T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2190 - 2025/2412 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2190 KARAR NO : 2025/2412 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2022/435 E. - 2023/322 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahke…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2190 - 2025/2412 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2190 KARAR NO : 2025/2412 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2022/435 E. - 2023/322 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2023 tarih ve 2022/435 E. - 2023/322 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili tarafından 2021/13722 başvuru numaralı ve “...” ibareli markanın 30. Sınıf açısından tescili talebiyle davalı Kuruma marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, bunun üzerine davalı şirketler ile dava dışı üçüncü kişi tarafından başvuruya itiraz edildiğini, davalı Kurum Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından tesis edilen karar ile davalı şirketlerin itirazına mesnet gösterdiği markalar bakımından ilgili itirazların kabulüne, üçüncü kişi açısından itirazın reddine karar verildiğini, müvekkilinin gerçekleştirdiği marka tescil başvurusunun reddedildiğini, YİDK nezdinde yapılan itirazın da reddedildiğini, davalı ... Holding’in "... ..." ibareli markasını gerekçe göstererek müvekkilleri şirkete ait "... ..." markasına itiraz ettiğini, davalı tarafın "..." ibaresi üzerinde tekel gücü bulunmadığını, müvekkilleri markasındaki "..." ibaresinin tali, tanımlayıcı ve ayırt edici nitelikten yoksun, zayıf marka olduğunu, İngilizcedeki "..." ibaresinin "tatlı, aperatif, çerez, atıştırma, meze, lokma, çerez, abur cubur, ara öğün, hafif yemek" vb. anlamlara geldiğini, sona eklenen "s" kelimesi ise yine İngilizcede çoğul eki olduğunu, “...” ibaresinin "..." ibaresinden ayrı, bağımsız ve hatta farklı bir ibare olarak adlandırılmasının dahi mümkün olmadığını, müvekkilleri şirkete ait "... ...” markası ile davalı ... Holding'in itiraza gerekçe gösterdiği markaların benzer olmadığını, uyuşmazlık konusu markaların hedef tüketici grubunun bilinçli tüketiciler olması sebebiyle bilinçli tüketicinin bahsi geçen markaları karıştırmasının mümkün olmadığını, ilgili mallar yönünden benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını, müvekkillerinin “...” markası yönünden kazanılmış hakkı olduğunu, müvekkillerinin zaten "..." markası yönünden almış olduğu yüzlerce tescili neticesinde bu marka yönünden kazanılmış hak sahipliğini elde ettiğini, davalı ... Gıda'nın itiraza gerekçe olarak gösterdiği markalar ile müvekkilleri şirketin markalarının benzer olmadığını, davalı şirketin, "..." ve "..." ibarelerinin benzer olduğundan bahisle müvekkillerine ait markaya itiraz etmişse de kendi markalarının sadece "..." ibaresinden oluşmadığını, itiraza gerekçe olarak gösterilen markalarda "..." ibaresi dışında markaları farklılaştıran pek çok unsur olduğunun görüldüğü, "..." değil "..." ibaresiyle başlamak gerektiğini, "..." ve "..." ibarelerinin genel olarak alakasız olduklarının sabit olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2022/M-10933 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/aynı tür malları kapsaması hususu da dikkate alındığında, ortalama tüketici kesimi nezdinde bu malların aynı ticari kaynak tarafından sunulduğu veya marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun açıkça ortada olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket ... Gıda AŞ vekili, müvekkilleri şirketin sadece “...” ibaresi ile değil birçok başka ibarelerde markalar yarattığını, bu markaları da tüketici nezdinde bilinir, tanınır hale getirdiğini, hepsinin müvekkilleri şirketin uzun yıllardır oluşturduğu güven içerisinde piyasada yerini aldığını, müvekkillerinin “...” ibaresini ilk kez 2002 yılında kullanmaya başladığını, müvekkili şirketin, “...” markasını 19 seneyi aşkındır aralıksız