11. Hukuk Dairesi 2022/6450 E. , 2024/3384 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1678 Esas, 2022/814 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/103 E., 2020/299 K. Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İl
**11. Hukuk Dairesi 2022/6450 E. , 2024/3384 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1678 Esas, 2022/814 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/103 E., 2020/299 K. Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin bu faaliyetini kendi adına tescilli bulunan 2009/41754 ve 2009/41756 sayılı “1991 Mangal+Şekil” ve “şekil” ibareli ve biçimli markaları ile sürdürdüğünü, davalının da ...Mah. No.35-5, 6, 7 ve .... Cad. No.62/A adresinde faaliyet gösterdiği iş yerinde, müvekkili markası ile halk tarafından karıştırılma ve ilişkili olduğu izlenimi yaratacak şekilde benzer olarak afiş, tabela ve reklamlarında, internet sitesinde ve bazı yemek sitelerinde kullandığının Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2011/22 D. İş dosyasında alınan bilirkişi raporu tespit edildiğini, davalının bu tespit raporunun sunulmasından 1 gün sonra müvekkili markalarının hükümsüzlüğü istemiyle Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2011/175 E. sayı ve Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2011/94 E. sayısı ile dava açtığını, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2011/94 E. sayılı dosyasında açılan davanın reddedildiğini, diğerinin ise takipsizlik nedeni ile açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu durumun davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalının müvekkili markasına vaki tecavüzü durdurmak amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2010/54731 sayı ile tescilli “...” markasını kullanmaya başladığını, davalı eyleminin buraya kadar hukuka uygun görünse bile, www.masabası.com.tr internet sitesindeki kullanımı ile müvekkilinin marka hakkına tecavüze devam ettiğini, bu durumun aynı zamanda haksız rekabet de oluşturduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin men'ine sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 11.681,49 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ticaret unvanının görülen lüzum üzerine 11.01.2012 tarihinde “... Kebapçısı Gıda Ltd. Şti.” olarak değiştirdiğini, müvekkili şirket ortaklarından...ve ... ’ün 1991 yılından bu yana ortak olarak yiyecek ve içecek hizmetleri veren işletmeler işlettiklerini, 2003 yılında Ankara .... Mah. .... Cad. No.20/E adresinde “MANGAL KEBAP İSKENDER” işletme unvanı ile ticari faaliyette bulunmaya başladıklarını, 15.05.2007 tarihinde 2007/26431 sayı ile bu markanın tescili için TÜRKPATENT'e başvuruda bulunduklarını, bu taleplerinin vasıf bildirdiği gerekçesi ile nihai olarak reddedildiğini, müvekkili şirket ortaklarından...ve ... 'ün 2007 yılının Eylül-Ekim aylarında .... Sok. No.78/A .ya adresinde bulunan mecuru kiralayarak 05.11.2007 tarihinde davacı şirketi kurduklarını, ... caddesinde bulunan işletmeyi şube olarak tescil ettirdiklerini, Mangal 1991 Ltd. Şti olarak Ankara’da iki ayrı yerde MANGAL işletme adı ile faaliyette bulunmaya başladıklarını, 29.02.2008 tarihinde şirket ortaklarından ...'’ın hissesinin ½'sini ...’a devrettiğini, yönetim anlayışındaki farklılıklar nedeni ile 18.09.2008 tarihinde ...Toprak’ın diğer hissesini de ...’a devr ettiğini, diğer ortak ... ....’ün de hissesinin 1/3 ünü ...'a diğer hisselerini de ...’ye devir ederek şirketi ilk kuran ortakların davacı şirket ortaklığından tamamen ayrıldığını, .... sokakta davacı şirketin, ....’de de...ile ...’ün ticari faaliyete devam edecekleri konusunda anlaştıklarını, müvekkili şirket kurucuları ...ve ...’in davacı şirkete geçmişte işletmeleri için tasarladıkları ve piyasaya ilk kez kendileri tarafından sürülen işletme unvanı ve logosunun kullanılmasına muvafakat ettiklerini, 14.10.2008 tarihinde ...ve ... 2003 yılından beri kullandıkları “MANGAL” ibaresini içeren ... Ltd. Şti.’yi kurduklarını, .... Cad. 20/A adresindeki işletmelerinde MANGAL ibaresi ile birlikte 2003 yılında tasarladıkları ve bu tarihten beri fasılasız kullandıkları “Baklava dilimi içerisinde özgün alev şekli” bulunan logolarını da kullanmaya başladıklarını, müvekkillerinin 10.03.2010 tarihinde .... Cad. 6A adresinde bir şube açtığını, bu şubede de MANGAL tanıtım işareti ile logosunu kullanmaya devam ettiğini, 23.05.2011 tarihinde Ziyabey Mahallesindeki işletmesini caddenin karşısındaki 35/5, 6, 7 numaralı adrese taşıdıklarını, bu arada davacının da müvekkilince 2003 yılında tasarladıkları baklava dilimi içerisindeki alev figürlü logoyu ve bu logoya eklenmiş “MANGAL 1991” ibareli markaların tescili için TÜRKPATENT’e başvuruda bulundukları, müvekkilinin itirazlarına rağmen önceden kendileri için tescil edilmeyen