İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 20/02/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/11/2025 tarih ve 2024/1081 E - 2025/925 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ilgili hükümleri gereğince kooperatif ile ko…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/208 KARAR NO: 2026/381 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/11/2025 ESAS NO: 2024/1081 KARAR NO: 2025/925 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kooperatif çıkma payı alacağından Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 20/02/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/11/2025 tarih ve 2024/1081 E - 2025/925 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ilgili hükümleri gereğince kooperatif ile kooperatif üyeleri arasındaki uyuşmazlıklar ticari uyuşmazlık olduğundan görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, bu hususa ilişkin Yargıtay 23. HD 16.05.2019 Tarih, 2019/6161 Esas ve 2019/2060 Karar sayılı kararının, Yargıtay 23. H.D. 17.06.2019 Tarih 2019/7350 Esas ve 2019/2740 Karar sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere; kooperatif ile üyesi arasındaki uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olacağını, davacının, davalı kooperatiften aidat alacağı nedeniyle davalı kooperatif aleyhine, 24.09.2024 tarihinde, Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasıyla yapılan örnek no 7 ilamsız takibe; davalı borçlu tarafından 22.10.2024 tarihinde icra dosyasına borca itiraz edilmiş olup işbu haksız ve kötüniyetli itiraz üzerine mezkur takip 22.10.2024 tarihli tensip tutanağıyla durdurulmuş olduğunu, akabinde taraflarınca, Kayseri Arabuluculuk Bürosu ... büro dosya ve ... arabuluculuk numaralı ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk sürecine başvurulmuş ve görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu, borçlunun, itiraz dilekçesinde borçlu olmadığını beyan etse de, ilerleyen aşamada dosyaya sunulacak olan ödeme dekontlarından da anlaşılacağı üzere davacı alacaklı; ön ödemeli şekilde konut sahibi olabilmek için davalı kooperatife üye olmuş ve gerekli ödemeleri yerine getirmiş olduğunu, davacının söz konusu ödemeleri yapmasına karşın davalı tarafça herhangi bir işlem tahsis edilmemiş olup davacıya herhangi bir konut ya da ileri inşaat aşaması davalı tarafça gösterilememiş olduğunu, davalı tarafın davacının ödemiş olduğu bedelleri haksız şekilde tasarruf etmiş olduğunu, bu nedenle davacının, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu gereğince üyelikten usule uygun bir şekilde çıkmış ve aidat bedellerinin iadesi için davalı kooperatife Kayseri 17. Noterliği,... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle ihtar çekmiş olduğunu, konusu ihtara rağmen davalı borçlu herhangi bir ödeme yapmamış olup bu sebeple davacı tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış ve yukarıda izah edilen sürecin yaşanmış olduğunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 10. maddesine göre, her ortağın kooperatiften çıkma hakkı bulunmakta olduğunu, Kanun'un 12. maddesine göre çıkma hakkı, bildirme yani çıkmanın kooperatife ihbar edilmesi suretiyle kullanıldığını, ortağın çıkma iradesini açıklaması ile çıkma gerçekleşmekte, ayrıca kooperatifin bunu kabul etmesine veya onaylamasına ihtiyaç bulunmamakta olduğunu, yine kanunun 55. maddesinde, kanun ve ana sözleşme hükümlerine göre kooperatifin faaliyetlerini yöneten ve onu temsil eden icra organı yönetim kurulu olarak kabul edildiğinden, çıkma bildiriminin de yönetim kuruluna yapılması gerekmekte olduğunu, bildirim, sadece ortağın çıkma iradesinden kooperatifin haberdar olması, çıkma iradesinin ve çıkma tarihinin kooperatif tarafından öğrenildiğinin ispat edilmesi açısından önem taşımakta olduğunu, Yargıtay 11. HD. 13.12.1974 tarih ve E. 2697, K. 3620 sayılı kararının, Yargıtay 11. HD. 16.09.1993 tarih ve E. 3491, K. 5528 sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesine göre ise çıkma; çıkma