T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2233 - 2025/2520 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2233 KARAR NO : 2025/2520 T Ü R K ... İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2019 NUMARASI : 2018/331 E. - 2019/288 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Dairemizce verilen 22/11/2023 tarih ve 2023/1684 Esas, 2023/1479 sayılı karar,…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2233 - 2025/2520 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2233 KARAR NO : 2025/2520 T Ü R K ... İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2019 NUMARASI : 2018/331 E. - 2019/288 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Dairemizce verilen 22/11/2023 tarih ve 2023/1684 Esas, 2023/1479 sayılı karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24/09/2025 tarih ve 2024/11-365 Esas, 2025/564 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 1925 yılında kurulan müvekkilinin "..." lider markası altında dünyada ve Türkiye’de yaygın olarak faaliyet gösterdiğini, bu markanın davalı Kurum nezdinde de tanınmış marka olarak kayıt altına alındığını, müvekkilinin tescilli ve tanınmış "..." markasının yanı sıra, müvekkili ile özdeşleşmiş ve tanınmış marka niteliğini haiz "...", "..." ve "..." markalarının ve logolarının da bulunduğunu, bu markalardan özellikle turuncu büyük harfle yazılmış "..." markasına dayalı seri markalarının olduğunu, bu kapsamda 2018/12240 sayılı ... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b,c,d maddeleri uyarınca başvurunun reddine karar verildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, başvuruda yer alan turuncu "..." logosunun markayı ayırt edici hale getirdiğini, başvuru konusu ibarenin, tescili talep edilen mal ve hizmetlerle herhangi bir ilişkisi bulunmadığını, markanın esas unsurunun "..." ibaresi olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, bu haliyle dava konusu başvurunun ayırt ediciliğinin bulunduğunu, bu ibarenin başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı ya da tasviri niteliğinin de bulunmadığı, yine ticaret alanında herkes tarafından kullanılan işaretlerden de olmadığı, nitekim davalı Kurumun hiçbir ayırt edicilik içermeyen düz yazı karakterleriyle yazılmış "..." ibareli başkaca markaları tescil ettiğini ileri sürerek, YİDK’in 2018-...-5023 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b,c,d maddeleri karşısında tescilinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu marka başvurusunun soyut ve somut ayırt edicilik niteliği taşıdığından, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi koşullarının bulunmadığı, öte yandan dava konu marka başvurusunun tanımlayıcı ve vasıf bildirici nitelik taşımadığı, bu nedenle SMK'nın 5/1-c maddesindeki mutlak red engelinin de oluşmadığı, son olarak 6769 sayılı SMK 5/1-d maddesi koşullarının da somut olayda bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2018-...-5023 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, hatalı değerlendirmeler içeren rapor kapsamında kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, mahkemece "..." ibaresinin ayrı "..." ibaresinin ayrı olarak değerlendirildiğini, oysa "..." ibaresinin bir bütün halinde sanal bir para birimini ifade ettiğini ve tasviri bir anlama sahip olduğunu, markadaki turuncu renk unsurundan ve "..." harfinin farklı yazıldığından bahsedilmiş olsa da bunların geri planda kaldıkları ve markanın "..." olarak okunup algılanmasının önüne geçmeyeceğini, "..." ibaresinin sanal para birimini ifade ettiğini, sanal alışverişte kullanılan ve tedavülü mümkün olan bir para birimi olduğunu, tüm bu bilgiler ışığında "..." ibaresinin bütün olarak tasviri nitelik taşıdığını, somut veya soyut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, SMK'nın 5/1-b-c ve d maddeleri uyarınca tescil edilemeyeceğini, davacının markanın tescilini de talep ettiğini, bu zamansız tescil talebinin de değerlendirilerek ayrıca ve açıkça reddi ile lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda ise bu hususta herhangi bir hüküm tesis edilmediğini, bu nedenle de kararın hukuk aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 30/09/2021 tarih ve 2020/70 Esas, 2021/1164 Karar sayılı kararıyla, başvuru konusu işaretin, yuvarlak şekilli turuncu bir zemin üzerinde yuvarlağın içine yerleştirilmiş büyük puntolardan oluşan bir "..." harfi ile bu harfin altında daha küçük puntolarla yazılmış "..." ibaresinden oluştuğu, bu haliyle başvuruda yer verilen şekil unsuru bir ayırt edicilik taşımadığından başvurunun "..." olarak algılanacağı, dava konusu başvuruyu oluşturan "..." ibaresinin, "..." ibaresinin kısaltması olarak kullanıldığı, iptali istenen YİDK kararında da belirtildiği üzere bu ibarenin bir kripto/dijital para biriminin adı olduğu, dolayısıyla, bu anlamı itibariyle dava konusu başvurunun tüketicilerce marka olarak algılanması, belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, başka işletmelere ait mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlaması mümkün olmadığından, dava konusu başvuru 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi anlamında ayırt edici bulunmadığı, bunun yanında söz konusu ibarenin, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-d bendi uyarınca da ticaret alanında herkes tarafından kullanılan bir ibare olduğu için başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden tescili mümkün olmayan bir işaret olduğu, aksinin kabulü halinde, bir kripto para biriminin adı olarak kullanılan ve piyasada tedavül eden "... ..." ibaresinin, davacının tekeline bırakılması gibi bir sonucun doğacağı, her ne kadar, dava konusu başvuruda "..." harfinin davacı adına tescilli tanınmış marka olduğu ve başvurunun da bu markanın serisi niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.11.2017 tarih, 2016/4981 E., 2017/6649 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere dava konusu mutlak ret nedenlerinin seri marka gerekçesiyle aşılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 07.06.2023 TARİH VE 2022/29 ESAS 2023/3559 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davacı vekilince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile özetle, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere "..." ibaresinin günümüzde sanal/dijital para birimi anlamını taşıyan ve herkesçe bilinen bir tabir olduğu, bu durumda davacının başvuru markası kapsamındaki tanımlayıcı olmayan diğer mal ve hizmetler için 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde öngörülen genel bir tescil engelinin bulunmadığı, o halde davacı tarafın başvuru markasında yer alan 36. sınıftaki "finansal ve parasal hizmetler" açısından tescil engelinin bulunduğu ancak diğer mal ve hizmetler açısından az yukarıda anılan Kanun maddeleri açısından tescil engeli bulunmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. HUKUK GENEL KURULUNUN 24.09.2025 TARİH ve 2024/11-365 E., 2025/564 K. SAYILI KARARININ ÖZETİ: Dairemizin önceki kararındaki gerekçelere dayalı 22/11/2023 tarih ve 2023/1684 Esas, 2023/1479 sayılı sayılı direnme kararının, davacı vekilince temyizi üzerine anılan Hukuk Genel Kurulu ilamı ile özetle, davacı tarafın marka başvurusunda kullanılan "... ..." ibaresinin hem şekil hem renk hem de kelime unsurlarını içerdiği, yuvarlak şekildeki turuncu bir zemin üzerine ve yuvarlak şeklin içerisine büyük harf ve puntoyla "..." harfinin yerleştirildiği, bu harfin hemen altına ise daha küçük punto ve harflerle "..." ibaresinin konumlandırıldığı, ayrıca anılan marka başvurusunun, davacının turuncu renkli ve "..." esas unsurlu diğer seri markaları arasında yer alacak niteliği haiz bir başvuru olarak kabulünün mümkün bulunduğu, bu hâliyle "..." unsurunun ön plana çıktığı, bu kompozisyon içerisinde "..." ibaresinin esas unsur olarak yer almadığı, bütünsel anlamda ise unsurların (kelime, şekil ve renklerin) kullanılış biçimi itibariyle ibarenin ayırt edici niteliği haiz olduğu, dolayısıyla davacı tarafın