markaların her nasılsa tesciline karar verildiğini, müvekkilin bu davaya dayanak yapılan işbu markaların hükümsüzlüğü için açılan davalardan tescil henüz gerçekleşmediği için sonuç alamadıklarını, müvekkili şirketin özellikle Balgat semtinde bir çok “MANGAL” ibareli işletmenin faaliyete geçmesi üzerine, şirket ortakları tarafından nizasız ve fasılasız olarak kullandıkları logoyu da koruyarak işletmesinde “...” işletme adını kullanmaya başladığını, müvekkilinin bu markayı 2010/54713 sayı ile tescil ettirdiğini, ticaret unvanın da 13.01.2012 tarihinden itibaren “...” olarak değiştirdiğini, davaya dayanak yapılan markaların ilk kez müvekkili şirketin kurucuları tarafından tasarlandığını ve kullanılmaya başlandığını, gerçek hak sahiplerinin müvekkili şirket kurucularının olduğunu, müvekkili şirket kurucularının davalı adına her nasılsa tescil olunan markaların hükümsüzlüğü için Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/120 E. no.lu dosyası ile ile gerçek hak sahipliği ve vasıf bildirme gerekçeleriyle hükümsüzlük davası ikame ettiklerini, davacı şirketin müvekkili kullanımından haberdar olmasına rağmen 4 yıl sesiz kalarak hak kaybına uğradığını, hisse devri sırasında şirketin tüm aktif ve pasifleri ile devir edilmediğini, sadece hisse devri yapıldığını, devir sırasında tescilli her hangi bir marka olmadığı için bunların aktif ve pasifte yer almasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2011/22 D. İş dosyasındaki 05.06.2011 tarihli tespit raporu tespit edilen kullanımlarının davacının 2009/41754 ve 2009/41756 sayılı markaları iltibas oluşturduğu, ancak davacı tarafın davalı kullanımından 2008 yılından itibaren haberdar olduğu, davacının davalı kullanımından haberdar olduktan 4 yıl sonra dava açtığı, 4 yıllık sürenin somut olay açısından uzun bir süre olduğu, zira taraflar arasında önceden beri var olan ticari ilişkiler nedeniyle, davacının, davalının eylemlerinden müspet vukuf sahibi bulunduğu, kaldı ki dava konusu işaretin ilk defa işbu davanın davalısı Şirketin sahipleri...ve ...tarafından kullanıldığı ve bu kişilerin iş bu işaret üzerinde 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası anlamında hak elde ettiğinin sabit olduğu, diğer taraftan davacının daha önce 05.11.2008 tarihinde Ankara.... Noterliğinin 28280 Y. no.lu “İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi” ile devir ettiği bir işletmenin de kullandığı bir işareti daha sonra kendi adına tescil ettirerek, devrettiği işletme sahiplerine karşı kullandığı, bu nedenlerle davacının hakkını kötüye kullandığı ve sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının dava konusu kullanımlarının müvekkilinin tescilli tanınmış marklarına tecavüz teşkil ettiğini, davalının kullanımları ile müvekkiline ait işletmenin şubesi olduğu izlenimi verildiğini, bu durumun haksız rekabete yol açtığı, aynı zamanda davalı tarafın kötü niyetini ortaya koyduğunu, müvekkilinin kurulduğu tarihten beri nizasız fasılasız kullandığı işareti marka olarak tescil ettirmesinin kötü niyet teşkil etmeyeceği gibi davalı tarafın dava konusu markalarında gerçek hak sahibi olmadığını, zira davalı tarafın tespit edilen ilk kullanımının müvekkili şirketin kurulduğu tarihten sonrasına ilişkin bulunduğunu, aksinin kabulünde dahi davalı şirket ortaklarının davacı şirketteki paylarını devrederek ortaklıktan ayırldığını, bu tarihten sonrada markanın davacı şirket tarafından kullanıldığını, akabinde de benzeri kullanılan markalardan ayrı olarak müvekkilinin dava konusu markaları tescil ettirdiğini, yine davalı şirket ortaklarının öncelik hakkı bulunduğunun kabulünde dahi bu kişilerin kullandıkları logoyu davacı şirket bünyesine kattıklarını ve haricen kullanmadıklarını, dava konusu ibareleri markalaştıran marka değeri yaratanın müvekkili şirket olduğunu, davalı şirket ortaklarının işareti tek başına kullandıkları dönemde yogun olarak kullanımlarının ve yüksek bir cirolarının bulunmadığını, davalı şirket ortaklarının müvekkili şirket ortaklığından ayrılmasından sonra markanın davalı tarafça kullanılmasına muvafakat edilmediğini, yanlar arasında böyle bir anlaşmanın bulunmadığını, davalı şirket ortaklarının davacı şirketi ve işletmesini şimdiki ortaklara devrettiğini, bu devir ile davalı şirket ortaklarının davacı şirket bünyesinde kullandıkları logoyu da devrettiğini, davalı tarafın davadaki savunmalarını müvekkiline ait marka başvurusuna itiraz aşamasında da ileri sürdüğünü ancak bu iddiaların TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 556 sayılı KHK'nın 9 uncu ve 61 inci maddeleri ile aynı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları. 3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) haksız rekabete ilişkin 54 üncü v.d maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.