12. Hukuk Dairesi 2012/15365 E. , 2012/33220 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 13/03/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Çeke dayalı kam…
**12. Hukuk Dairesi 2012/15365 E. , 2012/33220 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 13/03/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus takip de borçlu vekili; icra dosyasında müvekkili ile ilgili olarak 6 aydan fazla işlem yapılamdığını, dosyada yapılan işlemler itibariyle TTK.nun 726. md. Öngörülen 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğunu ve çekin zamanaşımına uğradığını belirterek, İİK.’nun 33.-71 maddeleri uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, TTK'nun 726. maddesinde belirtilen zamanaşımı süresinin 3 yıla çıkarıldığı ve henüz bu sürenin de dolmadığından bahisle istem reddedilmiştir. 03.02.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe giren 6273 Sayılı kanunun 7. maddesiyle değişik 6762 Sayılı TTK'nun 726. maddesine göre; “Hamilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Çek borçlularından birinin diğerine karşı haiz olduğu müracaat hakları bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı dermeyan edildiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar.” İlke olarak, herhangi bir kanun veya düzenleyici kural, hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememeleri, yani, geçmişe etkili olmamalarıdır. Yasaları uygulama durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere, onları geriye yürür sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanun koyucu bu kaidenin aksine düzenleme yapabilir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun; 09.03.1988 tarih ve 1987/2-860 E., 1988/232 K.; 13.10.2004 gün ve 2004/10-528 E., 2004/533 K.; 06.04.2005 tarih ve 2005/10-183 E., 2005/241 K. sayılı kararları da aynı yöndedir.