marka başvurusundaki ibarenin kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından SMK'nın 5/1-b anlamında ayırt edici niteliği haiz olmadığının söylenemeyeceği, başka bir anlatımla; davacı tarafın marka başvurusundaki ibarenin, kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilgili tüketicileri nezdinde marka olarak algılanabilecek niteliği ve bir markada olması gereken kaynak gösterme ve ayırt etme fonksiyonunu ifa edebilecek düzeyde ayırt edici niteliği haiz bulunduğu, bunun yanında davacı tarafın marka başvurusundaki ibarede yer alan "..." ibaresinden ziyade diğer seri markalarında yer alan "..." ibaresinin esas unsur olarak yer alması, ayrıca ibarenin bütünsel anlamda marka olarak algılanabilecek niteliği haiz olması ve başvurudaki "..." ibaresinin yan unsur olarak başvuruda yer alması karşısında; marka başvurusundaki ibarenin kapsamındaki hiçbir mal ve hizmet yönünden SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında tanımlayıcı nitelikte olduğunun söylenemeyeceği, zira marka başvurusundaki ibarede bütünsel anlamda, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin herhangi birinin karakteristik özelliğini işaret eden vasıf bildirici bir ibarenin, esas unsur olarak yer almadığı, dava konusu marka başvurusundaki ibarenin bütünsel anlamda ayırt edici niteliği haiz olmasından hareketle; Bölge Adliye Mahkemesince, herkesin kullanımına açık olduğu değerlendirilen ve "... ..." isimli kripto para birimine benzerliği vurgulanan "..." ibaresi esas unsur olarak markada yer almadığı gibi davacının mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayacak şekilde özgün bir kompozisyon içerisinde kullanıldığının da açık olduğu, kaldı ki dava konusu markanın tescili hâlinde dahi piyasadaki kripto para birimlerinin dürüst ticari kullanımı davacı tarafça engellenemeyeceğinden başvurudaki ibarenin marka olarak tescilinin, belirtilen anlamda davacı tarafın ibarenin kullanımı bakımından tekel elde etmesi sonucunu doğurmayacağı, bunun yanında davacının "..." esas unsurlu seri markalarının varlığı karşısında, anılan seri markalardaki renk ve şekli ihtiva eden dava konusu marka başvurusunun da ilgili tüketici kitlesi nezdinde, bu markaların türevi olan seri bir marka olarak algılanmasının muhtemel bulunduğu, bu itibarla marka başvurusundaki ibarenin SMK'nın 5/1-d maddesi anlamında ticaret alanında herkesin kullanımına açık bir ibare olduğu söylenemeyeceğinden anılan mutlak ret sebebine dayalı olarak marka başvurusunun reddinin hukuka aykırı bulunduğu gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce verilen direnme kararı Hukuk Genel Kurulunca değişik gerekçe ile bozulmuş olup, HMK'nın 373/7. maddesi uyarınca bu karara uyulması zorunlu bulunduğundan, artık dava konusu başvuru yönünden SMK’nın 5/1. maddesinin (b), (c), ve (d) bentleri anlamında ayırt edici nitelik, tanımlayıcılık/vasıf bildiricilik ve ticaret alanında herkesin kullanımına açık olma anlamında bir mutlak tescil engelinin mevcut olmadığının kabulü gerekmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davanın KABULÜ ile YİDK'nın 21/06/2018 tarih, 2018-...-5023 sayılı kararının İPTALİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 579,50-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 81,20-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 483,80-TL tebligat ve posta masrafı, 121,30-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 2.107,80-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.594,10-TL yargılama giderine, 35,90-TL peşin harç ve 35,90-TL başvurma harcı eklenerek hesaplanan toplam 4.665,90-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK ....333), 7-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 44,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 8-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 22.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı yapılan açık yargılama sonucunda 24/12/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.