bildiriminin noter vasıtasıyla kooperatife tebliğ edildiği tarih itibariyle gerçekleşeceğini, Kayseri 17. Noterliği, ...tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davacının, davalı borçlu kooperatife ortaklıktan çıkma ve ödenmiş olan aidatların iadesine ilişkin ihtarname göndermiş ve mezkur ihtarname 08.02.2024 tarihinde davalı kooperatifin UETS hesabına e-tebliğ edilmiş olduğunu, davalı kooperatif tarafından ödeme yapılmaması ve başlatılan icra takibine itiraz edilmesi nedeniyle işbu davayı açma zarureti hasıl olmuş olduğunu, izah edilen sebeplerle takibe karşı yapılan borca itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, bu sebeplerle söz konusu takibin devamına ve haksız itiraz nedeniyle davalı borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin bilcümle hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, Davanın kabulüyle Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, takibin, takipte kesinleşen miktar (asıl alacak 150.000,00TL ve işlemiş faiz 1.183,56TL) olmak üzere toplamda 151.183,56 TL üzerinden faiziyle birlikte devamına, Davalı itirazında haksız ve kötüniyetli olduğundan, alacağın %20 (yüzdeyirmi)'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile taraflarına ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... kooperatifin halen üyesi olup, üyelikten kaynaklanan borç ve sorumluluklarının halen devam etmekte olduğunu, ... tarafından kooperatiflerine ulaştırılmış herhangi bir istifa dilekçesi bulunmamakta olduğunu, davacı tarafından da kabul edilen kooperatif ana sözleşmesinin "ortaklıktan çıkma " başlıklı 13. Maddesinde " her ortak hesap senesi sonundan en az 1 ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmak suretiyle ortaklıktan çıkabilir. Yönetim kurulu bu hükme uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, yazılı başvurunun kooperatif kayıtlarına girişinden itibaren 1 ay içinde kabulden kaçınırsa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile yönetim kuruluna bildirir. Bildirim tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir. " hükmü bulunduğunu, işbu hükümle sabit olduğu üzere, kooperatif üyeliğinden çıkma talebinin yönetim kurulunca işleme alınmasının ön şartı davacı tarafından "yazılı" olarak yönetim kuruluna başvuru yapılması olduğunu, davacı tarafından bu şekilde kooperatif yönetim kuruluna yapılmış bir başvuru bulunmayıp, bunun sonucu olarak kooperatif yönetimi tarafından istifayı kabulden kaçınılması da söz konusu olmadığını, bu halde davacı tarafından kooperatife yazılı başvuru yapılmaksızın noter ihtarı göndermek suretiyle yapılan istifa usulsüz olup, davacının üyeliği halen devam etmekte olduğunu, nitekim davacı 11.07.2024 tarihinde yapılan kooperatif genel kurulunun hazirun cetvelinde yer almış, kendisine genel kurul ilanı yapılmış, buna karşın davacı tarafından kooperatif üyesi olmadığına ilişkin olarak bir itiraz yapılmamış olduğunu, bu halde halen kooperatifimizin üyesi olan davacının, ödediği üyelik aidatlarının iadesini talep etmesi usul ve yasaya aykırı olup, davacının davasının reddi gerekmekte olduğunu, yukarıda ifade etmiş oldukları üzere, davacı halen davalı kooperatif üyesi olmakla birlikte, bir an için üyelikten çıktığının kabulü halinde dahi davalı kooperatiften olan alacağı muaccel hale gelmemiş olduğunu, şöyle ki; kooperatif ana sözleşmesinin "ortaklığı sonra erenlerle hesaplaşma " başlıklı 15. Maddesinde " devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakları, ortaklığın sona erdiği yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilançonun genel kurulda görüşüldüğü tarihten itibaren bir ay içinde geri verilir. ...Ayrılan ortaklar kooperatifin yedek akçeleri üzerinde bir hak iddia edemezler." ifadesi yer almakta olduğunu, davacı tarafından iddia edilen istifa tarihinin ... olduğunu, davalının istifa sonrası geri ödemeleri 2024 yılı bilançosuna göre hesaplanacak olup, davalı kooperatif tarafından 2024 yılının bilançosu henüz genel kurulda görüşülmemiş olduğunu, bu