11. Hukuk Dairesi 2025/4965 E. , 2026/1735 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/285 Esas, 2025/908 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Pınarhisar Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2020/183 E., 2022/261 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne kar…
11. Hukuk Dairesi 2025/4965 E. , 2026/1735 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/285 Esas, 2025/908 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Pınarhisar Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2020/183 E., 2022/261 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.03.2026 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında davalı ... tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine başlandığını, takibe esas bononun sahte şekilde düzenlendiğini, yalnızca imzanın müvekkili tarafından atıldığını ve boş olarak .... San. .... Şti.'ne teminat olarak verildiğini, senedin sonradan hukuka aykırı şekilde doldurulduğunu, metin kısmının müvekkilinin eli ürünü olmadığını, Pınarhisar Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/415 soruşturma dosyasında adli tahkikatın devam ettiğini, davalı ...’ın .... San. .... Şti.'nin ortağı...’nın damadı ve şirketin yetkili müdürü olduğunu, tanzim ve vade tarihleri dikkate alındığında uzun süre herhangi bir takip veya talepte bulunulmamasının alacağın gerçekte mevcut olmadığını gösterdiğini, ceza davası sonucunun beklenmesi gerektiğini, müvekkiline karşı yapılan işlemlerin haksız fiil niteliğinde olduğunu, bu fiillerin her türlü delille ispatlanabileceğini ileri sürerek müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, takibin tedbiren durdurulmasına, alacağın en az %20’si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; borçlunun senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiğini, ancak bono üzerinde böyle bir kaydın bulunmadığını ve teminat ilişkisinin de belirtilmediğini, borçlunun da buna dair herhangi bir belge sunmadığını, borçlunun senedi teminat senedi olarak boş imzayla verdiğini ve imza dışındaki kısımların sonradan doldurulduğunu ileri sürdüğünü, ancak bu iddiaların çelişkili olduğunu, senet sonradan doldurulmuş olsa dahi bunun ispatlanması gerektiğini, borcun varlığı için ticari defter kaydının aranmasının da kambiyo senetlerinin doğasına aykırı olduğunu, müvekkilinin borçluyla ticari ilişkiye zarar vermemek adına takip başlatmakta beklediğini ve bunun davanın konusu olmadığını, senedin sahte olduğu yönündeki iddiaların dayanağının bulunmadığını, borçlunun senetteki imzayı kendisinin attığını ikrar ettiğini, borçlunun imzanın kendisine ait olduğunu kabul ederken senedin hem sahte olduğunu hem de teminat senedi olduğunu ileri sürmesinin çelişkili olduğunu savunarak davanın ... yönünden reddine, .... San. .... Şti. yönünden öncelikle husumet yokluğundan, aksi halde esastan reddine, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, bononun teminat senedi olarak verildiği iddiasını, yazılı belge mahiyetinde bir delil ile ispatlayamadığı, davalı ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşıldığı, davacı tarafça davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının celp edilip üzerinde takibe konu bononun kayıtlı olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılması, davalı şirket temsilci bilgilerinin getirilip davalı ... ile dava dışı...'nın hısımlık ve ticari ilişkilerinin incelenmesi talep edilmiş ise de, kambiyo senetlerinin ticari defterlere kayıt zorunluluğu olmadığından ve takibe konu bononun mücerret borç ikrarını içermesi nedeniyle davacı tarafın bu yöndeki iddialarına yönelik delillerine dosyanın sürüncemede kalmaması ve davacı tarafın iddiasını bu yolla ispatının mümkün olmaması nedeniyle itibar edilmediği, davacı tarafça her ne kadar davalı şirket aleyhine dava açılmış ise de, Pınarhisar İcra Dairesi'nin 2019/208. E. sayılı dosyasının incelenmesinden anlaşıldığı üzere icra takibinde alacaklının davalı ... olduğu gerekçesiyle davacının, davalı .... San. .... Şti.'ye yönelik davasının pasif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine, davalı tarafın tazminat talebinin reddine, davacının, davalı ...'a yönelik davasının esastan reddine, davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça 11.11.2020 tarihinde takip dosyası borcu ödendiğinden davaya istirdat davası olarak devam edildiği, davacının, dava ve takip konusu senedin teminat olarak ve boş bir şekilde verildiğini iddia ettiği, bononun açığa senet şeklinde düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olmasının senedin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı, dava konusu senedin zorunlu unsurlara havi bono vasfını taşıdığı, keşidecisinin davacı olduğu, imzası inkâr edilmeyen senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğuna dair iddianın ispatına elverişli delil bulunmadığı gibi bono üzerinde teminata ilişkin bir kayıt olmadığı, teminat iddiasının yazılı belge ile ispat edilemediği, davalı takip alacaklısının senedi ciro yolu ile iktisap ettiği, hamilin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket ettiğine dair somut delil bulunmadığı, bu nedenle lehtar ile olan temel ilişkiye dayalı kişisel def'ilerin hamile karşı ileri sürülemeyeceği, lehtar imzasının sahteliği iddiasının ispatı halinde dahi ciro zincirinin kopmayacağı, lehtarın imzasının sahte olması lehtar yönünden mutlak def'i olmakla birlikte keşideci yönünden imzaların istiklali prensibi gereği senet bedelinden sorumluluğun devam edeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, takip konusu senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup yargılama aşamasında istirdat davasına dönüşmüştür. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Dava, senedin lehtarı ve ilk cirantası olan davalı şirkete teminat olarak boş verildiği, geri iade edilmesi gerektiği, ancak kötü niyetle diğer davalı takip alacaklısı tarafından ele geçirildiği iddiasıyla lehtar ve hamile karşı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup yargılama aşamasında istirdat davasına dönüşmüştür. Dava konusu senette davacı düzenleyen, davalı şirket lehtar ve ilk ciranta, davalı ... ise ... olarak yer almakta olup senet nakden kaydını taşımaktadır. Senette davalı şirket lehtar olup ilk ciranta imzası da şirketten sadır gözüktüğünden kriminal incelemede ilk ciranta imzasının davalı şirket temsilcisine ait olmadığı yönündeki tespitin, imzaların istiklali ve ciro zincirinin görünüşte düzgün olması nedeniyle sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Davalı şirket senette lehtar ve ilk ciranta olarak yer aldığından anılan bu davalı hakkındaki davanın takipte sıfatı olmadığından bahisle pasif husumetten reddi isabetsiz olup senet lehtarı davalı şirket hakkında da esastan inceleme ve değerlendirme yapılması gerekir. Davacı açtığı davada, senet lehtarı davalı şirkete, dava konusu senedi teminat olarak verdiğini, senedin bedelsiz olduğunu yazılı delil ile ispat etmelidir. Senedin, lehtarına teminat olarak verildiğinin ve bedelsiz olduğunun ispat edilmesi durumunda ise lehtardan senedi ciro yolu ile devralan ... ...'ın senedin bedelsiz olduğunu bile bile kötüniyetle senedi iktisap ettiğinin tanık dahil her türlü delille ispatı mümkündür. Ancak ... davalı ... savcılık ifadesinde, vadesinde senedin ödenmemesi üzerine kendisinin senedin lehtarına ödemeyi yapıp senedi ciro ile devraldığını ifade etmiş olup bu durumda İlk Derece Mahkemesince 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 690. maddesi hükmünün de karar yerinde irdelenmesi ve tartışılması gerekir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde bir inceleme ve değerlendirme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.