7. Hukuk Dairesi 2013/790 E. , 2013/7424 K. "İçtihat Metni" Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, Ödemiş Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nin verdiği yetki uyarınca mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece miras bırakan ile ... kızı ...’nin baba bir kardeş oldukları kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş
**7. Hukuk Dairesi 2013/790 E. , 2013/7424 K.** **"İçtihat Metni"** Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, Ödemiş Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nin verdiği yetki uyarınca mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece miras bırakan ile ... kızı ...’nin baba bir kardeş oldukları kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; varılan sonuç doğru olmadığı gibi hükmün gerekçesi de yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Gerek yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ve gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 7. maddeleri hükümlerinde kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her birinin iddiasını, bir başka deyişle hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu, resmi sicil ve senetlerin belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturacağı, bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatının kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle bağlı olmadığı açıklanmış, 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 29, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 30. maddelerinde ise doğum ve ölümün, öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup, hâkim tarafların talepleri ile bağlıdır. Hâkim, talepte bulunan tarafların iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re’sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir. Bu hükümler dikkate alındığında mirasçılık belgesi vermekle yükümlü Sulh Hukuk Mahkemelerinin miras bırakanın ölüm tarihini, ölüm tarihi itibariyle kimi veya kimleri mirasçı bıraktığını, bunlara mirastan ne oranda pay verileceğini öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlara göre belirlemesi gerekir. Miras bırakan nüfus sicilinde kayıtlı değil ise, böyle bir kişinin var olduğunun ve ne zaman öldüğünün, mirasçısı olduğu ileri sürülen kişi veya kişiler ile mirasçılık bağının her türlü delille kanıtlanabileceği kuşkusuzdur. Miras bırakanın, ölüm tarihi ve mirasçıları nüfus sicilinde kayıtlı ve belli olmasına rağmen sicildeki bu kayıtların yanlış olduğunun öne sürülmesi halinde, bu iddialar ancak kayıt düzeltme davası sırasında ve bu davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemelerince incelenip değerlendirilebilir. Dar yetkili Sulh Hukuk Mahkemeleri mirasçılık belgesine ilişkin davalarda kendi görevini aşan bu iddiaları inceleyemez ve resmi kayıtların aksine karar veremez. Somut olaya gelince, dosya içeriğinde toplanan delillerden miras bırakan ...’nün nüfusta kaydının bulunmadığı, Kemenler Köyü 117 parsel sayılı taşınmazın babası ...’dan miras yoluyla kaldığı ve adına tapu kaydı oluştuğu anlaşılmıştır. Hal böyle iken mevcut kayıtlarda ...’nun babasının ... değil ... olduğu gözönüne alındığında kayıtlarda düzeltme yapılmadıkça miras bırakan ile ...’nin baba bir kardeş olduklarından söz edilemez. O halde; yukarıda açıklanan hukuki olgular, davanın yetki belgesine dayalı olarak açıldığı ve re’sen araştırma ilkesi de gözönüne alınarak toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, mirasçılar duraksamasız belirlenmeli bütün aramalara rağmen mirasçı bulunamaz ise TMK'nun 501. maddesi gereğince son mirasçı sıfatıyla terekenin devlete kalacağı düşünülmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın, eksik araştırma, soruşturma ve yersiz gerekçeler ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.