olarak kullandığını, bu markayı taşıyan ürünleri yurtdışına ihraç ettiğini, müvekkillerine ait “...” esas unsurlu tanınmış markası ile başvuru konusu markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davacının müktesep hakkı bulunduğu iddialarının yersiz olduğunu, müvekkillerine ait “...” markasının tanınmış marka olup, işbu durumun markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini arttırdığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket ... Holding vekili, müvekkilinin markalarında, "..." ibaresinin çatı marka konumunda olup itiraza mesnet markaların tek ve esaslı unsurlarının "..." ve "..." ibareleri olduğunu, her ne kadar davacı taraf incelemeye esas alınması gereken ibarenin "..." olduğunu ileri sürmüş ise de bu ibarenin de davacı markasındaki çatı ibare olduğunu, markada bulunan diğer "..." ibaresinin ise marka özelliğinden yoksun ve tanımlayıcı olduğunu, bu halde, taraf markalarındaki çatı ve tanımlayıcı unsurların dışında kalan "..." ibaresinin esas alınarak karıştırılma ihtimali değerlendirilmesinin yapılması gerektiğini, dava konusu markada yer alan ifadenin kurgu bir kelime olan "..." ibaresi olup müvekkillerine ait itiraza mesnet markaların esas unsurunun da birebir aynısı olduğunu, taraf markalarının kapsadığı mal/hizmetlerin birebir aynı olup SMK m. 6/1 ile aranan mal/hizmet benzerliği koşulunun somut olay yönünden mevcut olduğunu, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için gerekli şartların somut uyuşmazlık açısından oluşmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu 2021/13722 sayılı markanın dava konusu edilen 30. sınıftaki mallarının tamamı, davalıların itirazına mesnet markalarında yer alan mallar ile aynı / aynı tür veya benzer olduğu, davaya konu 2021/13722 sayılı davacı şirket markası ile davalı şirketlerin itiraza dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı yanın kazanılmış hakkının bulunmadığı, YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markasındaki "..." ibaresinin tali, tanımlayıcı ve ayırt edici nitelikten yoksun ve her halükarda zayıf marka olduğunu, bu nedenle bu ibarenin ilgili markalar arasında herhangi bir benzerliğe veya iltibas ihtimaline sebep olmasının mümkün olmayacağını, "..." ve bundan ayırt edilmesi mümkün olmayan "..." ibarelerinin cins, çeşit ve vasıf belirttiğini, ayırt edici nitelik taşımadığını, ilgili mallar yönünden "..." veya "..." ibaresini gören bir tüketicinin, bu ifadelerden hareketle ilgili malın hızlı tüketim ürünü bir atıştırmalık olduğunu anlayacağını, tanımlayıcı ve ayırt edici nitelikten yoksun bulunan ve zaten SMK md. 5 uyarınca esasen marka vasfı dahi taşımayan "..." ve "..." ibarelerinin esas unsur olmalarının ve ilgili markalar arasında benzerliğe yol açmalarının mümkün bulunmadığını, müvekkilinin başvuru markası ile davalılardan ... Holding'in itiraza mesnet markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduklarını ve söz konusu markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirme ihtimalinin olmadığını, ayrıca müvekkilin başvuruya konu marka tescil başvurusu, "... ..." adıyla yapılmış olup davalı Şirket markalarında bulunmayan ibarelerin mezkur markalar arasındaki iltibas ihtimalini de ortadan kaldıracağını, davalılardan ... Gıda'nın itiraza gerekçe olarak gösterdiği markalar ile müvekkili şirketin markalarının da hiçbir şekilde benzer olmadığını, müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "Şekil+... ..." ibareli marka başvurusu ile davalıların itirazlarına mesnet gösterdikleri "... ..." ve "...", "... ..." ibarelerini içeren tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalıların markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, markalar arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalıların markalarının işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği, diğer yandan davacı yanın kazanılmış hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.