T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 27/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/12/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... DAVALI : 1- ........…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 27/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/12/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... DAVALI : 2-........ 3-........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 27/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 29/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;........ plakalı aracın kavşağa kontrolsüz ve süratli girmesi ile müvekkilinin yolcu olarak seyrettiği ........ plakalı aracın çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin meydana gelen kazada hiçbir kusuru olmadığını, dava konusu trafik kazasına karışarak müvekkilinin yaralanmasına, geçici ve kalcı iş göremezliğe uğramasına ve bakıcı ihtiyacı doğmasına neden olan ........ plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası poliçesi uyarınca davalı ........ Aş'nin teminatı kapsamında olduğunu, müvekkilinin davalının yaralanmasına sebebiyet veren dava konusu trafik kazasının araç sürücüsünün kusuruyla meydana geldiğini, başvuru konusu trafik kazası nedeniyle müvekkilinin ağır şekilde yaralandığı, olay sonrasında Akşehir Devlet Hastanesinde kaldırıldığını, müvekkilinin dava konusu trafik kazası nedeniyle ağır şekilde yaralandığını, vücudunun muhtelif yerlerinde kemik kırığı meydana geldiğini, hayati tehlike atlattığını, tedavisinin tamamlanıncaya kadar yatağa mahkum olduğunu, dava konusu trafik kazası nedeniyle müvekkilinin geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, müvekkilinin ayrıca bakım ihtiyacı ihtiyacı ve dolayısıyla bakıcı gideri ihtiyacı doğduğunu, tüm bu nedenlerle maddi tazminat talepleri yönünden HMK 107/2 uyarınca başlangıçta belirttikleri taleplerinin artırım davası niteliğinde haklı davalarının kabulü ile, öncelikli ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile ........ plakalı araç ile davalılar ........ ve ........'ın adlarına kayıtlı Uyap kanalıyla tespit edilecek tüm taşınmaz, araç ve bankalar nezdinde mevduat, katılım fonu vb tüm hak ve alacaklarının, hak edişlerin dava sonucunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçecek sürede 3. Kişilere devrinin engellenmesi amacıyla müvekkilinin uğramış olduğu zararın yokluğu ve kazada kusursuz olması ile davalı sürücünün kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olması gözetilerek takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesini ve kayıtlarına şerh edilmesine, müvekkilinin uğramış olduğu kalıcı iş göremezlik oranının tespiti ile kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 10,00 TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 10,00 TL bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 10,00 TL, belgeli ve belgesiz tedavi gideri için şimdilik 10,00 T L olmak üzere şimdilik toplam 40,00 TL maddi tazminatın fazlaşa ilişkin hakları saklı kalmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılar ........ ve ........'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesine, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; kusur raporunun adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden alınmasını talep ettiklerini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğundan kusur durumu konusunda uzman kurum ya da kişiler tarafından oran gösterir bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle hüküm kurmaya elverişli bir kusur raporu alınması için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacının maluliyetinin belirlenmesi gerektiğini, davacı ........'ün kaza sebebi ile geçici ve kalıcı bir arazı, özürlülük durumu mevcut olmadığını, bu sebeple bu talebin reddi gerektiğini, davacıda oluşan sakatlığın gerçekleşen trafik kazası ile illiyet bağının bulunduğunun ispatı gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinden talep edilen tazminat miktarının kabulü mümkün olmadığını, müvekkili sigorta şirketi geçici iş göremezlik tazminatından, tedavi/bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, talep edilen tazminatı kabul etmediklerini, iddia edilen maddi zarar konusunda bilirkişisi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının uğradığını iddia ettiği zararın ne olduğu müvekkili şirket tarafından bilinmediğini, poliçeye ekli matbu genel özel şartlar ve klozlar da belirtilen hakları ve bunlara ilişkin cevapları saklı tuttuklarını, Karayolları