markanın sahibi iken 27.06.2007 tarihinde şirketin o tarihteki genel müdürü olan İlhan Adiloğlu tarafından söz konusu markanın usulsüz olarak çoğunluk hissesi ve yönetimi kendisinde bulunan davalı şirkete devredildiğini, usulsüz olarak yapılan bu devrin öğrenilmesi üzerine müvekkilince söz konusu devir işleminin iptali için dava açıldığını, yargılama sonucunda devir işleminin iptaline karar verildiğini, iptal kararının verilmesinden sonra henüz karar kesinleşmeden davalı şirketin “ETS+eser+Şekil” ibaresini tescil ettirmek için diğer davalı kuruma başvurduğunu, bu başvuruya müvekkilince yapılan itirazın nihai olarak reddedildiğini, ancak marka devrinin iptaline ilişkin ilam gözetildiğinde dava konusu YİDK kararının dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, YİDK'nun 2010-M-212 sayılı kararının iptaline, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPE vekili, davaya dayanak gösterilen mahkeme kararının inceleme tarihinde kesinleşmemiş olması nedeniyle iptali istenilen kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, “eser” ibaresi üzerinde müvekkili şirketin eskiye dayalı kullanım hakkının bulunduğunu, iptali istenilen YİDK kararının verildiği tarihte davacı adına tescilli bir markanın olmadığını, dolayısıyla kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin marka başvurusu ile itiraza dayanak yapılan marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, markaların kapsadıkları hizmetlerin de aynı/benzer tür oldukları, davacının 25.02.1999 tarihinden geçerli olmak üzere markasını tescil ettirdiği, davacı şirketin daha önce ortağı ve yöneticisi olan İlhan Adiloğlu'nun davacı şirket adına kayıtlı markayı kendisinin çoğunluk hissesine sahip olduğu davalı şirkete devrettiği, açılan dava sonucunda devir işleminin iptaline karar verildiği, bu dava devam ederken dava konusu başvurunun yapıldığı, 556 sayılı KHK'nin 35. maddesi uyarınca itirazları incelemekle yetkili ve görevli Markalar Dairesi Başkanlığı ve Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun aynı KHK'nin 7. veya 8.maddesindeki itiraz sebeplerini araştırıp buna göre karar vermekle görevli olduğu gibi ileri sürülmesi halinde başvuru sahibinin başvurusunda kötü niyetli olup olmadığını araştırmakla görevli bulunduğu, davacının davaya konu başvuruya itiraz ederken "ESER" esas unsurlu markanın asıl sahibinin müvekkili olduğunu, davalının yasaya aykırı bir işlemle markayı kendi adına devrettiğini, bu konuda dava açtığını, mahkemenin lehine karar verdiğini, yargı kararının sonucunun beklenmemesi halinde haksız bir uygulamaya izin verilmiş olacağını ileri sürdüğü ve buna ilişkin henüz kesinleşmeyen mahkeme kararını ibraz ettiği, kural olarak davalı idarenin sürmekte olan yargılama ve marka iptali davalarının sonuçlarını beklemek durumunda olmadığı, ancak somut davada, davacıya ait markanın davalı tarafça haksız bir işlemle devrinin sağlandığı, buna ilişkin kesinleşmemiş olsa da mahkeme kararının bulunduğu, buna rağmen davalı idarenin, diğer davalı şirketin tescilinde kötü niyetli olup olmadığını tartışmak yerine itiraz tarihinde itiraza dayanak markanın şeklen davalı adına kayıtlı olduğunu gerekçe göstererek itirazı reddetmesinin 556 sayılı KHK'nin 35. maddesine uygun bulunmadığı, her ne kadar davacının itiraza dayanak yaptığı marka, gerek itiraz tarihi gerekse YİDK kararı tarihinde davalı şirket adına tescilli olduğundan ücreti yatmamış ve hükümden düşmüş ise de, söz konusu markanın, esasen davacı adına kayıtlı bir marka olduğu ve davacının marka üzerinde 556 sayılı KHK'nin 8/3. maddesi anlamında üstün hakkının olduğu, davalı şirketin daha önceki marka hakkını ve mahkeme kararını bertaraf etmek için MK'nun 2.maddesine aykırı olarak kötü niyetle hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, TPE YİDK’nun 09.02.2010 tarih ve 2010-M-212 sayılı kararının iptaline, davalı şirket adına tescilli markanın hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.