halde davacının kooperatiften bir alacağı varsa dahi işbu alacağın muaccel hale gelmediğinin kabulü gerekmekte olduğunu, bununla birlikte 2025 yılında yapılacak olan genel kurulda görüşülecek bilanço uyarınca davalı kooperatifin davacının iade ödeme talebini geciktirme hakkı da bulunmakta olduğunu, şöyle ki; 1163 tarihli Kooperatifler Kanunu'nun "kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortaklarla hesaplaşma süresi ve yükümlülük" başlıklı " 17. Maddesinin dikkate alınması gerektiğini, anılan kanun hükümde de yer aldığı üzere, davalı kooperatifin davacıya ödeme yapmadan önce, işbu ödemenin yapılmasının kooperatifin mevcudiyetini düşürecek nitelikte olup olmadığı hususunda inceleme yapması gerekmekte olup, bu halde erteleme hakkını kullanması gerektiği, dolayısıyla davacının da talep hakkı bulunmayacağı aşikar olduğunu, davacının kooperatif üyeliğinden çıktığı ve alacağının muaccel olduğu kabul edilse dahi, davacının takibe koyduğu alacak miktarı gerçeği yansıtmamakta olduğunu, zira aidatlar iade edilirken, o tarihe kadar istifa eden üyenin borcu varsa onlar ve ayrıca kooperatifin yaptığı giderler toplamından üyenin payına düşen miktar indirildikten sonra kalan kısım ödenecek olduğunu, Bilirkişi marifetiyle bu hususta hesaplama yapıldığı takdirde davacının takip talebinde ifade edilen miktarda alacağı olmadığı ortaya çıkacağını, tüm bu izah olunan nedenlerle mahkemence davacı tarafından ikame edilen davanın erken açılan bir dava olduğu dikkate alınarak reddine, davalı kooperatif lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise, davacı alacağının hesaplanmasının teknik uzmanlık gerektirdiği dikkate alınarak davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, davacının davasının reddine, davalı lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça davalıdan takibe konu cari hesap alacağı olduğu belirtilerek Mahkememizde itirazın iptali davası açılmış ise de, delillerin toplanmasından sonra davacının çıkma payı alacak iddiasının yerinde olup olmadığı hususunda bilirkişi heyetinden 10/09/2025 tarihli rapor alınmış olup, raporda da belirtildiği üzere, davacının ... yılında üyelikten ayrıldığı, alacağının 2024 yılı için 2025 yılında yapılan genel kurul tarihinden 1 ay sonra muaccel olacağı ve davacının derdest davayı ve takibi de 2024 yılında ikame ettiği için takip ve dava tarihi itibariyle alacağının muaccel olmadığı anlaşılmış ve böylece, Davanın REDDİNE, Davalı tarafça takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK mad. 67/2 gereğince reddine..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. Mahkemece yazılan işbu gerekçeli kararın Gereği Düşünüldü bölümündeki davanın ve cevabın özetlendiği/yazıldığı kısım yönünden sehven maddi yazım hatası sonucu başka bir dosyadan özetlendiğinin farkedilmesi üzerine mahkemece bu kısım yönünden 02/12/2025 tarihli tashih yapılmıştır. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; "...Davacı alacaklı müvekkil; ön ödemeli şekilde konut sahibi olabilmek için davalı kooperatife üye olmuş ve gerekli ödemeleri yerine getirmiştir. Müvekkilin söz konusu ödemeleri yapmasına karşın davalı tarafça herhangi bir işlem tesis edilmemiş olup müvekkile herhangi bir konut ya da ileri inşaat aşaması davalı tarafça gösterilmemiştir. Davalı taraf müvekkilin ödemiş olduğu bedelleri haksız şekilde tasarruf etmiştir. Bu nedenle müvekkil, 1162 sayılı Kooperatifler Kanunu gereğince üyelikten usule uygun bir şekilde çıkmış ve aidat bedellerinin iadesi için davalı kooperatife Kayseri 17. Noterliği, ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihbarnamesiyle ihtar çekmiştir. Söz konusu ihtara rağmen davalı borçlu herhangi bir ödeme yapmamış olup bu sebeple müvekkil tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatmış ve davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak bu takibe itiraz etmesi nedeniyle işbu dava açılmıştır. Yerel mahkemece hükme esas alınan 10.09.2025 tarihli bilirkişi raporunda "Kooperatif tip