trafik kanununda ve genel şartlarda yapılan değişikliğin dikkate alınması gerektiğini, soruşturma ve kovuşturma dosyasının celbini talep ettiklerini, uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitini talep ettiklerini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, davacının müterafik kusurunun varlığının araştırılması ve hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davacının davasının esastan reddine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir . İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Kusur durumuna ilişkin yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir. Mahkememizce aldırılan adli trafik bilirkişisinin 26/03/2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Davalı ........ tarafından sigortalanan, davalı ........ adına kayıtlı ........ plaka sayılı kamyonetin sürücüsü davalı ........' ın; 2918 Sayılı KTK' nun trafik kazalarında diğer sürücü kusurlarından sayılan 52/a (Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak, Sürücüler ; Kavşaklara yaklaşırken hızlarını azaltmak zorundadırlar) trafik kuralını ihlal ettiği ve sürücü ........' ın % 20 oranında kusurlu olduğu, ........ plaka sayılı motosikletin dava dışı sürücüsü ........'un; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/c ve 57/a maddelerinde açıklanan trafik kurallarını ve bu kurallara karşılık gelen yine aynı kanunun trafik kazalarında asli sürücü kusurlarından sayılan 84/h (Kavşaklarda Geçiş önceliğine uymama) trafik kurallarını ihlal ettiği, sürücü ........' un % 80 (Yüzde Seksen) oranında kusurlu olduğu, davacı ........'ün; ........ plaka sayılı motosiklette yolcu olduğu, bu hali ile yolcunun kazanın oluşmasına etki edecek bir kural ihlalinin bulunmadığı, ........'un sürücü belgesinin bulunmadığı, bu durumun kazanın oluşması ile ilgili ihlal edilen bir trafik kuralı olarak değerledirilmediği, aynı şekilde kask takıp takmamanın da kazanın oluşmasına etki eden bir trafik kuralı ihlali olmadığı, yaralanma yer ve derecesini, dolayısı ile de sonucunu etkileyeceği, kask ile ilgili belirtilen bu hususun aynı şekilde motosiklette bulunan yolcu ........ içinde geçerli olduğu rapor edilmiştir. Yapılan belirlemeler ceza dosyasında alınan kusur raporu ile aynı yönde olup rapora itibar edilmiştir. Maluliyet durumuna ilişkin yapılan değerlendirmede; Her ne kadar Mahkememizce, Mahkememizin yargı çevresinde bulunduğu T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince Aktüerya hesabı PMF 1931 Yaşam Tablosu ve Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri nazara alınarak hüküm tesis edilmekte ise de T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 01/09/2021 Tarih ve 2021/1158 Esas-2021/1153 Karar sayılı ilamının T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08/01/2024 Tarih ve 2021/25348 Esas-2024/46 Karar sayılı ilamı ve T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22/04/2024 Tarih ve 2022/525 Esas-2024/3627 Karar sayılı ilamıyla "Kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümleri gereğince maluliyet değerlendirmesi yapılması ve muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplanması" gerektiği gerekçesiyle bozulduğu ve yine T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 30/05/2024 Tarih ve 2024/3323 Esas-2024/5474 Karar sayılı ilamı ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi ile diğer Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın "Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına" şeklinde uyuşmazlığın giderildiği anlaşılmakla Mahkememizin önceki uygulamasından vazgeçilerek Yargıtay'ın kabulü çerçevesinde değerlendirme yapılmaya başlanmıştır. Mahkememizce aldırılan Selçuk Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 24/07/2025 tarihli maluliyet raporundan özetle; 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellik Değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre tibia plato kırığı için tablo 3.33 b'ye göre alt ekstremite engel oranı %5 olduğu ve tablo 3.2'ye göre kişinin engel oranı %3 olduğunun tespit edildiği, kişide meydana gelen arızanın %3 oranında tüm vücut fonksiyon kaybına (sürekli iş göremezlik, kalıcı maluliyet, raporun geçerlilik süresi=süresiz) neden olduğu, tibia plato kırığı arızasının emsallerine göre iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, kişinin bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğini, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirileceği, sgk kapsamı dışında kalan kaçınılmaz giderlerin olay tarihi