7. Hukuk Dairesi 2011/3061 E. , 2012/938 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 156 ada 36 parsel sayılı 2138,43 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, harici bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu…
**7. Hukuk Dairesi 2011/3061 E. , 2012/938 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 156 ada 36 parsel sayılı 2138,43 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, harici bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğunu öne sürerek ve ayrı tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın dayandığı 3.3.1971 tarih ve 32 sayılı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden yerel bilirkişi sözleri soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada anılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmüne göre kayıtların haritaya dayanması halinde kapsamlarının öncelikle haritasına göre belirlenmesi gerekir. O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu 3.3.1971 tarih ve 32, davalı tarafın tutunduğu 6.3.1986 tarih ve 16 sayılı tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğünden sorularak revizyon görüp görmediği belirlenmeli, başka taşınmazlara revizyon görmüş ve davalı oldukları saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının dayanağı 6.7.1968 tarihli krokili tutanak altında imzası bulunan sağ olan şahıslar, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının haritalarının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kuşkusuz tapu kayıtlarının dayanağı haritalar yoksa kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye dayanılan tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile dava konusu 156 ada 36 parsel sayılı taşınmaza komşu aynı ada 35 parsel sayılı taşınmazın dayanağı 11.5.1978 tarih 3, aynı ada 38 parsel sayılı taşınmazın dayanağı 15.6.1983 tarih 13, aynı ada 39 parsel sayılı taşınmazın dayanağı 25.10.2007 tarih 7 sayılı tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri getirtilerek denetlenmeli, komşu taşınmazların dayanağı kayıtların dava konusu taşınmazı ne okuduğu üzerinde durulmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamında kalıyor ise davalı tarafın tutunduğu ve Hazine'nin taraf olduğu tescil tapu kaydına değer verilmeli, dava konusu taşınmazın tümü ya da bir bölümü tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden anılan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı belirlenmeli ve yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi, kanunları uyarınca Hazine'ye intikal edip etmediği hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de dava konusu taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğu sonucuna varıldığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.