İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait dav…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 27/11/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ...... VEKİLLERİ : Av.... DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait dava dışı araç şoförü ...... kontrolündeki ...... plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı ...... plakalı dorse aracın bir kısım beyaz eşya taşıması halinde seyir halinde iken motor kısmında çıkan alev nedeniyle aracın yandığını, mevcut sigorta poliçe kapsamında davalı tarafa Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas-... Karar sayılı dosyası ile davalının yanan tır'ın bedelini tazminat olarak ödemeye karar verildiğini ve kararın 16.04.2025 tarihinde kesinleştiğini, Konya ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile toplamda 46.813,34 TL olarak tahsil edildiğini, davaya dayanak zararın (yangın) 02.02.2016 tarihinde meydana gelmesi ve aynı yıl dava açılmış olmasına rağmen davalı tarafın işi uzatması nedeniyle ancak 2025 yılı içerisinde yani yaklaşık 9 yıllık süreçle tahsil edilebilindiğini, aradan geçen uzun yıllar, paranın alış gücü, enflasyon, düşük faiz vs gibi tüm nedenlerle müvekkilinin alacağının değerinin düştüğünü, tazminata konu tırın fiyatının yangının çıktığı tarihte 100.000,00 TL civarında şimdi ise 2.000.000,00 TL olduğunu, bu nedenlerle ek dava, bedel ve harç artırmaya yönelik tüm fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile şimdilik 10.000,00 TL aşkın zarar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; İşbu davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, belirsiz alacak olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının munzam zararını somut bir şekilde ispat edemediğini, müvekkilinin davacının talebi olan munzam zarar ile sorumluluk sigortası kavramının uyuşmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte munzam zarar talep edilmesinin şartlarından biri de borçlunun kusurlu olması olduğunu, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, müvekkili tarafından davacıyı zarara uğratmak maksadı ile ödeme yapılmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin aleyhine hükmolunan ilama istinaden 83.000,00 TL tutarında hasar tazminatı ve ferilerini ödediğini, davacının munzam zararının meydana gelip gelmediğinin tespitinde önem taşıyabileceğinden dava konusu araç üzerinde yerinde inceleme yapılmasını ve aracın güncel durumunun tespit edilmesini, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Mezkur açıklamalar ve Yüksek Mahkeme kararları ile birlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık bilirkişi raporları, bedel artırım dilekçesine göre; 871.194,18 TL munzam zarar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek; Davanın KABULÜ İLE; 871.194,18 TL munzam zarar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın mahiyeti itibari ile belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, sigortacıya başvuru şartının yerine getirilmeden dava yoluna başvurulduğunu, dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, dava konusu talebin genel şartlar uyarınca teminat dışı olduğunu, davacı tarafın munzam zararını somut bir şekilde ispat edemediğini, munzam zarara uğradığını somut veriler ile ispat edemeyip munzam zarar talebine dayanak oyarak yüksek enflasyonu gösterdiğini, Yargıtay'ın munzam zararın objektif değil sübjektif bir zarar olduğu ve enflasyon, kur artışı vb genel durumların munzam zarar olarak değerlendirilemeyeceği yönünden kararları olduğunu, sigorta hukuku prensibi itibari ile müvekkili şirketin sorumluluğunun mal varlığında riziko anında meydana gelen azalma ile sınırlı olduğunu, munzam zarar kavramının sorumluluk sigortası kavramının nitelik itibari ile örtüşmediğini, kararın kaldırılmasını, davanın reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Davacı ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında mahkeme hükmünde belirtilen tazminatları tahsilatı ile müvekkilinin alacağının enflasyon ve diğer oranlar karşısında önemli şekilde değer kaybettiğini, meydana gelen değişiklikler kapsamında aşkın (munzam) zararlarının tazminini talep etmiştir. 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında ; davacının ... Şirketi, davalısının ..... A.Ş. olduğu, davanın Kasko poliçesinden kaynaklı alacak davası olduğu, davanın kabulüne karar verildiği ve 15/04/2025 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816). Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda davacı vekili temerrüt faizini aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut delillerle ispatlanması gereken bir durum olduğu, davacı tarafça bunun dışında munzam zarara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. (Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:2021/11-938, K: 2022/401, Yargıtay 17 hd nin 2020/2916 esas 2021/3278 karar,4 hd nin 2023/1888 esas 2023/6062 karar ,17. Hukuk Dairesinin 2012/11411 esas 2013/3535 karar sayılı ilamları Bu itibarla, davacı davasını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmadığından, ilk derece mahkemesi kararının HMKnun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) 1-Davanın REDDİNE, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 2-Davacı tarafından peşin harç ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 15.322,45 TL harçtan 732,00 TL harcın mahsubu ile fazla olan 14.590,45 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. Bendine göre; arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre hazineden ödenen toplam 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına). 6-Davacı tarafından yatırılan ve dosyada bakiye kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, İstinaf Yargılaması Yönünden; 7-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine, 8-Davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 9-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 10-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.26/03/2026 ... Başkan ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.