itibariyle 3.000,000 TL olarak değerlendirildiği, davacının yaralanan vücut bölgesi ve yaralanma ağırlığı dikkate alındığında 2 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağı rapor edilmiştir. Rapora itibar edilmiştir. Hesap raporuna ilişkin yapılan değerlendirmede; Mahkememizce aldırılan aktüer bilirkişisinin 10/11/2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; 06/02/2024-06/08/2024 tarihleri arası 6 aylık süre ile sınırlı geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararının 102.012,72 TL, sürekli iş göremezliği nedeni ile uğradığı maddi zararının 07/08/2024-24/11/2082 tarihleri arasındaki süre ile sınırlı %engel oranı ve TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre 463.198,05 TL, 07/08/2024-05/08/2073 tarihleri arasındaki süre ile sınırlı %3,3 maluliyet oranı ve PMF -1931 Yaşam Tablosuna göre 428.088,89 TL, 06/02/2024-26/04/2024 tarihleri arası 2 aylık süre ile sınırlı iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararının 40.005,00 TL, fatura edilemeyen ve belgeye bağlanamayan kaçınılmaz tedavi giderlerinden doğan maddi zararının 3.000,00 TL olduğu rapor edilmiştir. Rapor kanuna ve hukuka uygun olduğundan itibar edilmiştir. Davalı sigortanın, geçici iş göremezliğin, tedavi giderlerinin ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğuna ilişkin itirazı yönünden yapılan değerlendirmede; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan 18/06/2016 tanzim tarihli Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA " İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE GENEL ŞARTLARDA" İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR. Bu halde davalı sigortanın geçici işgöremezlik, tedavi gideri ve bakıcı tazminatının teminat dışı olduğuna yönelik itirazları yerine değildir. Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3135 E 2018/11955 K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Somut olayda, davacının yolcusu olduğu motosikletin sürücüsü ehliyetsiz olup, davacı ile sürücü arkadaş olduklarından davacının bu durumu bildiği değerlendirilmekle müterafik kusur indirimi yapılmıştır. Sigorta Şirketinin Temerrüt Tarihine İlişkin Değerlendirmede; 2918 Sayılı KTK.nun 91/1. maddesi yollaması ile 85. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre trafik sigortası işletene düşen hukuki sorumluluğu azami sigorta limitine kadar teminat altına almaktadır. Trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır. Davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan itibaren davalı sigorta şirketinin 8 iş günü sonunda yani 21/06/2024 tarihinde temerrüde düşmüş olması nedeni ile bu tarihten itibaren tazminat miktarından sorumlu olmasına karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede ise; TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, 13/291-370 ) Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu ve adli tıp raporu, davacının yaralanma bölgesi, sonrasında ortaya çıkan zararlar sebebiyle duyduğu manevi acı dikkate alınarak davacının manevi tazminat isteminin kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ARABULUCULUK ÜCRETİ YÖNÜNDEN; Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre; Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacı sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim Yargıtay 4 HD'nin 2021/23273 esas, 2022/901 karar; 2021/21911 esas, 2023/14297 karar; 2021/14429 esas, 2021/5729 karar; Konya BAM 3. HD 2025/1571 esas 2025/1498 karar sayılı ilamlarında da aynı yönde değerlendirme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda belirtilen izahat çerçevesinde ve alınan hüküm kurmaya elverişli, denetime açık, gerekçeli ve açıklamalı bilirkişi raporları da nazara alınarak, aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi kanaati oluşmuştur. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında duraksama bulunmamaktadır. " şeklinde Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacının %20 müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek; 16.322,04 -TL geçici iş göremezlik tazminatı, 74.111,69 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.400,80 TL bakıcı gideri, 480,00 TL SGK tarafından faturalandırılmayan tedavi gideri, olmak üzere hesaplanan toplam 97.314,53-TL maddi tazminatın davalı ........'nden sorumluluğu (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 21/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak), davalılar ........ ve ........ yönünden kaza tarihi olan 06/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davacı verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat davasının kabulü ile; 40.000,00 TL'nin davalılar ........ ve ........'tan kaza tarihi olan 06/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilin yolcu olarak bulunduğu motosikletin dönel kavşakta, geçiş önceliğini ihlal eden ve hızını kavşak şartlarına uydurmadan gelen diğer araçla çarpışması sonucu kaza meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında hatalı biçimde “dur” levhası varmış gibi değerlendirme yapıldığını, kavşakta böyle bir levhanın bulunmadığı ve bu nedenle kusur tespitinin yanlış kurulduğunu, davalı sürücünün fren ve korna gibi önleyici tedbirleri almadan süratli biçimde kavşağa girerek kazaya sebebiyet verdiğini, maluliyet, geçici iş göremezlik, bakıma muhtaçlık ve tedavi giderlerine ilişkin raporlarda oran ve sürelerin gerçeği yansıtmadığını, ayrıca tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu yerine PMF 1931 tablosunun esas alınmasının ve müterafik kusur indiriminin hatalı olduğunu, davacının dava dışı sürücünün ehliyetsiz olduğunu bildiği iddiasına dayalı indirim yapılmasının ve avans faizi yerine yasal faiz uygulanmasının da hukuka aykırı bulunduğunu, arabuluculuk giderinin davacıya yükletilemeyeceği ileri sürülerek Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararının istinaf talepleri doğrultusunda kaldırılmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ........ ve ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanırken müterafik kusur indiriminin hatalı uygulandığını, indirim sonrası sorumluluk tutarının yanlış belirlenerek müvekkillerin fazladan tazminata mahkum edildiğini, davacı ile motosiklet sürücüsünün arkadaş olmaları nedeniyle hatır taşıması indirimine de ayrıca yer verilmesi gerektiği halde bunun yapılmadığını, davacının kask ve koruyucu ekipman kullanmamasının zararın artmasına etkisi gözetilerek ek indirim uygulanması gerektiğini, maddi tazminat talebi kısmen kabul edilmiş olmasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, maluliyetin yanlış yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğini, davacı küçük ve öğrenci olduğundan geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğini, manevi tazminat yönünden ise araç sahibinin kusursuz olduğunu, sürücünün yalnızca %20 kusurlu bulunduğu ve davacının müterafik kusuru mevcut olmasına rağmen tam kabul kararı verilmesinin fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülerek Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına, davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Maluliyete ve hesaplama yöntemine yönelik istinafların değerlendirilmesinde; Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasında ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS,2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK , Dairemizin 2024/1471 ve 2024/1331 esas sayılı dosyalarında buna yönelik verilen direnme kararlarımızın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2016 tarihli 2025/488 esas 2026/223 karar ve 2025/489 esas ve 2026/224 sayılı dosyalarıyla bozulmakla verilen, bu bozma kararları esas alınarak, Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmek suretiyle , BU ÇERÇEVEDE; Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler; - 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”, - 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”, - 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi) - 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”, - 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir. Somut olayda İDM ce kaza tarihinde geçerli ola“Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulandığı görülmektedir. Bu kapsamda hükme esas alınan maluliyet raporunun HAKSIZ FİİL TARİHİNDE GEÇERLİ YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE GÖRE usul ve yasaya uygun düzenlendiği anlaşıldığından davalı vekilinin itirazının yerine olmadığı anlaşılmıştır. İtiraz edenin TRH 2010 1.8 Teknik Faiz Uygulamasına yönelik itirazı ile ilgili olarak; 09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. Sayılı iptal kararı ile KTK 90.maddesi; “Maddi ve manevi tazminat: (2) Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindedir. Türk Borçlar Kanunu 55.maddesi ise; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk ilkelerine göre hesaplanır…” şeklinde düzenlenmiş olup, tazminat hesabına ilişkin Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi yargılaması tamamlanmış davalarla ilgili olup, mevcut davalar