T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/999 KARAR NO: 2026/991 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/03/2026 ARA KARAR ESAS NO: 2026/193 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 07/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 07/05/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Yapılan inceleme sonunda derdest işbu davada davacı t…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/999 KARAR NO: 2026/991 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/03/2026 ARA KARAR ESAS NO: 2026/193 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 07/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 07/05/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Yapılan inceleme sonunda derdest işbu davada davacı taraf dava dilekçesiyle: "AÇIKLAMALAR:... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı çek müvekkilin bilgi ve rızası dışında, müvekkilin hakimiyet alanı dışında düzenlenmiş olup, çekte yer alan imza müvekkile ait değildir.Müvekkilimiz ... - ..., Keşideci ... tarafından düzenlenen ... A.Ş. ... Sit/... Şubesi'nin, ... çek numaralı, 25.11.2025 keşide tarihli ve 500.000,00 TL bedelli çeki elinde bulundurmakta iken kaybetmiştir. Müvekkil herhangi bir şekilde ilgili çekte imzası bulunmamaktadır. Bu nedenle, müvekkil şirket tarafından tanzim edilmemiş ve imzalanmamış bir çekten dolayı müvekkilin hukuken sorumlu tutulması mümkün değildir. Buna rağmen davalı tarafça, ... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı çeke dayanak yapılarak Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Bu sebeple, anılan icra takibi yönünden müvekkilin olmadığının tespiti amacıyla işbu menfi tespit davasını açma zorunluluğu doğmuştur. Çekdeki imzanın müvekkile ait olmaması nedeniyle sorumluluğu bulunmamaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nda kambiyo senetleri arasında düzenlenen çek bakımından sorumluluğun doğabilmesi için, çek üzerindeki ilk cironun lehtar tarafından yapılması ve cirodaki imzanın ise lehtardan sadır olması, başka bir ifadeyle cirantanın eli ürünü olması zorunludur. Dava konusu ... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı çekin arka yüzündeki ilk ciroda yer alan imza müvekkile ait değildir. Kaldı ki müvekkil ile cirantalar arasında herhangi bir hukuki ilişki, alacak verecek ilişkisi yahut ticari ilişki söz konusu değildir. Her iki tarafın defter kayıt ve belgeleri incelendiği takdirde bu husus Mahkemeniz nezdinde de aydınlanacaktır. Çek üzerindeki imza ile müvekkilin imzası arasında herhangi bir benzerlik bulunmamaktadır. Müvekkil şirket ile davalı taraf arasında borç ilişkisi bulunmamaktadır. Müvekkil şirketin imzasını taşımayan ve şirket yetkilisi tarafından tanzim edilmemiş bir çekten dolayı müvekkilin sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir. Emsal Yargıtay kararlarında çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespiti halinde çek bedelinden sorumlu tutulamayacağı ve ispat yükünün alacaklıya ait olduğu içtihat edilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2019/1103 E., 2019/3568 K. sayılı ilamında; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda hükme esas alınan rapora göre takip dayanağı çekteki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı, davacının çek bedeli ile sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının çek nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Mahkemece, tüm davalılar hakkında davanın kabulüne karar verildiği halde, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulması doğru olmayıp kararın bozulması gerekmekte ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sy. HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sy. HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının hüküm fıkrasının 3. Bendindeki “davalıdan” kelimesinin çıkartılarak yerine “davalılardan” kelimesinin eklenmek suretiyle hüküm fıkrasının düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'ya iadesine, 29/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi." Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2018/4089 E., 2020/894 K. sayılı kararında; "Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davalı dava konusu icra takibine konu çekteki ciro imzasının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olup olmadığı tespit edilemediğinden menfi tespit davalarında ispat yükümlülüğünün davalıya ait olması sebebiyle dava konusu çekten dolayı davacı şirketin herhangi bir hukuki sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir". Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/12-1677 E., 2015/1012 K. sayılı kararında da;imzaya itirazın mutlak defi niteliğinde olduğu, bu durumda ispat külfeti ve buna bağlı olarak bilirkişi ücreti ile gider avansının alacaklı tarafa ait olduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla, dava konusu çek yönünden müvekkilin sorumlu tutulabilmesi için, çekteki imzanın müvekkilin eli ürünü olduğunun davalı tarafça ispat edilmesi zorunludur. Çekteki imzanın müvekkile ait olmadığı hususu, grafoloji alanında uzman bilirkişilerce yapılacak mukayeseli inceleme ile tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulacaktır. Bu kapsamda, mukayeseye esas olmak üzere müvekkil şirket yetkilisine ait imza örneklerinin bulunduğu; ... A.Ş. ... A.Ş. ... A.Ş. Kayseri 10. Noterliği'nin ... Tarihli, ... Yevmiye Nolu İmza Sirküleri, ... A.Ş. ... İlçe Şeçim Kurulu ... İlçe Nüfus Müdürlüğü Kayseri ...Müdürlüğü ve ... Odası kayıtlarından celbi gerekmektedir. Andığımız bu yerlerdeki evrak asılları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde, dava konusu çeklerin üzerindeki imzaların müvekkile ait olmadığı ve müvekkilin anılan çeklerden dolayı herhangi bir borcunun bulunmadığı açıkça ortaya çıkacaktır. Somut uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da ne yazık ki arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamamıştır. Davalı taraf, müvekkil şirket tarafından tanzim edilmediği açık olan çekler üzerinden icra takibi başlatmak ve karşılıksız çek şikayeti yapmak suretiyle müvekkili dava açmaya zorlamış olup, bu nedenle İİK m.72/5 uyarınca %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile müvekkil aleyhinde başlatılan icra takip dosyası kapsamında müvekkilin malvarlıkları üzerine haciz konulmuş ve faaliyet alanında fiili haciz yapılmıştır. Mevcut halde müvekkilim kendisinin sorumlu olmadığı bir çek nedeniyle cebri icra tehditi altındadır. Bu nedenle müvekkilimin daha fazla mağdur olmaması adına söz konusu takibin tedbiren teminat karşılığı olarak durdurulmasına karar verilmesini talep etmekteyiz. HUKUKİ DELİLLER:Arabuluculuk Dosyası, Arabuluculuk Son Tutanak Aslı, Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... E. Sayılı dosyası, İmza incelemesi ve karşılaştırması, imza/yazı örnekleri, bilirkişi incelemesi, ... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı çeki, ... A.Ş. ... A.Ş. ... A.Ş. Kayseri 10. Noterliği'nin ... Tarihli, ... Yevmiye Nolu İmza Sirküleri, ... A.Ş. ... İlçe Şeçim Kurulu ... İlçe Nüfus Müdürlüğü Kayseri ... Müdürlüğü ve ... Odası kayıtları, Noterliklik Kayıtları, Kayseri 1. Noterliğinin ... Tarihli ... Yevmiye nolu İmza Sirküsü Aslının Celbi, tanık, Keşif, Yemin ve Her Türlü Yasal Delil. SONUÇ/İSTEM:Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve Sayın Mahkemenizce resen dikkate alınacak sair sebeplerle; Öncelikle Tensiple beraber; -Mahkemenizce hazırlanacak tensip zaptı ile imza sürküsünün aslının celbi ile dosyanın ivedi olarak bilirkişiye teslimi, -Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasının öncelikle ve mümkünse teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, dosya içeriğinin ve takibe konu çekin celbine, 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı çeki üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığının TESPİTİNE, 3-)Müvekkilin Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası kapsamında borçlu olmadığının TESPİTİNE, 4-)Anılan icra takibinin İPTALİNE, 5-)Davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, 6-)Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini,.." talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: Davacı tarafça istenen ihtiyati tedbir yönünden mahkemesince 02/03/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla : "..DEĞERLENDİRME-GEREKÇE: Talep, açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulması istemine ilişkindir. İİK'nun 72/2. maddesi hükmüne göre "İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir". İİK'nun 72/3. maddesi hükmüne göre "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir". Somut uyuşmazlık yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının takip sonrası menfi tespit davası açarak icra takibinin durdurulmasını talep ettiği görülmektedir.