T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/350 - 2026/563 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2026/350 KARAR NO : 2026/563 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 26.11.2025 ESAS-KARAR NUMARASI : 2024/902 E.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/350 - 2026/563 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2026/350 KARAR NO : 2026/563 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 26.11.2025 ESAS-KARAR NUMARASI : 2024/902 E., 2025/897 K. DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 11.03.2026 YAZIM TARİHİ : 11.03.2026 Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Asıl davada davacı vekili özetle: Müvekkili ile davalı arasında Elektronik Cihaz Sigortası sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ve eki teknik şartnamenin 9. maddesinde "Eskime tenzili uygulanmayacak olup, sigorta bedelini geçmeyecek kısmi hasarlarda sigortacı onarımı müteakip fatura bedelini eksiksiz öder." hükmünün yer aldığını, müvekkiline bağlı Uşak Havalimanı'nda bulunan ... Patlayıcı İz Dedektörü'nde meydana gelen arızanın davalıya ihbar edildiğini, ancak davalının, hasarın "belirli sürede değiştirilmesi ve yenilenmesi mutad olan malzemelerde kullanılma neticesinde meydana gelecek ziya ve hasarlar" kapsamında kaldığı gerekçesiyle teminat dışı olduğunu belirterek 20461 numaralı hasar dosyası kapsamındaki KDV dahil 15.673,80 TL'lik tazminat talebini reddettiğini, oysa hasarın poliçe teminatı kapsamında olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.673,80 TL alacağın hasar ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili özetle: Taraflar arasındaki aynı sigorta sözleşmesi kapsamında müvekkili tarafından işletilen muhtelif havalimanlarındaki cihaz arızaları nedeniyle davalıya 8 adet hasar bildiriminde bulunulduğunu, davalının 19658, 20098, 20539, 20702, 20244, 20043, 19316 ve 20430 numaralı hasar dosyalarında eksik sigorta bulunduğunu iddia ederek müvekkilinin toplam alacağından 137.361,79 TL'lik bir kesinti yaptığını ve eksik ödemede bulunduğunu, oysa TTK 1462. maddenin taraflara eksik sigorta hükümlerinin uygulanmayacağını kararlaştırma imkanı verdiğini, sözleşmeye ekli teknik şartnamenin 9. maddesindeki "sigorta bedelini geçmeyecek kısmi hasarlarda sigortacı onarımı müteakip fatura bedelini eksiksiz öder" hükmünün, davalının eksik sigorta iddiasında bulunamayacağını açıkça düzenlediğini, bu nedenle yapılan kesintinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 137.361,79 TL alacağın her bir hasar için sigorta şirketine başvuru tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili özetle: TTK 1462. maddesi uyarınca eksik sigorta halinde sigortacının, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre (proporsiyon) tazminat ödeme hakkı ve yükümlülüğü bulunduğunu, taraflar arasındaki teknik şartnamede eksik sigortanın uygulanmayacağına dair aksine açık bir sözleşme hükmü bulunmadığını, davacı tarafın 2025 yılı poliçesi şartnamesine eksik sigortanın uygulanmayacağına dair bir kayıt eklemesinin, 2024 yılı poliçesinde böyle bir hükmün bulunmadığını kabul ettiği anlamına geldiğini, bu nedenle birleşen davaya konu 8 adet hasar dosyasında yapılan eksik sigorta kesintilerinin hukuka uygun olduğunu, asıl davaya konu 20461 numaralı hasar dosyasında ise hasarlanan parçanın Elektronik Cihaz Sigortası Genel Şartları'nın 3/j maddesi gereği "belirli sürelerde değiştirilmesi ve yenilenmesi mutad olan malzemelerde" meydana gelen bir hasar olması nedeniyle teminat dışında kaldığını ve ödeme yapılmamasının yerinde olduğunu, ayrıca tüm hasarların genel olarak voltaj dalgalanması gibi elektriksel nedenlerden kaynaklandığını, sigortalının TTK 1448. maddesi uyarınca zararı önleyici tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu durumun kusur indirimi sebebi olması gerektiğini savunarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki 21/12/2023 tarihli "2024 Yılı Elektronik Cihaz Sigortası Hizmeti Alımına Ait Sözleşme" ve eki teknik şartname, ilgili elektronik cihaz sigorta poliçesi, asıl ve birleşen davalara konu hasar dosyaları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 09/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 2024/902 esas sayılı asıl dava yönünden yapılan incelemede; davaya konu 20461 numaralı hasar dosyasının, Uşak Havalimanı'nda bulunan patlayıcı iz dedektörünün "Desorber Ünitesi"ndeki arızaya ilişkin olduğu, bilirkişi kurulu raporunda yapılan teknik değerlendirmede, bu parçanın cihazın performansını ve uyumluluğunu artırmak için sunulan bir modernizasyon kiti (retrofit kit) olduğu, kullanım ömrüne bağlı olarak periyodik bakımının