bakımından Anayasa Mahkemesi kararının uygulanması geriye yürümezlik ilkesinin ihlal niteliğinde değildir. TRH 2010 Tablosu ve %1,8 teknik faiz indirimi suretiyle hesaplama usulü ZMSS genel şartları ile getirilmiş olduğundan, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği hesaplamada bu usulün uygulanması söz konusu olmayacaktır. Diğer taraftan Genel Şartların halen yürürlükte olduğu, iptal kararı ile sadece bazı maddelerinin iptal edildiği dikkate alınarak buna göre ZMSS genel şartlarında getirilen % 1,8 teknik faiz indirimi kısmının gerçek zarar ilkesine aykırı oluşu sebebiyle uygulanmaması gerekmektedir. Yargıtay 17.HD. nin konuya ilişkin 2019/3292 E. 2021/1848 K. Sayılı 24.02.2021 tarihli güncel kararı uyarınca “Bu durumda mahkemece, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Dairemiz Yargıtayda uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirdiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.” kararı ile Yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/15277 esas, 2022/4707 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Destek alacağı hesaplanır iken desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapılması gerekir. Bu kapsamda İDM ce yapılan hesaplama TRH 2010 tablosunun esas alınması , hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması suretiyle alınmış olup itiraz yersizdir. Destek alacağı hesaplanır iken desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapılması gerekir. Hesaplama bu yönteme göre yapıldığından itiraz yersizdir Kusura itiraz Kaza tespit tutanağında tüm kusur davacının yolcu olduğu motorsiklet sürücüsüne atfedilmiş, Ankara atk raporunda ise davalının tali,motorsiklet sürücüsünün asli kusur olduğu tespiti yapılmış, Mahkemece aldırılan adli trafik bilirkişisinin 26/03/2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Davalı ........ tarafından sigortalanan, davalı ........ adına kayıtlı ........ plaka sayılı kamyonetin sürücüsü davalı ........' ın; 2918 Sayılı KTK' nun trafik kazalarında diğer sürücü kusurlarından sayılan 52/a (Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak, Sürücüler ; Kavşaklara yaklaşırken hızlarını azaltmak zorundadırlar) trafik kuralını ihlal ettiği ve sürücü ........' ın % 20 oranında kusurlu olduğu, ........ plaka sayılı motosikletin dava dışı sürücüsü ........'un; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/c ve 57/a maddelerinde açıklanan trafik kurallarını ve bu kurallara karşılık gelen yine aynı kanunun trafik kazalarında asli sürücü kusurlarından sayılan 84/h (Kavşaklarda Geçiş önceliğine uymama) trafik kurallarını ihlal ettiği, sürücü ........' un % 80 (Yüzde Seksen) oranında kusurlu olduğu, davacı ........'ün; ........ plaka sayılı motosiklette yolcu olduğu, bu hali ile yolcunun kazanın oluşmasına etki edecek bir kural ihlalinin bulunmadığı, ........'un sürücü belgesinin bulunmadığı, bu durumun kazanın oluşması ile ilgili ihlal edilen bir trafik kuralı olarak değerledirilmediği, aynı şekilde kask takıp takmamanın da kazanın oluşmasına etki eden bir trafik kuralı ihlali olmadığı, yaralanma yer ve derecesini, dolayısı ile de sonucunu etkileyeceği, kask ile ilgili belirtilen bu hususun aynı şekilde motosiklette bulunan yolcu ........ içinde geçerli olduğu rapor edilmekle çelişki giderilmiş olup itiraz yersizdir Müterafik kusur indirimin miktarına ilişkin itirazın incelenmesinde : 6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52.maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması da, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir. Müterafik kusur ise; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde BK.nun 44. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Dosya kapsamından mahkemece ehliyetsiz kişinin aracında yolculuk yapma nedeniyle % 20 indirim yapılarak karar verildiği anlaşılmaktadır Davalı taraf davacının aynı zamanda kask takmaması nedeniyle de indirim yapılması gerektiğini savunmaktadır. Ancak aynı olay nedeni ile birden fazla müterafik kusur durumu bulunsa dahi her bir müterafik kusur için ayrı ayrı indirim yapılamayacağı gibi, Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre, B.K. 52.madde uyarınca müterafik kusuru indirimi oranı %20'yi geçemeyecektir. Bu nedenle davacı ve davalı vekilinin itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Faize itiraz Kazaya neden olan aracın yolcu taşımakta kullanılan hususi araç olmasına göre yasal faize karar verilmesi doğrudur. Davacının itirazı yersizdir. Arabuluculuk ücretine