İİK'nun 72/3. maddesi hükmüne göre takipten sonra açılan menfi tespit davalarında icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. İzah edilen nedenle davacının tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin icra takibinin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin REDDİNE, 2-Kararın davacı tarafa tebliğine, tebligat giderinin davacının yatırdığı avanstan karşılanmasına, ..." karar verilmiştir. Davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde : "...AÇIKLAMALAR:Mahkemenizce 03/02/2026 tarihli ara karar ile, müvekkil tarafından açılan menfi tespit davasında talep edilen ihtiyati tedbir istemi İİK 72/3 maddesi gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; dava, icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davası olmakla birlikte, talebimizin özü icra takibinin mutlak surette durdurulması değil, müvekkilin telafisi güç ve imkânsız zararlarla karşı karşıya kalmasının önlenmesidir. Zira somut dosyada satış işlemleri için hazırlık yapılmaktadır. İİK 72/3 hükmü açıkça, takipten sonra açılan menfi tespit davalarında icra takibinin durdurulamayacağını düzenlemekte ise de, aynı hüküm devamında borçlunun gecikmeden doğacak zararları karşılamak ve alacağın %15’inden az olmamak üzere teminat göstermesi halinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini açıkça düzenlemiştir. Mahkemece verilen ret kararı, talebimizin tamamının takibin durdurulmasına yönelik olduğu varsayımına dayanmaktadır. Oysa ki kanun koyucu, takip sonrası açılan menfi tespit davalarında dahi borçlunun korunmasını teminen teminat karşılığında veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi imkânını açıkça tanımıştır. Takibin devam etmesi halinde haciz ve tahsil işlemleri nedeniyle müvekkil ciddi ticari ve ekonomik zarara uğrayacaktır. Alacağın tahsil edilip davalıya ödenmesi halinde, ileride davanın kabulü durumunda paranın iadesi fiilen imkânsız ya da son derece güç hale gelecektir. Bu haliyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiştir. Dosya kapsamındaki belgeler, müvekkilin borçlu olmadığı iddiasını kuvvetle muhtemel kılmaktadır. Mahkemece yapılması gereken; talebimizi tamamen reddetmek değil, İİK 72/3 gereğince uygun görülecek teminat miktarı belirlenerek icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesidir. Aksi durum, menfi tespit davasını fiilen etkisiz hale getirecek ve davanın konusuz kalmasına yol açabilecektir. Bu nedenlerle öncelikle ara karardan dönülmesini, şayet dönülmeyecek ise işbu dilekçemizin istinaf başvurusu olarak kabulünü talep ederiz. SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02/03/2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına, İİK 72/3 maddesi uyarınca uygun görülecek teminat (alacağın %15’i oranında) karşılığında Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, karar verilmesini ." ileri sürmüş ve talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden esastan inceleme yapılmıştır. İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararında yazılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Derdest davanın çeke dayalı başlatılmış icra takibinden dolayı ve takipten sonra açılmış menfi tespit davası olması , İİK 72. maddesine göre :"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir..." , HMK 390/3 maddesine göre "(3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.", şeklinde düzenlenmiş olması,davacı tarafın dava dilekçesinde istediği ihtiyati tedbir türünün açıkça belirtildiği ve istenen ihtiyati tedbirin de "Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasının öncelikle ve mümkünse teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına," şeklinde/türünde olması ve HMK 26. Maddesine göre de: "Hakim,tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez...." şeklinde hüküm altına alınmış olması nedeniyle davacı tarafça İİK 72/3 maddesine göre istenen takibin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan gerekli koşulları bulunmadığından reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle ve mahkemesince de ,istinaf edilen 02/03/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla davacı tarafın icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda bu yönden usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf istinaf dilekçesiyle İİK 72/3 maddesi uyarınca uygun görülecek teminat (alacağın %15’i oranında) karşılığında Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmişse de,bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre imza sahteliğine ilişkin iddiasının yaklaşık olarak ispatına yarar dosyada bir delil bulunmaması nedeniyle işbu mahiyetteki ihtiyati tedbir talebinin de yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bulunmadığından reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Tüm bu sebeplerle davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/999 Esas sayılı, 02/03/2026 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığı anlaşıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest davadaki yargılama sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine, 4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 07/05/2026