11. Hukuk Dairesi 2012/8013 E. , 2012/10900 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/10/2010 tarih ve 2007/111-2010/582 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... ile davalı kooperatif ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindek
**11. Hukuk Dairesi 2012/8013 E. , 2012/10900 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/10/2010 tarih ve 2007/111-2010/582 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... ile davalı kooperatif ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı kooperatife ait otobüste yolcu olarak bulunmakta iken, diğer davalı şirkete ait otobüsün devrilmesi ve içinde bulunduğu araç şoförünün direksiyonu sola kırması neticesinde yoldaki işaret demirine çarptıklarını, otobüsün ön camının patladığını ve camdan fırlayarak yaralandığını, maddi zarara uğradığını, ayrıca olayın sorumlulularının ilgisiz tavırları nedeniyle manevi zararının da bulunduğunu ileri sürerek, tüm maddi zararına rağmen 20 TL otobüs bileti ile 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin olay tarihinde kazaya karışan otobüsün maliki olmadığını savunmuştur. Davalı kooperatif vekili, otobüs şoförü ...'un, yola devrilen otobüse çarpmamak için diğer tarafın da uçurum olması nedeniyle direksiyonu sola kırdığını, soğukkanlı davranarak faciayı önlediğini, kazanın çok hafif atlatılmasını sağladığını, mücbir sebep sonucu meydana gelen kaza nedeniyle müvekkilinin tazminatla sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., kazada kusurunun bulunmadığını belirtmiştir. Birleşen davada davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, otobüste yolcu olarak bulunan davacının, meydana gelen kaza neticesinde yaralandığı, ceza yargılamasında sürücünün ağır kusurlu kabul edilerek cezalandırılması cihetine gidildiği, davacının maddi ve manevi yönden zarara uğramasına sebep olan sürücü Vahit ile işleten sıfatıyla davalı kooperatif ve araç maliki şirketin sorumlu oldukları, diğer davalı ...'ın ise araç maliki olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 20 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı ... ile davalı kooperatif ve davalı şirket vekili temyiz etmiştir. 1-Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının yaralanmasına sebep olan kazadan sürücü, araç maliki ve işleten sıfatıyla sorumlu tutulan tüm davalılar kazanın mücbir sebep sonucu meydana geldiğini, sürücünün önlerinde gitmekte iken devrilen başka bir otobüsten yola savrulan yolculara çarpmamak için direksiyonu kırdığını ve kazanın bu nedenle meydana geldiğini iddia etmiş olması karşısında olayda davalıların kusurlu olup olmadığı önem kazanmaktadır. Mahkemece ceza yargılaması sonucu verilen ve kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamayan karardaki, sanık sürücünün asli kusurlu olduğu konusundaki kabulü esas alınarak karar verilmiştir. Ancak, davalı taraf savunmaları doğrultusunda bir inceleme yapılmış ve birleşen dava kapsamında bildirilen esasa etki edecek nitelikteki deliller toplanmış değildir. Bu durumda, öncelikle hükme esas alınan ceza yargılamasına ilişkin dosya dosyanın getirtilmesi, birleşen davada dayanılan tanıkların dinlenmesi, önde devrilen aracın kaza tutanağı getirtilerek kazanın meydana gelmesinde davalıların kusurlu bulunup bulunmadıkları saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Kabule göre de; BK'nun 47 nci maddesi hükmüne göre, hakim özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı altında hak sahiplerine verilebilecek tazminatı adalete uygun olarak belirlemelidir. Bu tazminat, zarara uğrayanlarda bir huzur duygusu oluşturmalıdır. Tazminatın sınırı, onun amacına uygun olarak belirlenmelidir. Diğer bir deyişle, takdir edilecek tazminat miktarı mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Ancak, dosyada davacıya ait doktor raporu bulunmadığından kaza nedeniyle ne kadar iş ve güçten kaldığı ve hükmedilen manevi tazminatın bu ilkelere uygun olarak takdir edilip edilmediği anlaşılamamıştır. Bu itibarla, davacının tedavisine ilişkin evraklar toplanıp, gerekirse raporu da aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.