ilişkin istinaf Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması, davalı sürücünün ise zorunlu arabuluculuk uygulamasına tabi olmaması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacı sorumluluğunda olduğu sonucuna varılması doğrudur Nitekim Yargıtay 4 hd nin 2021/23273 esas 2022/901 karar, 2021/21911 esas 2023/14297 karar 2021/14429 esas 2021/5729 karar sayılı ilam Davalı vekilinin hatır taşıması iddiası Yapılacak hatır indiriminden de sadece hatır için taşıyan tarafın yararlanması gerekmektedir.Hatır taşıması ile ilgisi bulunmayan diğer araç sürücüsü, maliki ve sigortacısı olan davalılar hatır indiriminden yararlanamaz. Bu halde davalı hatır için taşıyan tarafın sürücüsü ve İşleteni olmadığından bu indirimden yararlanması mümkün olmayıp, istinaflar yersizdir. Davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden istinafı TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti taktir edilemeyeceğinin ve yargılama giderinin oranlanmadan tam kabul gibi değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmesi isabetlidir. itiraz yersizdir Manevi tazminatın çok taktir edildiği istinafı yönünden; Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri,davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza nedeniyle % 3,3 oranında meslekten kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşmesinin 6 ay olduğu gözetilip, davalının kusur durumu ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. ANCAK Haksız fiilin bir çeşidi olan trafik kazalarında yaralanmalar nedeniyle meydana gelen zararlar 6098 sayılı TBK.nın 54. Maddesinde açıklanmış, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların bedensel zararlardan olduğu belirtilmiştir. DAİREMİZİN ÖNCEKİ KARARLARINDA HER NE KADAR; Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin sorumlu tutulabilmesi için fiil, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Zararın ise haksız fiiller yönünden TBK.nın 54. Maddesinde belirtildiği şekilde kazanç kaybı olabileceği gibi çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi de bir zarar olarak kabul edilmiştir. İş gücü kaybı sebebiyle uğranacak tek kalem zarar, gelir kaybına ilişkin olan değildir. Dava konusu olayda da davacı her ne kadar 7 yaşında ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da geçici iş göremezlik süresi yani %100 malul sayıldığı iyileşme süresi boyunca herhangi bir işte çalışmaması zararının olmadığı şeklinde yorumlanması haksız fiilin zarar ilkesi ile bağdaşmaz. Zarar gören geçici iş göremezlik süresi içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Geçici iş göremezlik süresi içinde küçüğün zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı olduğu sonucunu doğurur. Zarar hesabında pasif dönem için dayanak teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi için de kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiş ise de; BUNA YÖNELİK DİRENME KARARIMIZ HGKK 2025/488 ESAS VE 2026/223 KARAR SAYILI İLAMI ÇERÇEVESİNDE BOZULDUĞUNDAN BU ÇERÇEVEDE; Dosya kapsamında, davacının kaza tarihinde idm tarafından 15 yaşında olan davacı için, kolluk tarafından yapılan çalışıp çalışmadığına dair bir araştırma yapılmamıştır Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının gelir getirici bir işte çalışıp çalışmadığı, tedavi süresince çalışamaması nedeniyle yoksun kaldığı kazanç olup olmadığı yönünden bir araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre; davacının gelir getirici bir işte çalışıp çalışmadığı, tedavi süresince çalışamaması nedeniyle elde edemediği gelirler bulunup bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geçici iş göremezlik adı altında ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Nitekim Yargıtay 4 HD'nin 2022/6207 esas 2024/330 karar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2016 tarihli 2025/488 esas 2026/223 karar sayılı ilamları. Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında, istinafa konu ilk derece mahkemesinin dosyası incelendiğinde, yukarıda belirtilen ve esasa etki eden hususlarda delillerin eksik toplandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının duruşma yapılmaksızın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ile davalılar ........ ve ........ vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara ayrı ayrı iadesine, 4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. 29/04/2026 ..... ..... ..... ..... Başkan Üye Üye Katip ... ... ... ... E imza E imza E imza E imza Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.