ve değişiminin teknik bir zorunluluk arz ettiği, dosya kapsamında periyodik bakım yapıldığına veya parçanın yeni olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu itibarla arızanın kullanım ve bakım eksikliğinden kaynaklandığının tespit edildiği, bu durumun Elektronik Cihaz Sigortası Genel Şartları'nın "Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı 3. maddesinin (j) bendinde düzenlenen "belirli sürede değiştirilmesi ve yenilenmesi mutad olan malzemelerde kullanılma neticesinde meydana gelecek ziya ve hasarlar" istisnası kapsamında kaldığı, davacı vekilinin itiraz dilekçesinde bu parçanın bakım planında yer almadığını ve sarf malzeme olmadığını belirtmiş ise de, bilirkişi kurulunun teknik tespitinin aksini ispatlar nitelikte somut bir delil sunulamadığı, bu nedenle hasarın poliçe teminatı dışında kaldığı anlaşıldığından asıl davanın reddine, Birleşen 2024/903 esas sayılı dava yönünden yapılan incelemede; davalının, sekiz adet hasar dosyasında TTK'nın 1462. maddesi uyarınca eksik sigorta indirimi uyguladığı, ancak anılan kanun hükmünün tarafların aksini kararlaştırabileceği emredici olmayan bir düzenleme olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan ve poliçeye de derç edilen teknik şartnamenin 9. maddesinde "Eskime tenzili uygulanmayacak olup, sigorta bedelini geçmeyecek kısmi hasarlarda sigortacı onarımı müteakip fatura bedelini eksiksiz öder." şeklinde açık bir hüküm bulunduğu, bu özel hükmün, tarafların kısmi hasarlarda eksik sigorta veya benzeri bir oransal indirim uygulamayacaklarını, fatura bedelinin tam olarak ödeneceğini kararlaştırdıkları anlamına geldiği, bu suretle TTK'nın 1462. maddesindeki genel kuralın aksinin kararlaştırılmış olduğu, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda da bu hukuki durumun isabetli bir şekilde tespit edildiği, davalının bu özel şart karşısında eksik sigorta indirimi yapmasının sözleşmeye aykırı olduğu, bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere davacının bu dosyalardan kaynaklanan bakiye alacağının 137.361,79 TL olduğu anlaşıldığından birleşen davanın kabulüne..." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkilinin sorumluluğunun sigorta poliçesi ile genel ve özel şartlar uyarınca belirlenmesi gerektiği, dava konusu 2023-2024 dönemi poliçe ve teknik şartnamelerinde eksik sigortanın uygulanmayacağına dair açık bir sözleşme hükmü yer almadığı, bu nedenle proporsiyon uygulanmaksızın zararın tamamından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu, eksik sigorta incelemesinin poliçedeki toplam teminat bedeli üzerinden değil her bir sigortalı unsur yönünden ayrı ayrı ve hasar tarihinden bir gün önceki gerçek değer esas alınarak yapılması gerektiği, teknik şartname ve poliçede yer alan “eskime tenzili uygulanmayacağı” yönündeki düzenlemelerin eksik sigortayı bertaraf eden açık bir anlaşma sayılamayacağı, eskime tenzili ile eksik sigortanın birbirinden farklı kavramlar olduğu, 2025-2026 dönemi poliçelerinde eksik sigortaya ilişkin ayrıca düzenleme yapılmış olmasının da önceki poliçelerde böyle bir istisnanın bulunmadığını gösterdiği, mahkemece sunulan uzman görüşü ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden, gerektiğinde yeni ve uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınmadan ve bağlantılı dosyalardaki tespitler dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, ayrıca aksi kanaatte olunması hâlinde daha önce yapılan ödemelerin denkleştirme ilkesi gereği avans faiz oranında güncellenerek mahsup edilmesi gerektiği, hasarların elektriksel nedenlerle meydana geldiğinin ileri sürüldüğü, aynı yerde aynı nedenle birden fazla cihazın zarar görmesinin kusur incelemesini zorunlu kıldığı, sigortalının koruyucu cihaz ve alarm sistemi kullanma, zararı önleme ve azaltma yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin zarardan sorumlu tutulamayacağı, aksi kanaatte ise bu hususun en azından tazminattan indirim sebebi sayılması gerektiği, faiz başlangıcının dava tarihi olması ve davacı tarafın KİT niteliği nedeniyle yalnızca yasal faize hükmedilebilmesi gerektiği, arabuluculuk ücretinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı, ayrıca müvekkilinin TMSF’ye devredilmiş olması sebebiyle istinaf talebinin harçsız kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, elektronik cihaz sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) 4758 sayılı Kanun 19/6. madde uyarınca davalı harçtan muaf olduğundan, davalı taraftan peşin alınan istinaf karar harcının iadesine, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1.a gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 11.03.2026 Başkan Üye Üye Katip