ana sözleşmenin 15. maddesinde devir dışında ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacaklarının o yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verileceği belirtilmektedir. Buna göre davacı 2024 yılında kooperatiften ayrıldığı için 2024 yılı faaliyetlerinin görüşüldüğü 2025 yılında yapılan genel kurul tarihinden bir ay sonra muaccel olacaktır. Ancak davacı 2024 yılında üyelikten ayrıldığı ve derdest davayı da 2024 yılında ikame ettiği için takip ve dava tarihi itibariyle davacı alacağının muaccel olmadığı anlaşılmaktadır." şeklinde hatalı bir tespit yapılmıştır. Mezkur bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunmuş olmamız ve ek rapor talep etmemize rağmen, yerel mahkemece itirazlarımız incelenmemiş, ek rapor alınmamıştır. Zira mezkur rapora itiraz dilekçemiz ekinde yer alan TTSG ilanlarında da görüldüğü üzere davalı kooperatif haksız ve kötüniyetlidir. Lakin buna rağmen yerel mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle hüküm tesis edilmiştir. Kooperatiften çıkan ortağın alacağının bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekir. Ayrıca 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 10. maddesine göre, her ortağın kooperatiften çıkma hakkı bulunmaktadır. Kanun’un 12. maddesine göre çıkma hakkı, bildirme yani çıkmanın kooperatife ihbar edilmesi suretiyle kullanılır. Ortağın çıkma iradesini açıklaması ile çıkma gerçekleşmekte, ayrıca kooperatifin bunu kabul etmesine veya onaylamasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Yine kanunun 55. maddesinde, kanun ve ana sözleşme hükümlerine göre kooperatifin faaliyetlerini yöneten ve onu temsil eden icra organı yönetim kurulu olarak kabul edildiğinden, çıkma bildiriminin de yönetim kuruluna yapılması gerekmektedir. Bildirim, sadece ortağın çıkma iradesinden kooperatifin haberdar olması, çıkma iradesinin ve çıkma tarihinin kooperatif tarafından öğrenildiğinin ispat edilmesi açısından önem taşımaktadır. Nitekim Yargıtay 11. HD. 13.12.1974 tarih ve E. 2697, K. 3620 sayılı kararında; ''...ortağın çıkma bildirimi yapmaksızın yatırdığı paranın iadesi ile üye olmadığının tespiti talebini, çıkma iradesinin açıklanması '' şeklinde yorumlamıştır. Yine Yargıtay 11. HD. 16.09.1993 tarih ve E. 3491, K. 5528 sayılı kararında; ''...kooperatiften çıkmanın, çıkma kararı ile olabileceği gibi buna yönelik eylem ve işlemlerin yapılmasıyla da gerçekleşebileceğini, sözgelimi, ortağın yatırdığı aidatları geri almasının kooperatiften çıkma anlamına geleceğini ...'' kabul etmiştir. Bu minvalde Yargıtay bir başka kararında Yargıtay 11. HD. 19.01.1993 tarih ve E. 5683, K. 200 kararında; ''... ortağın kooperatife yatırdığı aidatları ön koşulsuz olarak almasını, çıkma iradesinin gösterilmesi...'' şeklinde yorumlamıştır. Kooperatifler Kanunu’nun 13. maddesine göre ise çıkma; çıkma bildiriminin noter vasıtasıyla kooperatife tebliğ edildiği tarih itibariyle gerçekleşir. Kayseri 17. Noterliği, ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle müvekkil, davalı borçlu kooperatife ortaklıktan çıkma ve ödenmiş olan aidatların iadesine ilişkin ihtarname göndermiş ve mezkur ihtarname 08.02.2024 tarihinde davalı kooperaitifin UETS hesabına e-tebliğ edilmiştir. Kooperatifin bilanço hazırlamaması kendi kusurudur ve borcun muacceliyetini ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla davacı müvekkilimizin alacağı 08.03.2024 itibariyle muaccel hale gelmiştir. Dava konusu icra takibi ise 24.09.2024 tarihinde başlatılmıştır. Dosya içerisine 28.10.2025 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçemiz ekinde sunulan ... tarihli ... sayılı ... Sayfa ve ... Sayfa TTSG ilanlarında da kooperatifin kötüniyetli olduğu açıkça ortadadır. Zira ... Sayfada görüldüğü üzere davalı kooperatif, anasözleşmede intibak işlemleri yapmıştır. ... Sayfada görüldüğü üzere de; davalı kooperatif, davacı müvekkilin ihtarnamesinin kendilerine e-tebliğ edildiği tarihten yaklaşık 4 ay sonra ve dava konusu icra takibi başlatılmadan yaklaşık 3 ay önce yani 11.06.2024 tarihinde genel kurul yapmıştır. Lakin işbu genel kurulda davalı kooperatifçe kasten ve kötüniyetli olarak, davacı müvekkili zarara uğratmak amacıyla bilanço düzenlenmemiştir. Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, 2024 yılına ait genel kurul toplantı tutanağının bulunmaması nedeniyle alacağın muaccel olmadığı sonucuna varmıştır. Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu eksik incelemeler neticesinde tanzim edilmiştir. Zira kooperatifin ... tarihinde genel kurul yaptığı ortadadır. İşbu genel kurulda kötüniyetli olarak bilanço düzenlenmemesi de çıkan ortağın haklarını askıya almaz; bu eksiklik davalı kooperatifin yönetiminin sorumluluğundadır. Davalı kooperatif, ... tarihinde bilanço hazırlamamak suretiyle yükümlülüğünü kötüniyetli olarak ihlal etmiştir; bu durum davacı müvekkilimizin aleyhine yorumlanamaz. Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hususlara itiraz etmemiz ve gerekçelerimizi yerel mahkemeye sunmamıza rağmen, yerel mahkemece itirazlarımız değerlendirilmemiş, eksik ve hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir. Mezkur yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı müvekkilimizin kooperatife toplam 150.765,10 TL ödeme yaptığı açıkça tespit edilmiştir. Davalı kooperatifin, davacı müvekkilimize borcunun olduğu açıkça ortadadır. Buna rağmen; davalı kooperatifçe, Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takibinde, 22.10.2024 tarihinde borca itiraz edilmiştir. Davalı tarafın kötüniyetli bir şekilde borca itiraz ettiği de ortadadır. Söz konusu bedelin ise davalı kooperatifin kötüniyetli olarak bilanço hazırlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle başka bir ifade ile davalının kendi kusurundan kaynaklı olarak ve yerel mahkemece borcun muaccel olmadığının kabul edilerek, davalı kooperatifin ödemeden kaçınması hukuka aykırıdır. Bu nedenle yerel mahkemece verilen davanın reddine dair karar usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir. Yukarıdaki açıklamalar gereğince mezkur yerel mahkeme kararının ve ekindeki tashih şerhinin istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ediyoruz. Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile mahkemenizce re'sen nazara alınacak hususlar gereğince; istinaf incelemesi talebimizin kabulüyle, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1081 E. 2025/925 K. Sayılı 05.11.2025 Tarihli gerekçeli kararının ve işbu gerekçeli karar ekinde yer alan 02.12.2025 tarihli tashih şerhinin tümüyle ortadan kaldırılmasına, haklı davamızın tüm taleplerimizle birlikte kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini..." talep etmiştir. Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ve verilen karar açık kanun maddeleri ve Yargıtay içtihatları ile uyumlu olup, 2024 yılı genel kurulu yapılmadan ve 2024 yılı bilançosu görüşülmeden önce davacı tarafından başlatılan takip konusu alacak takip tarihi itibariyle muaccel değildir. Hal böyleyken davacının istinaf talebinin esastan reddi gerektiğini, davacının istinaf talebinin esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dava, çıkma payı alacağı nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibinde borca itirazın ilişkindir. Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında,davacı üyenin kooperatif üyeliğinden istifasına ve istifa tarihine (...) ,istifa eden davacı üyenin bizzat yerine yeni üye alındığının iddia ve ispat edilmemiş olmasına, davacının ... istifa yılına ilişkin olmak üzere kooperatif hesaplarının/bilançosunun görüşüldüğüne,karara bağlandığına ve kesinleştiğine dair kooperatifçe yapılmış genel kurul toplantısının henüz bulunmamasına (... İcra takip tarihinden önce) göre , takibe konu çıkma payı alacağının dava konusu icra takip tarihi itibariyle henüz muaccel olmaması nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/11/2025 tarih ve 2024/1081 E - 2025/925 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 19/02/2026